EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 12 dak.

İktisatbank piyasa analizi: Savaş büyüyor, enerji fiyatları sıçrıyor; piyasalarda 'likidasyon' eğilimi

İktisatbank piyasa analizi: Savaş büyüyor, enerji fiyatları sıçrıyor; piyasalarda 'likidasyon' eğilimi

İktisatbank, 4 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Savaş büyüyor, enerji fiyatları sıçrıyor; piyasalarda 'likidasyon' eğilimi" ifadeleri kullanıldı.

Yayın Tarihi: 04/03/26 07:49
okuma süresi: 12 dak.
İktisatbank piyasa analizi: Savaş büyüyor, enerji fiyatları sıçrıyor; piyasalarda 'likidasyon' eğilimi

İktisatbank, 4 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Savaş büyüyor, enerji fiyatları sıçrıyor; piyasalarda 'likidasyon' eğilimi" ifadeleri kullanıldı.

Savaşın gölgesinde haftanın ilk iş gününü pek de umursamaz bir modda tamamlayan küresel mali piyasalar, dün itibariyle işin ciddiyetini kavrayarak tam mânâsıyla savaş fiyatlamasına geçti. İsrail ve ABD güçlerinin İran'daki askeri ve stratejik hedeflere yönelik saldırıları sürerken, İran, Körfez bölgesindeki ABD varlıklarına ve müttefik ülkelere yönelik füze ve drone saldırılarıyla karşılık vermeye devam etti. Çatışmaların beşinci gününe girilirken Tahran başta olmak üzere birçok noktada patlamalar yaşanırken, ABD artan güvenlik riski nedeniyle civar ülkelerdeki bazı diplomatik misyonlarını kapatarak personelini tahliye etmeye başladı. Çatışmaların Lübnan'a da sıçraması ve Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından İsrail'in karşı operasyon başlatması, bölgedeki gerilimin daha geniş bir cepheye yayılabileceğini gösterdi.

Artan jeopolitik risk algısı enerji piyasalarında sert fiyat hareketlerini beraberinde getirdi. Orta Doğu'daki arzın sekteye uğrayabileceği endişesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün 85 dolar seviyesini aştı. Sene başına göre bakılırsa %35 artış! Avrupa'da en yakın vadeli doğal gaz kontratları geçen haftaya 32 EUR/MWh seviyesinden işlem görmesinin ardından dün 65 EUR seviyesine kadar yükseldi. Artış %100'den fazla! İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini zorlaştırması ve Katar'ın LNG üretimini geçici olarak durdurması enerji tedarik zincirinde ciddi aksama riskini gündeme taşıdı. Tanker taşımacılığı maliyetlerinin rekor seviyelere yükselmesi enerji fiyatları üzerindeki baskıyı daha da artırdı. 

Orta Doğu'da genişleme riski taşıyan savaş, küresel piyasalar açısından hem enerji fiyatları hem de enflasyon beklentileri üzerinden yeni bir belirsizlik dalgası yaratmış görünüyor. ABD borsaları haftanın ilk günü ironik bir şekilde yükselişle tamamlaması ardından dün geceyi %1 düşüşle tamamladı. Bu sabah Asya piyasalarında tabir caizse kan gövdeyi götürdüğünü görüyoruz. Uzun bir süredir rekorlara doyamayan Güney Kore borsası, dün %7'den fazla gerilemesinin ardından bu sabah da %10 geriledi. Asya genelinde, savaşın enerji arzını bozabileceği endişesiyle satışların genele yayıldığını not etmemiz gerekiyor. Özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde risk algısının hızla bozulduğu görülürken, yabancı yatırımcıların ve kısa vadeli fonların hızla çıkış yaptığı Güney Kore'nin para birimi WON son 17 yılın en düşük seviyesine geriledi. Gösterge endeks Tokyo borsasında düşüş %4'ü aşarken, son üç günden neredeyse %10 değer kaybettiğini not edelim.

Orta Doğu'daki çatışmanın beklenenden uzun sürebileceği ve enerji altyapısının hedef alınmasının küresel ekonomi üzerinde yeni bir şok etkisi yaratabileceği ihtimalinin fiyatlanması ile piyasalarda likidasyon eğiliminin hâkim olduğunu görüyoruz. Böyle durumlarda, ne var ne yok satılarak güvenli liman değer kazanıyor. Bugünlerde de güvenli limanın ABD Doları olduğunu not edelim. Bir süredir konforlu bir trade olan dolar sat ve kıymetli metalleri al ya da zayıf dolar güçlü her şey temasında rüzgârın süratle yön değiştirdiğini söylememiz gerekiyor. Bu minvalde, doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur DXY, zayıf ABD Doları temasıyla Ocak sonunda 95 seviyelerini test etmesi ardından bu sabah 99 seviyesinin üzerine yükselerek son üç ayın zirvesine geldi! Riskten kaçış dönemlerinde ABD varlıklarına yönelme refleksinin sürdüğü söyleyebiliriz. Özellikle ABD tahvil piyasasının derinliği ve likiditesinin büyük ölçekli fon akımlarını karşılayabilme kapasitesinin dolara avantaj sağladığının altını bir kez daha çizmek isterim. 

Bu bağlamda, para birimleri cephesinde EURUSD paritesi 1,15 seviyelerine kadar gerileyerek son 3 ayın dibini görürken, benzer bir şekilde kraliyet aslanı Sterlin de 1,33 seviyesinin altını test etti. Bu tip hassas dönemlerin petrol sonrası en önemli ikinci barometresi olması gereken kıymetli madenler de, ne var ne yok sat nakde geç, yani likidasyon eğilimine kurban olarak dün sert bir satış baskısı ile karşı karşıya kaldı. Haftanın ilk iş günü 5,400 dolar seviyesinin üzerine yükselen altın ve 96 dolar seviyelerini test eden gümüş, dün gün içerisinde sırasıyla 4,995 ve 78 dolar seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan sert satışlara paralel (gümüş iki günde neredeyse %20 geriledi) biz de hâlen kârda olan altın ve gümüş pozisyonlarımızı dün sabah saatlerinde 'likidite' ederek dolara döndük. Kripto cenahında ise amiral gemi Bitcoin'in 65-69 bin dolar arasında salınmaya devam ettiğini lâkin teknik mânâda aşağı yönlü risklerin ağır bastığını düşünmeye devam ediyoruz.

Enerji fiyatlarındaki hızlı yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği ve merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirebileceği endişesine paralel, başta hisse senedi devamında kıymetli metaller derken, yatırımcıların zararlarını dengelemek amacıyla kârlı pozisyonlarını kapatmaları sonucu dün yaşanan likidasyon eğiliminin uzun soluklu olmayacağını düşünüyoruz. Mesela dün kıymetli metallerde yaşanan oldukça sert satışların yerini bu sabah daha dengeli bir tablonun devraldığını görüyoruz. Henüz taşlar yerine oturmadan yeni bir alım için çok da acele etmeden birkaç gün daha gidişatı takip etmek istiyoruz. Çok basit bir şekilde, bu satış dalgasının bir noktada biteceğini unutmadan doğru zamanı kollamaya devam edeceğiz. Trade never ends!(ticaret hiç durmaz).

Türk mali piyasalarının gözü Orta Doğu'yu takip ederken, dün beklentilere paralel sonuçlanan enflasyon rakamlarının âdeta gölgede kaldığını çok rahat bir şekilde söyleyebilir. Şöyle ki, TÜİK verilerine göre, TÜFE Şubat ayında aylık %2,96 artış kaydederken, yıllık gerçekleşmeyi de (yaklaşık 1 puan yukarı taşıyarak) %31,53 seviyesine taşıdı. Ramazan etkisi ile gıda ve alkolsüz içeceklerde %7'e yakın artış ön plana çıkarken, son aylarda sıklıkla olduğu üzere giyim ve ayakkabı grubunda %5'den fazla düşük dikkat çekti. TCMB'nin favori enflasyon göstergesi C tanımlı endeks %1,53 artış kaydederek belki de veri seti içinde kötünün iyisi olarak ön plana çıktı. Savaş ve beraberinde enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin kalıcılığı Türkiye'nin enflasyon görünümünü belirgin bir şekilde etkileyebileceği endişemize paralel enerji fiyatlarının seyrini yakından izlememiz gerekiyor. TCMB'nin Mart toplantısını karamsar havaya ve yılın ilk iki ayında neredeyse %8 artan enflasyona paralel pas geçeceğini tahmin ediyoruz. 

TCMB'nin faiz indirim döngüsünün sekteye uğraması ve yanı başımızda cereyan eden savaş nedeniyle TL ve TL cinsi varlıkların satış baskısına boyun eğdiklerini de söylememiz gerekiyor. Son üç günde bankacılık endeksi %15 gerilerken, ana endekste düşüş %7'yi aştı. İki yıl vadeli gösterge tahvil faizi %1'den fazla artışla %37,60 seviyesine gelirken, yabancı indinde Türkiye'nin riskini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 254 baz puan seviyesine yükselerek son 4,5 ayın en yüksek seviyesini test etti. TCMB'nin likidite adımları sayesinde TL Referans faiz oranı %39,93 seviyesine yükselerek, %40 olan faiz koridorunun tavanına yaklaştı. USDTRY kuru otoritenin kontrolünde ve son iki günde piyasaya yapılan satışların yardımı ile 43,96 seviyelerinmde sakin seyrini koruduğunu görüyoruz. Analitik bilançoya göre 2 Mart valörlü işlemlerde TCMB'nin yaklaşık 4 milyar dolar satış yaptığını söyleyelim. İlk gün altın fiyatlarında yaşanan yükselişin net yabancı para pozisyonunu dengelediğini görsek de, altın fiyatlarında dün yaşanan sert düşüş ardından birkaç gün içinde bilançoda yaşanan tahribatı daha net bir şekilde gözlemleyeceğiz. TCMB'nin 'savaşta' kullanacak envantere (rezerv) yeteri kadar sahip olduğunu göz ardı etmeyelim!

Dün küresel mali piyasalarda yaşanan likidasyon eğilimine paralel finansal varlık fiyatlarında yaşanan düşüşler hâliyle ABD Dolarının küresel mânâda değerlenmesine neden olmuştu. Bu sabah bu etkinin biraz da olsa yumuşadığını görüyoruz. Şöyle ki, Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçecek petrol yüklü gemilere ABD'nin eşlik edileceği hem de sigorta garantisi vereceğini söylemesi, petrol fiyatları üzerinde var olan artışı bir nebze de olsa yumuşattı. Mesela dün 85,12 dolar seviyesini test eden Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 82 dolar seviyelerine hafif de olsa gevşerken, benzer bir şekilde Avrupa'da enerji fiyatları da dün 65 EUR/MW saat seviyesini aşması ardından 54 EUR seviyesine geriledi. Öte yandan, askerî üslerini ABD'ye kullandırmayacağını söyleyen ve İran'a yönelik yapılanları net bir şekilde kanunsuz olarak nitelendiren İspanya'ya Trump yaptırım tehdidinde bulundu! 

Geçen haftalarda kaleme aldığımız bültenlerimizde, savaşın kaçınılmaz olduğunu lâkin kısa soluklu olacağını, hatta stratejik hedeflere yönelik adeta cerrahî bir operasyonla biteceğini savunmuştuk. Argümanımızın bir kısmında haklı çıkarken, bir kısmında ise yanıldık. İsrail ve ABD'nin teknolojik üstünlüğüyle savaşı çok kısa bir sürede bitireceği hatta rejimi devirerek İran'ı masaya oturtacağını düşünüyorduk. Yanıldık. Lider kadrosuna yönelik saldırılar ardından İran'ın artık kaybedecek ne kaldı söyleminden hareketle taktiksel olarak asimetrik yanıtları, çatışmanın süresine ilişkin tüm öngörüleri belirsizleştirdiğini söylememiz gerekiyor. Savaşın etkisinin Arap coğrafyasından Güney Kıbrıs'a kadar uzaması ile farklı bir boyut kazandığını göz ardı etmemek gerekiyor. 

Uzayan ve belirsizliğin arttığı bir ortamın, Kasım'da ara seçimler varken ve enerji fiyatları artarken Trump'ın hiç işine gelmeyeceğini düşünüyoruz. Bir anlaşma zeminin nasıl yakalanacağını henüz biz de bilmiyoruz. Kısa vadede İran'da rejim değişikliği olmayacağına kesin gözüyle bakılsa da, Hamaney sonrası yönetimsel revizyonu hep birlikte takip edeceğiz. Orta Doğu'nun vitrini olarak kabul görülen, ışıldayan ve yüksek binalı ülkelerini, üzerlerinden mütemadiyen geçen füzelerden pek de mutlu olmadıklarını; savaşın bitmesi için Trump'a baskılarını her geçen gün artırmaya devam edeceklerini  düşünüyoruz. ABD'nin Orta Doğu'da ileri karakolu İsrail'in ise Hamaney sonrası ya da İran'ın yönetimsel kadrosunun ortadan kaldırılmasından mutlu olacağını düşünüyoruz. Bir noktada aklı selim politikaların devreye girmesi gerektiğini, eğer süreç uzayacaksa, kimsenin bundan fayda sağlamayacağını not edelim. Piyasaların da kayıplarını ancak aklı selim politikaların devreye girmesi ile kademeli olarak telafi etmeye ya da yara sarmaya başlayacağını iddia edebiliriz. Biraz daha bekleyip görmemiz gerekecek.

İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 4 Mart Çarşamba

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.