Serdar Denktaş "Eroğlu'na oy yok"
<P><STRONG>Demokrat Parti</STRONG> (<STRONG>DP</STRONG>) <STRONG>Genel Başkanı Serdar Denktaş</STRONG>'a medya'nın ilgisi gün geçtikçe artıyor. <STRONG>Serdar Denktaş</STRONG>'ın çözüm politikaları ve özellikle ekonomik konularla ilgili düşüncelerini görmezden gelen iktidarın aksine Kıbrıs Türk halkı bu önerilerden faydalanmak istiyor. Kamuoyunun ilgisi üzerine Medya kuruluşları da DP'nin genç lideri Serdar Denktaş ile röportaj gerçekleştirme peşinde </P>
Son olarak Türkiye'den Cihan Haber Ajansı ile bir mülakat gerçekleştiren DP Genel Başkanı, iç ve dış konularla ilgili oldukça önemli açıklamalarda bulundu.
Cihan Kıbrıs Muhabirinin, 18 Nisan'da Ada'da gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendirmesini istemesi üzerine söze başlayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş,
Bugün için ülkede gerçek anlamda Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklayan tek bir isim bulunduğunu belirterek, "Şu anda tek aday var aslında. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat henüz adaylığını açıklamış değil. Sadece aday olacağı düşünülüyor. Dolayısı ile gerçek anlamda adaylığını resmen açıklamış olan bir tek kişi var. Oda Dr. Derviş Eroğlu'dur" dedi.
Dr. Derviş Eroğlu'na daha önceki demeçlerinde belirttiği gibi bir takım öneriler sunduklarını hatırlatan Serdar Denktaş, önerilerinin red olunması üzerine Dr. Derviş Eroğlu'nu parti olarak desteklemelerinin mümkün olmadığını söyledi.
"HEM DEVLETE, HEM EGEMENLİĞE SAHİP ÇIKAN BİR PARTİ OLARAK EROĞLU'NA DESTEK VERMEYECEĞİZ"
Serdar Denktaş, Dr. Derviş Eroğlu'na sunulan öneriyi de aktardığı konuşmasında şunları söyledi; "Süreç içerisinde Sn. Eroğlu'na biz bir takım teklifler götürdük. 'Bir platform adayı olarak çıkın ortaya, birlikte bunu açıklayalım ve destek verelim' diye. Ama böyle bir platform adayı olmayı red etti ve 'ben partimin adayıyım' diyerek ortaya çıktı. Ve devlete, egemenliğe sahip çıkan tek aday ve parti olarak ilan etti kendisini. Ama biz hem devlete, hem egemenliğe sahip çıkan bir parti olmamıza rağmen kendisine destek vermeyeceğimizi açık bir dille ifade ettik." dedi.
"EROĞLU DP VE TABANINA HAKARET ETTİ"
Cihan Muhabirinin Eroğlu'nun DP'nin hangi konudaki teklifini kabul etmediğini öğrenmek istemesi üzerine Eroğlu'na sunulan teklifi dile getiren Serdar Denktaş; "Son geldiğimiz nokta şuydu. 'Bir platform oluşturalım. Bu platform'un adayı olarak bütün destek veren parti başkanları UBP Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu'nun platform adayı olduğunu açıklasın. Bu platformun farklı bir amblemi veya 4 partinin amblemlerinde içinde bulunduğu bir tek amblem olsun' seklinde bir öneri götürdük. Bana söylediği; 'Bu olmaz. Bunu kabul etmem. UBP amblemi altında çıkacağım. Sizde bize destek verin. Böylelikle sizi UBP tabanı affetsin. Ve seçimlerden sonra koalisyona almayı düşünelim' gibi bir karşı teklif yaptı. Bu DP'ye ve tabanımıza bir hakaretti bence. Bu cevabı aldıktan sonra zaten artık daha devamını konuşmanın bir anlamı kalmamıştı. Bazı örgütler yine araya girdiler, böyle bir birlikteliğin oluşabilmesi için. Onu da bekledik. Ama onların da aldığı red cevabı sonrası da zaten yolumuzu ayırmış olduk" dedi.
"EROĞLU TARAFINDAN HAKARETE UĞRADIKTAN SONRA FARKLI BİR ADAY ÇIKARMAK ZORUNDA KALDIK"
Serdar Denktaş sözlerine söyle devam etti; "Derviş bey ortaya çıktığında 'aday olacağım' diye ismi geçmeye başlayınca bizde düşündük 'olabilir mi?' diye.
'Etrafına iyi bir ekip kurmak suretiyle daha iyi bir Cumhurbaşkanlığı yaptırabilir miyiz?' diye bizde düşünmüştük ama tüm tekliflerimiz red olunduktan sonra kendimizi hakarete de uğramış bir pozisyonda bulduktan sonra farklı bir aday çıkarmak alternatifi ile karşı karşıya bulduk. Ve o doğrultuda da çalışıyoruz."
"UBP TARAFINDAN VERİLEN HİÇBİR SÖZ YERİNE GETİRİLMEDİ"
Cihan Haber Ajansı Kıbrıs Muhabirinin, 'UBP 19 Nisan seçimlerinde %44 oy aldı. Bu destek Cumhurbaşkanlığı içinde devam edemez mi?' sorusunu yanıtlayan Serdar Denktaş, UBP'nin erken genel seçimlerde aldığı %44'lük oyun CTP'ye doğan tepki üzerine gerçekleştiğini, bugün için aynı tepkinin UBP'ye karşı oluşmakta olduğunun bilinmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi; " Bir kere UBP'ye giden %44 oy, UBP oyu değildi aslında. CTP'ye tepki oyuydu. Şimdi diyeceksiniz ki 'CTP gömlekli bir Cumhurbaşkanı var sarayda' dolayısı ile aynı tepki nedeniyle UBP yine kazanır. Doğru. Genel yaklaşımda bu zaten. Ama unuttuğumuz da şu var. 19 Nisan seçimlerinde CTP'ye tepki olarak UBP'de birleşen oylar var ama seçim bitti biteli hiçbir değişiklik olmaksızın CTP'nin yaptığı veya yapmaya çalıştığı ne ise aynen devam ediyor. Hiçbir değişiklik yok. Verilen hiçbir söz yerine getirilmedi. Aklı başında, hakikaten ekonomik mantıkla düşünülmüş ve alınmış hiçbir karar yok. Zaten UBP saklanarak aslında 19 Nisan seçimlerinde o oyları almıştır. Bu gerçekte göz ardı edilmemeli" dedi.
Eroğlu'na olduğu kadar Talat'a destek vermelerinin de mümkün olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, özellikle Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın görüşmeler esnasındaki tavrının kendi gibi düşünmeyenlerin hassasiyetini dikkate almaması noktasında ciddi derecede endişeyle karşılandığını belirterek şunları söyledi.
"KENDİSİNE DESTEK VERMEYECEĞİMİ TALAT BİLİYOR"
Serdar Denktaş; "Sn. Cumhurbaşkanı Talat'ın görüşmeler esnasındaki tavrı, kendi gibi düşünmeyenlerin hassasiyetini dikkate almaması, yaptığımız önerileri hiçbir şekilde kaale almaması, bizi aşağı yukarı 56 aydan beridir kendisine karşıt bir noktaya taşıdı. Ve bunu da açıklıkla kendisine ifade etmiş durumdayız. Destek vermeyeceğimizi kendisine de söyledik, biliyor" dedi.
"3. BİR ADAY ARAYIŞIMIZ VAR. ÇÜNKÜ TALAT VE EROĞLU ARASINDA SIKIŞIP KALMAK İSTEMİYORUZ"
DP olarak, Kıbrıs Türk Halkı'nın Talat ve Eroğlu arasında sıkışık kalmaması için 3. bir aday çıkarmanın gerekliliğine vurgu yapan Denktaş; "3. bir aday arayışımız var. Çünkü yöntemlerinden memnun olmadığımız Talat kadar, geldiği takdirde farklı bir yöntem ortaya koymayacak olan ve üstelik görüşmecilik vasıfları açısından da eş derecede bir seviyede olmayacağını da bildiğimiz Sn. Eroğlu arasında sıkışıp kalmak istemiyoruz. Ne bizim nede toplumumuzun o durumda kalmasını kabullenemiyoruz"
Eroğlu ve Talat'a alternatif bir aday belirlenirken de seçici olmak gerekliliğine vurgu yapan DP Genel Başkanı, KKTC'nin bilincinde, dış politikanın geçmişini ve bugününü bilen bir aday belirlemek gerektiğini söyledi.
"DEVLETİ BİLEN, DIŞ POLİTİKANIN GEÇMİŞİNİ VE BUGÜNÜNÜ BİLEN 3. ADAY ARAYIŞIMIZ VAR"
Serdar Denktaş; "Dış politikanın geçmişini ve bugününü bilen ve bunu takip eden, insanlarımızla temasını kesmemiş, devleti bilen bir 3. aday arayışımız var. Bunu başarırsak bu 3. aday, yarışabilecek bir aday olarak ortaya çıkacak ve 2. tura kalması halinde zaten Cumhurbaşkanlığı ipini göğüsleyecek" dedi.
"CUMHURBAŞKANLIĞI 'ÇANTADA KEKLİK' DEĞİL"
3. bir aday konusunda ısrarla durma sebeplerini de açıklayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Kıbrıs Türk halkının değişik kesimleri ile yapılan bire bir söyleşilerde bu eksikliğin ortaya çıktığını vurgulayarak, cumhurbaşkanlığının 'çantada keklik' olmadığının altını çizdi.
Serdar Denktaş; "Neden bu inançtayız? Halkımızla yaptığımız bire bir söyleşilerde, 'Sn. Talat'ın yaptığı görevi beğeniyor musunuz, kabul ediyor musunuz?' sorusuna büyük bir çoğunluk 'Hayır' cevabını veriyor.
'Sn. Eroğlu'nun iyi bir Cumhurbaşkanı ve görüşmeci olacağına inanıyor musunuz?' sorusunun cevabı da çok büyük çoğunlukla 'Hayır' çıkıyor.
'Talat mı Eroğlu mu?' diye sorduğumuzda işte Aralık sonu itibarı ile yaptığımız yoklamada 6 puan kadar önde görülüyor Sn. Eroğlu. Ama süreç içerisinde ne olur belli değil.
Yani böyle 'çantada keklik' değil Cumhurbaşkanlığı halen ortaya çıkmış adaylar için. 3. aday içinde elbette 'çantada keklik' olmayacak ama en azından halkımıza o alternatifi sunmamız gerekir ki doğru bir seçim yapılabilsin."
3. bir aday konusunda yalnız olmadıklarını Meclis'te ve Meclis dışında temsil edilen siyasi partilerle uzlaşarak ortak bir aday konusunda işbirliği oluşturmaya çalıştıklarını da belirten Serdar Denktaş, bugün için ÖRP ve MAP' la birlikte hareket ettiklerini belirtti.
"DP, ÖRP VE MAP BİRLİKTE HAREKET ETME KARARI ALMIŞTIR"
Serdar Denktaş; "'TDP ile müşterek hareket edebilir miyiz diye baştan denedik ama mümkün olmadı. Bugün için, ÖRP ve MAP bu konuda bizimle birlikte hareket etme kararı aldı. Dolayısı ile 3 parti, artı o siyah ve beyaz arasında sıkılıp kalmış, siyasetten artık usanan halkımız ve sivil toplum örgütleri bu anlamda, bu yeni adaya, bağımsız adaya destek verecektir" dedi.
"BİR HAFTA ON GÜN İÇİNDE ADAYIMIZI BELİRLEYECEĞİZ"
3. bir aday konusunda şimdilik çok fazla konuşmak istemediğini de söyleyen DP Genel Başkanı; "Tabii belirli isimler var. O görüşmeler devam ediyor. Daha fazla konuşmayacağım bu konuda. Bir hafta, on gün içinde belli olacak" dedi.
Mülakat esnasında, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'tan, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Adaya ziyaretinin Talat'a destek amacı taşıp taşımadığı görüşü de soruldu.
Serdar Denktaş, BM genel Sekreteri'nin adaya ziyaret gerçekleştirmesini şöyle yorumladı.
"BİZE GÖRE BAN'IN MESAJI 'DERE GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ. AMAN TALAT' A DESTEK VERİN'"
"Maksat o olmasaydı bile sonucu o oldu. Şöyle söyleyelim BM Genel Sekreteri'nin adayı ziyaret edeceği yönünde ortaya atılan bir takım iddialar vardı. 'Ban gelecek ve burada ilerleme sağlanan konularla ilgili açıklama yapacak' dendi. Sn. Ban geldi, ama hiçbir açıklama yapılmadı. Yani bugüne kadar liderlerin yaptığı açıklamanın dışında yeni bir açıklama yok. Basın toplantısında Cumhurbaşkanımız, Rum Lideri ve Ban üçü birlikte basının önüne çıktılar. Talat ve Hristofyas soru aldı ve cevapladı. Ama Ban ne soru kabul etti, ne de elinde yazılı olan metinin dışında bir şey söyledi. Sadece söylediği Hazirandan itibaren çözüm yönünde ileri adımlar atılacağı ve liderlerin cesaretinin kırılmaması gerektiği oldu. Bu ne demektir? Bizim Türk deyimiyle 'dere geçerken at değiştirilmez. Aman Talat'a destek verin."
"BAN'IN TALAT'A DESTEĞİ TERS TEPEBİLİR"
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un, Talat'a verdiği desteğin ters tepki doğurabileceğini de öne süren DP Genel Başkanı, gerekçe olarak Kıbrıs Türkü'nün uluslararası camiaya güveninin kalmaması olduğunu söyledi.
Serdar Denktaş; "Ban'ın Talat'a desteği ters tepebilecek bir unsurdur bence. Niye? Çünkü uluslararası camia ki bunun başında da BM geliyor- 2004 referandumundan sonra Kıbrıslı Türklere vermiş oldukları hiçbir sözü yerine getirmediler. Dolayısı ile güven kaybı var ortada" dedi.
"KIBRIS TÜRKÜ, RUM TARAFINDA ORTAYA KONAN TEPKİ NEDENİYLE AÇIKLAMA BİLE YAPMAKTAN KAÇINAN BİR BM GÖRDÜ"
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un, adada sergilediği tavrın tam bir acizlik olduğunu gördüklerini de ifade eden DP Genel Başkanı Serdar Denktaş; "Ban'ın buradaki ziyareti esnasında biz tam bir acizlik gördük. Dolayısı ile liderlere hiçbir şey söyleyemeyen, onları hiçbir şekilde yönlendiremeyen, bir iyi niyet söyleminin dışında bir şey ortaya koyamayan bir durum. Beklenti Annan (BM Eski Genel Sekreteri Kofi Annan) döneminde olduğu gibiydi. Eski Genel Sekreter Annan buraya geldikten sonra hareketlenmişti ortalık. Böyle bir hareketlenme yaşanacağı doğrultusundaydı Ban'ın gelişi sonrasında da ama o beklentiyi karşılayacak bir hava da esmedi. Ve dahası Rum tarafında ortaya konan tepki nedeniyle açıklama bile yapmaktan kaçınan bir BM gördü Kıbrıs Türkü önünde. Dolayısı ile bu ters tepebilir. Netice itibarıyla verdiği mesajda Talat'a seçimlerde bir destek ortaya çıktı. Buda ne kadar dikkate alınır onu göreceğiz" dedi.
"BAN'IN TALAT'I MAKAMINDA ZİYARET ETMESİ, TÜRK TARAFINA BİR JEST OLARAK ALGILANMAMALI"
Rum siyasi parti liderlerinin tepkisine rağmen BM Genel Sekreteri'nin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı Cumhurbaşkanlığı makamında ziyaret etmesinin Türk tarafı adına bir jest olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen DP Genel Başkanı; "BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan'da geldiğinde Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'la makamında görüşmüştü. Öğlen yemeği ayni binada yenilmişti. Dolayısı ile bunu Türk tarafına yapılan bir jest olarak kabul etmek hiç mümkün değildir. Zaten bunun aksine bir durum Kıbrıs Türkü'ne hakaret anlamına gelecekti. Doğal olan elbette bu görüşmenin Cumhurbaşkanının yapılması idi ve öyle oldu. Rum tarafı bağıracakmış. Rum tarafı neredeyse nefes alıyoruz diye de bağıracak. Orda söylenenleri de dikkate alıp yorum yapmamızın hiç anlamı yoktur. Bundan kazançmış gibi bahsetmenin ise hiç anlamı yoktur. Bu doğal olandır" dedi.
"BM BAYRAĞININ ÇEKİLMEMESİ BİR EKSİKLİKTİR"
Cumhurbaşkanlığı sarayında BM bayrağı çekilmemesinin bir eksiklik olabileceğini ancak 'bayrak krizi' olarak ta algılanmasının doğru olmadığına vurgu yapan Denktaş; "BM bayrağı çekilmemesi bir eksiklik olabilir. BM temsilcisi geliyorsa BM bayrağı çekilebilirdi oraya. Bundan sonra dikkat edilmesi gerekir. Ama bunu bir kriz olarak kabul etmek mümkün değildir. Yemek masasında bayrak yoktu gibi suçlama çalışmaları ise tamamen iç politikaya yönelik bir suçlama olur. "
"MEVCUT GİDİŞAT BİZİ BİR ÇÖZÜME DOĞRU GÖTÜRMÜYOR"
'Sizce Kıbrıs'ta çözüm için en önemli şart nedir. En kısa sürede Ada'da çözüme nasıl ulaşılabilir. Kıbrıs Türkü daha ne kadar bekleyecek?' sorusunu da yanıtlayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, gidişatın bir çözüme ulaşmayacağını gördüklerini ifade ederek şunları söyledi, "Maalesef mevcut gidişat bizi bir çözüme doğru götürmüyor. Yani liderlerin ortaya koyduğu görüşlere baktığımızda her iki liderinde bugün Talat, yarın bir başkası Kıbrıs Türk haklarından geri adım atmayacağını düşünürsek bir çözüm beklentisi içerisine girmek yanlış olur. Ve zaten 1964 yılında BM Genel Sekreterine verilmiş iyi niyet misyonu ile aradan artık 40 küsur yıl geçtikten sonra çözüm beklemek, o görevlendirmeye uygun bir çözüm beklemekte yine saflıktır diye düşünüyorum" dedi.
"KIBRIS TÜRKÜ AÇISINDAN GELECEĞE YÖNELİK EN BÜYÜK GARANTİ, KKTC'NİN VARLIĞININ DEVAM ETTİĞİ BİR ÇÖZÜMLE BULUNABİLİR"
"Kıbrıs Türkü açısından geleceğe yönelik en büyük garanti, KKTC'nin varlığının devam ettiği bir çözümle bulunabilir" diyen Serdar Denktaş, bunun dışında bir çözüm şeklinin yaşayabilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Serdar Denktaş; "Bir anlaşma belki zorlanarak imzalattırılabilir ama buda çözüm olmaz. Yeni bir sorunun başlangıcı olur. O nedenle bu süreç devam edecek bir yerde duvara toslayacak ve duracak ama ondan sonrası için artık bir ray değişikliği zamanı mutlaka gelmiştir. Ve ona göre hazırlıklarımızı yapmak zorundayız"
"MERSİN KAPISI'NIN SERBEST TİCARETE AÇILMASI İLE KKTC KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLİR"
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, 'Çözümsüz KKTC kendi ayakları üzerinde durabilir mi, duramaz mı?' tartışmasının her dönem yapıldığını ancak Mersin Kapısı'nın serbest ticarete açılması ile KKTC'nin ayakları üzerinde durabilecek bir konuma gelmesinin mümkün olduğunu ifade etti.
"KKTC EŞİTLİĞİMİZİN SİMGESİDİR. BUNDAN VAZGEÇİLMEMESİ GEREKİR"
KKTC ilan edilirken, 'Rum yönetimi ile bir federasyon kurulamaz' diye bir iddiada bulunmadıklarının altını çizen Serdar Denktaş; "KKTC'yi ilan ederken biz Rum yönetimi ile veya bir başka tabirle söyleyelim 'Kıbrıs Cumhuriyeti ile bu iki devlet arasında bir federasyon kurulamaz' diye bir iddiada bulunmamıştık. Bu maksatla kurulmuştu KKTC. Eşitliğimizin simgesidir. Bundan vazgeçilmemesi gerekir. Esas olan budur. Bunun dışında aranacak hiçbir antlaşma, çözüm yaratmayacaktır. Bunu da artık açıkça görmemiz lazım" dedi.
"RUM ÇÖZÜM İSTEMİYOR ÇÜNKÜ DÜNYA KIBRIS CUMHURİYETİ'Nİ HUKUKİ DEVLET OLARAK TANIYARAK BU FIRSATI ONLARA VERİYOR"
Rum yönetiminin çözüm istememesinin altında yatan gerçeğin uluslararası camianın Rum tarafına verdiği cesaretten kaynaklandığını bir kez daha gündeme getiren DP Genel Başkanı Serdar Denktaş; "Rum tarafının çözüm istemediği bir gerçek. Ama bu fırsatı da kendilerine aslında Dünya veriyor. Nasıl? Rum'u tanıyarak, hukuki devlet olarak kabul ederek, Kıbrıslı Türkleri izole yaşama mahkûm ederek bu fırsat Rumlara veriliyor. Dolayısı ile öncelikle bunun önüne geçilmesi için adım atılması gerekir"
"ANNAN PLANI İLK KEZ KIBRISLI TÜRK VE RUM'UN ÖNÜNE KONMUŞ KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM PLANIYDI"
24 Nisan 2004 te Ada'da eş zamanlı referanduma sunulan Annan Planı'nın ilk kez Kıbrıslı Türk ve Rum'un önüne sunulmuş kapsamlı bir çözüm planı olduğunu, planı yaşayabilir hale getirmenin mümkün olmasına rağmen acele davranıldığını ve bu fırsatın kaçırıldığını ifade eden Denktaş şunları söyledi; "'Yaşayabilir miydi, yaşayamaz mıydı?' ayrı bir tartışma konusudur. Yaşayacağına bende inanmamakla birlikte, ilk kez önümüze bir plan konmuştu. Bu planı yaşayabilir bir hale getirmek mümkündü. Eğer o dönemde Papadopulos'un da önerdiği 'Bir yıl erteleyelim. Üzerinde daha akıllı uslu tartışalım. Belli bir noktaya getirelim. Ve ondan sonra referanduma sunalım' önerisi kabul edilmiş olsaydı. Belki o fırsat yakalanabilirdi. Ama olmadı. Referandum çözüme tercih edildi. Plana büyük bir özveri ile EVET cevabı vermiş olmamıza rağmen referandum sonrasında da bir avantaj elde etmedik" dedi.
"YILLARCA DENKTAŞ, 'UZLAŞMAZ' İLAN EDİLDİ. OYSA 'UZLAŞMAZ' OLAN RUM TARAFI"
Yıllardır KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş'ın 'uzlaşmaz' ilan edildiğini oysa tam aksine uzlaşmaz tarafın Rum tarafı olduğunun bugün artık bilindiğini ifade eden Serdar Denktaş; "Rum, bugün hala daha Türkiye'yi suçlayarak kendi uzlaşmazlığını örtmeye çalışıyor. Bu politikalarını daha çok uzun süre devam edemezler buda bir gerçek. Ümit ederim Dünya yavaş yavaş daha tarafsız hareket etmeye başlayacaktır"
Cihan muhabiri tarafından, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın Türkiye gündemini de değerlendirmesi istendi.
Özellikle son dönemde Türkiye'nin her hafta ayrı bir darbe planı ile gündemde olmasını değerlendiren Denktaş, kamuoyu önünde kurumların tartışılmasının üzüntü verici olduğu belirterek, "yaşananlar bizi üzüyor" dedi.
"TÜRKİYE'DE KAMUOYU ÖNÜNDE KURUMLARIN TARTIŞILMASI BİZİ ÜZÜYOR"
Serdar Denktaş, "Türkiye'de kamuoyu önünde kurumların tartışılması bizi üzüyor. Harp oyunları Dünya'nın bütün ülkelerinin, bütün Genelkurmaylarında yapılan bir tatbikat türü. Ve belli ki bu Türkiye'de de sıkça yapılıyor. Orda senaryolar geliştirilir. Bu senaryoların tümü gerçekleşmesi halinde ne yapılacağı konur ortaya.
Askeri bir mantıkla o yapılacak olanlar, bizim sivil mantığımıza ters gelebilir. Bunu benimsemeyebiliriz, çok akside görebiliriz. Ama neticede bir senaryodur ortaya konan.
Farklı yöntemlerle bu işler yapılabilir mi? Elbette yapılabilir herhalde bunu bilemem ama bunu sanki hemen gerçekleşiyormuş gibi düşünmek ve bu nedenle de yargılamaksızın birini suçlu ilan etmek, çok mantıklı gelmiyor bize" dedi.
"TÜRKİYE' NİN YARGI SİSTEMİNİ SON DERECE ÇAĞ DIŞI BULUYORUM"
Türkiye'nin yargı sisteminin çağ dışı olduğunu öne süren DP Genel Başkanı; "Türkiye'nin yargı sistemini bu anlamda son derece çağ dışı buluyorum. Çağdaş Dünya'da suçlu olduğunu ispatlamak görevi kişi ve kurumlara karşı savcılığındır. Suçlu olduğu ispat edilinceye kadar da herkes ve her kurum suçsuzdur. Bu bizde de böyledir, çağdaş Dünya'da da böyledir.
Türkiye'de oysa önce suçlu konumuna konulup kişinin kendi suçsuzluğunu kanıtlaması bekleniyor. Uzun zaman alıyor. Ve bazen de boşu boşuna insanlar hayatlarından bir yıl, iki yıl, bazen de çok daha uzun bir süre hayatını hapishanede geçirebiliyor. Geçmişte de yadırgadığımız şimdi de yadırgadığımız bir yargı sistemidir bu"
Serdar Denktaş, suçu olan kişinin suçunun kanıtlanması ve cezasını görmesi gerektiğini ancak, suçlu gibi yargılanıp günün sonunda suçsuz bulunan birçok örnek olduğunu hatırlatarak bu durumun hem insanlık hem demokrasi adına kabul edilebilir olmadığının bilinmesi gerektiğini söyledi.
"SUÇLU İSE BİRİSİ, BU SUÇ KANITLANIR VE SONRA CEZASINI GÖRÜR"
DP Genel Başkanı; "Bugün geçmişte benzeri sıkıntıları yaşamış olan bir kesim 'işte nihayet adalet yerini buldu, buluyor' gibi bakabilir olaya. Bunlar geçmişte Askeri yönetimler döneminde hapsedilmiş insanlarda olabilir haksız yere. Ama unutmamamız gereken bugün 'Adalet yerini buluyor' gibi baktığımız olay eğer şimdi tepki göstermezsek yarın yeniden tekrarlanarak bizimde başımıza gelebilir. O nedenle ben olaya biraz farklı bir gözden bakıyorum. Hiç hoş değil konuşulanlar. Durum ne isterse olsun, senaryo içinde bile olsa 'kendi uçağımızı düşürme' gibi önlemler bizim sivil mantığımıza, demokratik mantığımıza, demokratik kültürümüze uygun formüller değildir. O anlamda hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Ama böylesi açık bir şekilde ve suçlu sandalyesine oturtarak ve özellikle kamu vicdanında insanları mahkûm etmeye çalışmak hiçbir şekilde adil değildir. Suçlu ise birisi bu suç kanıtlanır ve cezasını görür. Ama suçlu gibi yargılanıp günün sonunda suçsuz görülecekse, yaşananlar hem insanlık adına, hem demokrasi adına, hem de o devlet gelenekleri adına, o yıllardır Türkiye'yi ayakta tutan kurumlardan, en güvenilir kurumlardan biri adına elbette hoş olmaz" dedi.
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ, TÜRKÜYLE, KÜRDÜYLE, YAHUDİSİYE, ERMENİSİYLE, RUMUYLA HER BİRLİKTE KURULAN BİR CUMHURİYETTİR"
Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk, Kürt, Yahudi, Ermeni ve Rumlarla hep birlikte kurulduğunun unutulmamasını da isteyen DP Genel Başkanı; "Türkiye Cumhuriyeti, Türküyle, Kürdüyle, Yahudisiyle, Ermenisiyle, Rumuyla hep birlikte kurulan bir Cumhuriyettir. Osmanlının içinden çıkarak oluşan bir devlettir. Ve bütün bu bireylerin Türkiye'nin kuruluşunda kanı, canı, emeği vardır. Unutulmamalıdır" dedi.
"ATATÜRK 'NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE' DERKEN KÖKEN İTİBARI İLE TÜRK OLANLARI KASDETMEDİ SADECE "
Atatürk'ün 'Ne Mutlu Türküm Diyene' derken köken itibarı ile sadece Türk olanları kastetmediği gerçeğinin altını çizen Serdar Denktaş, "Atatürk, Türkiye vatandaşı olan ve kendini o Cumhuriyete ait hisseden herkesi Türk olarak adlandırdı o dönemde. 'Ne Mutlu Türküm' demenin anlamı odur. Bu gurupların hiç birinin Kıbrıs'ta Türklerin olduğu şekliyle toplumsal bir hakkı yoktur. Bireysel vatandaşlık hakları vardır. Ve bireysel vatandaşlık hakları bilinerek kullanılsa Türkiye'de her safhada ve her yerde, her ilde, her köyde, vatandaşta bu vatandaşlık haklarının bilincinde olsa aslında birçok sorun kendiliğinden zaten çözümlenecek.
Evet, bugün Türkiye'de Kürt bir nüfus var, Yahudi bir nüfus var, Rum bir nüfus var, Türk bir nüfus var, değişik mezheplerden insanlar var. Bütün bunlar doğru. Bütün bunları bütünleştirici bir çaba ortaya konması ancak ve ancak o vatandaşlık haklarının anlaşılması ile mümkün olur. Bireysel anlamda ve bir bütün olarak ta demokrasinin gerçek anlamda demokrasi haline gelmesiyle mümkündür"
Cihan Muhabirinin, 'Güneydoğu Anadolu'da 1980'li yıllardan başlayan 1990 ve 98' kadar süren bir Ohal dönemi vardı. Vatandaş hak ve özgürlüklerini kullanma konusunda baskı altında yaşadı. Türkiye'nin Kuzey ve Batısı bundan haberdar değildi. Diyarbakır hapishanesi gerçeğini unutmayalım. Orda yapılan zulümleri. Bu insanlar dışlandı. Bu eksikliği hissedenler, bazı dış güçlerinde desteği ile yasa dışı oluşumun içine girdiler. Böyle bir Türkiye'nin açılım ihtiyacı yok mu?' sorusunu cevaplayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, geçmişte yaşanan olayları yüzde yüz tasvip etmelerinin mümkün olmadığını ancak geçmişi suçlayarak bir kamplaşmaya girilmesinin de doğru sonuç yaratmayacağını söyledi.
"GEÇMİŞİ SUÇLAYARAK KAMPLAŞMAK SORUNLARIN AŞILMASINI SAĞLAMAZ"
Serdar Denktaş, "Geçmişte yaşanan olayları yüzde yüz tasvip etmek mümkün değil. Ama sadece geçmişi suçlayarak ve bu anlamda da kamplaşarak bu sorunları aşmak hiç mümkün değil. Dolayısı ile diyalog kültürünün daha bir geliştiği, solcusundan sağcısına, çeşitli din gruplarına, 'Türkiyeliyim' diyen herkesin ve Türkiye'yi yöneten önderlerin mutlaka diyalog kültürünü geliştirmek suretiyle karşılıklı konuşarak bu sorunu aşması gerekir" dedi.
"KARŞILIKLI ANLAYIŞ VE DİYALOG ŞART"
Bugün Türkiye'de müthiş bir kamplaşma yaşandığını belirten Denktaş, kamplaşma ile sorunların çözüm bulmayacağını belirterek; "Şuanda Türkiye'de gerçekten müthiş bir kamplaşma yaşanmaktadır. Kamplaşma hiçbir zaman sorunu çözmemiştir. Siyaha karşı beyaz kazanır bugün. Yarın beyaz kaybederse, siyah onun yerine gelir ama değişen hiçbir şey olmaz. Değişmesini ve neticede halkımızın kazanmasını istiyorsak- ki istenen o olmalı- bunun bir tek yolu vardır. Karşılıklı anlayışla ve diyalogla bu işin üstüne yürümek, iç tribünlere oynayarak ve hep bir sonraki seçimi düşünerek bu kamplaşmadan medet ummak, sorunların çözümünü bu yöntemle ertelemek sadece sorunları daha da büyütme anlamına gelir. Bu anlamda Türkiye'yi yönetenlere elbette büyük görev düşer" dedi.
"SİYAH VE BEYAZ ARASINDAKİ RENKLER FARK EDİLMELİ"
Benzeri olayların KKTC'de de yaşanmakta olduğunu ifade eden Denktaş, bu vesile ile Türkiye kamuoyuna ve Kıbrıs Türk halkına siyah ve beyaz arasındaki renkleri görmeleri çağrısında bulundu.
"GÜNÜN SONUNDA KAYBEDEN TÜRKİYE'NİN BÜTÜNÜ OLACAK"
Kamplaşmanın hiç kimsenin yararına olmadığının altını çizen Serdar Denktaş, "Kamplaşma kimsenin işine gelmemeli. Türkiye halkı bunu görmeli ve bu oyunu bozmalı diye düşünüyorum. Çünkü günün sonunda kaybeden Türkiye'nin bütünü olacak" dedi.
AK Parti'nin açılım politikası konusunda da konuşan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, doğru hedefe yanlış adımlarla gidildiğini ifade etti.
"DOĞRU HEDEFE YANLIŞ ADIMLARLA GİDİLDİ"
DP Genel Başkanı; "Doğru hedefe yanlış adımlarla gidildi. Medyanın yanlışıdır derler çoğu zaman ama dağdan inenlerin karşılanması ve bunun bu şekilde bütün Türkiye'ye yayılması büyük çoğunluğu vicdanene yaraladı ve doğru olmadı. Onu çok daha akıllı bir yöntemle, iç tribünlere oynamadan yapmak mümkündü diye düşünüyorum. Neticede bu insanlarda Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır. Bir takım açılımlar her alanda yapılmalı. Ama bunu yaparken de kamuoyunun hassasiyeti aklın bir ucunda durabilmeli" dedi.
"TÜRKİYE'DE BAŞBAKAN İLE ANA MUHALEFET PARTİ BAŞKANIN BİRARAYA GELMESİ MÜTHİŞ BİR HABER OLUYOR. HÂLBUKİ "
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ana muhalefet CHP başkanı Deniz Baykal ile bir araya gelmesinin dahi Medya'da müthiş bir haber olarak yer aldığını, hâlbuki bu görüşmelerin rutin olması gerektiğini söyleyen Serdar Denktaş; "Buradan oturup, izliyoruz ve üzülüyoruz, Türkiye'de Başbakanla, Ana muhalefet partisinin başkanının bir araya gelmesi müthiş bir haber olarak yansıtılıyor. Hâlbuki doğal olarak bir araya gelip görüşmeleri, karşılıklı konuşmaları, anlaşmaları gerekir. Bu olağandır. Bu alışkanlığı Türkiye bir şekilde edinecek zaman içerisinde ve o zaman göreceğiz ki, işler çok daha kolay, çok daha güzel olacak" dedi.
"BEN BİR DARBE OLACAĞINA İNANMIYORUM"
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Cihan Haber Ajansı'nın Kıbrıs muhabiri ile yaptığı söyleşisinin sonunda, Türkiye'de artık askeri darbe olacağına inanmadığını da açıkça ifade ederek, 12 Eylül'den itibaren Türkiye'de askerin tavrının, sivil iradeye el koyma noktasından uzaklaştığını belirterek şunları söyledi; "Dolayısı ile biraz da siyasilerin bugüne kadar 'biz ne yanlışlar yaptık' diye bir kendi kendilerini gözden geçirmelerinde fayda var. Demokratik iradenin bozulması Dünya'nın hiçbir yerinde istikrar getirmemiştir. Halkın iradesi yanlış olsa bile o iradenin dönem sonuna kadar devamı işin aslıdır. Halk beğenmiyorsa zaten bir sonraki dönem o iradeyi değiştirir bir başkasını getirir. Doğruyu buluncaya kadar da bu değişim devam eder" dedi.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.