İktisatbank piyasa analizi: Kısa süren bahar havası, jeopolitik belirsizlik piyasaları yeniden sarstı
İktisatbank, 24 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Kısa süren bahar havası, jeopolitik belirsizlik piyasaları yeniden sarstı" ifadeleri kullanıldı.
İktisatbank, 24 Mart 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Kısa süren bahar havası, jeopolitik belirsizlik piyasaları yeniden sarstı" ifadeleri kullanıldı.
Dün küresel mali piyasalar haftanın ilk işlem saatlerine sert bir panik havasıyla başladı. “Ne varsa sat” refleksiyle, önüne arkasına bakmadan likidasyona yönelen piyasalardaki bu sert reaksiyondan çekinen Trump'ın yaptığı açıklama ise, en azından kısa süreliğine de olsa piyasalarda âdeta bir bahar havası estirdi. Reuters'ın geçtiği haberde, ABD ile İran arasında çatışmaları tamamen ve kalıcı biçimde sona erdirmeye yönelik son iki günde oldukça olumlu ve yapıcı görüşmeler yapıldığı ifade edildi. Bu haberin ardından hisse senetleri kayıplarını hızla telafi ederken, sert şekilde eriyen kıymetli metaller de yönünü yukarı çevirdi. Piyasalar, ABD'nin bir çıkış stratejisi aradığı ve bu doğrultuda diplomasiye alan açılabileceği fikrine kapılmaya başlamışken, bu iyimserlik uzun sürmedi. Dakikalar içinde İran haber ajansı söz konusu görüşmeleri kesin bir dille yalanlayarak, yapılan açıklamaların piyasaları yönlendirme amacı taşıdığını savundu.
Kafası karışan piyasalar elde ettikleri kazanımların bir kısmını yeniden geri verirken, Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın da devrede olduğuna ilişkin haberlerin de âdeta kırmızı renkle ön plana çıkması, arka planda diplomasinin bir nebze de olsa çalıştığını gösterdi. Reuters'in ilettiği habere göre, söz konusu üç ülke temsilcileri, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ve ABD'nin bölgedeki temsilcisi Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler yaparak belli bir aşama kaydettiklerini de yazdı.
Piyasalar en kötünün geride kalmaya başladığına inanmak istercesine dün günü en azından nefes alarak tamamladıklarını görüyoruz. Her ne kadar ABD ile İran arasında resmî bir temas olmasa da, Trump'ın 48 saat tehdidinden beş günlüğüne de olsa geri adım atması, resmî temas olmasa da üçüncü ülkeler üzerinden mesaj trafiğinin sürmesi, petrol fiyatları üzerine belirleyici oldu. Dün sabah saatlerinde 115 dolar seviyesine dayanan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, günü 100 doların hemen altına gerileyerek tamamlarken, risk algısında geçici de olsa bir yumuşama görüldü.
Altının ons fiyatı savaşın ilk günü test ettiği 5,400 dolar seviyesi ardından dün panik tarzı işlemlerin de gölgesinde 4,097 dolar seviyesine kadar gerilediğini gördük. Basit bir matematikle, 15 iş gününde, altın değerinin dörtte birini kaybederken, gümüşün ons fiyatının da 96 dolar seviyesinden 60 dolara kadar gerilemek suretiyle, değerinin üçte birini kaybettiğini söylememiz gerekiyor. Savaşın kontrolden çıktığı ve tehditlerin havada uçuştuğu bir zamanda, İran'ın taleplerine boyun eğmek istemeyen lâkin İran'ın da tahribat gücünü yanlış hesaplayan ABD - İsrail cephesinin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu görüyoruz.
Açıkça ifade etmek gerekirse, dün piyasalarda yoğun telefon trafiğinin yaşandığı, oldukça zor ve karmaşık bir günü geride bıraktık. Trump'ın, İran'ın "en saygın isimlerinden biriyle" görüştüğünü açıklaması ancak detay vermekten kaçınması, buna karşılık Müçteba Hamaney hakkında "yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyoruz" şeklindeki ifadeleri, belirsizliği daha da artırdı. Öte yandan İran cephesinden gelen net yalanlama, gün boyunca haber akışındaki çelişkilerin piyasaları sert şekilde savurmasına neden oldu.
Bu bilgi kirliliğinin yarattığı oynaklık dikkat çekerken, özellikle Trump'ın açıklamalarından hemen önce petrol kontratlarında görülen güçlü satışlar ve eş zamanlı hisse senedi kontratlarında açılan uzun pozisyonlar, piyasada içeriden bilgi (insider) tartışmalarını da beraberinde getirdi. Özetle, yalnızca jeopolitik riskler değil, aynı zamanda bilgi akışına duyulan güvenin zedelenmesi de fiyatlamalarda belirleyici bir unsur hâline geldiğinin altını kalınca çizmemiz gerekiyor.
Biz tüm bu olup biteni bir araya getirdiğimizde, ABD'nin çıkış stratejisi aradığına net bir şekilde ikna olduk. İran her ne kadar psikolojik üstünlüğü arkasına alarak pazarlık etme görüntüsü çizse de, yaşanan yıkımın da çok büyük olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Volatilitenin yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Lâkin, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan düğümü dünyanın en büyük, en güçlü ve en ihtişamlı savaş gemisinin bile çözemeyerek çamaşır odasında çıkan yangın nedeniyle (!) evine dönmesi, görülmez uçak diye satılan çok pahalı F-35'in İran tarafından basit bir teknoloji ile vurulması, ABD hegemonyasının da sonuna gelindiği görüşünü kuvvetlendirmeye başladı! Cereyan eden tüm bu gelişmeler elbette bir noktada öyle ya da böyle bitecektir. İşte o zaman geldiğinde, zayıf dolar temasının yerini bu sefer dolar varlıklardan koşar adım uzaklaşma stratejisine terk edeceğini düşünüyoruz! Altın ve gümüş gibi enstrümanların daha büyük bir taleple karşı karşıya kalacağını, doların ve ABD varlıkların ise satış baskısına boyun eğeceğini düşünüyoruz. Biraz daha sabır!
Her ne kadar Türkiye savaştan uzak dursa da, Türk mali piyasalarında ister istemez başka ve sessiz bir 'savaş' yaşandığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Artan enerji fiyatları, bozulan beklentiler, turizm kaygıları derken pek çok kanaldan savaşın etkilerini hissetmeye başladık. Enflasyon ve cari açıkla mücadelenin büyük bir hasar alacağını tahmin etmek için ekonomist olmaya da gerek yok. Öte yandan, enerji fiyatlarının yaratacağı enflasyonist baskının yanı sıra, döviz kurunun da olumsuz etki yaratmaması adına TCMB'nin döviz piyasasında sağladığı otorite ister istemez büyük bir rezerv kaybının da yaşanmasına neden oluyor. TCMB'nin brüt döviz rezervleri azalırken, altın rezervleri de fiyat etkisiyle değerlenme üzerinden erimeye devam ediyor. Rakamların diliyle konuşursak, son 14 iş gününde TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 35 milyar dolar azaldı. Son verinin 19 Mart'a ait olduğunu düşünürsek, altın fiyatlarında yaşanan erime karşısında rezervlerde erimenin yeni veriler açıklandıkça artacağını düşünüyoruz.
Son verilere göre swap ve hazine dövizleri hâriç net rakam (manşet) 35 milyar dolar seviyesine gerilediğini not edelim. Hatırlanacağı üzere 29 Ocak tarihinde 82 milyar dolarla zirve seviyesi test edilmişti. İşin sevindirici tarafı ise yurt içi yerleşiklerin otoriteye olan güveninin tam olması nedeniyle döviz talebinin de yabancı yatırımcılardan geldiğini görüyoruz. Argümanımı güçlendirmek gerekirse, 13 Mart ile biten haftada yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyü net anlamda 3,6 milyar dolar azalırken, aslan payının (çıkışın) 2,9 milyar dolarla DİBS tarafından geldiğini not etmemiz gerekiyor. Savaş sonrası son iki haftanın bilançosu ise 6,2 milyar dolar çıkışa ulaştığını not edelim. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi, parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,2 milyar dolar azalmış. Yurt içi yerleşiklerin savaş kaygısıyla yabancı para talebinin olmadığını görüyoruz. Şu aşamada döviz kuru ile ilgili bir kaygımızın olmadığını peşinen belirtelim.
Masada beliren zayıf diplomasi sinyalleri piyasalara dün nefes aldırsa da, havanın bu sabah yeniden limoniye döndüğünü söylememiz gerekiyor. İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırıları yeniden yoğunlaşırken, Tahran yönetimi müzakere iddialarını piyasaları manipüle etmeye yönelik olarak nitelendirdi. Haber kirliliği hat safhada seyrederken, doğruyu anlamak adına fiyatı takip edersek, dün petrol fiyatlarında görülen sert düşüşün bu sabah tersine döndüğünü ve Brent cinsi ham petrolün yeniden 104 dolar seviyesine geldiğini görüyoruz. Dün bir ara 4,500 doların üzerine çıkan altın yeniden 4,300 dolar seviyesine yanaşırken, benzer bir şekilde gümüş de 66 dolar seviyelerine geriledi. Diplomasiye yönelik inanç azalırken, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riskinin devam ettiğini görüyoruz.
Yeni gün başlangıcında, İran'ın müzakere iddialarını reddetmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki riskin sürmesiyle, petrol fiyatlarının gölgesinde, Asya borsalarında yükselişin sınırlı kaldığını görüyoruz. Mesela dün %7'ye yakın düşen Güney Kore borsası bu sabah sadece %2 yükseliş kaydetmiş. Gösterge endeks Tokyo borsasında yükseliş %0,5 düzeyinde kalırken, ABD ve Avrupa vadeli endekslerinin ise tam aksi istikamette %1 civarında gerilediğini görüyoruz. Çok açık bir şekilde, Trump'ın açıklamalarından ikna olmayan piyasalar, psikolojik üstünlüğün İran'ın eline geçmesinin de yardımıyla, yön arayışı ve kırılganlıkla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon beklentilerini yukarı çekmesiyle, küresel faiz indirimi umutları zayıflarken, tahvil faizlerinin yükselmesi doların yeniden güç kazanmasına neden oluyor. Jeopolitik risk kaynaklı enerji şoku, piyasaların ana belirleyicisi hâline gelmiş durumda olduğunu, haber kirliliğinin artmasıyla oynaklığın da yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Tüm bunlar cereyan ederken, Bitcoin sessiz sedasız bir şekilde 70 bin dolar etrafında beklediğinin altını çizelim!
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.