“Doğu Anadolu Fay Hattı’nın Kıbrıs’a doğrudan etkisi yok”
Elazığ'da 6.8 büyüklüğünde deprem meydana getiren Doğu Anadolu Fay Hattı’nın Kıbrıs’a doğrudan etki etmeyeceğini belirten Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, “Doğu Anadolu Fay Hattının tetikleyebileceği sistem Kızıl Deniz Fay sitemidir. Bu da Karpaz yarım adasının yaklaşık 250 km doğusunda bulunuyor. Bunun üretebileceği deprem ise 7 büyüklüğünden fazla beklenmiyor” şeklinde konuştu.
Kıbrıs Postası - Rahmican ÇALIŞKAN
Kıbrıs Postası’na konuşan Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, tarihte büyük depremlere neden olan, son olarak Elazığ'da 6.8 büyüklüğünde deprem meydana getiren Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kızıl deniz fay sistemini tetikleyerek etkileyebileceğini, kızıl deniz fay sisteminin de Kıbrıs’a önemli bir etki yaratmasının beklenmediğini, çünkü kızıl deniz fay sisteminin Karpaz’ın 250 kilometre doğusunda bulunduğunu söyledi.
Vadilili, esas deprem kaynağının Kıbrıs’ın güzeyinde yer alan Dalma Batma Zonu olduğunu dile getirdi.
“SON YÜZYILDA KIBRIS CİVARINDA 5.7’YE EŞİT VE DAHA YÜKSEK DOKUZ DEPREM MEYDANA GELDİ”
Kıbrıs’ın kuzey doğusu için bilinen en önemli bilgi sismik tehlike analizlerinin, Girne Misis Zonu, yani Antakya – Kıbrıs arası kalan bölgede çok uzun süreden beridir deprem oluşturmadığı ve sismik boşluk olarak konumunu koruduğunu gösterdiğini belirten Oğuz Vadilili, Doğu Anadolu Fay Hattı’nın diğer tüm fay hatları gibi segmentler şeklinde kırıldığını ve yer değiştirdiğini, bu kırılmaların da depremlere yol açtığını kaydetti.
Segmantasyon ile tarihsel deprem ilişkilendirilmesinin önemine vurgu yapan Vadilili, “Eğer tarihsel depremleri doğru segmentler üzerine yerleştiremezsek, deprem tehlikesini de doğru tahmin edemeyiz” dedi. Doğu Akdeniz’de, ilk deprem istasyonu kurulumunun 1894’de gerçekleştiğini anlatan Oğuz Vadilili, Richter ölçeğine göre, son yüzyılda özelde Kıbrıs üzeri ve civarında kaydedilen Richter ölçeğinde 5.7 büyüklüğüne eşit ve daha yüksek büyüklüktedokuz deprem meydana geldiğini kaydetti ve “Bu depremlerin, çeşitli kaynaklarda 1896, 1900, 1918, 1940, 1941, 1953, 1959, 1961 ve 1996 yıllarında meydana geldiği belirtiliyor” cümlelerini kullandı.
“OVGOS FAYI, YAKLAŞIK 28 BİN YIL ÖNCE 6 VE ÜZERİ BÜYÜKLÜKTE DEPREM ÜRETTİ”
Arazi çalışmalarının yakın zaman içerinde Değirmenlik Ve Ovgos Faylarının deprem üretmediğini gösterdiğini, ancak Ovgos fayının 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretmesinin yaklaşık 28 bin yıl öncesine denk geldiğine işaret eden Vadilili, bu fayların frekansları hakkında da edinilmiş bir bilginin şuan için olmadığını söyledi.
DÜNYADAKİ DEPREMLERİN YÜZDE 16’SI KIBRIS’IN DA İÇİNDE BULUNDUĞU KUŞAKTA
Kıbrıs’ta deprem riski hakkında, “Tabii ki var” cevabını veren Oğuz Vadilili, Kıbrıs’ın Alp ve Himalayalar deprem kuşağı olarak bilinen İsviçre Alpleri ile Everest Dağları arasındaki hatta bulunduğundan söz etti ve “Yerküremizde meydana gelen büyük ölçekli depremlerin yüzde 16’sı bu kuşakta meydana gelmektedir” şeklinde konuştu.
“DOĞU AKDENİZ İÇİN EN AKTİF DEPREM ZONU, GİRİT-KIBRIS YAYI OLARAK GÖRÜLÜYOR”
Kıbrıs’ın Alp ve Himalayalar deprem kuşağının bir parçası olan Girit-Kıbrıs Yayı olarak nitelendirilen Dalma-Batma Zonunun etkisi altında bulunduğundan bahseden Vadilili, “Doğu Akdeniz için en aktif deprem zonu, Girit-Kıbrıs yayı olarak görülüyor. Girit-Kıbrıs yayı Yunanistan’ın güneybatısındaki İyon Denizi’nden başlayıp, Girit’in ve Rodos’un güneyinden Fethiye Körfezine doğruna doğru uzanıp, Kıbrıs’ın güneyinden geçiyor. Bu alan, Kuzey Anadolu Fayı, Ölüdeniz Fayı, Yunan kesme zonu ve Batı Anadolu’nun GB yönlü açılma hareketinin etkisindedir” dedi.
“GİRİT -KIBRIS YAYI YAKIN ZAMAN DİLİMİ İÇİNDE KIBRIS İÇİN ÖNEMLİ DEPREM RİSKİ BARINDIRIYOR”
Son günlerde bir yıldır meydana gelen Arnavutluk ve Girit depremlerinin Kıbrıs’ı etkileyecek yeni bir depremi tetikleyebileceği ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen Oğuz Vadilili şunları söyledi:
“Arnavutluk’tan başlayıp güneydoğuya doğru ilerleyen, göç eden, kırılmalar, en son olarak yakın zaman içerinde Girit’te depremler üretmiştir. Bu kırılmaların Girit’in güney doğusunda devam etmesi yüksek ihtimaldir. Kırılmalar güney doğuya doğru ilerlemeye devam ederse Baf açıklarından geçen Girit -Kıbrıs yayı uzak olamayan bir zaman dilimi içinde Kıbrıs için önemli deprem riski barındırmaktadır. Olası bir depreme karşı tüm yönleri ile hazırlıklı olmalıyız”
KARPAZ’DA TEHLİKE VAR MI?
“Karpaz burnunda büyük bir deprem beklendiği söyleniyor, siz neler düşünüyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Vadilili, “Doğu Anadolu fay hattının tetikleyebileceği sistem kızıl deniz fay sitemidir. Bu da Kıbrıs üzerinden geçmiyor. Karpaz yarım adasının yaklaşık 250 km doğusunda bulunuyor. Bunun üretebileceği deprem ise 7 büyüklüğünden fazla olarak beklenmiyor” şeklinde konuştu.
DEPREME NE KADAR HAZIRIZ?
Ülkemizde depreme ilişkin tedbir ve hazırlık konusunda, Yerbilim Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası(İMO) birlikte son bir yıldır çok önemli şeyler yaptıklarını belirterek, “2019 yılının başında İMO ile depreme karşı ortak önlem alabilmek adına işbirliği protokolü imzaladık, bir yıldır da başarılı bir şekilde uyguladık” dedi.Bir bina yapılmadan önce o zeminin parametrelerini doğru olarak belirlenmesi ve statik projelerde uygulanması gerektiğini anlatan Oğuz Vadilili, Artık zemin parametreleri Jeofizik Mühendisleri, Jeoloji Mühendisleri ve Geoteknik Mühendislerimizce ortak belirleniyor ve bunlar adına zemin değerlendirme dosyası dediğimiz bir dosya ile KTMMOB’davize öncesi aranıyor” dedi.Eskiden de zemin etütlerinin yapıldığını, ama tam anlamı ile denetime tabii olmadığını anımsatan Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, “Eskiden yapılan ve hayali mühendisler tarafından yazılmış raporlar odaların kontrol mekanizması oluşturması ile ortaya çıktı” diye konuştu.
“YAPI DENETİMİNİ BİR AN ÖNCE YASALLAŞTIRMALIYIZ, BU ÇOK BÜYÜK BİR EKSİKLİK”
Örneğin; eskiden zemin etüdü aranma kriterlerinin belli olmadığını işaret eden Vadilili, cümlelerini şu şekilde tamamladı:
“Zemin etüdü gereksinimi kişilerin farklı bakış açılarına göre değişkenlik gösterebiliyordu. Bizler işte bu protokol ile bu eksiklikleri olabildiğince gidermeye çalıştık. Başarılı da olduğumuza inanıyorum.Peki yeterli mi. Tabii ki değil. Çünkü bu parametrelere uygun hesapları yapılan projelerin arazide yapılıp yapılmadığının kontrolü gerek. Bu var mı? Yok. Bizim yapı denetimini bir an önce yasallaştırmaya ihtiyacımız var. Bu çok büyük bir eksikliktir.”
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.