Hellimde iki yakada kriz: Güney standardı değiştirmeyi, Kuzey üretimi artırmayı tartışıyor
Güney’de tartışma artık “hellimin mevcut standardı nasıl sürdürülecek?” noktasına gelirken, Kuzey’de tartışma daha çok “bu standarda nasıl uyulacak, küçükbaş sütü nasıl artırılacak ve hellim ihracatının önü nasıl açılacak?” ekseninde ilerliyor.
Güney Kıbrıs’ta hellimin MİK statüsünü koruyabilmesi için süt kotasının yüzde 50’nin üzerine çıkarılması ya da ürün standardının değiştirilmesi tartışılırken, Kuzey Kıbrıs’ta da hellimin geleceği aynı temel sorun etrafında şekilleniyor; Küçükbaş hayvan sütü üretiminin artırılması…
Ancak Kuzey’de buna ihracat, AB standartlarına uyum, süt fazlası ve üreticinin sürdürülebilirliği sorunları da eşlik ediyor.
Hellim, Kıbrıs’ın iki tarafında da yalnızca bir peynir ürünü olmaktan çıkarak hayvancılık, süt üretimi, ihracat, AB standartları ve kırsal ekonomi açısından stratejik bir sektör haline gelmiş durumda.
Güney Kıbrıs’ta Rum Tarım Bakanlığının önündeki son seçenekler, bu nedenle Kuzey açısından da yakından izleniyor.

GÜNEYDE İKİ SEÇENEK: STANDARDI DEĞİŞTİRMEK YA DA KÜÇÜKBAŞ SÜTÜNÜ ARTIRMAK
Rum basınında yer alan son değerlendirmelere göre Güney Kıbrıs’ta hellimin geleceği açısından iki senaryo tartışılıyor.
Bunlardan ilki, MİK hellim standardının değiştirilmesi için gerekli ulusal ve Avrupa Birliği prosedürlerinin başlatılması.
İkinci seçenek ise herhangi bir standart değişikliği talep edilmemesi halinde, üretimde kullanılan küçükbaş hayvan sütü oranının aşamalı biçimde artırılarak 2029 yılına kadar yüzde 50’nin üzerine çıkarılması.
Bu tartışmanın temelinde ise piyasadaki süt arzı bulunuyor.
Küçükbaş sütü üretiminin mevcut kapasitesi, hellim üretiminde öngörülen oranların yakalanması konusunda sektör içerisinde ciddi bir tartışma yaratıyor.
Üstelik 2026 yılında Güney’de yaşanan şap hastalığı ve hayvan itlafları sorunu daha da ağırlaştırdı.
Rum yönetimi, hellim üretimi ve ihracat zincirinin aksamasını önlemek amacıyla küçükbaş sütü için öngörülen oranı geçici olarak yüzde 25’ten yüzde 15’e indirdi. Bu uygulamanın 15 Mayıs-31 Aralık 2026 döneminde geçerli olduğu bildirildi.
Rum peynir üreticileri ise Haziran ayında, 2029 yılına kadar öngörülen seviyeye ulaşmanın mümkün olmayabileceğini belirterek, AB Komisyonuna başvurup küçükbaş sütü oranının düşürülmesini talep etmeyi değerlendirdiklerini açıkladı.
KUZEYDE İSE AYNI DENKLEMİN BAŞKA YÜZÜ VAR
Kuzey Kıbrıs’ta ise son dönemdeki tartışmalar, doğrudan süt üretiminin yapısı ve hellim üretiminin sürdürülebilirliği üzerinde yoğunlaşıyor.
Mayıs 2026’da Kıbrıs Türk Sanayi Odasının düzenlediği “Sütün Yolculuğu-Beyaz Altın” panelinde hellim, küçükbaş hayvancılık, üretim maliyetleri ve AB standartlarına uyum süreci birlikte ele alındı.
Panelde süt ve hellimin KKTC ekonomisinin stratejik sektörleri arasında bulunduğu belirtilirken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi, üretim planlamasının güçlendirilmesi ve kalite standartlarının yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.
Mart ayında CTP Milletvekili Fide Kürşat, ada genelinde bazı küçükbaş hayvan sütlerinin toplanmadığını ve bazı üreticilerin sütlerini dökmek zorunda kaldığını gündeme taşırken; Nisan-Mayıs döneminde günlük süt miktarının 700 tonu aşabileceğine dikkat çekerek, fazla sütün UHT süte veya süt tozuna dönüştürülebileceği tesislerin kurulmasını önerdi.
Yani Kuzey’deki sorun yalnızca “küçükbaş sütü yeterli mi?” sorusundan ibaret değil.
Bir tarafta hellimin ihtiyaç duyduğu süt kompozisyonu tartışılırken, diğer tarafta üretilen sütün tamamının değerlendirilememesi ve üreticinin pazarlama problemi gündeme geliyor.

KUZEYİN HELLİMDE ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK DOSYALARDAN BİRİ: AB PAZARI
Hellimin Kuzey’deki geleceğini Güney’den ayıran en önemli başlıklardan biri de AB pazarı meselesi…
AB, Halloumi/Hellim’i 2021 yılında MİK/PDO olarak tescil etti.
Kıbrıslı Türk üreticiler de gerekli AB gıda güvenliği ve hayvan sağlığı koşullarını yerine getirmeleri halinde ürünlerini Yeşil Hat üzerinden AB pazarına sunma imkanına sahip. Avrupa Komisyonu, 2023’te ilk Kıbrıslı Türk üreticiye PDO sertifikası verilmesinin ardından bu sistemin geliştirilmesi için destek sağlıyor.
Komisyonun mevcut verilerine göre 2024 sonu itibarıyla Kıbrıs Türk toplumunda 4 üretici ve 24 mandıra PDO şartlarına uygunluk açısından sertifikalandırılmıştı.
Bu dosya 2026’da da kapanmış değil.
Avrupa Komisyonu, 11 Eylül 2026’da açıkladığı 34 milyon euroluk 2026 AB Yardım Programında, Kıbrıs Türk toplumunun AB gıda güvenliği ve hayvan sağlığı standartlarına uyumuna ve ada genelindeki Halloumi/Hellim PDO programının uygulanmasına destek vermeyi sürdüreceğini açıkladı.
CUMHURBAŞKANLIĞINDA DA HELLİM MASAYA GELDİ
Kuzeyde konunun yalnızca Tarım Bakanlığı ve üreticiler düzeyinde kalmadığını gösteren bir başka gelişme ise Cumhurbaşkanlığında yaşandı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Haziran 2026’da AB nezdindeki PDO ve PGI tescillerine ilişkin paydaşlarla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ana gündemlerinden biri de Kıbrıs Türk ekonomisi ve üretimi açısından önemli yere sahip hellim oldu.
Bu gelişme, hellimin Kuzey açısından yalnızca bir tarım veya gıda sanayisi konusu değil, aynı zamanda AB ile ekonomik ilişkiler ve Yeşil Hat ticareti açısından da stratejik bir dosya olarak ele alındığını gösteriyor.
İHRACATTA İSE KUZEYİN BAŞKA BİR SIKINTISI VAR
Hellim, Kuzey ekonomisinin en önemli ihracat kalemlerinden biri.
T.C. Ticaret Bakanlığının 2026 KKTC pazar raporunda, 2023 yılı toplam ihracatının yüzde 40’ının başta hellim olmak üzere süt ürünlerinden oluştuğu belirtiliyor.
Ancak Mart 2026’da Orta Doğu’daki savaş nedeniyle KKTC’nin hellim ihracatında ciddi bir kesinti yaşandı.
Süt İmalatçıları Birliği Başkanı Meriç Avunduk, Orta Doğu’ya aylık yaklaşık 850 ton hellim gönderildiğini ve savaş nedeniyle bu ihracatın durduğunu açıkladı.
Dolayısıyla Kuzey açısından mesele yalnızca üretim standardı değil; üretilen hellimin hangi pazara, hangi koşullarda ve ne kadar sürdürülebilir biçimde satılabileceği sorusunu da içeriyor.
İKİ TARAFTA DA AYNI TEMEL SORU
Adanın iki tarafındaki tartışmaların kesiştiği nokta ise oldukça net; Hellim üretiminin temel girdisi olan küçükbaş hayvan sütü yeterli mi?
Güneyde bu soruya verilen yanıt, ürün standardının değiştirilip değiştirilmeyeceği tartışmasını doğuruyor.
Kuzeyde ise aynı sorun; küçükbaş hayvancılığın güçlendirilmesi, süt üretiminin planlanması, üreticinin korunması, AB standartlarına uyum ve ihracat pazarlarının genişletilmesi başlıklarıyla birlikte ele alınıyor.
Nitekim KTSO’nun Mayıs ayındaki sektör toplantısında da çözüm başlıkları arasında küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi, üretim planlaması, kalite standartları, soğuk zincir ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi birlikte sıralandı.

ASLINDA İKİ FARKLI YOL, TEK BİR SORUN
Güneydeki son tartışma, hellimin MİK statüsünün korunması için ürün standardının mı değiştirileceği, yoksa üretim yapısının mı standarda göre dönüştürüleceği sorusunu gündeme getiriyor.
Kuzeyde ise henüz aynı biçimde bir “standart değişikliği” tartışmasından çok, mevcut AB/PDO şartlarına uyum sağlayabilecek üretim kapasitesinin oluşturulması ve bu kapasitenin ekonomik olarak sürdürülebilir hale getirilmesi sorunu öne çıkıyor.
Güney hellimin standardını sürdürebilmek için standardı değiştirmeyi tartışıyor; Kuzey ise o standardın gerektirdiği üretim ve ihracat sistemini kurmaya çalışıyor. Her iki tarafta da düğüm, küçükbaş sütü ve hellimin geleceğinde birleşiyor…
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.