İÇ HABERLER
okuma süresi: 14 dak.

Mustafa Ergüven: Kıbrıslı Türkler de en az Kıbrıslı Rumlar kadar hellimin sahibidir

Mustafa Ergüven: Kıbrıslı Türkler de en az Kıbrıslı Rumlar kadar hellimin sahibidir

KTTO Genel Sekreter Yardımcısı ve Hellim Çalışma Grubu Üyesi Mustafa Ergüven, hellimin ‘iki toplumun ortak tarihi ve kültürel ürünü’ olduğunu ifade ederek, “Kıbrıslı Türkler de en az Kıbrıslı Rumlar kadar hellimin sahibidir” dedi.

Yayın Tarihi: 30/09/22 11:21
okuma süresi: 14 dak.
Mustafa Ergüven: Kıbrıslı Türkler de en az Kıbrıslı Rumlar kadar hellimin sahibidir

Kıbrıs coğrafyasının önemli değerlerinden biri olan hellimin tescili ile ilgili çalışmalar devam ediyor…

Avrupa Komisyonu, Χαλλούμι (Halloumi)/ Hellim ismi ile sadece Kıbrıs’ta geleneksel şekliyle üretilebileceğini belirten Menşe İsmi Korumalı Ürün (PDO) Uygulama Tüzüğü’nü 12 Nisan 2021’de onaylayarak Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlamış ve uygulama da 1 Ekim 2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmişti. Bununla birlikte yine 12 Nisan 2021’de Avrupa Komisyonu, Kuzey Kıbrıs’ta üretilen PDO’ya uyumlu hellim ürünlerinin belirli sağlık ve hijyen koşullarının sağlanmasını müteakip Avrupa’ya ihraç edilebilmesini mümkün kılan Yeşil Hat Değişiklik Kararı’nı almıştı.

Kıbrıs’ın genelinde hellimin PDO sürecini takip etmek ve gelişmeleri yönlendirilmesi için İki toplumlu Hellim Çalışma Grubu oluşturuldu.

İki toplumlu Hellim Çalışma Grubu, ilk kez 23 Eylül Cuma günü toplandı ve Kıbrıs’ın her iki tarafındaki paydaşların hellimin PDO süreciyle ilgili görüşleri ve yaşanan gelişmeler masaya yatırıldı.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Genel Sekreter Yardımcısı ve Hellim Çalışma Grubu Üyesi Mustafa Ergüven, hellimin PDO süreci ve grubun çalışmaları hakkında Kıbrıs Postası’na özel açıklamalarda bulundu.

Hellimin tescil süreci ile ilgili çalışmaların 2007 yılına kadar dayandığını ifade eden Ergüven, 2015 yılında dönemin Toplum Liderleri Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiadis’in ortak mutabakatıyla hellimin PDO denetlemelerini yapmak için Fransız menşeli bağımsız denetleme kuruluşu olan Bureau Veritas’ın atandığını belirtti.

ERGÜVEN: KUZEY KIBRIS’TA HELLİMİN PDO SÜRECİ HENÜZ BAŞLAYAMADI

Ergüven, PDO sürecinin Güney Kıbrıs’ta 1 Ekim 2021 tarihinde başladığını, ancak Kuzey Kıbrıs’ta ise denetleme sürecinin henüz başlayamadığını söyledi.

Kuzey Kıbrıs’ın kendine has farklı bir yapısı ve idaresi olduğunu belirten Ergüven, “Bu idare içesinde denetlemeyi yürütebilmek üzere işbirliği yapılması için KTTO önemli bir araç olarak göze çarpıyor” diye konuştu.

Ergüven, KTTO’nun uluslararası statüsünden dolayı hellimin PDO Uygulama Tüzüğü içerisinde Oda’ya bazı görev ve sorumluluklar verildiğine dikkat çekti.

Kuzey Kıbrıs’ta hellimin denetiminin gerçekleştirilmesi için PDO Tüzüğü’nde Bureau Veritas ile KTTO’nun birlikte çalışması yönünde maddeler bulunduğunu ifade eden Ergüven, “KTTO olarak bu iş birliğini henüz Bureau Veritas ile oluşturabilmiş değiliz ancak bunun oluşturulmasına yönelik karşılıklı temaslarımız devam ediyor” dedi.

Ergüven, denetici kuruluş olan Bureau Veritas’a ilettikleri taleplerde bugüne kadar erken ve sonuç alıcı dönüşler almakta zorlandıklarını ancak kurulacak olan etkin iletişim ile bunun aşılabileceğini ifade etti.

“KIBRIS TÜRKLER DE KIBRISLI RUMLAR KADAR HELLİMİN SAHİBİDİR”

Hellimin PDO süreciyle ilgili olarak denetçi kuruluşun 2015’te iki lider tarafından ortak mutabakatla atandığının unutulmaması gerektiğine vurgu yapan Ergüven, “Hellim iki toplumun ortak tarihi ve kültürel ürünüdür. Kıbrıslı Türkler de Kıbrıslı Rumlar kadar hellimin sahibidir. Bu ürün tüm Kıbrıslıların ortak ürünüdür” açıklamasında bulundu.

Ergüven, PDO Tüzüğü’nde de belirtildiği gibi Bureau Veritas’ın KTTO ile iş birliği içinde olması ve Kuzey Kıbrıs’ta bir an önce bu denetleme sürecini başlatılmasının beklendiğini dile getirdi.

PDO Tüzüğü kapsamında, iki toplumun da, hellimin haklarından eşit ve adil bir şekilde faydalanması gerektiğinin altını çizen Ergüven, konuya ilgili açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Kıbrıslı Türklerin PDO’daki hak ve menfaatlerden faydalanması için konuyu her platformda savunduk ve yapıcı öneriler sunduk, bundan sonra da bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu sürecin Kuzey Kıbrıs’ta başlayabilmesinin en etkili yolu Bureau Veritas ile KTTO’nun aralarında kuracağı direkt muhataplık ilişkisidir. Bureau Veritas ile bu konuları değerlendirmek üzere ve Kuzey’deki denetim mekanizmasını başlatabilmemize engel olan unsurları ortadan kaldırmak için bir istişare toplantısı talebimiz oldu. Önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi öngörülen bu toplantıda doğru ilişki biçiminin kurulması ve Kuzey Kıbrıs’taki denetim mekanizmasının bir an önce başlaması için halen daha ümidimiz var.”

Ergüven, iki toplumlu Hellim Çalışma Grubu’nun hangi amaçla kurulduğunu ve grubun gerçekleştirdiği toplantıda konuşulan detayları da anlattı.

“HELLİM ÇALIŞMA GRUBU’NDA HER İKİ TOPLUMDAN DA KONUNUN PAYDAŞLARI YER ALIYOR”

Hellim Çalışma Grubu’nun Avrupa Komisyonu tarafından kurulduğunu ifade eden Ergüven, “Grupta her iki toplumdan da konunun paydaşları yer alıyor. Bu grubun oluşturulması iki toplumdaki paydaşların diyaloğu açısından çok önemlidir ve grubun etkin bir şekilde çalışmalar yürütmesi yönünde ümidim var” dedi.

Ergüven, grubun amacının hellimin PDO sürecinde ‘iki toplumun birbiriyle istişare içinde olmasını sağlamak ve toplumlar arası diyaloğu geliştirmek’ olduğunu söyleyerek, “KTTO olarak bu grubun oluşması için çok çaba sarf ettik, kurulmasından memnuniyet duyuyoruz” açıklamasında bulundu.

Hellim Çalışma Grubu’nun ilk toplantısında, üyelerin karşılıklı olarak tanıştığını ve PDO süreci hakkında görüşmeler yapıldığını belirten Ergüven, “Kuzey Kıbrıs’ta sürecin başlamamasının yarattığı sıkıntıları Rum muhataplarımıza da anlatma fırsatı bulduk ve onların yaşadığı süreçlerle ilgili bilgi edindik” diye konuştu.

Ergüven, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hellimin PDO özelliklerinde bazı değişiklikler belirlediğini ve bu değişikliklerin 1 Eylül 2022 tarihinde Rum Resmi Gazetesi’nde yayımlandığını hatırlatarak, “Bu değişikliklerin yayımlanmadan önce ne olduğuna dair Kıbrıs Türk tarafına sunulan resmi bir bilgi olmadı” dedi.

“BİZİM GÖRÜŞLERİMİZ ALINMADAN KARARLAR ÜRETİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Kıbrıs Türk tarafının hellimin ortak sahibi olarak söz konusu değişiklikleri birlikte yapmayı hak ettiğini vurgulayan Ergüven, “Bizim görüşlerimiz alınmadan kararlar üretilmesi kabul edilemez” şeklinde konuştu.

Ergüven, Kıbrıs’ın ortak ürünü olan hellim ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılacaksa Kıbrıs Türk tarafının da sürece dahil olması gerektiğini ifade ettiklerini ve bu konuda birtakım girişimlerin yapıldığını söyledi.

Hellimin Yeşil Hat üzerinden ticaretini mümkün kılacak denetime ilişkin de açıklama yapan Ergüven, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Bureau Veritas’ın yapacağı PDO denetimi haricinde, ürünlerin Yeşil Hat’tan geçişi için de ayrı bir denetleme mekanizması oluşturulması gerekiyor. Bu denetleme hellimin sağlık ve hijyen koşullarını denetleyerek, ürünlerin Avrupa Birliği gümrük bölgesine girişinin ilgili AB direktiflerine uygun olup olmadığını kontrol ederek bu ticareti mümkün kılacak bir denetlemedir. Komisyon’un almış olduğu Yeşil Hat Uygulama Kararına göre Hellimin sağlık ve hijyen denetlemelerini yapacak kuruluşu atamak üzere Güney Kıbrıs ilgili otoritesi görevlendirildi. Ancak 12 Nisan 2021’den beri henüz daha bu denetçi kuruluş atanmadı. Dolayısıyla ürünlerin Güney Kıbrıs’a veya AB ülkelerine gidişini mümkün kılabilecek denetleme mekanizması henüz oluşmadı.”

“DAHA YOLUN BAŞINA BİLE ÇIKABİLMİŞ DEĞİLİZ”

Ergüven, hellimin Yeşil Hat’tan geçişini mümkün kılacak olan denetleme kuruluşunun Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından halen atanmamış olmasının ‘kabul edilemez’ olduğunu söyleyerek, “Daha yolun başına bile çıkabilmiş değiliz. Bu konuyu muhataplarımızla sürekli takip ediyoruz. Bu atamanın kısa süre içerisinde yapılacağı,  Avrupa Komisyonu’ndaki muhataplarımız tarafından bizlere iletildi. Bu doğrultuda adım atılmasını bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kuzey Kıbrıs’ta iki işletmenin PDO başvurusu yaptığını da hatırlatan Ergüven, “Bu işletmeler başvurularını KTTO ile paralel olarak yürüttü. Hellim için yapılan PDO başvuruları Bureau Veritas’a KTTO üzerinden iletildi” dedi.

Ergüven, başvurular öncesinde KTTO’nun girişimiyle 1 Aralık 2021 tarihinde Bureau Veritas’ın Kuzey Kıbrıs’taki hellim üretimi yapan firmalara denetleme süreciyle ilgili bilgilendirici bir seminer düzenlediğini ifade etti.

Bilgilendirici seminer sonrasında birinci başvuru yapan firmaya iletilen sözleşmede birtakım aksaklıklar görüldüğünü belirten Ergüven, “Bunlar çözülemez aksaklıklar değildi. Ancak aradan 6 ay geçmesine rağmen halen daha çözülebilmiş değil, kısa zamanda çözüleceğine inanmak istiyoruz” diye konuştu.

“TÜRKÇE KONUŞAN BİR DENETİCİNİN ATANMASINI ÖNERDİK”

Ergüven, ilk olarak Türkçe konuşan bir deneticinin atanması gerektiğini yetkili makamlara önerdiklerini ve bu konuda yakın zamanda olumlu geri dönüş aldıklarını söyledi.

PDO kapsamında gönderilen sözleşmelerin Türkçe imzalanması konusunda da taleplerinin olduğunu ve bu konuda da yakın zamanda olumlu bir geri dönüş aldıklarını dile getiren Ergüven, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi.

“Kuzeydeki firmaların güneydeki mahkemelerde yargılanmasının hem teknik hem de siyasi açıdan mümkün olmayacağı için Bureau Veritas’la firmalar arasındaki sözleşmede, ortaya çıkacak anlaşmazlıklar konusunda farklı bir mekanizma kurulmasını talep ettik. Bureau Veritas bunun değerlendirilebileceğini söylemesine rağmen henüz bu konuda bir adım atılmadı. Bir an önce kendilerinin de makul bulduğu gibi deneticiyle üretici arasındaki sözleşmede ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların Rum Yönetimi dışındaki bir tahkim mekanizmasıyla çözülmesi için mutabakat sağlanmasını bekliyoruz. Bu sorunlar çözülebilirse süreç başladığı yerden devam edebilir.”

Ergüven, KKTC’de PDO başvurusu yapan ikinci firmanın ise 2 Haziran’dan beri cevap dahi alamadığını söyleyerek, “Bunun kabul edilmesi mümkün değil” dedi.

KKTC’den ikinci yapılan başvuruya 4 aydır dönüş alınamamasını ilgili muhataplara aktardıklarını dile getiren Ergüven, “PDO denetleme mekanizmasının her iki topluma da eşit oranda muamele göstermesi elzemdir” diye konuştu.

Ergüven, hellim ticaretinin yaygınlaşması için yapılan çalışmalar hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

“TOPLUMLAR ARASI YAKINLAŞMA EKONOMİK İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİYLE MÜMKÜNDÜR”

Hellimin ülke ticareti ve ekonomisine ciddi bir katkı sağlayabileceğine dikkat çeken Ergüven, “Toplumlar arası yakınlaşma ekonomik ilişkilerin geliştirilmesiyle çok daha mümkündür” ifadelerini kullandı.

Ergüven, son zamanlarda gerek Yeşil Hat ticaretindeki, gerekse de bireysel harcamalardaki artış iki toplumun birbiri ile çok daha yakından ilişki kurmasına vesile olduğunu belirtti.

Hellimin iki toplumun ilişkilerinin gelişmesinde büyük bir potansiyel barındırdığına vurgu yapan Ergüven, “İnanıyoruz ki tüm bu süreçler sıkıntısız bir şekilde nihayete ererse iki taraftaki hellim üreticileri birbiri ile ciddi iş birlikleri yapacak” açıklamasında bulundu.

Ergüven, hellimin bugüne kadar ülkenin ihraç ürünleri arasında çok önemli bir yer tuttuğunu ifade ederek, “Ancak AB ülkelerine bu ürünün ihracatı şu ana kadar mümkün olamadı” dedi.

Hellimin AB ülkelerine ihracatının gerçekleşmesi halinde Kıbrıs Türk ekonomisinin ciddi bir kazanım sağlayacağına değinen Ergüven, “Avrupa pazarı fiyat olarak da daha avantajlı bir konumdadır” şeklinde konuştu.

“HELLİM TİCARETİ YAYGINLAŞIRSA HERKES KAZANACAK”

Ergüven, Avrupa ülkelerine hellim ticareti yapılması durumunda ülkenin ihracat hacminin de gelişeceğini belirterek, “Hellim ticareti yaygınlaşırsa, bundan -Rum veya Türk- herkes faydalanacak” ifadelerini kullandı.

Karşılıklı anlayış ve hassasiyetlere saygı gösterilerek hellimin PDO sürecinde olumlu sonuçlar alınabileceğini söyleyen Ergüven, “KTTO bu konuda her zaman yapıcı mücadelesini devam ettirecek” diye konuştu.

Ergüven, hellimin Kıbrıs coğrafyası ve toplumu için önemiyle ilgili olarak, “Hellim bizim için basit bir ürün değildir” dedi.

Hellimin bir geçmişi ve kültürü olduğuna vurgu yapan Ergüven, “Dünya üzerinde Kıbrıs denilince akla gelebilecek bir üründür” açıklamasında bulundu.

“HELLİM ADANIN MARKA DEĞERİ OLABİLECEK BİR ÜRÜNDÜR”

Ergüven, uluslararası alanda Kıbrıs’ın genelini tanıtma potansiyeli taşıyan hellimin adanın ‘marka değeri’ olabileceğini de vurguladı.

Ülke ekonomisi içerisinde çok önemli bir paya sahip olan hellimin birçok alt sektörü de beslediği için ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade eden Ergüven, “Hellim konusu Kıbrıs Türk toplumunun var olan hakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hellimin PDO tescili konusunda Kuzey Kıbrıs'taki sürecin yürütülmesine ilişkin Başbakanlık Müsteşarlığı başkanlığında oluşturulan Hellim Koordinasyon Kurulu’nun belirli aralıklarla toplanarak kolektif bir çalışma da yürütüldüğünden bahseden Ergüven, başta kurul başkanı olmak üzere ilgili tüm paydaşların da sürece çok önemli katkılarda bulunduğunun altını çizdi.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör