İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Cansu Nazlı: Ceza yasasındaki değişikliklerle basın ve muhalefet sansürlenmek isteniyor

Cansu Nazlı: Ceza yasasındaki değişikliklerle basın ve muhalefet sansürlenmek isteniyor

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Ceza ve Bilişim Suçları Yasası’nda planlanan değişikliklerin basını, muhalefeti ve toplumun tüm kesimlerini baskı altına alabileceğini belirterek, düzenlemelerin ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi.

Yayın Tarihi: 11/01/26 15:10
okuma süresi: 6 dak.
Cansu Nazlı: Ceza yasasındaki değişikliklerle basın ve muhalefet sansürlenmek isteniyor

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Kanal T’de Efdal Keser’in sunduğu Özel Yayın programının konuğu oldu. Nazlı, Ceza Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

"CEZA YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLERLE BASIN VE MUHALEFET SANSÜRLENMEK İSTENİYOR"

Nazlı, Ceza Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle insanların ifadelerinden dolayı alabilecekleri cezaların kapsamının artırıldığını ifade ederek, zem ve kadihin suç olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Geçtiğimiz günlerde kurşunlanan otogaleri olayını anımsatan Nazlı, “Halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden konular varken hükümet bunlarla uğraşmak yerine, haber yapan insanları susturmak için Ceza Yasası’nda değişiklik yapmak istiyor” dedi. Nazlı, yapılmak istenen değişikliklerin kamu yararına olmadığını, basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek hükümetin amacını basını ve muhalefeti sansürlemek olarak niteledi.

"SUÇ VE CEZA İÇEREN KURALLARIN SOMUT OLMASI GEREK"

Ceza Yasası’nın 50. maddesindeki değişikliğin kamuoyunda daha çok tartışıldığını dile getiren Nazlı, bu maddedeki düzenlemenin “sadece belli bir kesimi susturmak için yapılıyor gibi göründüğünü” söyledi. Bunun yasa yapma tekniği açısından da sorunlu olduğunu belirten Nazlı, suç ve ceza içeren kuralların somut olması gerektiğini vurguladı.

Nazlı, zem ve kadih davalarında hukuk yoluna gidilmesinin önemine işaret ederek, yasaya eklenen “bilmesi gerekir” ifadesinin hukuki bir prensip olduğunu söyledi. “Hukuki bir prensip, cezai bir prensip gibi ceza davasının içine koyuluyorsa yargıç onu dikkate almak zorundadır. Bu ifadeden dolayı mahkûmiyet ihtimali artıyor” diyen Nazlı, hukuki ve cezai prensiplerin nitelik farkı olduğunu ve bunun art niyetli bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Basının denetleme görevi bulunduğunu vurgulayan Nazlı, gazetecinin ya da gazetenin kamu yararına ürettiği içeriğin “devlet kurumunun, kamu görevlisinin itibarını zedeliyor” gerekçesiyle suç sayılıp cezalandırılmasının basını engellediğini söyledi. Maddelerdeki değişikliklerin ucunun açık olmasının endişe verici olduğunu dile getiren Nazlı, ceza davalarını polisin okuduğuna dikkat çekerek polislerin bu yönde hukuki yetkinliği olmadığını ifade etti.

"KENDİ HAKKIMIZ SAVUNMA HAKKIMIZ KISITLI BIRAKILMAYA DEVAM EDİYOR"

Nazlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre siyasi figürlerin eleştiriye daha açık olması gerektiğini belirterek, Ceza Yasası’nın 68. maddesindeki değişiklikleri değerlendirdi. Mehmet Ali Talat döneminde cumhurbaşkanlığına hakaret maddesinde yapılan değişikliği hatırlatan Nazlı, “Aslında kaldırılması gereken madde güncellenerek yürürlüğe sokuldu ve bundan en çok Ersin Tatar yararlandı” dedi.

maddede yer alan “yabancı devletin hükümdarı, prensi” ibaresinin “yabancı bir devletin herhangi bir temsilcisi” olarak değiştirildiğini aktaran Nazlı, “Bunu Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği önünde yapılan bir protesto nedeniyle birine dava okunabilir” şeklinde yorumladı. Suç kapsamı genişletilirken savunma hükümlerine dokunulmadığını söyleyen Nazlı, “Kendi hakkımızı savunma hakkımız kısıtlı bırakılmaya devam ediyor. Bu değişiklikler yasallaşırsa daha fazla yazı, karikatür gibi içerik dava konusu olacak, dava yağmurunun kapısı aralanacak” dedi.

"İNSANLARIN FİKİRLERİNİN SUÇ SAYILMASI 2026 YILINDA KABUL EDİLEMEZ"

Nazlı, ifade özgürlüğünün sınırlarının bu kadar kırılgan olmaması gerektiğini vurgulayarak, “İnsanların fikirlerinin suç sayılması 2026 yılında kabul edilemez. Biz bu maddelerden kurtulmaya çalışırken daha da genişletiyorlar” ifadelerini kullandı. Yasa değişikliğiyle toplumun tüm kesimlerinin tehdit altına girdiğini savunan Nazlı, zem ve kadih davalarının suç olmaktan çıkarılması gerektiğini yineledi.

"BİLİŞİM SUÇLARI YASASI DEĞİŞİKLİKLERİ ÖZEL HAYATI TEHLİKEYE ATIYOR"

Nazlı, Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklere de değinerek iki tehlikeli madde bulunduğunu söyledi. Bunlardan birinin, polisin trafik bilgilerine mahkeme emri olmadan erişebilmesini öngören düzenleme olduğunu belirten Nazlı, trafik bilgisinin hangi siteye girildiği ve ne kadar süre kalındığı gibi verileri içerdiğini ifade etti. Bu yetkinin kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği açısından ciddi sakıncalar taşıdığını vurguladı.

Diğer tehlikeli maddenin ise BTHK’ya idari para cezası verme yetkisinin genişletilmesi olduğunu söyleyen Nazlı, talimatlara uyulmaması halinde asgari ücretin 14 katına kadar ceza uygulanabileceğini aktardı. Nazlı, BTHK’nın idari bir organ olarak bu denli geniş yetkilere sahip olmasını tehlikeli bulduğunu ifade etti.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.