İÇ HABERLER
okuma süresi: 7 dak.

Özer Kanlı yazdı: Kıbrıs Türk tarafı kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemeli

Özer Kanlı yazdı: Kıbrıs Türk tarafı kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemeli

Gazeteci-yazar Özer Kanlı, Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecini ve Güney Kıbrıs’taki askeri geçit törenini değerlendirdiği yazısında, mevcut sürecin sonuç vermemesi halinde Kıbrıs Türk tarafının yeni bir yol haritası belirlemesi gerektiğini ifade etti. Kanlı, bu yol haritasının merkezinde KKTC’nin bulunması ve Türkiye ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

Yayın Tarihi: 01/10/26 15:33
okuma süresi: 7 dak.
Özer Kanlı yazdı: Kıbrıs Türk tarafı kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemeli

Gazeteci-yazar Özer Kanlı, “Sözde ‘görüşme’ süreci çöküp karşılıklı suçlama oyunları başlarken, Rum Devleti kuruluş yıldönümünde ağır saldırı silahlarıyla güç gösterisi yaptı” başlıklı yazısında, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen askeri geçit töreni, Kıbrıs sorunundaki müzakere süreci ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın izlediği politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kanlı, yazısında Güney Kıbrıs’ın 1 Ekim’de düzenlediği askeri geçit töreninde son model savaş ve nakliye uçakları, helikopterler, tanklar ve füzelerin sergilendiğini belirterek, törene Yunanistan, Fransa, Mısır, İsrail, ABD ve İngiltere’nin desteğinin bulunduğunu savundu. Bu tablo üzerinden “Bunlarla mı antlaşma için görüşülüyor?” sorusunu yönelten Kanlı, BM, AB ve ABD’nin Kıbrıs konusunda Rum tarafını barış ve anlaşmaya mı, yoksa savaşa ve Türkiye ile KKTC’nin önünü kesmeye mi hazırladığı sorusunun yanıtlanması gerektiğini ifade etti.

Kanlı, yazısında ayrıca Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum liderliği arasında güven artırıcı bir süreç yerine karşılıklı ağır suçlamaların yaşandığını ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının önünde sürekli aynı müzakere masasının etrafında dönmekten başka seçenekler bulunduğunu ifade eden Kanlı, ortaya konulan metodolojinin kabul edilmemesi, Güven Yaratıcı Önlemlerin güven aşındırıcı adımlarla karşılanması ve Rum tarafının yaklaşımında gerçek bir değişiklik görülmemesi halinde Kıbrıs Türk tarafının kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemesi gerektiğini ifade etti. Kanlı, bu yol haritasının merkezinde KKTC’nin bulunması ve Anavatan Türkiye ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini savundu. Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin, güvenliğinin ve geleceğinin daha sağlam temeller üzerine oturtulması gerektiğini belirten Kanlı, yazısını “Daha ne kadar bekleyeceğiz?” sorusuyla tamamladı.

Özer Kanlı'nın yazısının tamamı şu şekilde:

"YAZI - YORUM: SÖZDE 'GÖRÜŞME' SÜRECİ ÇÖKÜP KARŞILIKLI SUÇLAMA OYUNLARI BAŞLARKEN, RUM DEVLETİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE AĞIR SALDIRI SİLAHLARIYLA GÜÇ GÖSTERİSİ YAPTI

Hadi buyurun, Rum dostlarınızla hemen federal çözüm antlaşması imzalayınız.

Tutan yok.

Boş verin beni, onu, Türkiye’yi…

Bakın, Cumhuriyet Bayramınız da kutlandı işte…

Hep beraber Rumun sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 66’ncı kuruluş yıldönümü törenini gördük, söylenenleri dinledik.

Son model savaş ve nakliye uçakları, helikopterler, tanklar, füzelerle; anavatanları Yunanistan’ın, Fransa’nın, Mısır’ın, İsrail’in, ABD’nin ve İngilizlerin desteğini alarak güya bizi korkutacak bir güç gösterisi yaptılar.

Sormak şart:

Bunlarla mı antlaşma için görüşülüyor?

BM, AB, ABD ve uyduları Rumu barışa, antlaşmaya mı; yoksa savaşa, Türkiye’nin ve KKTC’nin önünü kesmeye, haklarını gasp etmeye mi hazırlıyorlar?

İçimizdeki uzantılarına mı kulak verilmeli, yoksa gerçekler ışığında Anavatan Türkiye ile birlikte mi yürünmelidir?

İşte bugün önümüzde duran ve cevabı verilmesi gereken esas sorular bunlardır.

Diğer yandan, Cumhurbaşkanı Erhürman ile Rum liderliği arasında güven yaratılacak yerde, var olan güvenin de daha aşağıya indiği, ağır suçlama oyunlarının başladığı bir dönem yaşanıyor.

Beni Rum ilgilendirmez.

Ben, KKTC Cumhurbaşkanı değerli Tufan Erhürman Hocamızın bizler için, yani KKTC ve Anavatan Türkiye için, insanlık için başarılı olmasını istiyorum. Onun için 40 yılın tecrübesi ışığında görüşlerimi, uyarılarımı yazıyorum.

Bence Tufan Hoca daha baştan bugünlerin gelebileceğini, Rumu bir kez daha suçlu duruma düşürse de bir sonuç elde edemeyeceğini bilmeliydi.

Çünkü Kıbrıs konusunda yaşanan onca tecrübe bize şunu göstermiştir: Rum tarafını suçlu duruma düşürmek başka şeydir, Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarları bakımından somut sonuç elde etmek başka şeydir.

Daha baştan BM’nin yakınlaşma belgesi hazırlamasını kabul etmeyecekti.

Şimdi BM hazırladıktan sonra 'Müzakereler başlamadan almam' demesi ya da BM’nin 'Müzakereler başlamadan ortaya koymayacağız' şeklinde açıklama yapması bir para etmez; Ruma işi oyalaması için yeni bir malzeme teşkil eder.

Çünkü mesele, belgenin bugün verilip verilmemesi değildir. Mesele, böyle bir belgenin hazırlanmasına ve gelecekte masaya konulabilecek bir unsur hâline getirilmesine baştan izin verilmiş olmasıdır.

Vurguladık, yine vurgulayalım:

Sayın Cumhurbaşkanı artık durumu gördü.

Rum, bırakın güven vermeyi, zaten çok az olan güveni ve antlaşma umutlarını da yok etti.

Dolayısıyla bundan sonra aynı şeyleri tekrar ederek farklı bir sonuç beklemenin anlamı yoktur.

Bu durumda yapılması gereken, metodolojisinin kabulü için BM’ye ve Ruma en fazla yıl sonuna kadar süre vermektir.

Kabul etmiyorlarsa yeni bir yolculuğa çıkmalıdır.

Nedir bu yolculuk?

Asli göreve, anayasal göreve dönmek; edilen yemine uygun davranmaktır.

KKTC’nin uluslararası tanınması yolunda adımlar atmak, hükümet ve Türkiye ile birlikte oyun değiştirici işler yapmak, Türkiye’nin, KKTC Meclisi’nin ve TBMM’nin KKTC’nin tanınmasını talep eden son kararlarına tam destek sağlamaktır.

Artık mesele sadece Rum tarafının ne yaptığı veya BM’nin ne söylediği değildir.

Mesele, bizim ne yapacağımızdır.

Kıbrıs Türk halkının önünde sonsuza kadar aynı masanın etrafında dönmekten başka seçenekler de vardır.

Eğer ortaya konulan metodoloji kabul edilmiyor, güven yaratıcı önlemler güven aşındırıcı adımlarla karşılanıyor ve Rum tarafının yaklaşımında gerçek bir değişiklik ortaya çıkmıyorsa, Kıbrıs Türk tarafının da kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemesi gerekir.

Bu yol haritasının merkezinde KKTC olmalıdır.

Anavatan Türkiye ile birlikte hareket etmek olmalıdır.

Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, güvenliğini ve geleceğini daha sağlam temeller üzerine oturtmak olmalıdır.

Çünkü artık sorulması gereken soru açıktır:

Daha ne kadar bekleyeceğiz?"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.