İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Tanpınar: Mesele yalnızca Pınar Barut'a yapılan saldırı değil, demokrasinin nefessiz bırakılmasıdır

Tanpınar: Mesele yalnızca Pınar Barut'a yapılan saldırı değil, demokrasinin nefessiz bırakılmasıdır

Halkın Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Tanpınar, gazeteci Pınar Barut’a yönelik şişeli saldırının gazetecilerin tehdit, baskı ve otosansür endişesiyle görev yaptığı ortamın bir parçası olduğunu belirterek, basın özgürlüğünün korunmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı.

Yayın Tarihi: 30/10/26 10:00
okuma süresi: 6 dak.
Tanpınar: Mesele yalnızca Pınar Barut'a yapılan saldırı değil, demokrasinin nefessiz bırakılmasıdır

Halkın Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Tanpınar, gazeteci Pınar Barut’a yönelik şişeli saldırıya tepki göstererek, asıl meselenin yalnızca tek bir şiddet olayı değil, gazetecilerin tehdit, baskı ve otosansür endişesiyle görev yapmak zorunda bırakıldığı ortam olduğunu vurguladı.

Tanpınar, gazetecilere yönelik baskı ve tehditlerin giderek olağan karşılanması tehlikesine dikkat çekerek, basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun vazgeçilmez güvencelerinden biri olduğunu belirtti.

“MESELE YALNIZCA BİR ŞİŞELİ SALDIRI DEĞİLDİR!”

“Mesele yalnızca Pınar Barut’a yapılan şişeli saldırı değildir.
Mesele, gazetecilerin mahkeme kapılarında, kamuoyunun gözü önünde tehdit ve hakaretlerle karşı karşıya kalmasıdır.
Mesele, kamuoyunun yakından takip ettiği davaları izleyen gazetecilerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarının kapatılmasına yönelik şikayetlerin aylar boyunca gündemde kalması, bu iddiaların yeterince aydınlatılamamasıdır.
Mesele, gazetecilerin çalıştıkları kurumlar üzerinden baskı altına alınmaya çalışıldığı yönündeki ciddi iddialardır.
Mesele, evine girerken, arabasına binerken, haber peşinde koşarken hayatından endişe eden gazeteciler, siyasetçiler ve düşüncelerini özgürce açıklamak isteyen insanlardır.
Mesele, bir gazetecinin yazacağı haberin doğruluğundan önce, o haberi yazarsa başına neler gelebileceğini düşünmek zorunda kalmasıdır.
Mesele, basının yeterince özgür olduğunu söyleyip, gazetecileri otosansüre sürükleyen korku ortamını görmezden gelen siyasi anlayıştır.
Ve asıl mesele, bütün bunların demokratik bir toplumda olağan kabul edilmeye başlanması tehlikesidir.”

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, İKTİDARIN HOŞUNA GİDEN HABERLERİN YAPILABİLMESİ DEĞİLDİR!”

Tanpınar, basın özgürlüğünün gerçek ölçütünün iktidarı eleştiren gazetecilerin ne kadar özgür ve güvende oldukları olduğunu vurguladı.

“Bir ülkede basının özgür olduğunu söylemek kolaydır. Ama özgürlük, yalnızca iktidarın hoşuna giden haberlerin yapılabilmesi değildir.
Basın özgürlüğü; iktidarı sorgulayabilmek, kamu kaynaklarının hesabını sorabilmek, yolsuzluk iddialarının üzerine gidebilmek, güçlü ve nüfuzlu kişileri araştırabilmek ve bütün bunları yaparken tehdit edilmemektir.
Sansür her zaman bir gazetenin kapatılmasıyla, bir yayının yasaklanmasıyla gerçekleşmez. Bazen tehditlerle, bazen ekonomik baskılarla, bazen hedef göstermeyle, bazen de gazeteciyi kendi kendisini susturmak zorunda bırakarak gerçekleşir.
İşte bunun adı otosansürdür.
Ve otosansür, demokrasinin sessizce aşındığı en tehlikeli süreçlerden biridir.”

“İKTİDARIN GÖREVİ ELEŞTİRİDEN KORUNMAK DEĞİL, ELEŞTİRİ HAKKINI KORUMAKTIR!”

Tanpınar, basın özgürlüğünün korunmasının yalnızca gazetecilerin değil, bütün toplumun meselesi olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bir ülkede gazeteciler tehdit ediliyorsa, insanlar düşüncelerini açıklamaktan çekiniyorsa, kamuoyunu ilgilendiren davaları takip edenler baskı altında hissediyorsa, ortada yalnızca bireysel özgürlüklerle sınırlı olmayan bir demokrasi sorunu vardır.
Siyasi iktidarların görevi, eleştirileri kendilerine yönelmiş saldırılar olarak görmek değil, eleştiri hakkının güvence altında olduğu bir demokratik ortamı yaşatmaktır.
Basını iktidarın yanında durduğu ölçüde özgür kabul eden, eleştirdiği ölçüde düşmanlaştıran bir zihniyetin demokrasi anlayışı sorgulanmalıdır.
Gazetecilere yönelik tehditlerin sıradanlaşması, toplumun gerçeği öğrenme hakkını zayıflatır. Bu ortamdan yalnızca gazeteciler değil, bütün yurttaşlar zarar görür.”

“BEN BU MESLEĞİN İÇİNDEN GELİYORUM”

Uzun yıllar gazetecilik yaptığını hatırlatan Tanpınar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Ben bu mesleğin içinden geliyorum. Yıllarca haber peşinde koştum. Savaş bölgelerinde, siyasi krizlerde, güç sahiplerinin karşısında gazetecilik yaptım.
Gazetecinin hangi şartlarda çalıştığını, ne tür baskılarla karşılaşabildiğini, bazen tek bir sorunun bile ne kadar rahatsızlık yaratabildiğini biliyorum.
Ama gazetecinin güvenliğini sağlamak için benim veya bir başkasının meslek geçmişine ihtiyaç olmamalıdır. Bu, hukuk devletinin en temel yükümlülüklerinden biridir.
Gazeteci, bir siyasetçinin himayesine, bir iktidar mensubunun iyi niyetine veya güçlü bir kişinin korumasına muhtaç olmamalıdır. Onu koruyan hukuk olmalıdır.
Gazetecinin korktuğu yerde halkın gerçeği öğrenme hakkı tehlikededir. Gazetecinin sustuğu yerde yolsuzluklar, usulsüzlükler ve hukuksuzluklar daha kolay gizlenir.
Ve unutulmamalıdır ki mesele yalnızca gazeteciler de değildir. Bugün gazetecinin susturulmasına sessiz kalan bir toplum, yarın kendi sesini duyuracak kimseyi bulamayabilir.
Pınar Barut’a yapılan saldırıyı kınıyorum. Kendisine ve baskı altında görev yapmaya çalışan bütün gazetecilere dayanışmamı ifade ediyorum.
Bu ülkede hiç kimse haber yaptığı, soru sorduğu, eleştirdiği veya gerçeğin peşinden gittiği için korku içinde yaşamak zorunda değildir.
Demokrasi, yalnızca sandığa oy atmak değildir.
Demokrasi, iktidarın sorgulanabildiği, gazetecinin korkmadan yazabildiği ve hiçbir gücün hukukun üzerinde olmadığı bir düzenin adıdır.
Ve bu düzeni korumak, herkesten önce devleti yönetenlerin sorumluluğudur.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.