Eroğlu: 20 Nisan'da Güneş doğacak
Ana muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu bugün düzenlediği basın toplantısında CTP'nin seçim kararını değerlendirdi. Eroğlu'nun, Soyer'i yalancı pehlivanlık yapmakla suçladığı basın toplantısının tam metni şöyle:
" Değerli medya mensupları basın toplantımıza hoş geldiniz.
Bugünkü basın toplantımızda CTP Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in dünkü seçim konusundaki açıklamalarından bazılarına yanıt veremeye çalışacağım.
Öncelikle vurgulayayım ki, biz seçime var olduğumuzu seçime gidilmesini istediğimizi 2006 yılı Eylül ayından bu yana, yani siyasi ahlaksızlıkla ülke demokrasisine CTP tarafından büyük bir leke sürüldüğü günden beridir söylüyoruz.
Biz çoktan 'hodri meydan' dedik ama yanıtını ancak dün o da mecbur kalındığı için aldık.
Ben şahsen Kurultay sürecimizde yaptığım çeşitli konuşma ve açıklamalarda 5-6 aya kadar seçim var demiştim, nitekim öyle de oldu.
'Ya seçime giderler ya da götürürüz' demiş ve meydanlara ineceğimizi, eylemlere başlayacağımızı ilan etmiştim. Şimdi memnuniyetle görüyoruz ki bu sözlerimiz bile CTP'nin 'mecburi seçim' kararı almasına yetti.
Sayın Soyer her zaman olduğu gibi demoagojik yaklaşımlar, dolambaçlı anlatımlarla halkımızın kafasını karıştırmaya çalışsa da 19 Nisan'daki seçim ' mecburi seçimdir'.
Altını çiziyorum: Yapılacak olan erken seçim değildir. Seçimlere bir yıldan az bir süre kala yapılan seçimlere erken seçim denilmez. Şimdi yapılan seçim tarihinin öne çekilmesidir.
Ferdi beyin yaptığı 'hodri meydan' çekmek değil, CTP'nin büyük oy kaybı dolayısı ile ' zararın neresinden dönülse kardır' hesabı ile basit bir manevradır.
Yalancı pehlivanlık yapmaya gerek yok.
Neden mecburi seçim?
Çünkü CTP daha düne kadar çözüm gündemde ise seçim yapmayacağını söylüyor,2008'de seçimden kaçıyordu ama şimdi 2009'da çözüm olacağını iddia etmesine rağmen seçim kararı açıklıyor.
Madem ki 2009'da seçim olacak ve bunu sadece kendilerinin yapacağını iddia ediyorlar neden bunu yaptıktan sonra 2010'da iddialarını ispatlamış şekilde seçime gitmeyi tercih etmediler?
Çünkü bu gidişle 2009'da, 2010'da Rumlar'la bir anlaşma olmayacağını biliyorlar.
O zaman ise kendilerine olan tepki daha da artacak diye korkuyorlar.
Değerli arkadaşlar, sevgili medya mensupları CTP'nin gitmek zorunda kaldığı 19 Nisan 2009'daki mecburi seçimin dört nedeni vardır:
1- CTP Hristofyas'tan da umduğunu bulamadı. Hristofyas köşeye kıstırdığı CTP'den Annan Planı'nın çok gerisine gitmesini istiyor ve daha önceki anlaşmalarını kendilerine hatırlatıyor. 2008'de çözüm olacağını iddia eden CTP 2009'da da çözüm olmayacağını, Haziran'daki Orams Davası ve Sonbahar'daki Türkiye-AB tam üyelik müzakereleri sürecinden sonra bunun daha da belirginleşeceği dolayısı ile 2010 yılı Şubat ayında yapılacak seçimlerde Kıbrıs konusunu malzeme yapmasının daha da zorlaşacağı için mecburiyetten seçim kararı almıştır.
2- Ekonomi perişan durumdadır. Başbakan hala hayali rakamlar ortaya sürerek halkı kandırmaya çalışıyor ama herkes alım gücünün azaldığından, borçlarından, yükümlülüklerini yerine getirememekten, satış yapamamaktan şikayetçidir. En büyük işletmelerimiz zor durumdadır. İflaslar artmıştır.İnşaat Müteahhitleri Birliği, Ticaret Odası, Sanayi Odası, İşverenler Sendikası alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu önümüzdeki yıl iflasların daha da artacağını vurguluyorlar. CTP'nin çıkış yolu için sağlam bir reçetesi yok.Bildiği tek şey Devlet çalışanlarının maaş ve haklarını daha da aşağıya çekmektir. Oysa bunun sıkıntıları daha da artıracağı açıktır.
Eşel-mobil ödemelerini 2 aydan 6 aya çekmeye çalışıyor. Bunun anlamı eşel-mobil sisteminin yavaş, yavaş ortadan kaldırılmasıdır.Kamuda çalışmaya başlayacakların maaşlarını aşağıya çekme niyeti var. Resm, harçlar artırılıyor. Yani ekonomide Cumhurbaşkanı Talat'ın da vurguladığı üzere CTP duvara tosladı. Otomobil hurda haline geldi. Direksiyon hakimiyetini kaybedip duvara toslayan hükümetin başı ağır yaralı. Kendine güveni kalmadı. Tüm sektörler şikayetçi. Tüm sektörlerin de şoföre güveni yok. İşte bu nedenle mecburiyetten seçime gidiliyor. Bir anlamda " ya hat, ya bat" deniliyor. Sosyalist olduğunu iddia eden CTP'den ancak bu kadarı beklenebilirdi. Biz biliyorduk ama halkımızın da bunu görmesi bir bakıma iyi oldu. Nasıl ki yoldaşları Sovyetler Birliği'ni, Yugoslavya'yı,Bulgaristan, Romanya ve diğerlerini ekonomik olarak çökertmiştir, CTP de acemiliği, çelişkileri, Devlet'e yaptığı 6 bin partizanca istihdamla bizim ekonomimizi perişan etmiştir. Ortada gerçekten bir enkaz vardır. KTHY zararları, dolayısı ile iflasın eşiğindedir. KIBTEK'in borçları işletmenin boyunu aşmıştır. Devlet emeklisinin ikramiyesini, çalışanın maaşını ödeyemez durumdadır. KKTC'de ilk kez Devlet çalışanların Aralık maaşlarını ödeyememiştir.Hazırladıkları bütçe ile senenin yarısını bile geçirmek mümkün değildir. Tükenmişlerdir. Bitmişlerdir.İşte bu nedenle CTP mecburi olarak seçime gitmektedir.
3- Mart ayı içinde yapılacak CTP Kurultayı. CTP içinde de bir yarış söz konusu idi ancak CTP üst yönetimi bunun durdurulmasını istedi. Sayın Soyer'in Genel Başkanlığa tek aday olması karşılığında seçim kararı alınmıştır. Aksi takdirde Sayın Soyer'e bir rakip çıkacaktı.
4- Ve pek tabii UBP başta olmak üzere tüm muhalefet partilerinin, birçok sivil toplum örgütü ve sendikanın CTP'nin siyasetimize sürdüğü kara leke, ekonomimizi içine düşürdüğü kötü durum, sosyal barışımızı bozan baskıları, partizanlıkları nedeniyle adres olarak seçim sandığını göstermemiz CTP'yi seçim kararı vermeye mecbur bırakmıştır.
Değerli medya mensupları Ulusal Birlik Partisi olarak CTP olarak 19 Nisan olarak açıklanan " mecburi seçim" tarihine varız, daha önce derlerse ona da varız.
Baskın seçim yaparak bizi zora sokacaklarını sananlar aldanıyorlar.
Hiç bir güç halkın kararının önüne geçemez, geçmemeli.
UBP olarak yapılacak seçimlerden halkımızın takdiri ile iktidar olarak çıkacağımıza yürekten inanıyor, halkımıza güveniyoruz.
Başbakan'ın basın toplantısında söylediklerini hayretle okudum.
Sayın Soyer hala Hristofyas'ın uzlaşmazlığını göreceğine, doğru yola gelip Rumların ne istediğini, 5 yıldır neden bir anlaşmaya varamadıklarını halkımıza anlatacağına UBP'yi Anlaşma istememekle suçlamaya çalışıyor.
Ayıptır.
CTP bu yaklaşımları ile 5 yıldır makamlarında bulunduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti'ne Kıbrıs Türk Halkı'na ve ortak politika izlediklerini iddia ettiği Anavatan Türkiye'ye zarar veriyor.
Bu numara bayatladı.
Halkımızın karnı toktur.
Anketler de göstermiştir ki Kıbrıs Türk halkı kendisine neler vaadedildi, neler oldu, Güney Kıbrıs'ta kendisine nasıl bakılıyor? Barışçı, Yoldaş olarak bizlere pazarlanmaya çalışılan CTP'nin ne olduğunu anlamıştır.
Sayın Soyer hala büyük bir yalana başvurarak bizi AB karşıtı göstermeye çalışıyor.
Oysa biz Avrupa Birliği'nden yani o dönemdeki adıyla Avrupa Topluluğu'ndan bahsederken CTP Moskova'ya odaklı görüşler ortaya koyuyor, Avrupa Topluluğu'nu emperyalislerin merkezi olarak niteliyordu.
Bir kez daha söylüyorum; Belki bu kez duyarlar.
- UBP görüşme masasından kaçmayacak.
- UBP, Rum liderliği kabul ederse, egemen-eşitlik temelinde, KKTC'nin kurucu devlet olarak imza atacağı, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin devam edeceği, toprak ve mal-mülk konusunun gerçekler ışığında çözümleneceği, varılacak anlaşmanın AB'nin birincil hukuku kabul edileceği bir anlaşmaya vardır.
- UBP Kıbrıs Türkü'nü batılı ülkelerin ulaştığı ekonomik refah seviyesine, batılı ülkelerin halkarının aldıkları hizmet kalitesine ulaştırmakta kararlıdır. Bu nedenle biz Kıbrıs Türk Halkı'nı batı dünyasının, Avrupa Birliği'nin bir parçası olarak görüyoruz ama bunun için de egemenliğimizden, eşitliğimizden, güvenliğimizden, Anavatan Türkiye'den vazgeçemeyiz.
- AB ile ilgili çalışmalar benim Başbakanlığım döneminde başlamıştır. Başbakanlık bünyesinde AB birimi oluşturan bendim.
Sayın medya mensupları bize gerek Kıbrıs konusu gerekse ekonomik konularla ilgili soru soran ve yanıt bekleyen Sayın Soyer nedense biz soru sorduk mu bozuluyor ve yanıt vermiyor.
Oysa biz kendisine yanıt veriyoruz.
Veriyoruz ama Sayın Soyer duymuyor, ya da duymazdan geliyor.
Bizim ekonomik vizyonumuz neymiş?
Tekrar etmeyeceğim ve Sayın Başbakan'a daha önceki basın toplantılarımda söyediklerimi okumasını tavsiye edeceğim.
Bizim krizden çıkışla ilgili önerilerimiz neymiş?
Değerli basın mensupları buna da yanıt vermeyeceğim ve Sayın Başbakan'a 30 Aralık günü bu binada düzenlediğim basın toplantısında ortaya koyduklarımı okumasını önereceğim.
Dahası olacak mı?
Elbette olacak.
Seçim sürecinde daha somut bir şekilde planlarımızı, projelerimizi ortaya koyacak ve halkımızdan oy isteyeceğiz.
Kimse benden bunca fikir, proje,plan çalma sürecinin yaşandığı bir ortamda yarın seçim sürecinde bizim ortaya koyacağımız şeyleri benim bugünden açıklamamı beklemesin.
Hele, hele, hala hükümet olan ve sorulara asıl yanıt vermesi gerken poziasyonunda bulunan CTP bunu hiç yapmasın.
Sayın Soyer'in herkesin bilgisini vizyonunu ortaya koyması konusundaki görüşleri dünkü basın toplantısında söylediği en olumlu cümlelerdi.
Biz de bunu söylüyoruz.
Karar halkımızındır.
Halkımız kendisi karar verecek:
- CTP'nin bizi sadece birleşik Kıbrıs'a mahkum ettiği, seçeneksiz bırakarak Hristofyas'a yalvarır duruma düşürdüğü yolda mı devam edeceğiz? Yoksa, bizi aşağılayan, halk olarak görmeyen, egemenliğimize, eşitliğimize saldıran, bize ambargo uygulayan , Anavatan Türkiye'yi Kıbrıs'tan atmaya çalışan Hristofyas'a gereken yanıtı mı vereceğiz?
- Ekonomiyi duvara toslatan CTP ile devam mı edilecek yoksa bu işi bilen ve çözümleri hazır olan UBP'ye mi onay verilecek?
Evet bu soruların yanıtları 19 Nisan'da belli olacak.
Gezdiğimiz gördüğümüz, konuştuğumuz vatandaşlar bize CTP'nin yolcu olduğunu söylüyor.
20 Nisan'da GÜNEŞ çok parlak olarak gökyüzüne yükselecek ve bugünümüzü, yarınımızı aydınlatacak...Evet, yağmurlar yağdı, inşallah devam edecek ve kuraklık olmayacak ama KKTC'nin yeşermesinin GÜNEŞ'e bağlı olduğu unutulmasın.Ne kadar yağmur yağarsa yağsın eğer GÜNEŞ olmazsa ekinler büyümez ve yeşermez. 19 Nisan seçimleri şimdiden Devletimize, Halkımıza, Yurdumuza hayırlı olsun.
Biz bu seçimlerin en güzel bir şekilde gerçekleşmesi, fikirlerin, projelerin yarışması için üzerimize düşeni yapmaya kararlıyız.Son olarak Kıbrıs Türk Halkına bir çağrıda bulunmak istiyorum: İsrail'in insanlık dışı saldırıları devam ediyor. Kadın,çoluk çocuk yüzlerce Filistinli yaşamını yitirdi.
Herkesi Kıbrıs Türk Kızılay Derneği tarafından açılan kampanyaya tam destek olmaya davet ediyorum. Başka kampanya açmaya gerek yok.Biz UBP olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız.İnanıyoruz ki bu zor gününde Filistinli kardeşlerimize bir nebze olsun biz de katkıda bulunursak dünya ve bölgede barışın hüküm sürmesine, saldırganlığın, hak yiyiciliğin önüne geçilmesine katkı sağşamış olacağız.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim, sorularınız varsa almaya hazırız..
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.