İÇ HABERLER
okuma süresi: 11 dak.

Kimliksizler Derneği: “Geleceğimiz ortak” diyorsanız, bunu çocukların kimliğinde de gösterin

Kimliksizler Derneği: “Geleceğimiz ortak” diyorsanız, bunu çocukların kimliğinde de gösterin

Kimliksizler Derneği, karma birlikteliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorununa ilişkin açıklamasında Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’e “Geleceğimiz ortak” sözünü hatırlatarak, ortak geleceğin çocukların kimliği ve hukuki aidiyetlerinin güvence altına alınmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.

Yayın Tarihi: 10/09/26 15:10
okuma süresi: 11 dak.
Kimliksizler Derneği: “Geleceğimiz ortak” diyorsanız, bunu çocukların kimliğinde de gösterin
A- A A+

Kimliksizler Derneği, karma birlikteliklerden doğan çocukların vatandaşlığının bir “güven artırıcı önlem” değil, insan hakkı ve hukuk meselesi olduğunu belirterek, Rum lider Nikos Hristodulidis’i konuya ilişkin gerçekleri eksiksiz ve doğru biçimde anlatmaya davet etti.

Kimliksizler Derneği adına Can Azer tarafından yapılan açıklamada, Hristodulidis’in 8 Eylül 2026 tarihinde YENİDÜZEN gazetesine verdiği röportajda, Kıbrıslı Türk toplumu ve özellikle karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığı konusunda yaptığı açıklamaların dikkatle okunduğu belirtildi.

Açıklamada, Hristodulidis’in açıklamalarının, yıllardır dile getirilen bazı gerçekleri bir kez daha ortaya koyma fırsatı verdiği ifade edilerek, “Özellikle karma birlikteliklerden doğan çocukların vatandaşlığı konusunda, kamuoyuna gerçekleri eksiksiz ve doğru biçimde anlatmaya davet ediyoruz” denildi.

Meselenin siyasi söylemlerle geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu kaydedilen açıklamada, binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyen bir hukuk ve insan hakları meselesinden söz edildiği belirtildi.

“2024 YILINDA YENİ KRİTERLER BELİRLENDİ' İFADESİ DOĞRU DEĞİL"

Hristodulidis’in röportajında, “Vatandaşlık verilmesine ilişkin 2007 yılında belirlenmiş bazı kriterler vardı. 2024 yılında Bakanlar Kurulu yeni kriterler belirledi ve başvuruları incelemeye başladık” ifadelerini kullandığı hatırlatılan açıklamada, bu ifadenin gerçeği yansıtmadığı savunuldu.

“2024 yılında yapılan şey, yeni vatandaşlık kriterlerinin belirlenmesi değildir” denilen açıklamada, yeni kriterler belirlendiyse bunların vakit kaybetmeden kamuoyuyla açıkça paylaşılması gerektiği belirtildi.

Açıklamada, Kıbrıs yurttaşlarının çocuklarının işlemlerini bu kriterlere göre yapacağına dikkat çekilerek, kriterlerin vatandaşlardan gizli tutulmasının 2007 sonrası yaşanan belirsizlik ve hak ihlallerinin devamı olacağı ifade edildi.

2024 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından açıklanan düzenlemelerde, bekleyen vatandaşlık başvurularının 2007 yılında Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen çerçeve içerisinde incelenmeye başlanacağının açıkça ifade edildiği kaydedildi.

Aynı yıl ve daha sonraki yıllarda yayımlanan Birleşmiş Milletler belgelerinde de meselenin 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararında belirlenen kriterler üzerinden anlatıldığı belirtilen açıklamada, “Dolayısıyla 2024 yılında yapılan, 2007 kriterlerinin yerine yeni kriterler koymak değil; yıllardır fiilen bekletilen başvuruların yeniden incelenmeye başlanmasıdır” denildi.

Açıklamada, bu ayrımın önemsiz olmadığı vurgulanarak, “2007 yılında oluşturulan kriterler hâlâ meselenin merkezindedir” ifadelerine yer verildi.

“2024’TE YAPILAN ŞEY ‘LÜTUF’ DEĞİL”

Hristodulidis’in 2024 yılında başvuruların incelenmeye başlandığını söylediği belirtilen açıklamada, “Ama burada sorulması gereken asıl soru şudur: Neden bu başvurular yıllarca incelenmedi?” denildi.

2024 yılında alınan kararın başvuruların incelenmeye başlanmasını öngördüğü, dönemin hükümet açıklamalarında ise 2007 kriterlerini karşılamayan başvuruların dahi inceleneceğinin ve kararların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukuk ve Avrupa müktesebatı çerçevesinde verileceğinin belirtildiği kaydedildi.

Açıklamada şöyle denildi:

“Bunu bir ‘iyilik’, bir ‘jest’, bir ‘güven artırıcı önlem’ veya hükümetin uygun gördüğü zaman kullandığı bir siyasi araç gibi sunmak doğru değildir.

Ortada çocukların temel hukuki statüsü vardır.

Bir devletin kendi yurttaşının çocuğunun vatandaşlık başvurusunu yıllarca incelememesi ve daha sonra incelemeye başlaması, o çocuğa verilmiş bir siyasi hediye değildir.

Bu, devletin yerine getirmesi gereken bir idari ve hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesidir.”

“BU ÇOCUKLAR VATANDAŞLIK TALEP EDEN YABANCILAR DEĞİLDİR”

Açıklamada, karma birlikteliklerden doğan çocuklardan söz edilirken, sanki vatandaş olmak isteyen sıradan yabancılardan bahsediliyormuş gibi bir yaklaşım sergilendiği savunuldu.

“Bu çocukların bir ebeveyni Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıdır” denilen açıklamada, tartışılması gerekenin yalnızca başvurunun hangi kriterlere göre kabul edileceği olmadığı ifade edildi.

Açıklamada, “Tartışılması gereken, bir Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşının çocuğunun, diğer ebeveyninin kimliği, uyruğu veya Kıbrıs’a giriş şekli nedeniyle farklı bir hukuki rejime tabi tutulup tutulamayacağıdır” ifadeleri kullanıldı.

“KIBRISLI RUMLAR DA BEKLİYOR' DEMEK SORUNU ÇÖZMEMEKTEDİR"

Hristodulidis’in, bir yabancı ile evlenen Kıbrıslı Rumların da vatandaşlık başvurularının incelenmesi için altı, yedi, sekiz yıl beklediğini söylediği hatırlatılan açıklamada, bu nedenle uygulamanın Kıbrıslı Türklere yönelik bir ayrımcılık olmadığı yönündeki yaklaşım eleştirildi.

“Bir başvurunun geciktirilmesi ile belirli bir grubun başvurularının yıllarca sistematik biçimde özel kriterlere bağlanması aynı şey değildir” denilen açıklamada, karşılaştırılması gerekenin yalnızca “kim kaç yıl bekledi?” olmadığı belirtildi.

Açıklamada, hukuki statünün, uygulanan kriterin, kriterin dayandığı nedenin ve ortaya çıkan sonucun karşılaştırılması gerektiği ifade edilerek, bunlar açıklanmadan “herkese aynı prosedürü uyguluyoruz” denilmesinin meselenin özünü açıklamaya yetmeyeceği savunuldu.

“PEKİ AVRUPA BİRLİĞİ NEREDE?”

Hristodulidis’in röportajında Avrupa Birliği’ne önemli bir bölüm ayırdığı belirtilen açıklamada, AB’nin herkes için “en güçlü güvence” olduğunun söylendiği hatırlatıldı.

Açıklamada, “Öyleyse neden Avrupa Birliği’nin temel değerlerinden biri olan ayrımcılık yasağı bu çocuklar söz konusu olduğunda aynı kararlılıkla uygulanmıyor?” sorusu yöneltildi.

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 21. maddesinin ayrımcılığı açıkça yasakladığı belirtilen açıklamada, eşitlik, ayrımcılık yasağı, çocukların hakları ve etkili başvuru hakkı gibi temel ilkelerin görmezden gelinemeyeceği savunuldu.

Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan değerlendirmelerde de karma evliliklerden doğan Kıbrıslı Türk çocukların vatandaşlık başvurularında gecikme ve retlerle karşılaştıklarının, bunun da hareket özgürlüğü ve Avrupa Birliği içindeki eğitim fırsatlarını etkilediğinin belirtildiği kaydedildi.

“BU BİR GÜVEN ARTIRICI ÖNLEM DEĞİLDİR”

Hristodulidis’in röportajında “Bu konu bir güven artırıcı önlem değil” dediği hatırlatılan açıklamada, “Bu noktada kendisine katılıyoruz” denildi.

“Bu konu bir güven artırıcı önlem değildir” ifadelerine yer verilen açıklamada, bir çocuğun vatandaşlığının verilmesinin iki toplum arasındaki siyasi ilişkileri geliştirmek amacıyla bir liderin karşı tarafa vereceği bir taviz olmadığı belirtildi.

Açıklamada, “Bu çocukların vatandaşlığı müzakere masasında pazarlık konusu yapılabilecek bir ‘GYÖ’ değildir. Bu çocuklar, iki toplum arasındaki ilişkilerin düzelmesini bekleyen siyasi rehineler değildir. Onlar çocuktur” ifadeleri kullanıldı.

Çocukların hukuki statüsünün bir müzakere başlığından bağımsız olarak ele alınması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Öyleyse bu mesele siyasi bir taviz gibi değil, insan hakları gibi ele alınmalı ve hakkın gereği yerine getirilmelidir” denildi.

“GELECEĞİMİZ ORTAK' DİYORSANIZ, BUNU ÇOCUKLARIN KİMLİĞİNDE DE GÖSTERİN"

Hristodulidis’in röportajın sonunda Kıbrıslı Türklere “Geleceğimiz ortak” mesajını verdiği belirtilen açıklamada, bu ifadenin önemsendiği kaydedildi.

Açıklamada, “Gerçekten ortak bir gelecek istiyorsak, bunun yalnızca müzakere masalarında söylenen güzel bir cümle olarak kalmaması gerekir” denildi.

Ortak geleceğin, aynı topraklarda yaşayan çocukların kimliğinin, eğitim hakkının, seyahat hakkının, Avrupa Birliği içinde hareket özgürlüğünün, eğitim ve çalışma olanaklarının ve en temelinden hukuki aidiyetlerinin güvence altına alınmasıyla mümkün olduğu ifade edildi.

Karma birlikteliklerden doğan binlerce çocuğun anne veya babasının kimliği üzerinden kendi kimliği hakkında belirsizlik yaşadığı savunulan açıklamada, çocuklara yıllarca “bekleyin” denildiği, başvurular incelendiğinde ise önlerine 2007 yılında oluşturulmuş kriterlerin konulduğu belirtildi.

“ÖZEL BİR AYRICALIK İSTEMİYORUZ”

Açıklamanın “Son söz” bölümünde ise “Biz KC makamlarından ve sizlerden özel bir ayrıcalık istemiyoruz. Bir siyasi taviz istemiyoruz. Bir lütuf istemiyoruz. Biz hukukun uygulanmasını istiyoruz” denildi.

Karma birlikteliklerden doğan çocukların vatandaşlığı üzerinden yürütülen tartışmanın siyasi pazarlıkların dışına çıkarılması istendi.

2007’den beri uygulanan kriterlerin açıkça ortaya konulması ve 2024 yılında gerçekten neyin değiştiğinin kamuoyuna belgeleriyle açıklanması talep edilen açıklamada, Avrupa Birliği’nin “en güçlü güvence” olarak gösterilmesi halinde bu güvencenin karma birlikteliklerden doğan çocuklar için de neden aynı şekilde işlemediğinin açıklanması istendi.

Açıklamada Hristodulidis, “2024’te yeni kriterler belirlenmiş gibi anlatmak yerine, 2007’den bugüne ne olduğunu açıkça anlatın” denilerek gerçekleri söylemeye davet edildi.

Açıklamanın sonunda şu ifadeler kullanıldı:

“Çünkü kimlik bir lütuf değildir.

Vatandaşlık, siyasi bir ödül değildir.

Ve bir çocuğun kimliği, devletin siyasi tercihleri arasında sıkıştırılabilecek bir pazarlık konusu değildir.

Kimliksizler olarak talebimiz son derece basittir:

Ayrımcılık istemiyoruz.

Lütuf istemiyoruz.

Siyasi taviz istemiyoruz.

Hukuk istiyoruz.

Eşitlik istiyoruz.

Ve çocuklarımızın hak ettikleri kimliği istiyoruz.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.