GÜNEY KIBRIS
okuma süresi: 6 dak.

Rum basını: İngiliz üslerinden kurtulmanın tek yolu çözüm ve NATO üyeliği

Rum basını: İngiliz üslerinden kurtulmanın tek yolu çözüm ve NATO üyeliği

Politis gazetesinde yer alan Theodoros Theodoru imzalı makalede, İngiliz üslerinin statüsünün değişmesinin ancak Kıbrıs sorununun çözümü ve birleşik Kıbrıs’ın NATO üyeliğiyle mümkün olabileceği savunuldu.

Yayın Tarihi: 05/04/26 10:00
Güncelleme Tarihi: 05/04/26 14:03
okuma süresi: 6 dak.
Rum basını: İngiliz üslerinden kurtulmanın tek yolu çözüm ve NATO üyeliği

Politis’in yer verdiği bir makalede, Kıbrıs’taki İngiliz egemen askeri üslerinin statüsünün değiştirilmesinin tek yolu olduğuna dikkat çekildi. Bu yolun önce Kıbrıs sorununun çözülmesi, ardından da birleşik Kıbrıs’ın NATO’ya girmesi ve İngiliz üslerinin NATO üssü haline getirilmesi olduğuna işaret edilen makalede “diğer her şey popülizmdir ve halkla alay etmektir” vurgusu yapıldı.

Gazetenin “Tamam Niko Efendim” başlığıyla yayımladığı Theodoros Theodoru imzalı makalede, ilk başta Rum Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos tarafından BBC Newsnight’ta gündeme getirildiğinde, Kombos’un gaflarından biri olarak nitelenen Kıbrıs’taki İngiliz egemen askeri üsleri konusunun, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in İngiltere hükümeti nezdinde resmen gündeme getirilme zamanlaması eleştirildi.

Hristodulidis’in üslerin statüsünün değiştirilemeyeceğini bilmesine rağmen, iletişim amaçlı olarak gündeme getirmeye karar verdiği belirtilen makalede, iki ay sonra Güney Kıbrıs’ta genel seçimler yapılacağı hatırlatıldı ve “üsler gitsin” kampanyasının “çok iyi satacağına” dikkat çekildi.

“Kıbrıs denen deliler diyarında herkes artık İngiliz üsleri konusunda uzman oldu.” Vurgusu yapılan makalede İngiltere'nin üslerle ilgili anlaşmaları ihlal ettiği iddialarının asılsızlı olduğuna işaret edildi.

İngiltere'nin, üs bölgeleri için ödemeyi taahhüt ettiği kira bedelini ödemediği iddiasının doğru olmadığına dikkat çekilen makalede, İngiltere’nin, üslerin bulunduğu arazi için her beş yılda bir, kira bedeli olarak değil, Rum yönetimine yardım olarak bir miktar ödemeyi kabul ettiği, İngilizlerin bu yardımı karayolları yol ağı, limanlar ve havaalanları gibi altyapıyı kullanmasının karşılığı olduğu kaydedildi.

Makalede “ne yazık ki, bu basit şeyi anlayamıyoruz. İngiltere'nin İngiliz topraklarını kullanması karşılığında kira ödemeyi kabul etmesi nasıl mümkün olabilir? İster beğenin ister beğenmeyin, 1960 kuruluş antlaşmasına dayanan İngiliz üsleri, tüm sonuçlarıyla birlikte egemendir. Ayrıca, üsler Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye Katılım Antlaşması ile güvence altına alınmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Rum tarafının “uluslararası hukukun temel ilke ve değerlerinin ihlali durumunda Zorunlu Hukukun (Jus Cogens) herhangi bir antlaşma veya anlaşmadan üstün olduğu ve bu nedenle, İngiliz üslerinin varlığıyla ihlal edilen ilke ve değerlerin saptanması gerektiği” ana argümanına sahip olduğu belirtilen makalede, bunun “imkansız ve uygulanması çok zor olduğu” kaydedildi.

Makalede ayrıca, Hristodulidis’in söylediklerinin hukuken temelsiz olduğunu anlamakla birlikte bu konuyu, 2028’deki başkanlık seçimlerini kazanmak için son zamanlarda “her fırsatta flört ettiği milliyetçilerin kulaklarını okşamak” maksadıyla gündeme getirdiğine işaret edildi.

Hristodulidis’in “daha da ileri giderek Kıbrıslı Türkleri, “üslerin geleceği hakkındaki görüşmelerde söz sahibi olabilmeleri için Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yeniden katılmaya” çağırdığı hatırlatılan makalede “BM kararları temelinde, yani siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli bir federasyon temelinde görüşmelere hazır olduğunu ilan ederken, aynı zamanda Zürih-Londra anlaşmalarını yeniden tesis etmekten bahsetmesi nasıl mümkün olabilir?” vurgusu yapıldı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Hristodulidis’in açıklamalarının “‘fantastik, mantığın ve gerçekliğin sınırlarını aşmış” diye niteleyerek “anında ve doğru olduğu tepki gösterdiğine dikkat çekilen makalede, Erhürman’ın ilgili açıklaması aktarıldı.

Türkiye’nin de Hristodulidis’in, “üsler meselesinde söz sahibi olmak için önce Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması gerektiği” iddiasına tepki göstermediği hatırlatılan makalede “Sayın Başkan, Türkiye, Kuruluş Anlaşmasını tarafı olarak her halükarda söz hakkına sahiptir” ifadeleri kullanıldı.

“Bu tür açıklamaları kim ciddiye alabilir?” sorusu sorulan makalede, Hristodulidis’in “safdillik ve bağnazlığının, kendisine ‘Tamam Niko Efendim’ denmesini bekleyecek noktaya vardığına” işaret edildi. 1974’te Makarios’un emriyle benzer şeyler söyleyen Glafkos Klerides’in Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’tan aldığı “Çok az, çok geç” cevabının hatırlanması gerektiği kaydedildi.

İngilizlerin verdiği ılımlı tepkinin Hristodulidis’e bu siyasi olarak tutarsız ve temelsiz pozisyonu sürdürme cesareti verdiğine işaret edildi ve Hristodulidis’e “Sayın Başkan, İngilizlerle oyun oynanmaz. 1963'te Ulusal Lider 13 maddeyle durumu bozdu ve Kıbrıs ilk kez bölündü.” denilen ve bunun ardından İngilizlerin “tartışmalı pozisyonlar aldığı” kaydedilen makalede şu ifadelere de yer verildi:

“Diyelim ki İngilizler talebimizi kabul edip Kıbrıs'tan ayrıldı. Bu varsayımsal senaryoda, üslerin topraklarını Kıbrıs Cumhuriyeti'ne geri vereceklerine inanacak kadar saf biri var mı? Elbette yok. En olası şey, Ağrotur Üssü'nü Rumlara, Dikelya Üssü'nü ise Türklere vermeleridir. Yani biz Dikelya Üssü'nün İngiliz üssünden Türk üssüne mi dönüştürülmesini istiyoruz?

Üslerin statüsünü değiştirmenin tek bir yolu var. Önce Kıbrıs sorununa bir çözüm, sonra birleşik Kıbrıs'ın NATO'ya katılması ve üslerin İngilizlerden NATO'ya dönüştürülmesi. Bunun dışındaki her şey ucuz popülizm ve halkla alay etmektir. Bu tür aptallıkları benimseyen bir halk, bir kalabalığa dönüşür.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.