İÇ HABERLER
okuma süresi: 9 dak.

Şahap Aşıkoğlu: Sorun yarattığımız sistemin kendisi

Şahap Aşıkoğlu: Sorun yarattığımız sistemin kendisi

Eski müsteşar Şahap Aşıkoğlu’na göre istifa, siyasi sorumluluk bakımından önemli bir adım olabilir ancak asıl mesele bunun ötesinde yatıyor. Denetim düzeni, atama sistemi ve devletin çalışma biçimi değişmediği sürece yalnızca bakanın değişmesi sistemde kalıcı bir dönüşüm yaratmayacak.

Yayın Tarihi: 03/09/26 09:50
okuma süresi: 9 dak.
Şahap Aşıkoğlu: Sorun yarattığımız sistemin kendisi

Eski müsteşar Şahap Aşıkoğlu, facianın ardından gündeme gelen istifa tartışmalarına dikkat çekerek, bir bakanın istifasının siyasi sorumluluk açısından önemli olmakla birlikte denetim düzenini, atama sistemini ve devletin çalışma biçimini tek başına değiştirmeyeceğini söyledi.

Aşıkoğlu, “İstifa bir sonuç değil, en fazla bir başlangıç noktasıdır” derken, yaşananları yıllardır biriken ihmal ve liyakatsizliğin sonucu olarak değerlendirdi.

Şahap Aşıkoğlu, Kıbrıs Postası’na yaptığı değerlendirmede, facianın ardından ortaya çıkan tabloyu yalnızca Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı üzerinden değerlendirmenin sorunun esasını gözden kaçırmak anlamına geleceğini ifade etti.

Aşıkoğlu, “Sorun yalnızca Arıklı değil, yarattığımız sistemin kendisi” başlığı altında yaptığı değerlendirmesinde, “Sekiz kişi öldü, yirmi insan hâlâ kayıp. Şimdi herkes aynı şeyi söylüyor: ‘Bakan istifa etsin.’ Peki, Arıklı istifa ederse ne değişir?” sorusunu gündeme getirdi.

Aşıkoğlu’na göre istifa, siyasi sorumluluk bakımından önemli bir adım olabilir ancak asıl mesele bunun ötesinde yatıyor. Denetim düzeni, atama sistemi ve devletin çalışma biçimi değişmediği sürece yalnızca bakanın değişmesi sistemde kalıcı bir dönüşüm yaratmayacak.

“Çünkü mesele yalnızca bir bakanın koltuğu değil, o koltuğun içinde yer aldığı sistemdir” diyen Aşıkoğlu, ülkede yaklaşık yarım asırdır benzer bir sorunla karşı karşıya olunduğunu savundu.

“BU, YILLARDIR BİRİKEN İHMAL VE LİYAKATSİZLİĞİN FATURASIDIR”

Aşıkoğlu, yaşanan faciayı yalnızca bir kaza olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını belirtti.

Facianın, yıllardır biriken ihmal ve liyakatsizliğin ağır bir faturası olduğunu ifade eden Aşıkoğlu, bu faturanın insanlar tarafından canlarıyla ödendiğini söyledi.

FİLO JET DOSYASINDA “ZİNCİRİN HER HALKASI” SORGULANMALI

Aşıkoğlu, Filo Jet’in münferit bir talihsizlik olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

Şirket hakkında son bir yılda 26, toplamda ise 100 şikâyet bulunduğunu belirten Aşıkoğlu, bu şikâyetlerin çoğunun doğrudan geminin teknik güvenliğiyle ilgili olmadığını ancak gecikmelerden bakımsızlığa, kırık koltuklardan personelin tutumuna kadar uzanan şikâyetlerin şirketin işletme kültürü hakkında ciddi işaretler verdiğini ifade etti.

Geminin geçmişine de dikkat çeken Aşıkoğlu, geminin 23 yıl önce Iris Jet adıyla aynı hatta çalıştığını, rıhtıma çarptığını ve ardından su aldığını belirtti.

Borçlar nedeniyle yıllarca atıl kaldıktan sonra geminin yeni bir isimle piyasaya döndüğünü aktaran Aşıkoğlu, bu geçmişin faciayla doğrudan bağlantısının henüz kanıtlanmadığının altını çizdi. Ancak ruhsat ve denetim süreçlerinde geminin geçmişinin ne ölçüde incelendiğinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Kaza günü deniz koşullarının ağır, dalgaların üç metrenin üzerinde olduğunun ileri sürüldüğünü de belirten Aşıkoğlu; kaptanın yeterlik belgesi dâhil olmak üzere sefere izin veren bütün teknik ve idari unsurların sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Şirket sahiplerinin, ruhsatlandırma sürecinde görev alanların ve denetim zincirindeki karar vericilerin sorumluluğunun da araştırılması gerektiğini vurguladı.

“SORUŞTURMA YALNIZCA KKTC İLE SINIRLI KALMAMALI”

Aşıkoğlu, soruşturmanın yalnızca KKTC sınırları içerisinde yürütülmemesi gerektiğini de savundu.

Geminin Türkiye’de gerçekleştirilen bakım, onarım, klaslama ve belgelendirme süreçlerinin de araştırılması gerektiğini belirten Aşıkoğlu, sorumluluğun yalnızca KKTC’deki değil, Türkiye’deki ilgili idari ve teknik kurumlara kadar uzanması gerektiğini ifade etti. Sorun Yalnızca Arıklı Değilson.docx

“ELLİ YILLIK ALIŞKANLIK”

Aşıkoğlu, facianın ardından ortaya çıkan siyasi tartışmayı ülkenin uzun yıllardır devam eden yönetim ve atama anlayışıyla ilişkilendirdi.

Bugün “Bakan istifa etsin” diyen siyasi partilerin önemli bölümünün seçim sonrasında aynı kadrolara kendi partililerini yerleştireceğini savunan Aşıkoğlu, bunun yaklaşık 50 yıldır sürdürülen bir alışkanlık olduğunu söyledi.

Aşıkoğlu, liyakatin hiçbir hükümetin gerçek gündeminde olmadığını, kadrolaşmanın iktidara gelen herkesin işine geldiğini savundu.

Muhalefetteyken “Torpil bitmeli” diyenlerin iktidara geldiklerinde kendi listelerini hazırladıklarını ifade etti.

“SORUN YALNIZCA DENİZDE DEĞİL”

Aşıkoğlu’na göre ülkedeki denetim ve liyakat sorunu yalnızca denizcilik alanıyla sınırlı değil.

Devlete duyulan güvenin gerilediğini ve otorite boşluğunun büyüdüğünü belirten Aşıkoğlu; yüksek katlı binalara izin verilmesine karşın itfaiyenin olası bir yangına müdahale edebilecek ekipmana sahip olmamasını, iki büyük limana rağmen denizde acil durumlara müdahale edecek yeterli kurtarma yapılanmasının bulunmamasını örnek gösterdi.

Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve kamu araçlarının durumuna da dikkat çeken Aşıkoğlu, ana yol güzergâhlarının dahi bakımsızlık nedeniyle ormana döndüğünü ifade etti.

“DENETİM KENDİ KENDİNİ DENETLEYEMEZ HALE GELDİ”

Aşıkoğlu, sistemdeki bir başka temel sorunun da problemlerin içeriden ve zamanında tespit edilememesi olduğunu savundu.

Sorunların çoğu zaman dışarıdan gelen bir ihbar veya tesadüf sonucunda ortaya çıktığını belirten Aşıkoğlu, kurumların kendilerini denetleme kapasitesinin de aynı liyakatsizlik ve sorumsuzluk anlayışı içerisinde çürüdüğünü ileri sürdü.

Bu nedenle vatandaşların artık ruhsat, sertifika veya “uygundur” mührünün gerçekte ne anlama geldiğini sorguladığını ifade eden Aşıkoğlu, bu belgelerin arkasında her zaman gerçek ve bağımsız bir denetimin bulunmadığı yönünde toplumda ciddi bir güvensizlik oluştuğunu belirtti.

“İSTİFA BİR SON DEĞİL, BAŞLANGIÇ OLMALI”

Aşıkoğlu, bakanın istifasının istenmesinin kolay olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

“Bir isim düşer, kamuoyu geçici olarak rahatlar ve gündem kapanır” değerlendirmesinde bulunan Aşıkoğlu, yeni gelecek bakanın aynı bakanlığı, aynı müfettişleri, aynı ruhsat mekanizmasını ve aynı siyasi atama kültürünü devralacağını belirtti.

Aşıkoğlu, “Sistem değişmediği sürece yeni bakanın adı sonucu değiştirmez. İstifa geçici bir rahatlama sağlar, çürümeyi durdurmaz” dedi.

İstifa talep etmenin yanlış olmadığını da özellikle belirten Aşıkoğlu, siyasi sorumluluğun mutlaka aranması gerektiğini ancak yalnızca istifayla yetinilmemesi gerektiğini ifade etti.

“İstifa bir sonuç değil, en fazla bir başlangıç noktasıdır” diyen Aşıkoğlu, atamaların siyasi sadakate değil uzmanlığa dayanması gerektiğini vurguladı.

AŞIKOĞLU’NUN ÖNERİLERİ

Aşıkoğlu, sistemin değiştirilmesi için uygulanması gereken mekanizmaları da sıraladı.

Buna göre güvenlikle ilgili şikâyetler belirli bir eşiği aştığında otomatik denetim başlatılmalı; ruhsat yenilemeleri bu denetimin sonucuna bağlanmalı; gemilerin kaza, bakım ve onarım geçmişleri kamuya açık bir kayıt sisteminde tutulmalı.

Yabancı ülkelerden alınan kaptanlık belgelerinin bağımsız biçimde doğrulanması ve sefer izinlerinin hava ve deniz verileriyle birlikte kayıt altına alınması gerektiğini de belirten Aşıkoğlu, bu mekanizmalar kurulmadan gerçekleşecek her istifanın yalnızca bir sonraki faciaya kadar sürecek bir mola olacağı görüşünü dile getirdi.

“BİZE GEREKEN BİR BAKANIN ADI DEĞİL, İŞLEYEN BİR DEVLET”

Aşıkoğlu, yaşananların tekrarlanmaması için ihtiyaç duyulan şeyin yalnızca bir isim değişikliği olmadığını belirterek, iyi çalışan bir sistem ve gerçek anlamda işleyen bir devlet gerektiğini söyledi.

Liyakatin bulunmadığı bir devlette sağlıklı denetimin olmayacağını belirten Aşıkoğlu, denetimin olmadığı yerde er ya da geç bir geminin batacağını, bir binanın yanacağını, bir hastanenin çökeceğini veya karanlık bırakılan bir yolda insanların hayatını kaybedeceğini ifade etti.

Kaybedilen canların sistemdeki kusurların bedelinin ne kadar ağır olabileceğini gösterdiğini söyleyen Aşıkoğlu, devletin işleyişi değişmediği sürece bu tür faciaların son olmayacağı uyarısında bulundu.

Son olarak Arıklı’nın istifasının siyasi sorumluluğun gereği olabileceğini ancak bunun bir son değil, başlangıç olması gerektiğini belirten Aşıkoğlu, mevcut sistemi yalnızca siyasetçilerin değil, onu kabullenen, ondan yararlanan veya sessiz kalan herkesin birlikte yarattığını söyledi.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.