İÇ HABERLER
okuma süresi: 10 dak.

Özer Kanlı yazdı: Türkiye güçlüdür; korkutarak Kıbrıs ve Ege'de asla haklarından geriletemezsiniz

Özer Kanlı yazdı: Türkiye güçlüdür; korkutarak Kıbrıs ve Ege'de asla haklarından geriletemezsiniz

Gazeteci-yazar Özer Kanlı, “Türkiye Güçlüdür; Korkutarak Kıbrıs ve Ege’de Asla Haklarından Geriletemezsiniz” başlıklı yazısında, Doğu Akdeniz’de artan askerî hareketliliği ve bölgedeki silahlanma faaliyetlerini değerlendirdi. Kanlı, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmelerine ve KKTC’ye konuşlandırılan F-16’lara dikkat çekerek, Türkiye ve KKTC’nin askerî gelişmeler karşısında geri adım atmaya zorlanamayacağını ifade etti.

Yayın Tarihi: 02/10/26 14:53
okuma süresi: 10 dak.
Özer Kanlı yazdı: Türkiye güçlüdür; korkutarak Kıbrıs ve Ege'de asla haklarından geriletemezsiniz

Gazeteci-yazar Özer Kanlı, "Türkiye güçlüdür; korkutarak Kıbrıs ve Ege'de asla haklarından geriletemezsiniz" başlıklı yazısında Doğu Akdeniz’de askerî hareketliliğin arttığını belirterek, Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın silahlanma faaliyetlerinin yanı sıra İsrail ve Fransa ile geliştirdikleri askerî iş birliklerine dikkat çekti.

Kanlı, Rum askerlerinin “Mağusa’ya, Girne’ye döneceğiz. İntikam alacağız” şeklindeki sloganlarla tören geçişi yaptığını belirterek, bölgedeki gelişmelerin Türkiye ve KKTC’yi korkutmayı ve Kıbrıs, Doğu Akdeniz ile Ege’de geri adım attırmayı amaçlayıp amaçlamadığını sorguladı. Böyle bir hesap bulunması halinde önce “rakamlara ve sahadaki gerçeklere” bakılması gerektiğini savunan Kanlı, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatındaki artışa dikkat çekti.

Kanlı, bölgenin geleceğini silahların değil diplomasinin belirlemesi gerektiğini de belirtti. Diplomasinin de gerçek güç dengesi doğru okunarak yürütülmesi gerektiğini savunan Kanlı, Türkiye ve KKTC’yi korkutarak masada geriletme hesabı yapılması halinde öncelikle savunma sanayisindeki gelişmelerin ve bölgedeki askerî gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

“Türkiye güçlüdür” ve “KKTC yalnız değildir” değerlendirmesinde bulunan Kanlı, bunun sonucunun savaş değil, karşılıklı caydırıcılık içerisinde akılcı diplomasi olması gerektiğini ifade etti. Kanlı, yazısının sonunda Rum-Yunan tarafının Türkiye ile ilişkilerini İsrail ve diğer aktörlerin hesaplarından ve “kışkırtmalarından” öncelemesi gerektiğini belirterek, aksi durumda “pişman olacağı” görüşünü dile getirdi.

Özer Kanlı'nın yazısının tamamı şu şekilde:

"Doğu Akdeniz’de askerî hareketlilik artıyor.

Rum Yönetimi silahlanıyor. Yunanistan silahlanıyor. İsrail’le askerî işbirliği derinleşiyor. Fransa bölgedeki askerî varlığını ve Rum Yönetimi ile savunma ilişkilerini geliştiriyor. Rum askerleri 'Mağusa’ya, Girne’ye döneceğiz. İntikam alacağız' sloganları atarak tören geçişi yapıyor.

Peki amaç nedir?

Türkiye’yi ve KKTC’yi korkutmak mı?

Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de Türk tarafını geri adım atmaya zorlamak mı?

Böyle bir hesap varsa, önce rakamlara ve sahadaki gerçeklere bakmak gerekir.

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2002 yılında sadece 248 milyon dolardı.

2025’te?

10 milyar 54 milyon dolar.

Yani yaklaşık 40 katına çıktı.

Türkiye’nin yürüttüğü savunma projesi sayısı 62’den 1.400’ün üzerine çıktı. Projelerin toplam büyüklüğü ise ihale aşamasındakiler de hesaba katıldığında 100 milyar doların üzerine ulaşmış durumda. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, ASFAT ve MKE dünyanın önde gelen savunma şirketleri listelerinde yer alıyor.

Daha önemlisi şu:

Türkiye artık sadece tüfek, top veya zırhlı araç üreten bir ülke değil.

İHA ve SİHA üretiyor.

Savaş gemisi üretiyor.

Radar ve elektronik harp sistemleri geliştiriyor.

Hava savunma sistemleri üretiyor.

Seyir ve balistik füzeler yapıyor.

Ve artık kendi savaş uçağını geliştiriyor, uçuruyor, devreye sokmaya hazırlanıyor.

Milli Muharip Uçak KAAN ilk uçuşunu 21 Şubat 2024’te gerçekleştirdi. TUSAŞ, KAAN’ı beşinci nesil çok rollü savaş uçağı olarak geliştiriyor. Çok yakında devrede olacak. Eğitim uçakları Hürkuş Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi Azerbaycan’a satıldı.

Türkiye, PAKİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN’la Mekke ittifakını kurdu Daha çok kısa süre önce Azerbaycan ve Özbekistan gibi iki güçlü Türk Devleti ile Azerbaycan’da ortak tatbikat yaptı. Doğu Akdeniz’de, Güney Kıbrıs ile İsrail arasında , uluslararası sularda tatbikat düzenledi. Kendisi ile istişare etmeden Ege’de adım atmaya, elektrik hattı döşemeye çalışan Yunanistan, Rum kesimi ile Fransa’ya ' geleceğiniz varsa göreceğiniz var' dedi. Ege adalarını silahlandırarak Türkiye’ye karşı kullanabileceğini zanneden Yunanistan’a deniz doğa park alanları ilan ederek ' dur ileri gitme, ben daha da ileri giderim' mesajı verdi.

Bunlar küçümsenecek gelişmeler değildir.

TÜRKİYE ARTIK FÜZESİNİ DE KENDİSİ YAPIYOR

ROKETSAN’ın TAYFUN’u Türkiye’nin millî imkânlarla ürettiği en uzun menzilli balistik füze sistemi olarak tanımlanıyor.

ROKETSAN’ın yayımladığı teknik verilere göre TAYFUN’un açıklanan menzili 280 kilometrenin üzerinde, vuruş hassasiyeti ise CEP değeriyle 10 metre veya altında. Üretici, füzenin uçuşta hipersonik hız seviyelerine ulaştığını belirtiyor.

Dahası var.

TAYFUN BLOK-4.

ROKETSAN, TAYFUN BLOK-4’ü açıkça hipersonik füze olarak tanıtıyor. Yeni füzenin ağırlığının 7 tonun üzerinde olacağı ve uzun menzilli stratejik hedeflere yönelik geliştirildiği açıklanmış durumda.

Türkiye’nin envanterinde ayrıca ATMACA, KARA ATMACA, SOM, ÇAKIR gibi seyir füzeleri; SİPER, HİSAR ve SUNGUR gibi hava savunma sistemleri bulunuyor. ROKETSAN’ın açıklamasına göre TAYFUN’un yanı sıra İHA-230 havadan karaya balistik süpersonik füzesinin de Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatları yapıldı. Yani mesele artık sadece dışarıdan silah satın alan bir Türkiye değildir.

Kendi füzesini, SİHA’sını, radarını, mühimmatını, savaş gemisini ve savaş uçağını geliştiren bir Türkiye vardır.

PEKİ KIBRIS VE KKTC’NİN SAVUNULMASI NE DURUMDADIR?

İşte meselenin en önemli noktalarından biri burada.

Türkiye, KKTC’nin güvenliğini artık yalnız Anadolu’dan sağlamıyor.

9 Mart 2026’da Türkiye Millî Savunma Bakanlığı resmen açıkladı:

6 adet Türk F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırıldı. Bu uçaklar her gün görev başında. Duyuyor, görüyoruz.

MSB ayrıca bunun 'kademeli planlamalar' çerçevesinde yapıldığını ve ihtiyaç duyulması halinde ilave tedbirlerin alınacağını bildirdi.

Bu sadece sembolik bir adım da değildir.

Haziran 2026’da KKTC’de konuşlu F-16’lardan ikisinin alarm reaksiyon nöbeti kapsamında havalandırıldığı Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı tarafından açıklandı. Yani adadaki Türk hava gücü fiilen nöbet tutuyor.

Bunun anlamını herkes doğru okumalıdır.

KKTC’nin güvenliği artık F-16’lar, İHA VE SİHALAR, konuşlandırılan hava savunma sistemleriyle de takviye edilmiş durumdadır.

RUM-YUNAN-İSRAİL İŞBİRLİĞİ VAR MI? VAR

Bunu küçümsemek de yanlış olur.

Yunanistan, İsrail ve Rum Yönetimi Aralık 2025’te 2026 Ortak Eylem Planı’nı imzaladı. Yunan Genelkurmayı, planın ortak operasyonel faaliyetleri, özel kuvvetlerin müşterek eğitimini ve askerî personel görüşmelerini kapsadığını resmen açıkladı.

Reuters’a göre üç taraf 2026’da Doğu Akdeniz’deki ortak hava ve deniz tatbikatlarını artırmayı planladı. Yunanistan ve Rum Yönetimi İsrail’den füze sistemleri de satın alıyor. Zaten İsrail’in Rum- Yunan ikilisini Türkiye’ye karşı kışkırtmasının bir nedeni de onlara silah satmak. İddialara göre İsrail, şu ana kadar bu ikiliye silah satışından 7 milyar dolar para kazandı.

Fransa da denklemin dışında değil.Rum Yönetimi ile Fransa, 8 Haziran 2026’da savunma işbirliği ve Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nı (SOFA) imzaladı.

Fransa, Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin birlikte katıldığı askerî faaliyetler de sürüyor. Eylül 2026’daki MEDUSA-15 tatbikatına Yunanistan, Rum Yönetimi, Mısır, Fransa ve İtalya askerî unsurlarla katıldı.

Bunları görmezden gelmek hata olur.

Ama bunlardan korkmak da başka bir hata olur.

CAYDIRICILIK TEK TARAFLI DEĞİLDİR

Rum-Yunan tarafının İsrail ve Fransa’yla geliştirdiği ilişkiler elbette onların askerî ve diplomatik hesaplarının parçasıdır.

Silahlanma aynı zamanda bir caydırıcılık ve önleyici diplomasi aracıdır.

Karşı tarafa şu mesaj verilir:

'Ben güçlüyüm. Hesabını buna göre yap.'

Peki Türkiye’nin cevabı nedir?

Aynı şekilde caydırıcılık.

Ama çok daha geniş bir stratejik derinlikle.

Türkiye, yaklaşık 85 milyonluk nüfusu, NATO’nun en büyük ordularından biri, gelişen savunma sanayii, kara-deniz-hava gücü, İHA/SİHA filosu, füze kapasitesi ve Anadolu’dan Kıbrıs’a uzanan coğrafi avantajıyla Doğu Akdeniz’deki güç denkleminin başlıca aktörlerinden biridir.

Üstelik artık KKTC’de Türk F-16’ları, İHA VE SİHALARI, hava savunma sistemleri de vardır.

Dolayısıyla Türkiye’yi ve KKTC’yi, Rum-Yunan ikilisinin Fransa ve İsrail’le geliştirdiği ilişkileri kullanarak korkutabileceğini; Türkiye’yi Kıbrıs’tan, Doğu Akdeniz’den veya Ege’deki hak ve çıkarlarından geri adım attırabileceğini düşünenlerin bu yeni tabloyu iyi okuması gerekir.

AKIL YOLU GERÇEKLERİ GÖRMEYİ GEREKTİRİR

Bölgenin geleceğini silahlar değil diplomasi belirlemelidir.

Fakat diplomasi de ancak gerçek güç dengesi doğru okunursa sonuç verir.

Türkiye ve KKTC’yi korkutarak masada geriletme hesabı yapılacaksa, önce bu rakamlara ve sahadaki yeni gerçeklere bakmak gerekir.

Türkiye güçlüdür.

KKTC yalnız değildir.

Bunun en doğru sonucu savaş değil; karşılıklı caydırıcılık içinde akılcı diplomasi olmalıdır. Rum- Yunan ikilisi Türkiye’nin dostluğunu. İsrail ve diğerlerinin hesaplarına, kışkırtmalarına tercih etmelidir. Aksi durumda pişman olacaktır"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.