Safir Sorakın: Sağlıklı kantin bir tercih değil, kamusal sorumluluktur
Uzman Diyetisyen Safir Sorakın, okul kantinlerinde sağlıklı beslenme standartlarının oluşturulması, işlenmiş et ürünleri ve şekerli içeceklerin sınırlandırılması, denetimlerin bilimsel kriterlerle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Sorakın, sağlıklı okul beslenmesinin çocukların gelişimi ve toplum sağlığı açısından kamusal bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Uzman Diyetisyen Safir Sorakın, okul kantinlerinde sağlıklı beslenme ortamlarının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, çocukların okulda tükettiği yiyeceklerin yalnızca gıda güvenliği değil, halk sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Çocukların günlük yaşamlarının önemli bir bölümünü okulda geçirdiğini ifade eden Sorakın, okul kantinlerinin yalnızca hijyen koşulları ve ürünlerin son kullanma tarihleri açısından denetlenmesinin yeterli olmadığını kaydetti. Sorakın, asıl ihtiyacın sağlıklı kantinler ve sağlıklı okul beslenme ortamları oluşturmak olduğunu vurguladı.
Uzun zamandır mesleği ve yerel yönetimlerde yürüttüğü görevleri kapsamında okul kantinlerine yönelik denetim ve iyileştirme çalışmalarını gündeminde tuttuğunu belirten Sorakın, çocukluk çağı obezitesi, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının toplum sağlığının önemli sorunları arasında yer aldığını ifade etti.
Çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıklarının yetişkinlik dönemine taşındığına işaret eden Sorakın, okulda sunulan yiyeceklerin önemsiz bir ayrıntı olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
“OKUL KANTİNİ, HERHANGİ BİR RESTORANIN KÜÇÜK BİR ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”
Okul kantinlerinde kızartmaların, yüksek yağ ve tuz içeren yiyeceklerin, işlenmiş et ürünlerinin ve şekerli içeceklerin sıradan seçenekler olarak sunulmasının normalleştirilemeyeceğini belirten Sorakın, kahvaltı yapmadan okula gelen çocuklara poğaça, sosisli sandviç veya benzeri ürünlerin kahvaltı alternatifi olarak sunulmasına da kayıtsız kalınmaması gerektiğini söyledi.
İşlenmiş et ürünleri konusunda bilimsel verilerin açık olduğunu ifade eden Sorakın, Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), sosis, salam ve jambon gibi işlenmiş etleri insanlar için kanserojen kategorisinde sınıflandırdığını hatırlattı.
Bu sınıflandırmanın söz konusu ürünlerin okul kantinlerinde mutlaka yasaklı listeye alınması anlamına gelmediğini belirten Sorakın, çocukların günlük beslenmesinde bu ürünlere neden yer verilmemesi gerektiğini değerlendirmek açısından önemli bir bilimsel gerekçe olduğunu kaydetti.
Dünyada okul beslenmesinin yalnızca kantin işletmecileri ve aileler arasında bırakılmadığını, kamusal sorumluluk olarak ele alındığını belirten Sorakın, farklı ülkelerdeki uygulamalara örnek verdi.
Finlandiya’da 1948 yılından bu yana öğrencilere ücretsiz okul yemeği sunulduğunu belirten Sorakın, okul yemeklerinin yalnızca karın doyurmak için değil; eşitlik, beslenme eğitimi ve çocukların sağlıklı gelişimi için eğitim sisteminin bir parçası olarak görüldüğünü ifade etti.
İngiltere’de okul gıda standartları kapsamında kızartılmış ürünlerin haftalık sunumuna sınır getirildiğini kaydeden Sorakın, meyve ve sebze bulunması, içecek seçeneklerinin düzenlenmesi ve yüksek yağ, tuz ve şeker içeren ürünlerin sınırlandırılması gibi kurallar uygulandığını belirtti.
Brezilya’da ise ulusal okul beslenme programı kapsamında doğal ve az işlenmiş gıdaların kullanımının artırılması, aile çiftçilerinden alım yapılması ve beslenme eğitiminin okul yaşamına entegre edilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Bu örneklerin sağlıklı okul beslenmesinin kişisel tercihlere veya işletmelerin ticari kararlarına bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gösterdiğini ifade etti.
“BİLİMSEL TEMELLİ VE DENETLENEBİLİR STANDARTLAR OLUŞTURULMALI”
Sorakın, okul kantinleri için açık, bilimsel temelli ve denetlenebilir beslenme standartlarının oluşturulması gerektiğini belirterek, bu standartların yalnızca tavsiye niteliğinde kalmaması, uygulanması gereken kurallar ve yaptırımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Kantinlerde kızartılmış yiyecekler, işlenmiş et ürünleri, şekerli içecekler ve besin değeri düşük ürünlerin sınırlandırılması gerektiğini kaydeden Sorakın, taze meyve ve sebze, süt ve uygun süt ürünleri, peynir, tam tahıllı, tavuklu veya köfteli, sebzeli sandviç, salata ve wrap alternatiflerinin ön plana çıkarılmasını önerdi.
Kahvaltı yapmadan okula gelen çocuklar için de çözüm üretilmesi gerektiğini belirten Sorakın, sağlıklı ve ulaşılabilir kahvaltı alternatiflerinin sunulması, okul beslenmesinin yalnızca öğle saatleriyle sınırlı düşünülmemesi gerektiğini ifade etti.
Kantin denetimlerinin yalnızca hijyen ve gıda güvenliği açısından yürütülmemesi gerektiğini belirten Sorakın, günümüzde bu açıdan da denetlenmeyen kantinler bulunduğuna dikkat çekti.
Sorakın, diyetisyenler, gıda mühendisleri, sağlık profesyonelleri, eğitimciler ve ilgili kamu kurumlarının birlikte çalışacağı bir denetim ve izleme modeli oluşturulması gerektiğini kaydetti.
“OKULUN SORUMLULUĞUNU AİLEYE DEVREDEMEYİZ”
Sağlıklı kantinin yalnızca sağlıklı yiyeceklerin satıldığı bir yer olmadığını belirten Sorakın, çocuğun sağlıklı seçeneğe kolayca ulaşabildiği, doğru beslenme davranışlarını öğrendiği ve bu davranışları günlük yaşamında uygulayabildiği bir ortam olması gerektiğini ifade etti.
Çocukların beslenme alışkanlıklarında ailelerin rolünün büyük olduğunu belirten Sorakın, ancak çocuğun gününün önemli bir bölümünü geçirdiği okulun sorumluluğunun aileye devredilemeyeceğini vurguladı. Ailede verilen eğitimin okulda desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Okulun yalnızca matematik ve fen bilimlerinin öğretildiği bir yer olmadığını ifade eden Sorakın, sağlıklı yaşam, hareket, beslenme, hijyen ve toplumsal sorumluluğun da eğitimin bir parçası olduğunu belirtti.
Yerel yönetimler, eğitim kurumları ve sağlık otoritelerinin ortak bir politika geliştirmesi gerektiğini söyleyen Sorakın, okul kantinlerinin ruhsatlandırılmasından denetimine, menü planlamasından ürün çeşitliliğine kadar bütün süreçlerin bilimsel kriterlerle yönetilmesi gerektiğini kaydetti.
Çocukların sağlığını korumak için mutlaka bir hastalığın ortaya çıkmasının beklenmemesi gerektiğini belirten Sorakın, koruyucu sağlık hizmetlerinin hastalık oluşmadan önce başlaması gerektiğini, sağlıklı beslenme politikalarının da bunun en önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti.
Sorakın, okul kantinlerinin yalnızca ticari işletmeler olarak değil, sağlıklı nesiller yetiştirme hedefinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bir toplumun temelidir. Ve sağlıklı bir toplumun temeli, çocuklarımızın her gün yaptığı küçük seçimlerde atılır” dedi.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.