Bağımsızlık Yolu, genel seçimlere katılmaya, yerel seçimlerde ise aday göstermemeye karar verdi
Bağımsızlık Yolu, 6 Aralık’taki genel seçimlere katılacağını, yerel seçimlerde ise aday göstermeyeceğini açıkladı. Parti, sınırlı kaynaklarını Meclis’te "sermaye düzenine karşı mücadeleye yoğunlaştırarak emekçilerin iktidarını kurmayı" hedeflediğini belirtti.
Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi, 6 Aralık 2026’da yapılacak genel ve yerel seçimlere ilişkin değerlendirmesinde, beş seçimin aynı gün gerçekleştirilmesinin propaganda, oy kullanma ve sayım süreçlerinde kaosa yol açabileceğini, yerel seçimlerin genel seçimlerin gölgesinde kalacağını savundu. Yerel seçimlerde aday göstermeme kararı alan Bağımsızlık Yolu, yalnızca genel seçimlere katılacağını açıklayarak, sınırlı maddi ve insan kaynağını Meclis’te sermaye sınıfının temsilcisi olarak nitelendirdiği rejim partilerinin oy birliğini bozmak ve emekçi sınıfların çıkarlarını savunmak için kullanacağını belirtti. Parti, yerel seçimlerde hiçbir adayı desteklemediğini, üyeleri ve sempatizanlarını oy tercihleri bakımından serbest bıraktığını da duyurdu.
Meclis’te asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi, sendikasız çalıştırılmanın yasaklanması, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi ve sermayeden servet vergisi alınması gibi politikaları savunan milletvekili bulunmadığını ileri süren Bağımsızlık Yolu, emekçilerin hem seçme hem de seçilme hakkının patronların baskısı altında olduğunu savundu. Meclis içi mücadeleyi sokaktaki mücadelenin bir uzantısı olarak gördüklerini belirten parti, emekçi sınıfların iktidarını kurma hedefini federal bir Kıbrıs mücadelesiyle de ilişkilendirerek, “Sermaye rejimini yıkalım, emekçilerin iktidarını kuralım!” çağrısı yaptı.
Bağımsızlık Yolu'ndan yapılan tam açıklama şöyle:
"Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi 6 Aralık 2026 Pazar günü birlikte gerçekleşecek olan Yerel ve Genel Seçimler konusunda aşağıda aktarılan değerlendirmeyi yapmıştır:
Genel ve Yerel Seçimlerin birlikte gerçekleştiriliyor olması; Muhtarlık, muhtar azalığı, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve milletvekilliği seçimlerinin aynı anda yapılması demektir. Beş seçimin bir arada olması her anlamda kaos yaratacaktır. Seçimlerin standart süreçleri olan propaganda, oy kullanma ve sayımda yaşanacak sıkıntılar neredeyse tüm kesimler tarafından dile getirilmiştir. Bu durumdan en fazla zararı genel seçimlerin gölgesinde kalacak olan yerel seçimler görecektir. Oysa vatandaşların günlük hayatında en çok etkilendikleri meseleler, yerel yönetimlerle ilgilidir ve demokrasi aşağıdan yukarıya şekillendiği, yerellerde kök salabildiği oranda kurumsallaşabilir.
Yerel yönetimler ile ilgili sorunların ve yerel halkın özne olmasının ikinci plana alınabiliyor olmasının nedeni; Cumhuriyet Meclisi’nde her iki seçimin birlikte yapılmasına yönelik tüm rejim partilerinin oy birliği ile alınan karardır. Rejim partilerinin oy birliği ile aldıkları onlarca kararda olduğu gibi, bu karar da halkın zararına, rejimin yararınadır. Yıllardan beridir devam eden bu oy birliğinin artık bozulması, halkın sokakta gösterdiği mücadelenin Meclis’e taşınması şarttır. Yerel yönetimlerin hak ettiği değeri bulabilmesinin yolu da Meclis’ten geçmektedir. Yerel seçimleri genel seçimlerin gölgesinde bırakan bu karar Meclis’te alınmıştır. Bu nedenle partimiz, sınırlı imkânlarını yereli ikinci plana atan bu anlayışa karşı mücadeleyi Meclis’e taşımak için genel seçimlere yoğunlaştıracaktır.
Partimiz Bağımsızlık Yolu, bu seçimde sermaye sınıfının temsilcileri olan rejim partilerinin oy birliğini bozmaya, mücadelesiyle emekçi sınıfların iktidarını kurmaya taliptir!
Partimiz, şu veya bu hükümete değil sermaye ve TC egemenlerinin oluşturduğu iktidar bloğuna karşı mücadele eden bir parti olarak, gerek maddi gerekse de insan gücü bakımından iki seçimi aynı anda yürütebilecek imkânlardan yoksundur. Partimizin maddi kaynakları, emekçi kitlelerin aidat ve bağışlarından oluşmaktadır. Bağımsızlık Yolu, büyük sermaye çevrelerinden, yabancı devletlerden veya uluslararası emperyalist kuruluşlardan bağış, fon, katkı, destek almamayı siyasi duruşunun temeli kabul eder. Bu gururla ve kararlılıkla uyguladığımız temel bir ilkedir.
Emekçilerin sadece ekonomik olarak değil, seçme ve seçilme hakkı bakımından da patronlar tarafından baskı altında tutulduğu ise konuşulmayan bir diğer hakikattir. Özel sektördeki ağır baskı ve sömürü koşulları, emekçilerin maaşından iş güvencesine, yıllık izninden evlilik tarihine kadar hayatlarının her anına patronların karar verdiği bir diktatörlük rejimi yaratmıştır. Bu da özel sektör emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun çocuk yapacağı tarihten seçimlerde aday olup olmamaya kadar patronları tarafından baskı altında tutulması sonucunu doğurmaktadır.
Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi, tüm bu olguları değerlendirerek 6 Aralık 2026 tarihinde, genel seçimlere katılmaya ve yerel seçimlerde aday göstermemeye karar vermiştir. Yerel seçimlerde halkın karşısına çıkan adayları değerlendirdiğimizde, hiçbirinin parti programımızda ifade edilen temel ilkelerle örtüşmediği sonucuna vardık. Bu nedenle Bağımsızlık Yolu yerel seçimlerde hiçbir adayı desteklememektedir. Üyelerimizi ve sempatizanlarımızı, oy doğrultusu bakımından yerel seçimlerde serbest bırakıyor, üyelerimize ise hiçbir adayın ve partinin propagandasını yapmamak koşulu getiriyoruz.
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu 6 Aralık 2026’da, kendi logosu ve kendi adaylarıyla genel seçimlere katılacak ve sınırlı imkanlarını bu doğrultuda kullanacaktır. Bugün Meclis’te asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, sendikasız çalıştırılmanın yasaklanmasını ve ultra zenginlerden servet vergisi alınmasını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te her alanda kamuculuğu savunan; kamusal eğitimin güçlendirilmesini, kamusal sağlığın geliştirilmesini, kamusal toplu taşıma sistemi kurulmasını, kamusal barınma imkanları yaratılmasını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te her bölgeye sığınma evi açılmasını, sosyal hizmetlere ayrılan bütçenin din işlerine ayrılan bütçeden fazla olmasını, kadına yönelik şiddetin yüz kızartıcı suç kapsamına alınmasını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te kıyılara erişimin oteller tarafından engellenmesine karşı duran, yanan orman arazilerinin imara açılmasını yasaklamayı savunan, sermayeden çevre vergisi alınmasını talep eden tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te AKSA’nın kamulaştırılmasını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te akaryakıt ithalatının kamu tekeline alınmasını, oto galerilere dur denilmesini, gece kulüplerinin ve kumarhanelerin kapatılmasını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te kimlikle girişin yasaklanmasını, çağdaş bir vatandaşlık yasası yapılarak Bakanlar Kurulu’nun istisnai vatandaş yapma yetkisinin ortadan kaldırılmasını, nüfus yapımızı değiştiren politikaların sona erdirilmesini savunan tek bir milletvekili yoktur. Kısacası bugün Meclis’te emekçi sınıfların çıkarlarını savunan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis’te bulunan tüm milletvekilleri ve rejim partileri; sermaye sınıfının farklı makyajlarla karşımıza çıkan temsilcileridirler. Tam da buna uygun olarak bugün Meclis’te mesleği özel sektör emekçisi olan tek bir milletvekili yoktur. Bugün Meclis koltukları bürokratlar, CEO’lar ve patronlar tarafından işgal edilmiştir.
Partimiz Bağımsızlık Yolu, bu seçimde sermaye sınıfının Meclis’teki tekelini kırmaya, mücadelesiyle emekçi sınıfların iktidarını kurmaya taliptir!
Bağımsızlık Yolu sermaye düzeninin sadece seçimler yolu ile değiştirilemeyeceğinin bilincindedir. Nüfus yapısı değiştirilmiş, kurumları zaptedilmiş, iradesi gasp edilmiş halkımız ve ülkemiz için bu hayda hayda geçerlidir. Bağımsızlık Yolu seçimleri ve Meclis içi mücadeleyi, iktidar odağının bu araçlarda bulunduğu yanılsamasına düştüğü için değil; yaşamın tüm alanlarında mücadele etmek gerektiği için önemsemektedir. Meclis bugün sermaye sınıfının kendini en güvenli hissettiği alandır. Meclis’te bulunan tüm partiler sermaye sınıfına hizmet etmektedirler. Sermayedarların kalesi konumundaki Meclis’te yürütülecek emekten yana ve uzlaşmaz bir siyasal çalışmanın, sokakta yürütülmekte olan mücadeleleri güçlendirmesi partimizin temel hedefidir. Bu nedenle partimizin Meclis içi çalışması, siyasetimizin merkezi değil sokak çalışmasının bir uzantısından ibaret kurgulanmıştır.
Partimiz boykota yönelen ve oy vermeyi anlamsız bulan vatandaşlarımızla benzer kaygıları paylaşmaktadır. Bu rejimin bizlere verebileceği hiçbir şey, sunabileceği hiçbir gelecek yoktur! Hangi parti hükümet olursa olsun bu rejimde “söz” her zaman sermayede ve Ankara’da olacak, “gelecek” her zaman sermayenin ve Ankara’nın iyiliği için kurgulanacak, ülke sermaye ve Ankara için “tertemiz” bir rant sahası olarak muhafaza edilecektir. Egemenler bloğuna karşı emekçilerin iktidarını savunmadan, bu rejimi değiştirmek mümkün değildir. Bu rejimi kuranlar ve onu iyi yönetmeye talip olanlar, aynı zamanda halkın hem seçme hem de seçilme hakkını gasp eden aynı elitlerdir. Biz emekçilerin adaylığını engelleyenler ile rejim partilerine milyarlar akıtanlar aynı kişilerdir. Emekçilerin hem seçme hem de seçilme hakkından mahrum kalması, halkın siyasetten uzak durması, egemenlerin temel hedefidir. Bu koşullar altında bizlere aday olmayı yasaklayan patronların, oy kullanmadığımız zaman bundan rahatsız olmayacakları, aksine memnun olacakları da açıktır. Onlar emekçilerin siyasetten uzak durmasını istemektedirler. Onlar siyasetin kendi ayrıcalıkları olarak kalmasını istemektedirler. Bağımsızlık Yolu Meclis’i sermaye ve Ankara için dikensiz gül bahçesi olmaktan çıkarmaya taliptir.
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu siyasette sermaye tekelini kırmaya, bu senaryoyu bozmaya, emeğin siyasetini kurmaya taliptir.
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu, önümüzdeki seçimleri emeğin iktidarını kurma yolunda yürütülen mücadelede önemli bir adım olarak görmektedir. Ancak siyasi mücadele emeğin iktidarını kurma yolunda önemli bir araç olsa da, sendikal, kültürel ve ekonomik boyutları ile emekçi sınıfların tüm örgütlerinin güçlenmesi ve emekçilerin bu örgütlerde söz sahibi olması gerçekleşmeden hakiki bir iktidarın elde edilemeyeceği de aşikardır.
Sermaye iktidarı ülkemizin bölünmüşlüğüne yaslanmaktadır. Bir emekçi iktidarının ancak birleşik bir Kıbrıs’la mümkün olduğu, federasyon mücadelesinin bu süreçte önemli bir kilometre taşı olduğu ise bizim için aşikardır. Sermayedarlar adamızın bölünmüşlüğüne yaslanarak iktidarlarını pekiştirmektedirler. Emekçi iktidarı ise birleşik bir Kıbrıs ile kurulacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte, federasyon kelimesini sözlüğünden çıkaranların, genel seçimden sonra bu mücadeleyi tamamen bırakmaya hazırlandıkları görülmektedir. Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi, federal bir Kıbrıs’ın kurulması mücadelesinin gerektirdiği sorumlulukları üstlenebilmek amacıyla da önümüzdeki seçimlerde elde edilecek mevzilerin önemli olduğu tespitini yapmaktadır.
Bu tespit ve değerlendirmelerden hareketle, Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi, emekçi halkımızı rejim partileri karşısında emekçilerin partisini desteklemeye çağırır. Federal bir Kıbrıs, insanca bir ücret, sendikalı bir çalışma yaşamı, kamucu politikalar ve emekten yana bir ülke için tüm halkımıza çağrı yapıyoruz: Sermaye rejimini yıkalım, emekçilerin iktidarını kuralım!
Sermaye rejimini yıkacağız, emekçilerin iktidarını kuracağız!
Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!"
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.