DÜNYA
okuma süresi: 4 dak.

Şans oyunlarının tarihi sanılandan binlerce yıl daha eski

Şans oyunlarının tarihi sanılandan binlerce yıl daha eski

Colorado Devlet Üniversitesi'nin araştırmasına göre, Buzul Çağı’nda Kuzey Amerika’da yaşayan avcı-toplayıcılar zar benzeri araçlarla şans oyunu oynadı. Bulgular, olasılık oyunlarının sanılandan binlerce yıl daha eski olduğunu ortaya koydu.

Yayın Tarihi: 04/04/26 23:55
okuma süresi: 4 dak.
Şans oyunlarının tarihi sanılandan binlerce yıl daha eski
A- A A+

Yeni araştırmaya göre, 12 bin yıl önce bugünkü ABD-Büyük Ovalar'ın batısında yaşayan Buzul Çağı avcı toplayıcıları, zar ve benzeri olasılık araçlarıyla oyunlar oynuyordu.

İnsanlığın şans oyunlarına tutkusu binlerce yıl öncesine dayanıyor. Ancak yeni kanıtlar, olasılık hesaplarıyla olan ilişkimizin uzmanların tahmin ettiğinden çok daha eskiye gittiğini gösteriyor.

Hakemli bilimsel dergi American Antiquity'de yayımlanan araştırmaya göre, 12 bin yıl önce bugünkü ABD-Büyük Ovalar'ın batısında yaşayan Buzul Çağı avcı toplayıcıları, zar ve benzeri olasılık araçlarıyla oyunlar oynuyordu.

Bu bulgu, zarın kökenini Avrupa, Afrika ve Asya'daki Tunç Çağı toplumlarında bulunan benzer eserlerden tam 6 bin yıl daha geriye çekiyor. Üstelik bu oyunları en çok oynayanların profili, tahmin edilenden çok farklı.

"ESKİ DÜNYA" ODAKLI TARİH ANLAYIŞI SARSILIYOR

Onlarca yıldır arkeologlar, insanın olasılık ve rastlantısallık kavramlarını ilk kez yaklaşık 5 bin 500 yıl önce keşfettiğini varsayıyordu. Bu teori, Orta Doğu, Hindistan ve Asya genelinde bulunan çok yüzlü zarlara dayanıyordu.

Ancak Kolorado Eyalet Üniversitesi'nden arkeolog Robert Madden ve ekibi, bu zaman çizelgesinin ciddi bir revizyona ihtiyacı olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, 1907 yılında yayımlanan ve yerli halklara ait zar setlerini inceleyen kapsamlı bir çalışmayı modern yöntemlerle yeniden ele aldı. Kuzey Amerika genelindeki 57 farklı bölgeden toplanan 600'den fazla parça üzerinde yapılan sistematik analizler, bu nesnelerin "oyun parçası" olduklarını tescilledi.

Popular Science'a konuşan Madden, "Eksik olan kanıt değil, baktığımız şeyin ne olduğunu anlamamızı sağlayacak kıta çapında bir standarttı" diyerek sürecin önemini vurguladı.

KEMİKTEN YAPILAN OLASILIK ARAÇLARI

Wyoming, New Mexico ve Kolorado’da bulunan ve günümüzden 12 bin 800 ila 12 bin 200 yıl öncesine tarihlenen bu ilk zarlar, bugünkü küp formundan oldukça farklıydı.

Küçük kemiklerden oyulmuş, "ikili zar" (binary lot) denilen düz ve iki yüzlü araçlar kullanılıyordu. Her bir yüzey, zemine atıldığında sonucun net bir şekilde anlaşılabilmesi için özel işaretler veya boyalarla modifiye edilmişti.

Araştırmacılar, bu nesnelerin kemik işlemenin tesadüfi yan ürünleri olmadığını, rastgele sonuçlar üretmek için bilinçli ve amaçlı bir şekilde tasarlandığını belirtiyor.

KADINLARIN ROLÜ

Arkeologlar, bu şans oyunlarının sadece vakit geçirmek için oynanmadığını, Geç Pleistosen dönemindeki yerli kültürler için hayati bir sosyal teknoloji olduğunu savunuyor.

Buna göre, şans oyunları o dönemde farklı gruplardan insanların bir araya gelmesini, mal ve bilgi değişimi yapmasını, ittifaklar kurmasını ve belirsizliği yönetmesini sağlayan kurala dayalı, tarafsız alanlar oluşturuyordu.

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise oyuncuların kimliğiyle ilgili. Tarihsel kayıtlar ve etnografik analizler incelendiğinde, bu oyunların bugün sanılanın aksine erkek egemen bir alan olmadığı görülüyor.

Belgelenen 131 oyun kaydının yüzde 81'inde oyunun sadece kadınlar tarafından oynandığı, yüzde 12'sinde her iki cinsiyetin yer aldığı, erkeklerin tek başına oynadığı oranının ise sadece yüzde 7 olduğu saptandı.

Kaynak: Euronews

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.