EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 8 dak.

Enflasyon, döviz kuru dinamiklerinde kritik değişken: Dalgalı ancak yukarı eğilimli bir piyasa

Enflasyon, döviz kuru dinamiklerinde kritik değişken: Dalgalı ancak yukarı eğilimli bir piyasa

Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Şükrü Umarbeyli, döviz kurlarının yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını belirterek, faiz-enflasyon dengesi, beklentiler, küresel risk algısı ve jeopolitik gelişmelerin kur hareketlerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Umarbeyli, "Genel görünüm, net ve keskin bir yön yerine dalgalı ancak yukarı eğilimli bir piyasa yapısına işaret ediyor" dedi.

Yayın Tarihi: 16/06/26 08:46
okuma süresi: 8 dak.
Enflasyon, döviz kuru dinamiklerinde kritik değişken: Dalgalı ancak yukarı eğilimli bir piyasa

Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Şükrü Umarbeyli, döviz kurlarının bir ülke parasının başka bir para birimi karşısındaki değeri olarak tanımlansa da, gerçekte çok daha karmaşık ve çok katmanlı bir fiyatlama mekanizmasını ifade ettiğini belirtti.

Umarbeyli, döviz kurunun yalnızca arz-talep dengesiyle değil; makroekonomik göstergeler, beklentiler, politik gelişmeler ve küresel risk iştahı gibi birçok faktörün eş zamanlı etkisiyle oluştuğunu kaydetti.

Faiz oranlarının döviz kuru üzerindeki en temel belirleyicilerden biri olduğuna dikkat çeken Umarbeyli, faizin bir para birimini elde tutmanın alternatif maliyetini ve aynı zamanda getirisini temsil ettiğini ifade etti. Faiz oranlarının yükselmesinin ilgili para biriminde varlık tutmayı daha cazip hale getirerek sermaye girişini destekleyebileceğini belirten Umarbeyli, piyasaların asıl odaklandığı noktanın nominal faiz değil reel faiz olduğunu vurguladı.

Enflasyonun yüksek olduğu ve faiz oranlarının bu enflasyonu yeterince telafi edemediği durumlarda yüksek nominal faizin dahi yatırımcı açısından yeterli koruma sağlamadığını belirten Umarbeyli, bu nedenle döviz piyasalarının yalnızca faiz seviyesine değil, faiz-enflasyon dengesinin sürdürülebilirliğine odaklandığını söyledi.

Enflasyonun döviz kuru dinamiklerinde kritik bir değişken olduğuna işaret eden Umarbeyli, genel fiyat seviyesindeki yükselişin para biriminin satın alma gücünü aşındırdığını ve uzun vadeli değer kaybı beklentisini güçlendirdiğini ifade etti. Özellikle kur geçişkenliğinin yüksek olduğu ekonomilerde döviz kuru ile enflasyon arasında karşılıklı beslenen bir ilişki ortaya çıkabildiğini belirten Umarbeyli, kur artışının enflasyonu hızlandırırken yükselen enflasyon beklentilerinin de kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabildiğini kaydetti.

Döviz piyasalarının yüksek duyarlılığa sahip ve hızlı tepki veren finansal alanlar olduğunu dile getiren Umarbeyli, merkez bankası kararları, siyasi gelişmeler, jeopolitik riskler ve küresel finansal koşullardaki değişimlerin fiyatlara çok kısa sürede yansıyabildiğini söyledi. Piyasaların geçmiş verilerden çok geleceğe ilişkin risk ve getiri beklentilerini fiyatladığını belirten Umarbeyli, bir ülkeye yönelik risk algısının artmasının sermaye çıkışlarına yol açarak yerel para birimi üzerinde değer kaybı baskısı oluşturabileceğini ifade etti.

Beklentilerin döviz kuru üzerindeki etkisine de değinen Umarbeyli, döviz kurunun çoğu zaman gerçekleşmiş olaylardan önce hareket ettiğini, çünkü piyasaların beklenen gelişmeleri önceden fiyatladığını söyledi. Faiz indiriminin büyük ölçüde öngörülmesi halinde, bu kararın açıklanmadan önce kur üzerinde etkisini gösterebildiğini belirten Umarbeyli, bu nedenle politika kararları açıklandığında piyasanın sınırlı tepki vermesinin ya da beklenenin aksine hareket etmesinin mümkün olduğunu kaydetti.

Döviz kurunun tek bir değişkene indirgenemeyecek kadar kompleks bir fiyatlama sonucu olduğunu ifade eden Umarbeyli, makroekonomik göstergeler, para politikası, siyasi riskler ve beklentilerin bir araya gelerek bu fiyatı oluşturduğunu belirtti. Döviz kurunun ekonominin pasif bir sonucu değil, aynı zamanda aktif bir belirleyicisi olduğunu vurgulayan Umarbeyli, ithalat maliyetlerinden enflasyona, şirket kârlılıklarından dış ticaret dengesine kadar geniş bir alanı doğrudan etkilediğini söyledi.

Bugün döviz kurlarında görülen yükselişin tek bir nedene dayanmadığını belirten Umarbeyli, hareketliliğin genel olarak faiz beklentileri, küresel risk algısı ve yatırımcı beklentilerinin birleşiminden kaynaklandığını ifade etti.

Küresel piyasalarda artan risk algısının, özellikle ABD-Ortadoğu hattındaki gelişmelerle birlikte yatırımcı davranışlarını etkilediğini kaydeden Umarbeyli, riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesinin gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturduğunu ve yatırımcıların güvenli limanlara yöneldiğini belirtti.

Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere merkez bankalarının para politikalarına ilişkin belirsizliklerin döviz piyasalarında oynaklığı artıran bir diğer unsur olarak öne çıktığını ifade eden Umarbeyli, faiz patikasına dair net bir görünüm olmamasının fiyatlamaları daha hassas hale getirdiğini söyledi.

Haftanın başlangıcıyla birlikte piyasaya yönelik yeni para girişinin sınırlı kalmasının Türk lirası üzerinde kısa vadeli baskı oluşturduğunu belirten Umarbeyli, bu durumun küçük haber akışlarının dahi kur hareketlerini daha belirgin hale getirmesine yol açtığını kaydetti.

Piyasalarda bugün yaşanan hareketin büyük ölçüde geleceğe yönelik beklentilerle şekillendiğini ifade eden Umarbeyli, yatırımcıların olası risk artışı veya para politikalarında gevşeme beklentilerini önceden fiyatlamasının döviz kurunun açıklanan gelişmelerden önce tepki vermesine neden olabildiğini söyledi.

Döviz piyasalarında hareketin yönünün makroekonomik koşullar ve beklentilere bağlı olarak farklı senaryolar çerçevesinde şekillendiğini belirten Umarbeyli, kurun seyrinin hem yukarı yönlü devam edebilecek dinamiklere hem de belirli koşullarda yataylaşma veya baskılanma ihtimaline açık olduğunu ifade etti.

Kurun yukarı yönlü hareketini sürdürmesinin enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesi, faiz oranlarının enflasyona kıyasla yetersiz algılanması, küresel veya jeopolitik risklerin artması ve dövize yönelik korunma amaçlı talebin güçlenmesi gibi unsurlarla mümkün olabileceğini belirten Umarbeyli, bu tür bir ortamda piyasanın kurun daha yüksek seviyelerde denge bulacağı beklentisini fiyatlamaya yönelebileceğini ve hareketlerin trend niteliği kazanabileceğini kaydetti.

Kurda sakinleşme ya da baskılanmanın ise sıkı para politikası uygulamaları, likidite yönetimi, sermaye girişlerinin artması ve carry trade gibi yabancı yatırımcı ilgisinin güçlenmesiyle desteklenebileceğini ifade eden Umarbeyli, merkez bankasına yönelik müdahale beklentilerinin artmasının ve risk algısının azalmasının da kur üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sınırlayabileceğini söyledi.

Bu koşullar altında kurun ya yatay bir bantta hareket ettiğini ya da yükseliş hızında belirgin bir yavaşlama görüldüğünü belirten Umarbeyli, mevcut ortamda yüksek belirsizlik ve beklenti odaklı fiyatlamaların dikkat çektiğini kaydetti.

Umarbeyli, genel görünümün net ve keskin bir yön yerine dalgalı ancak yukarı eğilimli bir piyasa yapısına işaret ettiğini, zaman zaman sert geri çekilmeler ve ardından yeniden yükselişler görülmesinin de bu sürecin doğal bir parçası olarak öne çıktığını sözlerine ekledi.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.