EURO ve KKTC
<P>Uluslararası Kıbrıs Üniveristesi Öğretim Üyesi Ahmet Aker, "EURO VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ" başlıklı yazısında "Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde sekseninin ya bir miktar Euro'su var; veya bir Euro borcu var, veya Euro alacağı. Eğer siz de bunlardan biri iseniz lütfen aşağıdaki yazıyı dikkatle okuyun" dedi. İşte Aker'in yazısı:</P>
EURO VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ
Ahmet Aker
Uluslararası Kıbrıs Üniveristesi Öğretim Üyesi
Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde sekseninin ya bir miktar Euro'su var; veya bir Euro borcu var, veya Euro alacağı. Eğer siz de bunlardan biri iseniz lütfen aşağıdaki yazıyı dikkatle okuyun.
Euro, Avrupa Birliğinin bir parasıdır. 27 ülkeden oluşan AB'nin 16 ülkesinde geçerli para birimi Euro'dur. Diğer üye ülkeler, kendi milli paralarını kullanıyor.
Kıbrıs Rum Devleti, Euro kullanan 16 AB ülkesinden birisidir. Yunanistan da öyle. Yunanistan 2010 yılına büyük bir mali krizle girdi. Krizin ana hatları şöyle özetlenebilir: Yunanistan devlet bütçesi yıllardan beri büyük açıklar veriyordu. 2008 yılı sonbaharına kadar bu durumu sürdürebildiler. Uluslararası ekonomik ortam da onlara bu konuda yardımcı oldu. Gerek Amerika Birleşik Devletleri gerekse Avrupa devletleri çok uzun zamandan beri devam etmekte bir ekonomik büyümeyi ve bunun getirdiği refahı yaşıyordu. Bol paraları vardı ve rahatça harcıyorlardı. Bu paralarla Yunanistan Hazine Bonolarını da alıyorlardı. Özellikle İsviçre bankaları ve fon yönetici finansal kuruluşları ile Fransa ve Almanya'daki benzeri kuruluşlar, yüklü miktarda Yunanistan hazine bonosu alıyordu. Amerikan mali rating kuruluşları da sürekli olarak Yunanistana çok yüksek notlar vererek Yunanistan hazine bonolarının satışını kolaylaştırıyordu. Bu şekilde, Yunaistanın devlet borcu 300 milyar Euro'ya kadar yükseldi. 2008 yılı sonunda ABD'de başlayan mali çöküş hemen Avrupaya da yayıldı ve çok kısa bir zamanda Atlantiğin her iki yakasındaki ülkeler, kendilerini beklenmedik bir ekonomik krizin içinde buldular. Ekonomik büyüme yerini ekonomik küçülmeye terketti. Harcamalar durdu veya yavaşladı. Yunanistan da bu ekonomik gerilemeden payını aldı. Hatta Avrupa ülkeleri arasında ekonomik krizin en kötü etkilediği üç ülkeden birisi Yunanistandır, diyebiliriz.
2010 yılına Yunaistan yeni bir hükümetle girdi. Sayın Yorgo papandereu yönetimindeki yeni Yunan hükümeti büyük bir sürprizle karşılaştı. Yunan hazinesi boştu; yeni hazine bonosu satamıyorlardı; hatta geçmiş hükümetten devralmış oldukları bütçe açığı söylenenden çok daha büyüktü. Bütçe açığı, Gayrısafi Yuriçi Hasılanın yüzde 3.5'i deniyordu ama gerçek açık yüzde 16'ya daha yakındı. Vadesi gelen hazine bonolarını ödeyemiyorlardı. Hemen bir ek0nomik istikrar programı hazırladılar: devlette çalışanların ücretleri dondurulacak, emekli olan memur sayısından çok daha az sayıda yeni memur işe alınacak, KDV yükseltilecek, primler kalkacak. Bunula dünyaya, "Bir ekonomik sorunumuz var; ancak kendimiz hallederiz. Dış yardıma ihtiyacımız yoktur" mesajını vermeye çalıştılar.
Ama küresel finansal kuruluşlar Yunanistan krizini başka şekilde yorumluyorlardı. Finansal piyasa aktörleri bu sözü "Başımız gerçekten dertte. Batmak üzereyiz" şeklinde anladı ve ekonomik krize neden olan olguları yeniden incelemeye başladılar. Meğer Yunanistan sadece bütçe açıkları rakamlarını yanlış vermemiş, Goldman Sachs gibi büyük Amerikan banklarının da yardımı ile, devlet borçlarını olduğundan çok daha düşük gösterecek finansal işlemler yapmışlar. Örneğin, Yunan hükümeti Amerikan bankasına "Sana geleck yılki Akropolis müzesi hasılatını şimdi satsam, bana ne verirsin?" diye sormuş. Amerikan bankası da "Akropolis yetmez, Yunan milli piyango gelirlerini ve Atina uçak alanı iniş ücretlerini de rehin edersen sana bir milyar dolar veririz. Karşılığında da 160 milyon dolar işlem harcı alırız" demiş. Yunanistan bu bir milyar doları doviz giridisi olarak kaydetmiş ve toplam dış borç rakamını düşürmüş. Böylece, Euro para birimini kullanma kriterlerini de yerine getirmiş olmuş ve 2002 yılında Euro'ya geçmişler.. Şimdi herkes "Bu tür 'yaratıcı' muhasebe oyunlarından daha ne kadar var?" diye soruyor. Ekonomiden sormlu AB komiseri Olli Rehn "Eğer bu işlemler kurallara aykırı ise, sorgulamamız gerekecek" diye tehdit bile ediyor.
Yunanistan, Euro apra birimini kullanan ülkeler zinciri içinde en zayıf halka. Bu gelişmeler ışığında Euro değer kaybetmeye başlıyor. Yunanistanda her gün yeni defterler açıldıkça, değer kaybetmeye devam edecek. Bu değer kaybı nereye kadar gider?
Bu sorunun cevabını bulmak için bütün gözler Almanya'ya dikilmiş. Almanya AB'nin en büyük ekonomisi, Euro kullanan AB devletlerinin öncüsü. Eğer Yunanistana bir Avrupa yardımı yapılacaksa, bunun aslan payını Almanya ödeyecek. Rakamlar, aşağı yukarı bellli olmuş durumda. 2010 yılında ayakta kalabilmek için Yunanistanın 56 milyar Euro bulması gerek. Alacağını söylediği kemer sıkma önlemleri yetersiz kalırsa, bu rakam çok daha büyüyebilir. Bunun yanında, Yunanistan ekonomisini yeniden rekabet edebilir duruma getirmek için ne kadar para gerekeceğini kimse bilmiyor. Bu yeniden yapılandırma gerçekleşmezse Yunanistan mali krizden pek çıkamaz.
Almanyada ise durum durgun. Üç gün önce yapılan bir nabız yoklamasında Alman halkına sormuşlar: "Almanya Yunanistana yardım etsin mi?" Yüzde seksenden fazlası "Hayır" demiş. İkinci soru "Yunanistan Euro para birmi alanından çıksın mı?" Yüzde elli üç "Evet" demiş.
Alman halkının bu red tavrının ardında çok önemli ekonomik gerçekler var. 2008 finansal krizi Amerikada başlayıp ta Avrupaya sıçradığı zaman Alman ekonomisi de durgunluğa girmiş. Almanlar, 'bu dönemde Euro uluslararası piysalarda pek değer kaybetmeyecek. Dolar zaten zayıf. Euro, dolar karşısında belki de değer kazanacak' hesabı ile kendi rekabetliliklerini artırmak için bir dizi maliyet düşürücü ve verimlilik artırıcı önlemler almışlar. Ücretleri ve emekli maaşlarını düşürmüşler. Bunu etkisi ile, diğer Avrupa ülkelerinin ihracatı azalırken, Almya ihracatı artmış.
Yunanistan ise tam tersini yapmış. Amerikadan yayılan ekonomik kriz Yunanistanı da vurmuş olmasına rağmen ücrtleri artırmışlar. Bu ücret artışlarını da çok yaratıcı şekillerde gerçekleştirmişler. Almanların tepesini attıran uygulamalardan bir tanesini söyleyeyim: çok katlı devlet dairelerine çalışan memurlara "üst kata çıkıp inme primi" vermişler.
Alman halkı şimdi "Biz kemer sıkarken Yunanistan kepçe ile maaş dağıtıyordu. Savurganlıları yüzünden bu hale geldiler. Bu savurganlıklarının bedelini neden Alman halkı vergileri ile ödesin? Şimdi kemer sıkma sırası Yunalılarda" diyor.
Görünen o ki, bir zamanlar Osmanlı Devletine uygulanan 'Duyunu Mmumiye'ye benzer bir sistem kurulmadan Almanyadan per yardım gelmeyecek. Eğer kurulursa bu 'duyuni umumiye teşkilatının' başına da IMF'i getirmeyi düşünüyorlar. Zaten IMF bu tür işlerin pek yabacısı değil. Üstelik, bu işi için de külliyetli bir komisyon alacak. Böyle bir uygulama, sırada bekleyen Portekiz, İspanya ve İrlanda için de önemli bir gözdağı olur. Mesaj şudur: "Sıkı durun; beleş para yok. Krize girerseniz sizi de Yunaistan gibi yaparız!"
Fransa, AB içinde Yunaistanın en yakın yandaşı ve destekleyicisi. Yunanistanın jet hızı ile AB'ne alınmsına Fransa önayak oluştu. Euro para birmi alanına girmelerine de. Şimdi Fransız hükümetinden pek bir ses yok. Ama daha dört gün önce Fransanın en büyük bankalarında Societé General'in genel müdürü "Yunanistan Euro'u taşıyamıyor. Eninde sonunda Euro para birimi alanında çıkacak" diyor.
AB maliye bakanları, Yunanistana bir aylık bir süre vermiş. "Ayrıntılı ve inandırıcı bir kemer sıkma programı ile gel. İkna olursak birşeyler düşüneceğiz" diyorlar. Yunanistanda grevler sürüyor, hatta artıyor. Bu grevlerin artmasında Yunanistan hükümetinin bir parmağı olup olmadığını kimse bilemez. Durumun aciliyetini artıran herşey Yunanistan hükümetinin leyhine gibi görünüyor.
Büyük bir olasılıkla AB, Mart ayı sonunda pilanlanan AB-Yunanistan toplantısında Yunanistanın sunacağı kemer sıkma programını beğenmeyecek ve yeniden düzeltmeler isteyecek. Belki Yunanistana bir ay daha süre verilecek. Bu demektir ki, bu belirsizlik ortamından dolayı Euro, önümüzdeki iki ay daha değer kaybetmeye devam edecek. Anlaşma yapıldıktan sonra da Yunanistanın bu anlaşmaya ne ölçüde uyacağı, vereceği ilerleme raporlarında belirteceği rakamların ne ölçüde gerçekleri yansıtacağı pek belli değil. Unutulmamalıdır ki Yunanistan, istihdamın üçte biri devlette olan ve sendikaların hegemonyasında yürüyen bir devlettir. En iyimser tahminlere göre, en az üç yıllık bir ekonomik durgunluk ve sıkıntılar dönemine giriyorlar.
Bence, Yunaistan 2010 yılı yazından önce AB ile bir yardım anlaşması imzalıyacak. Bu yardım anlaşmanın şartları çok sert olacak. Ve anlaşma süresi dolmadan, Yunanistan, paraları alır almaz, keni kararı ile Euro para birimi alanından çıkacak. Bu noktya kadar da Euro değer kaybetmeye devam edecek..
Ekonominin Sesi
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.