Zartarian’dan Girne'de bulunan Surp Magar için çağrı: Yıkılmadan harekete geçilmeli!
Surp Magar Manastırı Yenileme Komitesi Başkanı Parsy Zartarian, yıkılma tehlikesi altındaki tarihi yapının korunması için Kıbrıslı Türk toplumu ile Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’a destek çağrısında bulundu. Zartarian, restorasyona verilecek desteğin kültürel ve dini mirasa duyulan saygının yanı sıra toplumlar arası güven ve dayanışma adına da güçlü bir mesaj olacağını vurguladı.
Geçtiğimiz ay Girne bölgesindeki Surp Magar Manastırı’nda yapılması planlanan hac ziyaretinin son anda iptal edilmesi, uzun yıllardır ihmal edilen tarihi yapıyı yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
Tartışmalar sürerken, Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in dini ziyaret ve ayinlerin daha düzenli şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla yeni bir koordinasyon mekanizması oluşturulması konusunda uzlaşıya varması da dikkatleri yeniden manastıra çevirdi. Ancak, Kıbrıs Postası'na konuşan Parsy Zartarian’a göre dini ziyaretlerin önündeki engellerin kaldırılması kadar önemli bir başka mesele daha var: Surp Magar’ın fiziksel olarak ayakta kalabilmesi.
Yaklaşık yirmi yıldır Kıbrıs Ermeni toplumu içinde aktif görev alan, Surp Magar Manastırı Yenileme Komitesi Başkanı ve Kültürel Miras Teknik Komitesi üyesi Parsy Zartarian, Kıbrıs Postası’na konuşarak Kıbrıslı Türk toplumuna ve Kıbrıslı Türk liderliğe çağrıda bulundu. Zartarian, manastırın renovasyonuna verilecek desteğin yalnızca Ermeni toplumu için değil, Kıbrıs’ın ortak kültürel mirası açısından da büyük anlam taşıyacağını söyledi.

KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA ÇAĞRI: ATILACAK PRATİK ADIMLAR BÜYÜK SEMBOLİK DEĞER TAŞIR
Kıbrıs Postası’na konuşan Zartarian, Kıbrıslı Türklerden ve liderlik düzeyinden gelecek desteğin, miktarından bağımsız olarak büyük bir sembolik anlam taşıyacağını belirterek bunun yalnızca Kıbrıs’ta yaşayan Ermeniler için değil, diaspora için de son derece önemli olacağını ifade etti.
“Bu yalnızca bir Ermeni manastırının kurtarılması değil, Kıbrıs’ın ortak kültürel mirasına sahip çıkılması anlamına gelir” diyen Zartarian, Surp Magar’ın adanın çok katmanlı tarihini yansıtan ve farklı toplulukların ortak hafızasında yer etmiş özel bir mekân olduğunu vurguladı.
Zartarian, Kıbrıslı Türk makamlarının iyi niyet göstergesi olarak atabileceği bazı pratik adımların da bulunduğunu söyledi. Bunlar arasında manastıra ulaşımı kolaylaştırmak için yolun onarılması, su ve elektrik altyapısının yeniden işler hale getirilmesi, ziyaretçiler için tuvalet alanlarının oluşturulması ve düzenli temizlik yapılması yer alıyor. Zartarian’a göre bunlar, renovasyon sürecinden bağımsız olarak kısa sürede yapılabilecek, düşük maliyetli ancak etkisi büyük adımlar. Bu düzenlemelerin hem tur otobüsleri hem özel araçla gelen ziyaretçiler hem de yılda bir kez dua etmek için bölgeye gelen Ermeni hacılar açısından büyük kolaylık sağlayacağı da ifade edildi.

TÜRKİYE VE ERMENİSTAN İLİŞKİLERİNE DE DİKKAT ÇEKİLDİ: PROJE, KÜLTÜREL VE TURİSTİK BİR FIRSAT
Manastırın yeniden ayağa kaldırılmasının yalnızca tarihi bir yapının korunması anlamına gelmediğini belirten Zartarian, restorasyonun ardından bölgenin önemli bir kültürel ve turistik çekim merkezine dönüşebileceğini söyledi.
“Bölge turizmine ciddi katkı sağlanabilir. Bu proje sadece geçmişi korumakla ilgili değil, geleceğe yatırım yapmakla da ilgilidir” diyen Zartarian, projenin çevre ekonomiye de önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.
Son yıllarda Türkiye ile Ermenistan arasında yaşanan normalleşme sürecine de dikkat çeken Zartarian, Surp Magar’ın restorasyonu için ortaya konulacak ortak iradenin toplumlar arası güven ve dayanışma açısından güçlü bir mesaj vereceğini söyleyerek, “diyalog ve kültürel temasların çok önemli olduğu bir dönemde Surp Magar’ın korunması için işbirliği, saygı, güven ve dayanışma açısından olumlu bir mesaj verebilir” dedi.

"SURP MAGAR YALNIZCA BİR İBADETHANE DEĞİL, İNSANLARIN BİR ARAYA GELDİĞİ SOSYAL VE KÜLTÜREL BİR YAŞAM ALANI"
Surp Magar’ın yalnızca bir ibadethane değil, nesiller boyunca insanların bir araya geldiği sosyal ve kültürel bir yaşam alanı olduğunu belirten Zartarian, geçmişte rahiplerin manastırda yaşadığını, daha sonra ise Kıbrıslı Ermeni ailelerin hafta sonlarını burada geçirdiğini anlattı.
“Melkonian Okulu’ndan izci grupları yaz aylarında burada kamp yapardı, piknikler düzenlenirdi, aileler vakit geçirirdi, çocuklar manastırın bahçelerinde oynardı. Burası yalnızca ibadet edilen bir yer değildi” diyen Zartarian, manastırın toplumsal hafızada çok özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.
Bugün yapının sessizce yıkıma sürüklendiğini söyleyen Zartarian, buna rağmen umudunu koruduğunu belirtti. Farklı toplumlardan çok sayıda kişinin kendisiyle anılarını paylaştığını dile getiren Zartarian, “Bence bu yapının bugünkü hali Kıbrıslı herkesin içini burkuyor. Rum, Türk, Maronit, Latin ya da Ermeni olması fark etmez; bu yapının kaybı tüm adanın kültürel zenginliğini azaltır” dedi.

YIKILMA TEHKİKESİ BULUNAN MANASTIR İÇİN RESTORASYON PLANI HAZIR: PRJOENİN TAMAMLANABİLMESİ İÇİN 500 BİN EURO DAHA GEREKİYOR
Surp Magar Manastırı bugün ciddi bir çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, çatılarda çökmeler yaşandığını, duvarlarda derin çatlaklar oluştuğunu ve bitki örtüsünün yapı dokusuna nüfuz ettiğini belirtiyor. Mühendis ve mimarlara göre önümüzdeki 12 ila 18 aylık dönem kritik önem taşıyor. Acil güçlendirme çalışmaları yapılmaması halinde yapının bazı bölümlerinin geri döndürülemez şekilde kaybedilebileceği uyarısı yapılıyor.
Manastırın korunmasına yönelik çalışmalar aslında yıllar önce başlamıştı. Birleşmiş Milletler destekli Kültürel Miras Teknik Komitesi ile UNDP iş birliğinde 2018-2019 yıllarında kapsamlı fizibilite ve mühendislik çalışmaları gerçekleştirildi. Hazırlanan proje kapsamında 2020 yılında acil stabilizasyon çalışmalarına başlandı. Ancak Covid-19 pandemisi ve yükleniciyle yaşanan sözleşmesel anlaşmazlıklar nedeniyle süreç yarım kaldı.
Bugün sahada yeniden çalışmaya başlanabilmesi için gerekli teknik altyapının büyük ölçüde hazır olduğu belirtiliyor. Hedef, projelerin güncellenmesi ve yeni ihale sürecinin tamamlanmasının ardından çalışmaların 2027 yılı başında başlaması. Acil güçlendirme ve renovasyon çalışmalarının maliyetinin yaklaşık 1,5 milyon Euro olduğu hesaplanıyor. Yenileme Komitesi tarafından yürütülen kampanya kapsamında bugüne kadar yaklaşık 1 milyon Euro tutarında destek taahhüdü alındı. Planlanan takvime göre çalışmaların başlayabilmesi için kalan 500 bin Euro'nun temin edilmesi gerekiyor.

SURP MAGAR'A PLANLANAN ZİYARETİN İPTALİ, MANASTIRIN İÇLER ACISI DURUMUNU YENİDEN GÜNDEME GETİRDİ
Zartarian, geçtiğimiz ay Surp Magar Manastırı’na yapılması planlanan hac ziyaretinin son anda iptal edildiğini hatırlattı. Ziyaret için gerekli belgelerin yaklaşık üç ay önce Birleşmiş Milletler aracılığıyla KKTC makamlarına iletildiğini söyleyen Zartarian, kendilerine başlangıçta izin verildiğinin bildirildiğini ancak ziyaretin hemen öncesinde “yazışma hatası” gerekçesiyle iznin geri çekildiğini aktardı.
Pandemi öncesinde her yıl düzenlenen bu ziyaretlere bu kez yaklaşık 60-70 kişinin kayıt yaptırdığı, otobüslerin dahi hazırlandığı ifade edildi. Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise Rum medyasına yaptığı açıklamada, manastırın mevcut hali nedeniyle hac ziyaretine izin verilmediğini söyledi.
Bu iptal, manastırın yıllardır süren ihmalini ve yıkım tehlikesini yeniden görünür kıldı. Sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kişi, hem son dakika iptaline hem de manastırın kaderine terk edilmiş görüntüsüne tepki gösterdi.

SURP MAGAR'IN KURTARILMASI YALNIZCA ERMENİ TOPLUMUNUN BİR TALEBİ DEĞİL, KIBRIS'IN ORTAK KÜLTÜREL MİRASINA SAHİP ÇIKILMASI
Surp Magar’ın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, zamanın kendisi. Bin yılı aşkın geçmişe sahip manastır, her geçen kış biraz daha yıpranıyor.
Bölgesel düzeyde diyalog, kültürel işbirliği ve topluluklar arası temasların daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Surp Magar gibi tarihi anıtların korunması ayrı bir anlam taşıyor. Parsy Zartarian’ın çağrısı da bu çerçevede yalnızca bir restorasyon talebi değil; Kıbrıs’ın çok kültürlü geçmişine sahip çıkılması, farklı toplumlar arasında diyalog ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi ve ortak mirasın gelecek nesillere aktarılması yönünde bir davet olarak öne çıkıyor.

SURP MAGAR MANASTIRI'NIN KONUMU VE TARİHİ
Alevkayası dağ silsilesinde bulunan Surp Magar Manastırı’nın kökenleri 11. yüzyıla kadar uzanıyor. Adını İskenderiyeli Aziz Makarios’tan alan manastır, Orta Çağ boyunca hem ibadet hem de hac merkezi olarak kullanıldı. Tarihi kaynaklar, yapının Lusignan döneminde önem kazandığını ve 15. yüzyılda Kıbrıs Ermeni Kilisesi’nin mülkiyetine geçtiğini gösteriyor.
Osmanlı döneminde yayımlanan fermanlarla manastırın mülkiyeti ve çeşitli ayrıcalıkları da resmen tanındı. Yüzyıllar boyunca din adamlarına, hacılara ve yolculara ev sahipliği yapan yapı, 20. yüzyılın başlarında Kilikya’dan kaçan Ermeni mültecilere de geçici barınak oldu. 1974 sonrası terk edilen manastır ise geçen yarım asır boyunca bakım görmedi.
Beşparmak Dağları’ndaki ormanlık bir vadide, deniz seviyesinden yaklaşık 530 metre yükseklikte bulunan Surp Magar Manastırı, Alevkaya piknik alanına yaklaşık 2 kilometre mesafede yer alıyor. Bakire Meryem’e ithaf edilen manastır, yüzyıllar boyunca Kıbrıslı Ermeniler için önemli bir dini merkez ve sığınak olarak hizmet verdi. Açık havalarda Akdeniz’e ve Anadolu Dağları’na uzanan manzarasıyla bilinen yapı, iki katlı konutlar ve ana avlunun kuzeydoğusunda yan yana bulunan iki küçük şapelden oluşuyor.
Surp Magar Manastırı’nın restorasyonu, yalnızca bir tarihi yapının kurtarılması değil; Kıbrıs’ın çok kültürlü geçmişinin, ortak hafızasının ve birlikte yaşama iradesinin korunması olarak görülüyor. Zartarian’a göre bu yapı yeniden ayağa kalkarsa, Kıbrıslıların yok etmek yerine korumayı, kayıtsızlık yerine sorumluluğu seçebildiğinin somut bir göstergesi olacak.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.