Mete Hatay: Adanın iki tarafı da Dubai olmak istiyor ama toplumsal sonuçlarını görünce dehşete kapılıyorlar
Araştırmacı Mete Hatay, Güney Kıbrıs’ta bayram namazında çekilen bir fotoğraf üzerinden başlayan tartışmaları değerlendirerek, adanın her iki tarafında da “demografik panik” yaşandığını savundu.
Araştırmacı Mete Hatay, bayram günü Güney Kıbrıs’ta çekilen bir fotoğrafın ardından başlayan tartışmalarla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Hatay, sosyal medya paylaşımında, adanın iki tarafında da uzun süredir büyüyen ekonomik modelin doğal sonuçlarının yaşandığını belirterek, “Dubai rüyalarıyla, rezidanslarla, ucuz hizmet ekonomisiyle ve kontrolsüz büyüme modelleriyle yaşayan toplumlar eninde sonunda ucuz emek ithal eder” ifadelerini kullandı.
Ucuz iş gücü modelinin beraberinde toplumsal dönüşümü de getirdiğini kaydeden Hatay, göçmenlerin yalnızca emek gücü değil; kendi kültürleri, inançları ve yaşam pratikleriyle birlikte geldiklerini vurguladı.
Fotoğrafın ardından yapılan yorumların “ahlaki panik” örneği olduğunu savunan Hatay, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Bayram günü adanın güneyinde çekilen bir fotoğraf yetti… Adanın iki tarafında da bir anda “demografik panik” alarmı çalmaya başladı. Oysa yıllardır herkesin gözünün önünde büyüyen bir yapının doğal sonucuyla karşı karşıyayız. Dubai rüyalarıyla, rezidanslarla, ucuz hizmet ekonomisiyle, kontrolsüz büyüme modelleriyle yaşayan toplumlar eninde sonunda ucuz emek ithal eder. Çünkü bu modelin motoru budur. Daha ucuz iş gücü, daha esnek çalışma, daha sessiz emek…
Fakat gelen insanlar beton torbası ya da vinç ekipmanı değil. Kendi hafızalarıyla, inançlarıyla, dilleriyle, gündelik hayat pratikleriyle geliyorlar. Küresel emek hareketlerinin doğası budur. Siz ekonomiyi Singapur-Dubai karışımı bir hayal üzerine kurup sonra ortaya çıkan toplumsal dönüşüme şaşıramazsınız.
Tabii resmin altındaki yorumlar da artık tanıdık: “Polis nerede?”, “Bunların çoğu kaçak”, “Ada elden gidiyor…” vesaire. Klasik ahlaki panik repertuarı. Güney’de özellikle son yıllarda hızla yükselen İslamofobi de bu atmosferin parçası. Bunun bir kısmı Avrupa’daki aşırı sağ dalganın ve AB’nin güvenlikçi göç rejiminin etkisi. Bir kısmı ise İsrail’in son yıllarda bölgede kurduğu iletişim dilinin yarattığı yeni korku iklimi. Ama bunların ötesinde çok daha temel bir mesele var. Kontrolsüz neoliberal büyümenin yarattığı demografik kaygı.
Çünkü insanlar aslında göçmenden çok kendi kurdukları ekonomik modelden korkuyor. Ama modeli sorgulamak yerine öfke en görünür olana, yani göçmene yöneliyor. Sonuçta ELAM gibi partiler büyüyor, merkez partiler daha sert göç politikalarına kayıyor, toplum ise giderek daha paranoyak bir ruh haline sürükleniyor.
Adanın iki tarafı da Dubai olmak istiyor, ama Dubai’nin toplumsal sonuçlarını görünce dehşete kapılıyorlar."
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.