Hüseyin Özgürgün: "Kıbrıs Türk halkının tek temsilcisi biziz!"
Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin "Kıbrıs Türklerini de temsil ettiği ve Türkiye'nin tanımak zorunda olduğu" yönündeki akıl almaz iddialarının ciddi provokasyon içeren açıklamalar olduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk halkı adına yegane söz sahibi, kendi kaderini tayin etme hakkını kullanarak kurmuş olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti ve onun seçilmiş temsilcileridir" dedi.
Özgürgün, Rum tarafını 1963-74 dönemindeki maceracı tutumunu anımsatan tehlikeli politikalarından bir an önce sıyrılarak, çok geç olmadan Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tutumuna karşılık vermeye ve böylece çözümün önünü açmaya çağırdı.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün yazılı açıklamasında, Rum tarafınca dün yapılan açıklamada, bilinen Rum iddialarının yanı sıra sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türklerini de temsil ettiği ve Türkiye'nin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımak zorunda olduğu yönünde akıl almaz iddialara yer verildiğini belirtti.
Özgürgün, bunun ciddi provokasyon içeren açıklamalar olduğuna, ayrıca Rum tarafının her geçen gün artan aymazlığının açık bir göstergesi olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:
"Kıbrıs Türk halkı adına yegane söz sahibi, kendi kaderini tayin etme hakkını kullanarak kurmuş olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti ve onun seçilmiş temsilcileridir. 1963-74 yılları arasında Kıbrıs Türklerini yok ederek adayı Yunanistan'a bağlamak için katliamlar dahil her türlü yola başvurmuş olan; Kıbrıs Türklerini ortaklık devletinin tüm kurumlarından silah zoruyla atarak adada gettolarda yaşamaya zorlayan; bugün dahi Kıbrıs Türklerinin hayatın tüm alanlarını kapsayan insanlık dışı ambargolar altında yaşamaya devam etmesi için var gücüyle çaba sarf eden gayrı yasal bir yönetimin, Kıbrıs Türklerini de temsil ettiğini iddia etmesi, en hafif tabiriyle bir akıl tutulmasına işaret etmektedir.
Ayrıca, kırk yılı aşkın bir süredir iki taraf arasında adada kapsamlı bir çözüme ulaşılması için görüşmeler yapıldığı ve Annan Planı'nın her iki halkın eş zamanlı olarak ayrı referandumlarına sunulmuş olduğu gerçeği ışığında, bu iddianın herhangi bir mantık süzgecinden geçmemiş olduğu da tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.
Rum tarafının, Kıbrıs sorununun ortaya çıkışının ve devam ediyor olmasının tek sorumlusu olduğu gerçeğini gözlerden uzak tutmak için Anavatan Türkiye'ye yöneltmekte olduğu sistemli ve gerçekdışı suçlamaları da şiddetle kınıyoruz.
Anavatan Türkiye'nin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti gibi yasadışı ve geçmişi insan hakları ihlalleriyle dolu bir entiteyi doğal olarak muhatap almıyor olması nedeniyle büyük bir sinir bozukluğu içerisinde olan Rum liderliği, Türkiye'ye karşı yürütmekte olduğu karalama politikası sonucunda Türkiye'yi kendisini muhatap almak zorunda bırakacağını düşünüyor ise büyük bir yanılgı içindedir. Rum tarafının muhatabı her anlamda Kıbrıs Türk tarafıdır ve bu böyle olmaya devam edecektir.
Rum tarafının son dönemde giderek artan tahrikkar davranış ve açıklamaları, Kıbrıs konusunda gündemi değiştirerek, devam etmekte olan müzakere sürecinde ortaya koyduğu uzlaşmaz tutumun uluslararası camianın dikkatinden kaçırılmasını da hedeflemektedir. Ancak, Rum tarafının tüm çabalarına rağmen uzlaşmaz tutumunu örtmek artık mümkün değildir. Her geçen gün, başta BM olmak üzere, ilgili tüm taraflar Rum tarafının yeni bir uzlaşmaz yaklaşımına ve provokatif girişimine şahit olmaktadır.
Rum tarafını, 1963-74 dönemindeki maceracı tutumunu anımsatan tehlikeli politikalarından bir an önce sıyrılarak, çok geç olmadan Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tutumuna karşılık vermeye ve böylece çözümün önünü açmaya bir kez daha davet ediyoruz."
TAK
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.