İÇ HABERLER
okuma süresi: 5 dak.

Hakan Çaydamlı yazdı: Kıbrıs'ta Dürüst ve Tarafsız Olmanın Bedeli

Hakan Çaydamlı yazdı: Kıbrıs'ta Dürüst ve Tarafsız Olmanın Bedeli

Ekonomist-yazar Hakan Çaydamlı, "Kıbrıs'ta Dürüst ve Tarafsız Olmanın Bedeli" başlıklı yazısında, hem Rum hem de Türk aşırı milliyetçiliğini eleştirerek, gerçek cesaretin kendi tarafının yanlışlarıyla da yüzleşebilmek olduğunu vurguladı. Çaydamlı, Kıbrıs'ta kalıcı barışın ancak her iki toplumun da tek taraflı söylemler yerine kendi hatalarıyla yüzleşmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

Yayın Tarihi: 04/08/26 16:09
okuma süresi: 5 dak.
Hakan Çaydamlı yazdı: Kıbrıs'ta Dürüst ve Tarafsız Olmanın Bedeli

Ekonomist-yazar Hakan Çaydamlı, "Kıbrıs'ta Dürüst ve Tarafsız Olmanın Bedeli" başlıklı yazısında, Kıbrıs'ta tarafsız ve dürüst olmanın zorluklarına dikkat çekerek, hem Rum hem de Türk milliyetçiliğini eleştirdi.

Çaydamlı, Kıbrıs'ta insanların çoğu zaman gerçeğin tamamını değil, yalnızca kendi görüşlerini destekleyen kısmını duymak istediğini belirterek, vicdana ve gerçeklere sadık kalmanın bir bedeli olduğunu ifade etti.

"KIBRIS'TA DÜRÜST OLMAK KOLAY DEĞİLDİR"

Çaydamlı'nın değerlendirmesinin tamamı şu şekilde:

"Kıbrıs'ta dürüst olmak kolay değildir. Hele ki hem vicdanınıza hem de gerçeklere sadık kalmaya çalışıyorsanız, bunun bir bedeli vardır. Çünkü bu adada insanlar çoğu zaman gerçeğin tamamını değil, yalnızca kendi işlerine gelen kısmını duymak ister.

ÇAYDAMLI'DAN AŞIRI RUM VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE ELEŞTİRİ

Aşırı Rum milliyetçileri benden hoşlanmaz. Bunun temel nedeni, benim bir Kıbrıslı Türk olmamdır. Bu benim seçtiğim bir kimlik değil; doğuştan sahip olduğum bir gerçektir. Fakat onların gözünde bu bile beni 'öteki', hatta 'düşman' yapmaya yeter.

Ne var ki, Kıbrıs'taki Türk askerî varlığını 'işgal' olarak nitelendirdiğimde, Rum aşırı milliyetçileri, söylediklerimi büyük bir memnuniyetle alkışlarlar. Aynı kişiler, söz dönüp de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 Anayasası'nın öngördüğü ortaklık düzeninin 1963-1964 olaylarından sonra fiilen ortadan kaldırılmasına, Kıbrıslı Türklerin devlet yönetiminden ve Temsilciler Meclisi'nden dışlanmasına geldiğinde ise bir anda sessizleşir. İşte o noktada artık beni dinlemek istemezler, zira ben artık 'devlete isyan eden' bir Türküm!

Dürüstlük, yalnızca karşı tarafın hatalarını dile getirmek değildir. Dürüstlük, hoşunuza gitmese bile kendi tarafınızın yanlışlarını da kabul edebilmektir.

Ancak aynı ikiyüzlülük ne yazık ki Türk tarafında da vardır.

Kıbrıslı Türk aşırı milliyetçileri de benden hoşlanmaz. Çünkü ben yalnızca Rumların işlediği suçlardan ve yaptığı provokasyonlardan söz etmiyor, Türk tarafının yaptığı yanlışları, hukuka aykırı uygulamaları ve provokasyonları da aynı açıklıkla dile getiriyorum. İşte bu yüzden onların gözünde ben 'bir hain veya en azından bir Rumcu' oluveriyorum.

Oysa ben yalnızca tek taraflı bir tarih anlatısını değil, gerçeğin tamamını savunuyorum.

Türk milliyetçileri de, Türk askerî varlığı veya kimilerine göre 'işgali' hakkında tek kelime etmediğim ve bütün sorumluluğu yalnızca Rum tarafına yüklediğim sürece söylediklerimi beğenirler. Özellikle de Kıbrıslı Türklerin, 1964'ten bu yana 1960 Anayasası'nın öngördüğü ortaklık esaslarına aykırı biçimde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hükûmetinde ve parlamentosunda temsil edilmediğini dile getirdiğimde...

'DEMEK Kİ SORUN GERÇEKLERDE DEĞİL, HANGİ GERÇEĞİ SÖYLEDİĞİNİZDEDİR'

Demek ki sorun gerçeklerde değil; hangi gerçeği söylediğinizdedir.

Ben ise ne Rum aşırılık yanlılarından ne de Türk aşırılık yanlılarından nefret ediyorum.

Tam tersine, onlara üzülüyorum.

Çünkü her iki tarafta da ideolojik şartlanmışlığın, önyargının ve yıllardır beslenen nefret söyleminin insanları nasıl esir aldığını görüyorum. Geçmişin yükünü geleceğe taşımayı marifet sanan bu anlayışın, hem kendisine hem de yaşadığı topluma zarar verdiğine inanıyorum.

'ASIL ENDİŞEM, BU ZİHNİYETİN KIBRIS'TA KALICI BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELLERDEN BİRİ OLMAYA DEVAM ETMESİDİR'

Asıl endişem, bu zihniyetin Kıbrıs'ta kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam etmesidir.

Bununla birlikte, en çok da bu anlayışın mağdur ettiği veya katletmek suretiyle hayatlarına son verdiği Rum veya Türk farketmez, tüm masum insanlara acıyorum. Fakat yalnızca onlara değil... Kendi özgür iradeleriyle nefreti, fanatizmi ve önyargıyı seçen tüm aşırı akım mensuplarına da acıyorum!

'CESARET, KENDİ TARAFINI ALKIŞLAMAK DEĞİL, GEREKTİĞİNDE KENDİ TARAFINA DA AYNI DÜRÜSTLÜKLE AYNA TUTABİLMEKTİR'

Çünkü bana göre gerçek cesaret, kendi tarafını alkışlamak değil; gerektiğinde kendi tarafına da aynı dürüstlükle ayna tutabilmektir.

Kıbrıs'ın ihtiyacı olan şey, tek taraflı propagandalar değil; her iki toplumun da kendi yanlışlarıyla yüzleşebilecek olgunluğa ulaşmasıdır. O gün geldiğinde, belki de bu adada ilk kez gerçek bir barışın temelleri atılabilir"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.