EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 8 dak.

‘Kuzey daha ucuz’ raporunda tartışmalı detaylar: Metodoloji soru işareti yarattı

‘Kuzey daha ucuz’ raporunda tartışmalı detaylar: Metodoloji soru işareti yarattı

Başlıklara “kuzey güneyden ucuz” şeklinde yansıyan KTSO'nun “Kuzey–Güney Kıbrıs Fiyat Araştırması 2026” raporunun metodolojisi ve sonuç yorumları arasında tartışmalı alanlar dikkat çekti.  Rapor, yerli üretimin fiyatları aşağı çektiğine işaret ederken; metodolojideki sınıflandırma tercihleri, FİF yorumları ve satın alma gücü boyutunun dışarıda bırakılması nedeniyle tartışmaya açık…

Yayın Tarihi: 23/05/26 18:01
okuma süresi: 8 dak.
‘Kuzey daha ucuz’ raporunda tartışmalı detaylar: Metodoloji soru işareti yarattı

Raporda, yerli üretimin fiyatları aşağı çektiğini savunurken; metodolojideki sınıflandırma tercihleri, FİF yorumları ve satın alma gücü boyutunun dışarıda bırakılması nedeniyle tartışmaya açık…

Başlıklara önceki gün “kuzey güneyden daha ucuz” şeklinde yansıyan Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın (KTSO) yayımladığı “Kuzey Kıbrıs – Güney Kıbrıs Fiyat Araştırması 2026” raporunun metodolojisi ve sonuç yorumları arasında tartışmalı alanlar dikkat çekti.

Söz konusu “tartışmalı” raporda bu kanaati pekiştiren noktalar şunlar;

Rapor, ürünlerin %79,5’inin kuzeyde daha ucuz olduğunu söylüyor. 

Ancak aynı raporda Euro/TL’nin 51,60 seviyesine çıktığı, ithalat maliyetlerinin çok ağır olduğu vurgulanıyor. 

Raporda alternatif ekonomik değişkenlerin yeterince analiz edilmediği sonucunu destekleyen soru ise “Eğer kur baskısı bu kadar yüksekse, kuzeyin genel olarak hâlâ daha ucuz olmasının nedeni sadece “yerli üretim” mi, yoksa Güney’deki farklı vergi, maaş ve piyasa yapıları mı?”.

Rapor, FİF’in pahalılık yaratmadığını savunuyor. 

Ama aynı zamanda FİF uygulanan ürünlerin büyük bölümünün zaten yerli üretimli ve rekabetçi ürünler olduğunu kabul ediyor. 

Bu da metodolojik bir soru doğuruyor; “Ucuzluk gerçekten FİF’e rağmen mi oluşuyor, yoksa zaten güçlü yerli üretim olduğu için mi?”

Rapor FİF’i aklamaya çalışırken, aslında belirleyici unsurun üretim olduğunu kendisi söylüyor.

Raporun dikkat çekici başka bir yönü ise “fiyatlar birbirine yakın” kategorisi tanımlamasına rağmen sonuç grafiğinde bunun yüzde 0 görünmesi. 

Ayrıca metodoloji bölümünde şu ifadeler yer alıyor;

 “Fiyatların çok yakın olduğu durumlarda eğer kuzeyde daha ucuzsa Kuzey’de daha ucuz olarak değerlendirilmiştir.” 

Bu, istatistiksel açıdan kuzey lehine yorum etkisi yaratabilecek bir tercih olarak dikkat çekerken; “çok az farkla ucuz” olan tüm ürünler doğrudan “kuzey ucuz” kategorisine yazılması da bir başka dikkat çeken unsur…

Kalite, gramaj, marka algısı ve içerik farkları fiyat karşılaştırmasını etkilediği halde rapor “bilimsel” vurgusu yapıyor, ancak karşılaştırılan ürünlerde birebir aynı marka bulunamadığında “benzer kategori” kullanıldığını söylüyor. 

Raporun genel olarak tüketici fiyatlarını incelemesi ancak satın alma gücü boyutununa doğrudan değinmemesi de dikkat çeken bir unsur...

Güney’de maaşların daha yüksek olması, alım gücü-parite dengesi gibi konuların dışarıda bırakılması, nedeniyle “hangi taraf gerçekten daha pahalı?” sorusuna tam ekonomik çerçevede cevap vermiyor.

Rapor, yerli üretimin fiyatları aşağı çektiğini savunurken; metodolojideki sınıflandırma tercihleri, FİF yorumları ve satın alma gücü boyutunun dışarıda bırakılması nedeniyle tartışmaya açık unsurlar da içeriyor.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın (KTSO) yayımladığı “Kuzey Kıbrıs – Güney Kıbrıs Fiyat Araştırması 2026” raporunda, ülkede üretimin geriledikçe pahalılığın arttığına işaret ediliyor.

Raporda bu perspektifi destekleyen;

“Pahalılık; FİF olan yerde değil, üretimin olmadığı yerde baş göstermektedir.” 

“Geçmişten günümüze kadar uygulanan yanlış devlet politikaları sonucunda birçok sanayi alt sektöründe üretimin durmasının tüketiciye pahalılık olarak yansıdığı düşünülmektedir.” 

“Yerli üretim varsa sanayici ‘fiyat sigortası’ görevi görür ve fiyatı aşağıda tutar; yerli üretim yoksa fiyat tamamen küresel piyasa koşullarına ve döviz kurunun tüm sertliğine teslim olur.”tespit ve bölümleri dikkat çekiyor.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın yayımladığı “Kuzey Kıbrıs – Güney Kıbrıs Fiyat Araştırması 2026” raporu, ülkedeki pahalılık tartışmalarına farklı bir perspektiften yaklaşarak dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Raporda, fiyat artışlarının temel nedeninin Fiyat İstikrar Fonu (FİF) değil, üretimsizlik ve ithalata bağımlı ekonomik yapı olduğu vurgulandı. 

74 temel tüketim ürününün incelendiği araştırmada ürünlerin yüzde 79,5’inin Kuzey Kıbrıs’ta daha ucuz olduğu belirtilirken, asıl dikkat çeken unsur yerli üretimin bulunduğu alanlarda fiyat avantajının çok daha belirgin hale gelmesi oldu. 

YERLİ ÜRETİM VARSA FİYAT AVANTAJI ARTIYOR

Rapora göre, yerli üretimi bulunan ürünlerin yüzde 90’ı Kuzey’de Güney’e göre daha ucuz satılıyor.

Buna karşın yerli üretimin bulunmadığı ürünlerde bu oran yüzde 57’ye geriliyor. 

Raporda bu farkın, yerli üretimin piyasada “fiyat dengeleyici” rol oynadığını açık biçimde ortaya koyduğu ifade edildi. Yerli üretici piyasada bulunduğunda ithalatçıların da fiyatlarını aşağı çekmek zorunda kaldığı, üretimin olmadığı sektörlerde ise fiyatların tamamen döviz kuru ve dış piyasa koşullarına teslim olduğu kaydedildi. 

“PAHALILIK ÜRETİM OLMAYAN YERDE BAŞLIYOR”

Raporda en dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise “Pahalılık; FİF olan yerde değil, üretimin olmadığı yerde baş göstermektedir” ifadesi oldu. 

Sanayi Odası, kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “FİF pahalılık yaratıyor” eleştirilerinin araştırma verileriyle örtüşmediğini savundu. Raporda, FİF uygulanan yerli ürünlerin yüzde 90’ının yine Kuzey’de daha ucuz olduğuna dikkat çekildi. 

Böylece nihai raf fiyatını belirleyen temel unsurun fonlar değil; yerli üretim kapasitesi, rekabet ve ölçek ekonomisi olduğu görüşü öne çıkarıldı. 

DÖVİZ BASKISI VE İTHALAT MALİYETİ VURGUSU

Raporda, Euro/TL kurunun araştırma döneminde 51,60 seviyesine ulaşmasının ithalata dayalı ürünlerde maliyet baskısını artırdığına işaret edildi.

Navlun, sigorta ve liman giderlerinin döviz bazlı olması nedeniyle üretimin bulunmadığı alanlarda fiyatların daha hızlı yükseldiği belirtildi. 

Bu nedenle yerli üretimin yalnızca sanayi politikası değil, aynı zamanda tüketicinin alım gücünü koruyan stratejik bir ekonomik güvence olduğu savunuldu. 

SÜT, HELLİM VE TEMİZLİK ÜRÜNLERİ ÖNE ÇIKTI

Araştırmada özellikle süt ve süt ürünleri grubunda dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Uzun ömürlü süt, yoğurt, beyaz peynir, taze kaşar ve hellimin tamamının hem yerli üretimli hem de Kuzey’de daha ucuz olduğu kaydedildi. 

Temizlik ürünlerinde de benzer bir sonuç dikkat çekti.

Çamaşır deterjanı, çamaşır suyu, bulaşık deterjanı, şampuan, kâğıt havlu ve tuvalet kâğıdı gibi ürünlerin büyük bölümünün Kuzey’de daha uygun fiyatla satıldığı belirtildi. 

“YERLİ ÜRETİM DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMELİ”

Raporun sonuç bölümünde ise geçmiş yıllardaki yanlış politikalar nedeniyle bazı sanayi alt sektörlerinde üretimin durmasının tüketiciye doğrudan pahalılık olarak yansıdığı değerlendirmesi yapıldı. 

Sanayi Odası, yerli üretimin desteklenmesinin artık bir tercih değil ekonomik zorunluluk olduğunu savunurken, üretimin artırılmasının hem fiyatları aşağı çekeceği hem de istihdam yaratacağı görüşünü dile getirdi.

Ekli dosyayı görüntüle

KTSO-Fiyat-Güney
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.