EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 9 dak.

İktisatbank piyasa analizi: Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında

İktisatbank piyasa analizi: Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında

İktisatbank, 12 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında" ifadeleri kullanıldı.

Yayın Tarihi: 12/03/26 11:22
okuma süresi: 9 dak.
İktisatbank piyasa analizi: Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında

İktisatbank, 12 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında" ifadeleri kullanıldı.

ABD cephesinden gelen birbiriyle çelişen açıklamalar ve savaş kaynaklı yoğun haber akışı, küresel mali piyasaların yön tayin etmesini zorlaştırıyor. Nitekim bir gün önce ABD Başkanı Trump'ın "İran ile olan savaş yakında sona erecek, çünkü hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadı" sözleri risk iştahında sınırlı da olsa bir toparlanma umudu yaratmıştı. Ancak sahadan gelen yeni gelişmeler ve artan jeopolitik belirsizlik, yatırımcıların temkinli duruşunu korumasına neden oldu. Bu ortamda Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) petrol fiyatlarını sakinleştirmek amacıyla tarihinin en büyük stratejik rezerv salımını açıklaması da piyasalardaki tedirginliği gidermeye yetmedi. Toplam 400 milyon varillik rezervin piyasaya verilmesi planlansa da, bu miktarın mevcut arz kaybını yalnızca yaklaşık 20 gün karşılayabileceği, üstelik petrolün piyasaya ulaşmasının haftalar hatta aylar alabileceği hesaplanıyor. Sahada üretim ve sevkiyat kesintilerinin devam etmesi ise enerji piyasalarında iyimserliği sınırlayarak moralleri bozan bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Küresel mali piyasalar dün günü hafif de olsa satıcılı bir şekilde tamamladıktan sonra, bu sabah havanın artan jeopolitik risklerle yeniden karamsara döndüğünü görüyoruz. İran'ın Basra Körfezi'nde petrol tankerlerine yönelik saldırıları ve bazı petrol terminallerinin faaliyetlerini durdurması, Brent petrol fiyatının %10 artışla 100 doların üzerine yükselmesine neden oldu. Yaşanan gelişme karşısında bu sabah Asya borsalarında satışların derinleştiğini ve hâkim rengin yeniden kırmızıya döndüğünü görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %2 gerilerken, ABD ve Avrupa vadeli endekslerinin de düşüşe geçtiğini not etmemiz gerekiyor. 

Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda güvenlik riskinin hızla artması, bölgedeki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirdi. Irak’ın petrol limanlarında operasyonların geçici olarak durdurulduğu belirtilirken, İran Devrim Muhafızları ise saldırıların devam etmesi halinde Orta Doğu’dan petrol sevkiyatına izin vermeyecekleri yönünde sert bir uyarıda bulundu. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri belirgin biçimde artırırken, petrol fiyatlarında görülen sert yükselişin ve küresel piyasalarda artan oynaklığın arkasındaki temel unsur olarak öne çıkıyor. Enerji arzının sekteye uğrama ihtimali, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekerken yatırımcıların risk iştahını da zayıflatıyor.

Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş takdir edeceğiniz üzere faiz indirim beklentilerinin de azalmasına neden olarak piyasa faizlerinin de yükselmesine zemin hazırlıyor. Bu minvalde, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık ABD tahvil faizi bu sabah %4,25 seviyesine yükselerek son beş haftanın zirvesini test etti. Faize dayalı vadeli kontratlar, Fed'in bu yıl faiz indirme alanının daraldığını fiyatlamaya başladı! Savaş öncesi, Başkan Powell'ın koltuğu Mayıs ayında devretmesinin ardından, yeni başkanın Haziran ayından başlayarak bu yıl iki kez 25 baz puan faiz indirimine gideceğine kesin gözüyle bakılırken, gelinen noktada, piyasalar, bu sabah itibariyle, yılın geri kalanında sadece bir kez 25 baz puan faiz indirimi beklediğini not edelim. Her ne kadar ABD'de dün açıklanan Şubat ayı enflasyon verisi piyasa beklentilerine paralel sonuçlansa da, (yıllık bazda manşet TÜFE %2,4, çekirdek TÜFE %2,5) verinin bayat olduğunu, savaş ve enerji kriziyle birlikte Mart ayının dert ayı olabileceğini düşünüyoruz.

Dün yaşanan gelişmeler ardından artan güvenli liman arayışıyla dolar yeniden güç kazanırken, EUR ve YEN ise değer kaybetti. Petrol şokunun sürmesi durumunda hem enflasyonun yeniden hızlanması hem de küresel büyüme görünümünün daha kırılgan hâle geleceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Uzun bir süredir, ABD'de sürdürülemez olarak görülen borç sorunu, Fed üzerinde artan faiz indirim baskıları ve belki de doların 'silah' olarak kullanılmasından kaynaklı yaşanan rezerv çeşitlendirme isteğinin bir parçası olarak rekor seviyelere yükselen altının son günlerde görece sakin bir seyir izlediğini görüyoruz. Daha basit bir yaklaşımla, faiz getirisi olmayan altının, piyasaların enflasyonu fiyatladığı bir ortamda bir miktar da olsa geri planda kaldığını görüyoruz! 

Evvelki gün savaşın biteceğine yönelik yeşeren umutlarla teknik mânâda önemli bir seviye olarak gördüğümüz 5,200 dolar seviyesinin üzerini deneyerek bir miktar da olsa heyecan yaratan altın, bu sabah yeniden yükselişe geçen piyasa faizleri ve petrole paralel, güvenli liman doların da gölgesinde kalarak 5,150 dolar seviyesine kadar geriledi. Teknik bir bakış açısıyla, sırası ile 5,200 dolar sonrasında da 5,400 doların geçilmesiyle beklediğimiz yükselişin isteğinin başlayacağını, öncesinde ise altının henüz hazır olmadığını söylememiz gerekiyor. Benzer bir değerlendirmeyi gümüş için de yapabiliriz. Gümüşte bir süredir ön plana çıkardığımız 90 dolar seviyesi tıpkı altında 5,200 dolar misali hafta başı test edilse de, gümüş de âdeta henüz hazır değilim diyerek bu sabah 84 dolar seviyelerine kadar geri çekildiğini görüyoruz. Teknik mânâda, gümüşte aşağı yönlü isteğin devam etmesi hâlinde, 60-67 dolar seviyelerini alım fırsatı olarak göreceğiz.

Türkiye cephesi ise düşüncemizin aksine dün günü küresel mali piyasaların seyrine paralel limoni bir şekilde tamamladı. Bu minvalde BİST100 endeksi günü %0,2 artışla tamamlarken, bankacılık endeksi ise %0,6 geriledi. Tahvil faizlerinin sınırlı düzeyde yükseldiğini görürken, yabancı yatırımcı perspektifinden Türkiye riskini yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk primi hafif de olsa 255 baz puana yükseldi. USDTRY kuru kamu kontrolünde 44 seviyesinin hemen üzerinde salınırken, TCMB rezervlerinde erimenin 10 Mart valörlü işlemlerde de devam ettiğini görüyoruz. Savaş 13. gününe girerken, TCMB ilk yedi iş gününde neredeyse tamamı panik yaparak çıkan yabancı yatırımcılara paralel 25,5 milyar dolar rezerv kaybetti. Manşet rakamın 44,7 milyar dolar seviyesine gerilediğini not edelim. Daha önce bültenimize manşet de yaptığımız üzere, savaşa dâhil olmayan ve çok önemli bir konumda yer alan Türkiye'ye faturanın yüksek olduğunu görüyoruz. TCMB'nin ne pahasına olursa olsun kuru savunarak enflasyona geçişkenliği azaltacağı görüşünden hareketle, yurt içi yerleşiklerin dövize talep göstermediğini bir kez daha not edelim! Dün de belirttiğimiz üzere, bugün açıklanacak 11 Mart valörlü işlemlerde 3 milyar dolar civarında iyileşme olacağını düşünüyoruz. 

Türk mali piyasalarının gündeminde bugün günün ikinci yarısında açıklanacak TCMB'nin olağan Mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının bulunduğunu hatırlatalım. Savaşın gölgesi bir tarafta, enerji faturasının cari açık ve enflasyon için iyimser sinyaller vermediği görüşü diğer tarafta, azalan rezervler ise göz ucuyla takip edilirken, PPK'nın bugün faizleri sabit tutacağına kesin gözüyle bakıyoruz. Şöyle ki, TCMB'nin politika faizi %37 seviyesinde yer alırken, piyasada iş gören faiz (TL Ref) TCMB'nin faiz koridorunun üst bandı olan (borç verme faiz oranı) %40 seviyesinden geçiyor. TCMB, likidite hamleleri ile bir haftadan fazladır piyasada var olan TL'yi sterilize ederken, döviz satışları da TL likiditesini azaltıyor! TCMB, savaşın risklerini tartıp faiz koridorunun üst bandında kendisine alan açmak adına artırma gitme ihtimalini tamamen göz ardı etmiyoruz!

İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 12 Mart Perşembe 

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.