Dışişleri Bakanlığı’ndan AB’nin Türkiye Raporu’na tepki: Haksız ithamları reddediyoruz
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu’nun 2026 Türkiye Raporu’na tepki göstererek, KKTC ve Kıbrıs Türk halkına yönelik değerlendirmeleri reddetti. Bakanlık, iki devletli çözüm vizyonundan vazgeçilmeyeceğini, Türkiye ile birlikte egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki politikaların sürdürüleceğini vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı, “Avrupa Komisyonu’nun 2026 Türkiye Raporu"na ilişkin, “Raporda yer alan ve doğrudan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını hedef alan taraflı, gerçeklerden kopuk ve haksız ithamları bütünüyle reddediyor; KKTC olarak, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın sözkonusu rapora ilişkin yaptığı açıklamada ortaya koyduğu değerlendirmeleri tamamen destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Raporda, Avrupa Birliği'nin, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve adadaki mevcut gerçekleri dikkate almayan yaklaşımını sürdürdüğünün açıkça görüldüğünü belirten Bakanlık açıklamasında, “Unutulmamalıdır ki, Komisyon’un raporunda eleştirilen iki devletli çözüm vizyonu, adadaki yarım asırlık tükenmiş federal çözüm arayışlarının Rum tarafının uzlaşmazlığı ve güç paylaşımını reddeden zihniyeti nedeniyle çökmüş olmasının doğal bir sonucudur” denildi.
Adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın, ancak adada var olan iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkün olduğu vurgulanan açıklamada, KKTC'nin, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir fikir birliği içinde bu vizyonu savunmaya devam edeceğini vurgulandı.
Bakanlık açıklamasında, Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile birlikte Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını koruma kararlılığından asla ödün vermeyeceği kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu'nun 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında yayınladığı 2026 yılı Türkiye Raporu hakkında açıklama yaptı.
“RAPOR, ADADAKİ MEVCUT GERÇEKLERİ TAMAMEN GÖZ ARDI EDİYOR”
Bakanlık açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
“Avrupa Komisyonu'nun 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında yayınladığı 2026 yılı Türkiye Raporu’nda yer alan ve doğrudan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını hedef alan taraflı, gerçeklerden kopuk ve haksız ithamları bütünüyle reddediyor; KKTC olarak, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın sözkonusu rapora ilişkin yaptığı açıklamada ortaya koyduğu değerlendirmeleri tamamen destekliyoruz.
Avrupa Birliği, 2004 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) hukuksuz ve AB mevzuatına aykırı bir şekilde AB’ye üye yaparak Kıbrıs konusunda taraf tuttuğunu tescillemiştir. Komisyon’un son raporu, AB'nin Rum-Yunan ikilisinin maksimalist ve uluslararası hukuka aykırı tezlerine koşulsuz destek vermeyi sürdürdüğünü ve adadaki mevcut gerçekleri tamamen göz ardı ettiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kıbrıs Türk halkını ambargolarla izole etmeye çalışan bir kurumun, Kıbrıs Türkleri’nin de lehine olacak şekilde Kıbrıs meselesinin çözüm sürecine yapıcı bir katkı koyması mümkün değildir.
Raporda, önceki yıllarda olduğu gibi, Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları temelindeki egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayalı iki devletli çözüm vizyonunun göz ardı edilmesi ve Kıbrıs meselesinin tek taraflı bir bakış açısıyla ele alınması esef vericidir. Avrupa Birliği'nin, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve adadaki mevcut gerçekleri dikkate almayan yaklaşımını sürdürdüğü açıkça görülmektedir. Unutulmamalıdır ki, Komisyon’un raporunda eleştirilen iki devletli çözüm vizyonu, adadaki yarım asırlık tükenmiş federal çözüm arayışlarının Rum tarafının uzlaşmazlığı ve güç paylaşımını reddeden zihniyeti nedeniyle çökmüş olmasının doğal bir sonucudur. Adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış, ancak adada var olan iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkündür. KKTC, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir fikir birliği içinde bu vizyonu savunmaya devam edecektir.
Kıbrıs Türk halkı, kendi geleceğini belirleme hakkına sahip eşit bir taraftır. Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz, herhangi bir makamın takdirine bağlı siyasi talepler değil, adada sürdürülebilir ve gerçekçi bir uzlaşının vazgeçilmezleridir. Bu çerçevede, Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye'nin, KKTC'nin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya ve Kıbrıs Türk halkının haklı davasını anlatmaya yönelik Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki çabalarını eleştirmesi kabul edilemezdir. Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumla doğrudan temas kurma hakkına yönelik meşru çabalarının raporda ‘uluslararası meşruiyet arayışı’ şeklinde nitelendirilmesi ve uluslararası toplumla doğrudan temas kurma ve iş birliği geliştirme yönündeki meşru çabalarının engellenmeye çalışılması, Avrupa Birliği'nin temel taşlarından olduğunu iddia ettiği ayrımcılık yapmama ve insan haklarına saygı ilkelerine taban tabana zıttır. KKTC, uluslararası görünürlüğünü ve uluslararası işbirliğini geliştirmeye yönelik çalışmalarını Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Raporda, Komisyon’un Türkiye ile KKTC arasındaki enerji, ulaştırma, altyapı ve güvenlik alanında yürütülen iş birliklerini GKRY’nin tek taraflı iddiaları temelinde eleştirel bir perspektifle değerlendirmesi, AB’nin taraflı ve gerçeklerden kopuk yaklaşımının bir başka göstergesidir. Anavatan Türkiye ile ülkemiz arasında gerçekleştirilen tüm projeler, Kıbrıs Türk halkının refahını, enerji güvenliğini, ekonomik kalkınmasını ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik meşru işbirliği faaliyetleridir. Kıbrıs Türk tarafı, Anavatan Türkiye ile birlikte Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını koruma kararlılığından asla ödün vermeyecektir.
MARAŞ KONUSUNDAKİ DEĞERLENDİRMELER…
Avrupa Komisyonu'nun raporunda yer alan Maraş konusundaki değerlendirmeler, yine, sahadaki gerçekleri ve Kıbrıs Türk halkının haklarını göz ardı eden, tek taraflı bir yaklaşımın yansımasıdır. Maraş'ta atılan adımlar uluslararası hukuka, mülkiyet haklarına ve insan haklarına saygı temelinde yürütülmektedir. Kıbrıs Türk tarafının Maraş'a ilişkin attığı adımları sürekli olarak eleştirirken, Kıbrıs Türk halkının yıllardır maruz bırakıldığı izolasyonları görmezden gelen bu yaklaşım kabul edilemezdir. KKTC, Maraş konusunda halkının hak ve menfaatlerini gözeten politikalarını uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Her zaman olduğu gibi, Avrupa Komisyonu'nun raporda GKRY’nin tez ve iddialarını temel alan tutumunu sürdürmesi, Birliğin Kıbrıs meselesinde tarafsız bir aktör olarak hareket etmediğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Adada adil, sürdürülebilir ve kalıcı bir uzlaşı ancak iki tarafın eşit statüsünün kabul edilmesi ve adadaki mevcut gerçeklerin göz önünde bulundurulmasıyla mümkündür. Kıbrıs Türk tarafının meşru hak ve çıkarlarını yok sayan yaklaşımlar, mevcut çıkmazın sürmesine neden olmaktadır.
Avrupa Birliği'nin karar alma süreçlerinin oybirliği ilkesine dayanması nedeniyle, AB’nin Kıbrıs meselesine ilişkin yerleşik tutumunda anlamlı bir değişikliğe gitmesi mümkün değildir. Türkiye ile ilişkilerini uzun yıllardır Kıbrıs meselesi bağlamında değerlendiren ve bu konuyu siyasi bir araç olarak kullanmaya devam eden Avrupa Birliği'nin, Kıbrıs Türk halkına yönelik adil, dengeli ve tarafsız bir tutum sergilemesini beklemek gerçekçi görülmemektedir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları temelinde egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün teyit edilmesi yönündeki kararlı duruşumuzu Anavatan Türkiye ile birlikte sürdürmeye devam edeceğiz.”
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.