İÇ HABERLER
okuma süresi: 12 dak.

Denktaş: "Demirel, babam gibiydi"

Denktaş: "Demirel, babam gibiydi"

"Demirel… O benim babam gibiydi. Birkaç ay evvel de bana 'değiş' dedi. Ankara'yı sık ziyaret et" diye konuşan Serdar Denktaş, vefat eden Türkiye'nin 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le yakın ve uzak dönem çarpıcı hatırâtını Kıbrıs Postası'na anlattı…

Yayın Tarihi: 18/06/15 09:44
okuma süresi: 12 dak.
Denktaş: "Demirel, babam gibiydi"
A- A A+
  • "İlk anım ağabeyim Raif'in kendisini Yassı Ada'da ziyaret edişiydi… İlk siyasi, siyaseten temasım ise Özal'ın vefat ettiği gün Ankara'da gerçekleşti. DP'yi kurmuştuk. Anlatmaya gittik… Beni Kıbrıs'ta elimde sazla çizen gazete karikatürünü çıkardım ve muhakkak sizinle görüşmeliydim dedim. Bana dönemin KKTC Başbakanının yolsuzluk miktarını sordu… Şaşırdık"
  • "Babam rahatsızlandıktan sonra, istisnasız sekiz buçuk ay boyunca her gün telefonla arayarak durumunu kontrol etmiştir. Rahmetli Kıbrıs davasında da hiç yalpalamadı. Mutlaka bulunacak çözümde eşitliğe dayalı çözümden söz ederdi… Son KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'sen neden aday olmuyorsun?' deyince, daha erken 56 yaşındayım' dedim…"

  • "Son bizzat anım ise son birkaç ay önce Kıbrıs'a gelişinde yaşandı. Sen dedi, Ankara'yı ziyaret etmiyorsun. Bu hususta değiş. Kendini tanıt ve tanıyanlara da unutturma. Bu senin en büyük eksikliğin… Demirel'e Arabacıoğlu'nun istifası sonrası kabine değişimi hakkında da danışmıştım…"

Kıbrıs Postası - Vatan MEHMET

"Demirel… O benim babam gibiydi. Birkaç ay evvel de bana 'değiş' dedi. Ankara'yı sık ziyaret et. Kendini tanıt, tanıyanlara da unutturma, diye nasihat etti" diye konuşan Serdar Denktaş, vefat eden Türkiye'nin 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le yakın ve uzak dönem çarpıcı hatırâtını Kıbrıs Postası'na anlattı…

Süleyman Demirel'in cenaze törenine muhakkak katılacağını ifade eden Serdar Denktaş şöyle konuştu; "Demirel… Doğduğum günden beri ev içinde duyduğum bir isim… Kendisiyle ilk anım sanırım son yassı adaya gönderildiği dönemde merhum abim gidip ziyaret etmek istemiş ve babama 'gidebilir miyim?' diye sormuştu… 'Tabi ki… Çok iyi olur ve selamımı söyle' demişti babam.

Raif gitti ve ziyaret etti. Belki tip olarak da benzeşmeleri nedeniyle de aile içinde farklı bir sempatimiz kendisine hep olmuştur. Başbakanlığı, Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde görevde olduğu için daima temasımızın olduğu siyasilerden birisi… Muhalefette olsun, iktidarda olsun, cezaevinde olduğu ya da siyasi yasaklı olduğu dönemde olsun hep Ankara'ya her gittiğimde görüştüğüm birisiydi. Allah rahmet eylesin…"

İlk siyasi temas… DP'nin kuruluş

Denktaş, Demirel'le ilk siyasi temasının ise Demokrat Parti'nin kurulduğu dönemde gerçekleştiğini anlattı.

Denktaş, Turgut Özal'ın vefat gününe denk gelen Ankara ziyaretini şöyle nakletti; "Kendisiyle ilk siyasi temasım, 92 yılında, yani Demokrat Parti'yi artık kurduğumuz dönemde, dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefat ettiği gün Ankara'da görüştük.

Türkiye'de siyasi partileri ziyaret etme kararı almıştık. Kıbrıs'taki gelişmeleri, buradaki olumsuzlukları naklediyoruz. Bir erken seçim yapılması gereğini ortaya koyuyoruz… Ankara'ya giderken Güneş Gazetesi'nde bir karikatür çıktı: Benim elimde bir saz ve Demirel'e dönüp 'baba beni gör…' gibi bir şey diyorum. Çünkü Başbakan Demirel o sırada İzmir'de ve ben Ankara'da görünen o ki Demirel'le görüşemeyeceğim… Karikatürün konusu bu yani...

Gittim ve hakikaten diğer parti başkanlarıyla görüştük. Her gittiğimde de tüm parti başkanlarını, Demirel'i de Ecevit'i de Erbakan'ı Türkeş'i de ziyaret ederdim. Kimse de 'neden gittin de O'nu gördün' diye sorgulama içerisine de girmezdi.

Velhasıl hakikaten Demirel o sırada Ankara'da değil ve randevu verilemiyor. E tabi bir yandan da burada çıkmış bir karikatür var. Özel Kalem'ine Sayın Demirel'i görmeden dönmeyeceğimi söyledim ama ümidimizde yok çünkü dönüşü sonraki güne… Oturup beklemeye karar verdim. Akşamüzeri bir telefon… Karşımda doğrudan Süleyman Demirel… 'Evladım beni görmek istiyormuşsun. İzmir'deyim. Sonraki gün ancak döneceğim. Bekleyecek misin yoksa sonra mı geleceksin?'…

Ben bekleyeceğimi söyledim.

Ertesi gün Genel Kurmay 'da kahvaltıdayım. Bir emir subayı geldi ve Genel Kurmay Başkanının kulağına 'Cumhurbaşkanımızı kaybettik' denince ben bir anda dondum ve 'Cumhurbaşkanı..' acaba 'babama mı bir şey oldu' diyerek algılayamadım. Derhal televizyonlar açıldı… Cumhurbaşkanı Turgut Özal vefat etmiş. Velhasıl kalkıldı ben de misafirhaneye dönerek oradaki arkadaşlarıma 'bu durumda Demirel'le hepten görüşemeyiz, mümkün değil. Ama hazır buldayken Özal'ın cenaze törenine katılalım' dedik…"

'Nedir oğlum, dedi beni ısrarla görmek istiyorsun?"

haliyle Demirel programını iptal ederek Ankara'ya geldi hızla ve o gün bir telefon… Demirel konutta bizi bekliyor. Özal'ın öldüğü gün, hiç beklemiyoruz tabi… Konuta gittik ve 'Nedir oğlum, dedi beni ısrarla görmek istiyorsun?'.

Ben de cebimden gazetedeki karikatürü çıkardım ve efendim dedim ben de sizi, görmeden dönemezdim. Doğrusu hiç de bu durumda zaman ayırabilmenizi beklemiyordum. O dönemde Ekonomi Bakanı olan Tansu Çiller'i çağırdı, TRT-1'i istedi ve görüştüğümüzü göstermek için elinden geleni yaptı rahmetli… Cenazesine mutlaka katılacağım…"

O sırada KKTC'de yolsuzluk iddiaları… "Canım dedi, olur o kadarcık… Takmayın"

ve oturduk. Anlatın bakalım dedi Demirel. Bizde anlattık meclisteki tıkanıklığı, 9 arkadaşımızın ihraç edildiğini, tüm yaşanan süreci ve sair… Yani DP'nin kuruluşunu anlatıyoruz.

Peki, dedi başka şeyler de geliyor kulağımıza… KKTC'deki yolsuzlukla ilgili, dedi gazetelerden kulağımıza geliyor. Bizde Evet efendim var doğrudur. Ne yaptı dedi bu adam (dönemin KKTC başbakanı) Ne kadar yolsuzluk yapmış, miktar nedir? Tabi biz o güne kadar böyle bir şey düşünmedik, ne kadardır değildir, şeklinde… Arkadaşlarla birbirimize baktık, o dönemin parasıyla her halde bir 5 Milyar gitmiştir, dedik. Bir hesap yapmadık.

Canım dedi, olur o kadarcık. Bunu dert mi yapıyorsunuz'… Biz de Demirel'e dönerek efendim rakam tabi Türkiye ölçeği anlamında küçük ama KKTC'de büyük para… Siz, dedi ekonomiye bakın onu düzeltmeye bakın, dünyayla bütünleşmeye bakın, takmayın kafaya böyle şeyleri…

Siyaseten ilk temasım bu oldu… Tabi ben, Başbakan Demirel'le Cumhurbaşkanı Demirel arasında çok büyük fark görürüm. Başbakanlığı ile ilgili çok eleştiriler gelebilir elbette ama Cumhurbaşkanlığı dönemi gerçekten bir baba edasıyla devletin tümünü kucaklayan bir Demirel'dir..."

"Fotoğrafı 'İki babamın' arasında çekilmek istedim"

Serdar Denktaş, Demirel'i babası gibi gördüğünü, çünkü Demirel'in kendisine öyle davrandığını ifade etti.

Denktaş sözlerine şöyle devam etti; "Sonrasında Türkiye'den ünlü balonla su gelişi dönemi buraya ziyareti var. Ben de Dışişleri Bakanıyım, ağırlıyoruz. Resim çekilme noktasına gelinince ben babamla Demirel'in arasına, ortaya girdim. Tabi babamda böyle yapınca 'ne biçim Dışişleri Bakanısın, protokolü bile bilmiyorsun. Demirel'i ortamıza almamız lazım' diye çıkıştı. Ben de 'hayır' deyince daha da bir sinirle seslendi babam. Bende 'ben ortada olacağım. İki babamın ortasında çekilmek istiyorum' dedim ve çektirdik o şekilde… O resmi de bilahir hem Demirel hem de babam imzaladı… Yani ben Demirel'i gerçekten öyle gördüm çünkü o bana hep öyle yaklaştı"

"Babamın rahatsızlığında 8,5 ay her gün ama her gün aradı"

"En son babam rahatsızlandıktan sonra Demirel, istisnasız sekiz buçuk ay boyunca her gün telefonla arayarak durumunu kontrol etmiştir… Bir isteğimiz var mıdır diye sordu. Bir dönem malum babamı GATA'ya götürmüştük. Orada da ziyarete bizzat geldi. Hatta GATA'da babamın yattığı bölüm, 2. katta ve oldukça uzun bir koridordan geçerek gidilen bir noktadaydı… Demirel, dinlenmeye ihtiyacı olmasına rağmen –çünkü yoruluyor- ziyaretinde bana 'sakın bir daha böyle bir şey teklif etme' dedi ve yürüyerek gitti ve geldi… Babama 'kahramanlara bir şey olmaz' diyerek moral vermişti… Vefatına kadar da ilgisini hiç eksik etmedi dediğim gibi…"

"Arabacıoğlu istifası dönemi kabine değişikliğimi ona danışmıştım"

Denktaş, Demirel'in son KKTC ziyaretinden de anekdotlar paylaştı.

Kıbrıs Postası'na anlatan Serdar Denktaş şöyle konuştu; "En son bu yıl içinde de Kıbrıs'a geldi. Çünkü babamın cenaze törenine ağır rahatsızlığı nedeniyle katılamamıştı. İçinde kalmıştı, sadece o nedenle geldi… 1 hafta kadar kaldı… Birlikte yediğimiz yemekte o günlerde kabinede de değişiklik düşünüyorum. Eğitim Bakanı Arabacıoğlu'nun istifa ettiği dönem… Ben de kendisine, tecrübesine 'ne yapayım, bir arkadaş istifa etti. İstifa nedeni de partiyle ilgili değil, sistemle ilgili. Bir fırsat diye görüyorum kabinenin tümünü değiştirmek istiyorum' diyerek danıştım. Döndü ve kaç vekilim olduğunu öğrendi önce… 12 vekil o dönemde…. ve devamla 'istifa edenin yerine birini atadığında bir kişiyi memnun edersin. Kalanları üzersin…'… Ben de tam da o yüzden 3'ünü birden değiştirmeyi düşünüyorum dedim. 'Üzülenlerin sayısını çoğaltırsın' diyerek yanıtladı.

Ben de peki ne yapmamı tavsiye ettiğini sorduğumda 'kararı sen vereceksin. Eğer üzdüklerini göğüsleyebileceğine inanıyorsan ve bu değişimin partine, memlekete bir fayda sağlayacağına inanıyorsan adımını atacaksın. Kararsızlık en kötüsü olur..'...

Kendi hatıralarını paylaştı ve siyasette en fazla kavga ettiğin adam gün gelir en fazla iş yaptığın kişi olur. Küsme darılma olmaz… Ecevit'le biz nice kavga ettik ama nihayetinde beraber gayet güzel yaşadık' dedi…"

"Kıbrıs davasında hiç yalpalamadı…"

"Rahmetli Kıbrıs davasında da hiç yalpalamadı. Başından itibaren eşitlik olmazsa bu iş yürümez, derdi. Mutlaka bulunacak çözümde eşitliğe dayalı çözümden söz ederdi. KKTC'nin tanıtılmasına ilişkin ise bizden gayret beklerdi. Daha çok çalışmanız gerekir, oturup kimseyi bekleyemezsiniz, siz gider kendinizi tanıtırsınız derdi…

'Barış güzel bir şeydir. Savaşmaktan çok daha iyidir. Barışın ama sürekliliğini sağlamak önemlidir. Eşitlik de bu noktada önem kazanır' diye konuşurdu…"

"Bana en son 'değiş' dedi…"

"Benimle ilgilide son birkaç ay önce de Kıbrıs'a gelişinde sen, dedi Ankara'yı ziyaret etmiyorsun. Ben de sırf hal, hatır sormak için gelmek istemem efendim dedim. Hani dedim bir konu varsa gelirim.

Bana 'değiş' dedi… Kendini tanıt ve tanıyanlara da unutturma. Bu senin en büyük eksikliğin. Ziyaret et… Daha sık orada olman lazım, talep et. Babanın yaşadıklarını bilmiyor musun Dışişlerine giremezdi… Ankara'ya kendini unutturma…

Söyledikleri, tespitleri doğru ama biraz da mizaç meselesi… "

"Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sen neden aday olmuyorsun deyince…"

"Son ziyaretinde KKTC'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de ele almış mıydınız?" şeklindeki soruya yanıtla Denktaş, "Cumhurbaşkanlığı seçimleri, süreç 'çok erken başlamadı mı?' diye sormuştu. Ne yapacağımızı sormuştu. O sırada daha karar almadık efendim ama Sayın Eroğlu'nu destekleme eğilimindeyiz, demiştim.

Böyle söyleyince 'niçin kendi partinin adayını çıkarmıyorsun?' diye sordu. Kıbrıs konusunda aynı görüşteyiz, bölmeyelim dedim.

Sen neden aday olmuyorsun deyince 'daha erken 56 yaşındayım' deyince kafa salladı onaylayarak… Haklısın , doğru davranıyorsun demişti" ifadelerini kullandı.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.