İÇ HABERLER
okuma süresi: 8 dak.

Özersay: Türkiye, SAFE, Gümrük Birliği ve vize serbestisini pazarlık konusu olarak görmüyor

Özersay: Türkiye, SAFE, Gümrük Birliği ve vize serbestisini pazarlık konusu olarak görmüyor

HP Genel Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin SAFE programı, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisini Kıbrıs'ta federal çözüm zeminine dönüş karşılığında müzakere edilecek başlıklar olarak görmediğini söyledi.

Yayın Tarihi: 20/07/26 16:40
okuma süresi: 8 dak.
Özersay: Türkiye, SAFE, Gümrük Birliği ve vize serbestisini pazarlık konusu olarak görmüyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs'a gerçekleştirmesi beklenen ziyaret öncesinde hem Kıbrıs Postası hem de BRT ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler Profesörü, eski Dışişleri Bakanı ve Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, ziyaretin olası sonuçlarına ilişkin üç senaryoyu sıraladı.

Kıbrıs sorununun uluslararası güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Özersay, Türkiye'nin mevcut uluslararası konjonktürde Avrupa Birliği'nden elde edebileceği kazanımlar karşılığında federal çözüm zeminine dönmesini sağlayacak yeterli bir teşvik bulunmadığını savunurken, yeni bir müzakere sürecinin ancak küresel dengelerin değişmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

GUTERRES'İN ZİYARETİ İÇİN ÜÇ OLASI SENARYO: TARAFLARIN UZLAŞMADIĞI HALDE SADECE BİR VEDA ZİYARETİ OLABİLİR

  • BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyaretiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Özersay, ilk ihtimalin Genel Sekreter'in liderlerle görüşerek tarafların ortak bir zeminde buluşup buluşamayacağını test etmesi olduğunu söyledi. Özersay, bu ziyaretin, tarafların uzlaşmaya yakınlaşması halinde ileride düzenlenebilecek olası bir 5+1 gayriresmi Kıbrıs konferansının ön hazırlığı niteliği taşıyabileceğini ifade etti.

  • İkinci ihtimalin ise taraflarla yapılacak temasların ardından ortak bir zemin bulunmadığının açıklanması olduğunu belirten Özersay, böyle bir durumda Guterres'in taraflara bazı tavsiyelerde bulunabileceğini ve ziyaretin bir anlamda "veda ziyareti" niteliği kazanabileceğini dile getirdi.

  • Üçüncü ihtimal olarak ise 2010 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un Kıbrıs ziyaretini hatırlatan Özersay, o dönemde de büyük beklentiler oluştuğunu ancak ortak zemin bulunamaması nedeniyle ziyaretin hayal kırıklığıyla sonuçlandığını söyledi. Guterres'in ziyaretinin de benzer şekilde sonuçsuz kalabileceğini belirten Özersay, buna rağmen Genel Sekreter'in böyle bir durumda dahi tavsiyelerini ortaya koyarak süreci bir veda ziyareti çerçevesinde tamamlayabileceğini ifade etti.

ÖZERSAY, TÜRKİYE'NİN NEDEN BAZI AB ÇIKARLARI KARŞILIĞINDA FEDERAL BİR ÇÖZÜM ZEMİNİ İÇİN ESNEME YAPMAYABİLECEĞİNİ DE SIRALADI

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde son dönemde öne çıkan başlıkların Kıbrıs politikasına etkisini de değerlendiren Özersay, Ankara'nın AB ile gündemde bulunan bazı konular karşılığında federal çözüm zeminine dönüp dönmeyeceği sorusunu ele aldı.  Özersay, mevcut uluslararası konjonktürde bunun neden gerçekçi olmadığını çeşitli örneklerle anlattı.

  • "Türkiye NATO'nun en büyük ikinci ordusu olarak, SAFE programına dahil olmayı bir hak olarak görüyor"

Türkiye'nin SAFE savunma programına katılımını bir hak olarak değerlendirdiğini belirten Özersay, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye'nin bu konuda taviz vermesini gerektirecek bir durum görmediğini ifade etti.

  • "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sadece Türkiye'ye değil, AB'ye de fayda sağlayacaktır"

Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin hem Türkiye'nin hem de Avrupa Birliği'nin ortak çıkarına olduğunu kaydeden Özersay, bunun da Kıbrıs konusunda verilecek tavizlerle ilişkilendirilecek bir başlık olmadığını söyledi.

  • "Vize serbestisi konusunda Türkiye uzun yıllardır Avrupa adına 'ileri karakol' görevi gördü"

Vize serbestisi konusunda ise Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa adına düzensiz göçü kontrol eden bir "ileri karakol" görevi üstlendiğini belirten Özersay, Ankara'nın bu yükün karşılığını beklediğini ifade etti.

Bu üç başlığın Türkiye açısından zaten meşru beklentiler olduğunu dile getiren Özersay, bunların karşılığında Ankara'nın Kıbrıs'ta iki devletli çözüm tezinden vazgeçerek yeniden federal çözüm zeminine dönmesini beklemenin gerçekçi olmadığını savundu.

"KIBRIS SORUNU SADECE İKİ TOPLUM ARASINDA DEĞİL, ULUSLARARASI BİR UYUŞMAZLIKTIR; BÜYÜK RESİM NETLEŞMEDEN YENİ BİR SÜREÇ BEKLEMİYORUM"

Kıbrıs sorununun uluslararası boyutunu da değerlendiren Özersay, çözüm süreçlerinde belirleyici olanın yalnızca Kıbrıs'taki tarafların tutumu olmadığını, küresel güç dengeleri ve uluslararası konjonktürün de en az taraflar kadar etkili olduğunu söyledi. Geçmişten bugüne Kıbrıs'taki çözüm girişimlerini bu çerçevede değerlendiren Özersay, mevcut uluslararası ortamın yeni ve sonuç alıcı bir müzakere süreci için henüz uygun olmadığı görüşünü dile getirdi.

Annan Planı sürecinde Türkiye'nin önünde güçlü bir Avrupa Birliği üyelik perspektifi bulunduğunu hatırlatan Özersay, bugün ise benzer bir uluslararası ortamın mevcut olmadığını söyledi.

Türkiye'nin önüne konulan unsurların, iki devletli çözüm politikasından vazgeçmesini sağlayacak ölçüde cazip olmadığını ifade eden Özersay, Kıbrıs'ta sonuç alıcı bir sürecin ancak uluslararası konjonktürün değişmesiyle mümkün olabileceğini dile getirdi.

Kıbrıs sorununda son 20 yılda hem aktör hem de belirleyici faktör sayısının önemli ölçüde arttığını kaydeden Özersay, değerlendirmelerin duygusal değil, gerçekçi bir zeminde yapılması gerektiğini söyledi. Statükonun Kıbrıs Türk halkının yararına olmadığını belirten Özersay, buna rağmen mevcut uluslararası konjonktürün doğru okunmasının önemine işaret ederek, "Büyük resim netleşmeden Kıbrıs'ta herhangi bir sürecin başlayacağını düşünmüyorum" dedi.

BM Genel Sekreteri'nin ziyaretinin önemli olduğunu ancak tek başına belirleyici olmayacağını ifade eden Özersay, asıl belirleyici unsurun küresel güç dengeleri olacağını söyledi. Kıbrıs meselesinin yalnızca Kıbrıslıları ilgilendiren bir sorun olmadığını vurgulayan Özersay, çözüm süreçlerinin tarih boyunca uluslararası güç dengelerinin etkisiyle şekillendiğini ifade etti.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de Soğuk Savaş koşullarının ürünü olduğunu belirten Özersay, bu modelin Kıbrıslı Türkler ve Rumların kendi başlarına oluşturduğu bir yapı olmadığını, ABD'nin yönlendirmesiyle Türkiye ve Yunanistan arasında Zürih'te yürütülen müzakerelerin sonucu ortaya çıktığını söyledi. "Kıbrıs sorunu uluslararası bir uyuşmazlıktır" diyen Özersay, bugün yaşanan çözümsüzlüğün de küresel güç ilişkilerinin bir sonucu olduğunu da ifade etti. Dünyanın çok kutuplu yeni bir düzene geçtiğini belirten Özersay, "Yıldızların bir araya gelmesi gerekiyor. Küresel güç siyasetinde Kıbrıs'ta bir çözüme ihtiyaç duyulduğu zaman Kıbrıslılar da bu süreçte rol üstlenecektir. Kıbrıs sorununu tek başımıza çözemeyiz" ifadelerini kullandı.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.