Mete Hatay’dan Özdil Nami’ye Maraş yanıtı: Her yükü koz diye taşımak zorunda değiliz
Mete Hatay, Özdil Nami’nin Maraş’ın “koz” olarak korunması gerektiği yönündeki değerlendirmesine yanıt verdi. Hatay, Maraş’ın BM yönetiminde açılmasının Kıbrıslı Türklerin üzerindeki siyasi yükü de hafifletebileceğini belirterek, “Her yükü koz diye taşımak zorunda değiliz” dedi.
Mete Hatay, Kıbrıs Postası ekranlarına konuşan eski Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin Maraş konusundaki değerlendirmelerine sosyal medya üzerinden yanıt verdi.
Nami’nin Maraş’ın bir “toprak tavizi” olarak değerlendirmesi ve Türk tarafının elindeki “kozun” korunması gerektiği yönündeki görüşlerine değinen Hatay, bu yaklaşımın Kıbrıs müzakerelerinde “koz elimizde kalsın, ne zaman kullanılacağına sonra bakarız” anlayışını yansıttığını savundu.
“HER YÜKÜ KOZ DİYE TAŞIMAK ZORUNDA DEĞİLİZ”
Maraş’a farklı bir perspektiften baktığını belirten Hatay, bölgenin binlerce Kıbrıslı Rum’un evlerine ve mülklerine kavuşması meselesini barındırdığını ifade etti.
Hatay, Maraş’ın BM yönetiminde açılmasının Kıbrıslı Türklerin üzerindeki siyasi yükü de hafifletebileceğini belirterek, “Her yükü koz diye taşımak zorunda değiliz” dedi.
Nami’nin kaygısını anladığını kaydeden Hatay, Maraş’ın ayrı bir düzenlemeyle ele alınması halinde kapsamlı çözüm için eldeki pazarlık imkânlarından birinin kaybedilebileceği görüşünü aktardı.
Ancak bunun tersinin de düşünülmesi gerektiğini belirten Hatay, Maraş konusunda atılacak bir adımın kapsamlı çözümün önünü açabilecek güven ve siyasi hareketliliği yaratıp yaratamayacağını sorguladı.
“BLÖFÜN KARŞISINDA BİZE BİÇİLEN ROLÜ OYNAMAK ZORUNDA DEĞİLİZ”
Rum lider Nikos Hristodulidis’in Maraş teklifini de değerlendiren Hatay, söz konusu teklifin siyasi bir blöf olabileceğini savundu.
Hatay, teklifin Türk tarafının bunu reddedeceği beklentisine dayanması halinde, beklenen “hayır” yanıtının Hristodulidis’in işini kolaylaştırabileceğini belirtti.
Buna karşılık mülk iadesi ve uzlaşılmış bir yönetimi birlikte ele alan somut bir önerinin teklif sahibinin ciddiyetini sınayabileceğini ifade eden Hatay, “Blöf dediğimiz bir hamlenin karşısında, her defasında bize biçilen rolü oynamak zorunda değiliz” değerlendirmesinde bulundu.
“MÜLK İADESİYLE TOPRAK TAVİZİNİ KARIŞTIRMAMAK GEREKİR”
Mülk iadesi ile toprak tavizinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Hatay, iki konu arasındaki ilişkinin de gözden kaçırılmaması gerektiğini kaydetti.
Mülkünü geri alan bir kişi açısından, söz konusu mülkü hangi yönetim altında kullanacağının da önem taşıdığını belirten Hatay, mülk iadesinin yönetim meselesini kendiliğinden çözmediğini ifade etti.
Hatay, Kıbrıs Türk tarafının siyasi kazanım elde edebileceği alanın da burada bulunduğunu savunarak, mülklerin iadesiyle birlikte uzlaşılmış bir yönetimin kurulmasını ve liman ile havaalanının uluslararası trafiğe açılmasını içeren bir anlaşmanın önerilebileceğini belirtti.
“İADE SÜRECİ VE YÖNETİM DÜZENİ AYNI ANDA MASAYA KONULMALI”
“Önce yönetimi konuşalım, mülk iadesine sonra bakarız” yaklaşımının Rum tarafına yeterli teşvik sunmayabileceğini belirten Hatay, mülk iadesinin yönetim meselesinden tamamen ayrılarak gerçekleştirilmesinin de Kıbrıs Türk tarafının sonraki pazarlık imkânlarını azaltabileceğini ifade etti.
Bu nedenle iade sürecinin hızla başlatılırken, insanların mülklerini kullanmasını sağlayacak yönetim düzeninin de aynı anda müzakere masasına yatırılması gerektiğini savunan Hatay, böyle bir girişimin Rum liderliğini de somut bir sorumlulukla karşı karşıya bırakabileceğini kaydetti.
Hatay, mülk iadesini talep eden tarafın, bunun işlemesini sağlayacak yönetim düzeni ve Kıbrıslı Türklerin elde edeceği kazanımlar konusunda ne önerdiğinin de ortaya konulması gerektiğini belirtti.
“KOZU TUTARKEN HANGİ SİYASİ İMKÂNLARI KAÇIRIYORUZ?”
Maraş konusunda önerdiği yaklaşımın karşılık bulacağının garanti olmadığını kabul eden Hatay, buna karşın bölgenin mevcut durumunun süresiz şekilde korunmasının Kıbrıs Türk tarafına ne kazandırdığının da sorgulanması gerektiğini söyledi.
Hatay, paylaşımının sonunda, “Kozumuz gider” demenin kolay olduğunu belirterek, “Peki bu kozu tutarken hangi siyasi imkânları kaçırıyoruz, hangi yükü taşımaya devam ediyoruz? Müzakerecilik biraz da bunun hesabını yapmayı gerektirmez mi?” ifadelerini kullandı.
ÖZDİL NAMİ NE DEMİŞTİ?
Maraş konusunun uzun yıllardır gündemde olduğunu belirten Özdil Nami, Maraş-Ercan formülünün de geçmişte farklı şekillerde gündeme getirildiğini söyledi.
Nami, geçmişte ABD tarafından da çeşitli girişimlerde bulunulduğunu ancak bu formüllerin sonuç vermediğini belirterek, Maraş ile Ercan’ın birlikte ele alındığı bir formülün önünün kapalı olduğunu ifade etti.
Maraş konusunda gündeme gelen formüllerden birinin, Ercan’ın geri dönülmez biçimde Kıbrıs Rum tarafına devredilmesi karşılığında Ercan’ın doğrudan uçuşlara açılması olduğunu anlatan Nami, bu tür bir düzenlemenin referandumdan “hayır” çıkması halinde yaratacağı sonuçlara dikkat çekti.
Nami, böyle bir durumda Kıbrıs Rum tarafının uluslararası alanda tanınan statüsünün devam edeceğini ancak Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukuktan ayrı kalacağını ifade etti.
Ercan Havalimanı’nın doğrudan uluslararası uçuşlara açılması konusunda geçmiş deneyimlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Nami, geçmiş tecrübelerine dayanarak "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin yetkilendirmesi olmadan Ercan’dan doğrudan uçuşların başlatılmasının mümkün olmayacağını ifade etti.
Nami, bu tür formüllerde Türk tarafının toprak vermesine rağmen, nihai sonucun Kıbrıs Rum tarafının inisiyatifine bağlı kalabileceğini ifade etti.
Nami, Maraş-Ercan formüllerinin değerlendirilmesinde geçmişte yaşanan deneyimlerin ve olası bir anlaşmanın referandum sonrasındaki durumunun da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.