İÇ HABERLER
okuma süresi: 23 dak.

Harmancı: “Bu haziran eğer ben adaysam, Lefkoşa’daki seçim baskı altında geçecek”

Harmancı: “Bu haziran eğer ben adaysam, Lefkoşa’daki seçim baskı altında geçecek”

Haziran 2022’de gerçekleşecek belediye seçimlerinde LTB Başkanlığına tekrardan aday olma konusundaki kararını, Ocak 2022’de açıklayacağını ifade eden Mehmet Harmancı, “Bu Haziran, eğer ben adaysam, öyle anlaşılıyor ki Lefkoşa’daki seçim çok ciddi bir baskı altında geçecek” dedi, bazı ‘büyük iş insanlarının’, Lefkoşa’daki seçime müdahale etmek adına şimdiden “1000 çalışanını” Lefkoşa’ya kaydırdığını söyledi.

Yayın Tarihi: 15/09/21 10:03
okuma süresi: 23 dak.
Harmancı: “Bu haziran eğer ben adaysam, Lefkoşa’daki seçim baskı altında geçecek”
Ertuğrul Senova
A- A A+

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) mevcut Başkanı Mehmet Harmancı, Başkentin tarihi simgesi Bandabuliya’da; hem ülkenin, hem Lefkoşa’nın, hem Toplumcu Demokrasi Partisi’nin (TDP) hem de kendisinin geleceğine yönelik merak edilenleri Kıbrıs Postası’na anlattı.

HARMANCI KURULTAYDA GENEL BAŞKANLIĞA ADAY DEĞİL

Harmancı, yaklaşan TDP Kurultayında Genel Başkanlığa aday olmayacağını açıkça belirtti, “Kendi hazırlığımı doğru yapmadan ve kendi siyasal anlayışıma ilişkin ekibi güçlendirmeden TDP içinde, eksik liderlik yapmak istemem. Çünkü liderliğin bir ekip işi olduğuna inanırım” dedi.

BELEDİYE İLE İLGİLİ KARARINI OCAK 2022’DE AÇIKLAYACAK

Öte yandan Haziran 2022’de gerçekleşecek belediye seçimlerinde LTB Başkanlığına tekrardan aday olma konusunda, “erken seçim sonrası yaşanacak gelişmeleri takip edeceğini” belirten Harmancı, kararını Ocak 2022’de açıklayacağını belirtti, Lefkoşa’nın şu an için seçim gündemine girmesinin, işleri aksatabileceğini vurguladı.

“BU HAZİRAN EĞER BEN ADAYSAM, LEFKOŞA’DAKİ SEÇİM BASKI ALTINDA GEÇECEK”

“Bu Haziran, eğer ben adaysam, öyle anlaşılıyor ki Lefkoşa’daki seçim çok ciddi bir baskı altında geçecek” diyen Harmancı, bazı ‘büyük iş insanlarının’, Lefkoşa’daki seçime müdahale etmek adına seçmen kaydırmaya başladığını duyduklarını söyledi.

“SEÇMEN KAYDIRILMASIYLA İLGİLİ YSK’YA YAZIMI YAZMIŞ DURUMDAYIM… BAZI GÜÇLER CİDDİ DİZAYNLAR YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

İlçe Seçim Kurulu’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na yazımı yazmış durumdayım. Bu konuyu ciddi şekilde takip ediyoruz” ifadelerini kullanan Harmancı, “Lefkoşa’daki seçimle ilgili bazı güçler ciddi şekilde dizaynlar yapmaya çalışıyor” dedi.

“1000 ÇALIŞANINI LEFKOŞA’DAKİ LOJMANLARA TAŞIDI, HATTA KENDİSİNE AİT EVLERE MUHTARLIKLAR ARACILIĞIYLA NÜFUS KAYDIRDI”

Lefkoşa’ya nüfus kaydıran şirketlerden birinin bünyesinde 3 bin 500 kişi çalıştırdığını ve yaklaşık 1000 çalışanını ve ailelerini Lefkoşa’daki lojmanlara taşıdığını, hatta sözü edilen iş insanının kendisine ait evlere muhtarlıklar aracılığıyla nüfus kaydırdığını söyleyen Harmancı, “Sahte belge ya da yanlış belge düzenleyenler de bu uyarılarımı dikkate alarak işlem yapsınlar. İlk kez sizin aracılığınızla bunu söylemek isterim. Biz bu işin peşindeyiz ve asla meydanı boş bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

Soru  Cevap şeklinde gerçekleşen röportaj şöyle:

Soru: Merhum Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın anıt mezarının çevre düzenlemesine ilişkin yaşanan tartışmalar üzerine düzenlemiş olduğunuz basın toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hareket etmenizin bazı çevrelerce olumsuz karşılandığı ve “yaptırılmak istenmediği” yönündeki açıklamalarda bulunmuştunuz. Kast ettiğiniz Türkiye’deki iktidar mıydı?

Harmancı:  “Benim orada kastettiğim bizdeki iktidardı. O gün kendi gölgelerinden bile korktuklarını söylemiştim. Tabi bu sadece bir tahmin. Çünkü karınlarından konuşuyorlar. Bu bilgiler, bize üçüncü taraflardan gelen bilgiler. Ancak basın toplantısının ertesi günü, Yeni Şafak gazetesindeki manşeti görünce, (Türkiye’de) ciddi bir rahatsızlık olduğunu anladık. Bu gizli – saklı bir şey değil. Günün sonunda Sayın İmamoğlu ile Sayın Erdoğan arasında yakın bir ilişki olmadığı, İstanbul seçimlerinden sonra oluşan iklimin ne boyutta olduğu herkesin malumudur. (Anıt mezar düzenlemesiyle ilgili) bizim her ne kadar art niyetimiz olmasa da, hükümetin masumane bir iş olarak addetmediği ortada. İyi bir süreç yönettiğimizi düşünüyorum. İki ay boyunca kimseye hiçbir şey söylemedik, konuyu asla politize etmedik. Basın toplantısından sonra dahi bu konuda hakkında ilk kez yorum yapıyorum. Çünkü buradaki amaç, bu insanların (Denktaş ailesinin) her gü yaşadığı stres ve içinde bulundukları durumdan kurtulma çabalarının aşılmasıdır. Eğer düzenlemeyi başkaları yapacaksa ve buna biz vesile olacaksak, hicap duymam. En azından Lefkoşa, güzel kimliği olan bir alan kazanır ve Merhum Cumhurbaşkanına yakışır bir alan yaratılmış olur. Benim bakış açım bu. Bize verilmesi beni mutlu eder. Ama başkası yapıyor diye üzüntü duymam. Onlar yapsın, ortaya doğru bir iş çıksın, benim açımdan yeterli.”

"HER İYİ İLİŞKİ, DOĞRU İLİŞKİDİR TANIMINA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKARIM" 

Soru: Anıt mezar konusu üzerinden yola çıkacak olursak, “Türkiye ile aran kötü ise, KKTC’de hiçbir adım atamazsın” yönündeki söylemler sizin için ne derece doğru ve geçerli?

Harmancı: “Türkiye, yadsıyamayacağımız karmaşık ilişkilere sahip olduğumuz bir ülke. Düzeyli, seviyeli, karşılıklı diyalog içerisinde bir ilişki hem Türkiye’nin menfaatine hem de Kıbrıslı Türklerin menfaatine olur. Bu diyalog, bizi düşüncelerimizi söylememizden alıkoymamalı. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyleri konuşmaktan geri durmamalıyız. Buranın Türkiye’den nasıl görüldüğüne dair yakın zamanda ortaya çıkış bir fotoğraf var. Eğer buna karşı çıkmayacaksak, bununla ilgili politika geliştirmeyeceksek, bunun adı diyalog olmaz. O halde ben buradaki temsilcisi halini alırım. Bir özne olmadığımız anlamı ortaya çıkar. Düşüncelerimizin itibar görmediği anlamını taşır. Her iyi ilişki doğru ilişkidir tanımına şiddetle karşı çıkarım. Ayrıca Türkiye tek başına mevcut hükümetten ibaret bir yapı değildir. Türkiye’nin demokratları, ilericileri var, CHP içinde bile üç farklı grup var. İletişim kurup saygı duyulmasını beklemek en temel insan haklarımızdan biridir. Bundan ne hicap duyarım, ne de çekinirim. Evet, Türkiye çok büyük bir ülkedir, bölgesel bir ülkedir. Ama Kıbrıslı Türkler de coğrafi olarak önemli bir hakka sahiptir. Türkiye’nin buradaki pozisyonunu güçlendiren, Kıbrıslı Türklerin 1960 Cumhuriyetinde kazandığı temel haklarıdır. O yüzden kendi kararlarımızı alamayacak kadar özne olamadığımız bir noktayı kabul etmem mümkün değildir. Evet, konuşacağız, anlatacağız, saygı görmek hakkımızdır. Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşananları herkes gördü. Eğer öyle bir düzen, öyle bir ülke içerisinde yaşamak istiyorsak, bizlere de gerek yok, kimseye gerek yok. Bir tane vali ile bu iş gider.”

"GİDİŞATIN İYİ OLMADIĞI KESİN" 

Soru: Peki sizce gidişat, vali atanacağı yönünde mi?

Harmancı: “Gidişatın iyi olmadığı kesin. Eksiden merkez sağ, kendi kararlarını verme noktasında çok daha ilkeli ve cesur bir duruşa sahipti. Her ne kadar temel noktalarda farklı bile düşünsek kendi içlerine karıştırmama, ülke siyasetiyle ilgili daha rahat konuşabilmeyle ilgili bir güdüye sahiptiler. Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan tablo, maalesef ve maalesef burada Türkiye’deki mevcut iktidarın söylemleri dışında herhangi bir söz, herhangi bir duygu, herhangi bir farklı siyaset geliştirdiğiniz an buradaki gerçek sahibin kim olduğunu size hatırlatırız noktasıdır. Bunu iliklerinize kadar da yaşarsınız. Bu maalesef her gün ölmek demektir, her gün göç demektir. Ve bundan rahatsızlık duyulduğunu düşünmüyorum. Yaşananların, bu tarz düşünenlerin elini rahatlatan bir unsur haline geldiğini düşünüyorum. Bu yüzden gidişat iyi değildir. Bu gidişatı tersine çevirebilmek de rutin, standart muhalefet, standart bildiri yayınlayarak ya da ‘aman biri incinmesin’ diyerek yapılabilecek bir muhalefet tarzı değildir. Elbette saygımızı, sevgimizi, halklar arasına düşmanlık tohumu ekmeden düşüncelerimizi doğru bir şekilde ifade etmeliyiz ve bundan korkmamalıyız.”

"MUHALEFETİN EN ÖNEMLİ SIKINTISI, HALKTAN UZAKLAŞMASI" 

Soru: Sözünü ettiğiniz sert muhalefeti biraz açar mısınız?  

Harmancı: “Benim görebildiğim atmosfer içerisinde, sert muhalefetten kastım aslında sert sözler değildir. Benim kastım, doğru tekniklerle muhalefet yapılmasıdır. Bu şu demek; biz bir tehlike, bir tehdit görüyoruz. Bu tehlike ve tehdide karşı rutin, her zaman yaptığımız muhalefeti yaparsak, bunun güçlü bir muhalefet olmayacağını düşünüyorum. Bence muhalefetin en önemli sıkıntısı, halkla uzaklaşmasıdır. Bence iktidarın yanı sıra muhalefet de halktan uzaklaşıyor. Halkı, süreçlerin içerisine katabilecek bir sürü farklı yöntem denenebilirdi. Sokak ya da halk hareketlerinin belki böyle dönemlerde ortaya çıkması zordur ama halkın ayağına gitmek, köy, köy, mahalle mahalle, bir sürecin parçası haline getirmek ve kararda hak sahibi olduğunu hissettirici bir muhalefet pratiğini geliştiremediğimizi düşünüyorum. Bu noktada pandeminin de elbette bir etkisi vardır. Bunu bir tarafa yazalım. Ama maalesef muhalefetin bir kısmının, sizin ifade ettiğiniz ‘Türkiye ile ilişkiler’ kısmında ürktüğünü, çekindiğini düşünüyorum. Elbette çekinilebilirler ama bu, doğruları söylememelerine engel olmamalıdır diye düşünüyorum.”

"YENİ MOMENTLER YARATMAK İÇİN HALA DAHA VAKTİMİZ VAR" 

Soru: Peki bu söyledikleriniz için geç kalındı mı?

Harmancı: “Halen daha önümüzde bir zaman olduğunu düşünüyorum. Ama bu şu demek değil; doğru bir zamanda mıyız? Hayır, daha erken olabilirdi. Bence Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası hem halkın nabzı çok yüksekti hem bu haksızlığa karşı göğüs gerebilecek ciddi bir kitle hareketi vardı. Burada muhalefet bunu doğru kullanamadı. Halk mobilizasyonu kinetiğe çevrilemedi. O moment yeniden yakalanabilir mi? Belki o değil ama farklı momentlere sebep olunabilir. Unutturulmaya çalışılan bir dönemdi. Kimse yaptıklarından mutlu değil. Ama muhalefet, bir sürü farklı çekincelerle bunu doğru kullanamadı. O yüzden bu açıdan geç kalınmış ama yeni momentler yaratmak için hala daha vaktimiz olduğunu düşünüyorum.

"BU MOMENTİ, SADECE PARTİ BAŞKANI OLARAK YARATABİLECEĞİMİ DÜŞÜNMÜYORUM"

Soru: Mehmet Harmancı, yeni bir moment yaratmak adına TDP Genel Başkanı olmayı düşünüyor mu?

Harmancı: “Bu, ikilemlerle dolu bir soru. Benim kafamda şekillenen değil ama sokakta yürüdüğümde, sen sorduğunda, birazdan başka biri geldiğinde ‘napacan’ veya ‘ne edecen’ diye sorduğunda, sürekli gündeme gelen bir konu bu. Ben bu momenti, bir tek parti başkanı olarak yaratabileceğimizi düşünmüyorum. Farklı alanlarda da bulunarak bu enerjinin bir parçası haline gelinebilir. Şu an için benim parti başkanı olup bu sinerjiyi yaratmam değil, bu sinerjinin önemli bir gücü halinde durabileceğimi ve birlikte bir şeyler başarabileceğimizi, bir noktada kendime rol ve görev biçerim. Bir noktadan sonra kararları kendin veremiyorsun. Biraz halkın, biraz seninle birlikte hareket eden grubun, hatta ve hatta tüm kamuoyunun şekillendirmesi, senin siyasi geleceğini ve hayatını belirlemeye başlıyor. Bu noktada önemli sorgulamalar yaşıyorum. Ben kendi etik sorgulamalarımı yaşarım ama alacağım siyasi pozisyondan dolayı LTB’nin tartışılmasını asla istemem. Bunu yaşatmak istemem. Sonuçta ben insanlara 4 yıllık bir görev süresi için söz verdim. Partinin başına geçmem halinde, çok doğal olarak mesaimin önemli bir kısmı partiye yoğunlaşacak. Bu nedenle an itibariyle böyle bir niyetim yok. Ama oluşabilecek bir sinerjinin önemli bir bileşeni olabileceğimi düşünüyorum.

"ANKETLER YAPTIRIYORUM, HEM YEREL HEM DE GENEL SİYASETTE ORTAYA ÇIKAN TABLO OLUMLU"

Soru: “Bundan sonraki 4 yıl için de Lefkoşalıya söz vermeyi planlıyor musunuz?”

Harmancı: “Ben bunu Aralık ya da Ocak aylarından önce açıklamayı düşünmüyorum. Bunun sebepleri var. Biri, çok erken seçim gündemine girmenin, işlerin belli oranda aksamasına sebep olacağını düşünüyorum. Biz büyük bir yapıyız. Bizim yaklaşık 800 çalışanımız var. Bu yapının motivasyonunun kırılması ya da bana bağlı yükselmesi doğru bir hareket değil. Daha 10 ay var önümüzde. İkincisi, Lefkoşalıyı düşünmek zorundayım. Üç, birazcık siyasi iklimin nereye gideceğine bakmak zorundayım. Önümüzde bir erken seçim var. Bu seçimin ne getireceğini, nasıl sonuçlar yansıyacağını, bizim rolümüzün ne olacağı, bunların hepsi belirleyici olacak. Ben günün sonunda ego olarak bir dönem daha devam edeyim ya da tamamdır noktalarını çoktan aştığımızı düşünüyorum. Koltuk derdim yok. Bu yüzden çalışanlarıma da kulak veriyorum, halkı geziyorum, temas ediyorum, sahadan çıkmıyorum. Halkta da iki farklı görüş var. Biri ‘geç artık’, bir de ‘kal tamamdır’ diyor. Her iki nokta da ülke siyaseti açısından çok çok önemli ve değerli nokta. Bu yüzden zaten günün sonunda burada bizden memnunsa halk, ona göre bir seyir izleyeceğiz. Bunun dışında bazı kamuoyu araştırmaları da yapıyorum. Genel siyasete ilişkin de yerel siyasete ilişkin de yapıyorum. Şu ana kadar ortaya çıkan tablo, her iki noktada da olumludur. Ona bakıp da bir karar verebilecek durum yok. Günün sonunda halk için en doğrusunun ne olacağına, Aralık ya da Ocak ayında karar verip, bunu kamuoyuna açıklayacağız. Şu an için bu tartışma yaratıcı olur diye düşünüyorum.”

"LEFKOŞALININ HAKKINI ARADIĞIMIZ İÇİN BENİMLE HESABI OLAN BAZI İŞ İNSANLARI, LEFKOŞA'YA NÜFUS TAŞIMAYA BAŞLADI" 

Soru: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir partinin kurultayına kadar, bazı seçimlere deniz ötesinden müdahale edildiği ifade edildi. Önümüzde belediye seçimleri var. ‘Eğer aday olacaksanız’, Lefkoşa Belediye Başkanlığı konusunda, Türkiye’nin desteklediği bir aday karşınıza çıkar mı? Müdahale yaşanır mı?

Harmancı: “Bence Lefkoşa herkesin en önemli gündem maddesi.  Cumhurbaşkanlığı seçimiyle paralel gidebilecek en önemli seçimin Lefkoşa’da yaşanacağı aşikardır. Bunun bütün mesajları vardır. Şu anda benimle hesabı olduğunu düşünen ve sadece Lefkoşalının hakkını aradığımız için mahkemelik olduğumuz bir takım büyük iş insanları, Lefkoşa’ya seçmen kaydırmaktadırlar. Bu bir ya da iki kişiden duyduğumuz hadise değildir. Bu kuruma bağlı çalışan aileler dahil rahatsız edilmektedir. İlçe Seçim Kurulu’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na yazımı yazmış durumdayım. Bu konuyu ciddi şekilde takip ediyoruz. Bu basite indirgenecek bir unsur değil. Bununla ilgili bazı güçler ciddi şekilde dizaynlar yapmaya çalışıyorlar. Elbette bunların birçoğu geri tepecek. Çünkü insanların vicdanını satın alamasınız. İnsanları ekmek parasıyla tehdit edebilirsiniz ama vicdanlarını satın alamazsınız. Ama sandıklar çok ciddi şekilde Lefkoşa’da etki altına alınmaya çalışılacak. Bununla ilgili biz de her türlü çalışmayı yapacağız. Bu Haziran, eğer ben adaysam, öyle anlaşılıyor ki Lefkoşa’daki seçim çok ciddi bir baskı altında geçecek.”

"1000 KADAR İNSANI, AİLELERİYLE BİRLİKTE LEFKOŞA'YA TAŞIMAYA ÇALIŞIYOR"

Soru: Kaydırılan seçmen sayısıyla ilgili bilginiz var mı? 100? 500? 1000?

Harmancı: “Aşağı yukarı üçüncü söylediğin (1000) rakam civarında. Kurum bünyesinde 3 bin 500 çalışanı var. Lefkoşa dışında da çalışanları var. Bu insanları aileleriyle birlikte Lefkoşa’ya aldırmaya çalışıyorlar. Hatta muhtarlıklardan kendilerine ait ev ya da lojmanlara kayıtlar yapılmakta oldukları yönünde ihbarlar var. Bizler hukuken haklarımızı sonuna kadar zorlayacağız. Sahte belge ya da yanlış belge düzenleyenler de bu uyarılarımı dikkate alarak işlem yapsınlar. İlk kez sizin aracılığınızla bunu söylemek isterim. Biz bu işin peşindeyiz ve asla meydanı boş bırakmayacağız. Avukatlarımızla bu konuyu her gün değerlendiriyoruz.”

"TDP'NİN 5 DEĞİL, ÇOK DAHA İYİ SONUÇLAR ALMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM" 

Soru: TDP, önümüzdeki günlerde olağan kurultayını gerçekleştiriyor. Siz, parti başkanlığına aday olmayacağınızı söylediniz. Cemal Özyiğit (TDP’nin mevcut Genel Başkanı) ile geçtiğimiz günlerde bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Ve Cemal Bey, “Erken seçimde 5 vekil çıkarıp Meclis’te grup oluşturamamamız durumunda ertesi gün istifa edeceğim” demişti. Cemal Bey’in istifa etmesi halinde tutumunuz ne olacak?

Harmancı: Ben TDP’nin mevcut ortam içerisinde 5 değil çok daha iyi sonuçlar alması gerektiğini düşünüyorum açıkçası. Bu açıdan değerlendirdiğimde, herkes çok daha iyi bir hedef için çalışmalı. Eğer kamu ve toplumdan bu desteği görmezsek, tabi ki sonuçları tartışılacak. Ama ben erken genel seçimlerde, TDP’nin geçtiğimiz seçimde olduğu gibi güçlü adaylarla kamuoyunun önüne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Farklı örgütlerle güç birliklerinin geliştirilmesi noktasında kapıyı mutlaka açık tutmalı. Çünkü bu mücadele sadece TDP’nin mücadelesi olmayı aştı. Olması gereken mücadele metodolojisini, Lefkoşa Belediye seçimlerinde ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Bugün bizim listemizde YKP, Bağımsızlık Yolu, Sol Hareket’ten isimler var. Sola ait tüm unsurlar ve demokratik güçler, bu çatı altında kendi örgütsel kimliklerini koruyarak yer aldılar. Bu da bizim açımızdan bir çatışma yaratmadı. Tam aksine bir devinim yarattı. Bugün kimse Murat Kanatlıya TDP Meclis üyesi demez, YKP’nin belediye meclis üyesi der. Ortaklaşıyoruz. O bize kendinin onaylamayacağı konularda tavrını söylüyor, birbirimize saygı ve sevgi içinde götürüyoruz. Bence bunun modelleri vardır. Bunu LTB’de doğru şekilde kurguladık. Bunu merkez siyasette nasıl ele alınabileceği ciddi bir uğraş sonucu ortaya çıkabilir. Belki bu kadar kolay ve basit olmayacaktır ama daha sade, herkesin kendini rahat hissedebileceği bir model kurgulanabilir diye düşünüyorum. O zaman büyük bir iş başarmış oluruz. TDP’nin Başbakanlık talep etmesi gerektiğini düşünüyorum. Küçük ortak veya ülke siyasetinin küçük bir bileşeni değil; tam aksine ülke siyasetine yön vermesini istiyorum.”

"TDP İÇİNDE EKSİK LİDERLİK YAPMAK İSTEMEM"

Soru: Eğer erken seçimde TDP 5 vekili çıkaramazsa, Cemal Başkanın olası istifası sonrası olağanüstü genel kurul yapmak zorunda kalınacak. Başkan olacak kişi, vekil sayısını arttırıp güçlü bir iktidar ya da muhalefet olmak için en iyi ihtimalle 2, en kötü ihtimalle 5 yıl beklemek durumda kalacak. Bunu beklemek TDP için doğru bir hamle mi?

Harmancı: “Zamanın ruhu önemlidir. Bizi de şuraya kıstırmamalı; panik kararlar. Dürüstçe söylemek isterim; güzel konuşmak ya da iyi etki bırakmak iyi oy getirebilir. Önemli olan, altı dolu, iyi bir ekiple doğru bir siyasal mücadele sürdürmektir. Ben en azından burada bireysel konuşacağım. Kendi hazırlığımı doğru yapmadan ve kendi siyasal anlayışıma ilişkin ekibi güçlendirmeden TDP içinde, eksik liderlik yapmak istemem. Çünkü liderliğin bir ekip işi olduğuna inanırım. Her ne kadar konuşan kişiyi insanlar önde görse de onun altında yatan çok ciddi bir ekip mücadelesi vardır. Ben TDP’de de de bu ekibin olduğunu düşünüyorum ama öyle ya da böyle çok fazla görünür değildir, bilinir değildir. Ama o gün gelirse, bu şu demek değildir; 2-3 yıl dışarda kaldık, vekil olmadık demek değildir. O zaman dışarda öyle bir muhalefet yaparsınız ki o sandık erken zamanda yeni şartlarını yaradır. İçerde ya da dışarda hiç fark etmez, ben bunu yaratabileceğimize inanıyorum.”

"BENİ MOTİVE EDEBİLECEK UNSUR, TERMİNAL İHALESİ" 

Soru: Son olarak, önümüzdeki 10 aylık süre içerisinde Lefkoşalıyı neler bekliyor?  

Harmancı: “Seçime yönelik bir çalışmam yok. Bir program dahilinde çalışmaya devam edeceğiz. Arabahmet Kültür Evimizi yeniden bünyemize katıyoruz. Burada kültür ve sanatla uğraşan insanlarımıza ortak kullanılabilecek bir alan yaratmak istiyoruz. Terminalle ilgili ihale sürecimize en geç Kasım ayında çıkmak istiyoruz. Önümüzdeki 4 yılın sonunda bitebilecek bir proje ama eğer ihale başarılı olabilirse, kültür - sanat sarayı da bu kapsamda bitmiş olacak ve Lefkoşa yeni bir terminal alanına, ayrıca bir alış veriş merkezine kavuşmuş olacak. Bu proje, ‘tasarla – yap - işlet – devret’ usulü olacak ama LTB’nin gelirleri açısından da muazzam bir katkı sağlayacak. Geleceğe yönelik yatırımlardan bir tanesi olacak. Bunun dışında Haspolat’ta bir yaşam parkı bitirmeye çalışıyoruz. Lefkoşa için merkezde 2 yeni parkımız faaliyete girecek. Elbette eğer terminal ihalesi başarılı olabilirse, bir miktar kaynağın da özellikle asfalt ve kaldırım gibi alanlarda kullanma hayalimi var. Ama olmamış bir ihale üzerinden bunları yapacağım demek doğru değil. Özellikle son dönemde pandeminin etkisiyle yerel yönetimlerin içine düştüğü ekonomik pozisyon ciddi sıkıntılı. Bu yıl neredeyse yüzde 20’ye yakın hayat pahalılığı ödemesi yaptık. Ama biz kendi gelirlerimizde en ufak artış sağlayamadık. Bu bizden kaynaklanmıyor, hükümetin bize ayırdığı kaynaktan kaynaklanıyor. Belediyeler Birliği’nin bu konuda ortaya koyduğu tavır silik, basiretsiz. 15’inde bir genel kurul var. Gidip en son halini göreceğiz. Çok büyük hayaller çok büyük vaatler yerine Belediyeler Yasasının biran önce güncellenmesi gerek. Hiçbir belediye başkanının seçim öncesi zam yapıcı bir uygulamaya girebileceğini düşünmüyorum. Bu vergiler 1995’ten kalma. Özellikle şehirciliğe ilişkin ciddi sıkıntılar var. Beni motive edebilecek unsur, özellikle terminal ihalesidir. Beni heyecanlandırıp motive ediyor. Lefkoşa’nın dönüşümü, ekstra gelire kavuşabilmesi için önemli bir adımdır. Sadece görsel bir bina değildir. Ekonomik anlamda da ciddi altyapısı var. Umarım Kalkınma Bankası kredilerinin yerel yönetimlere yatırım amaçlı kullanmasının önü açılır. Yoksa 28 belediyenin 25’i tam da istedikleri pozisyona gelcek; ya AB ya da TC Yardım Heyeti ile yatırım yapabilecek.”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör