SAĞLIK
okuma süresi: 6 dak.

Erkut Özgöray: Batı Nil virüsünün yayılmasını önlemek için “sinekleri baskılamak” gerekiyor

Erkut Özgöray: Batı Nil virüsünün yayılmasını önlemek için “sinekleri baskılamak” gerekiyor

Veteriner Hekimler Sendikası Başkanı Erkut Derviş Özgöray, Batı Nil virüsüne karşı mücadelenin sivrisineklerin üremesini engellemeye odaklanması gerektiğini belirtti. Özgöray, mücadelenin özellikle durağan sularda ve sivrisinekler kanatlanamadan önde yapılması gerektiğini belirtti.

Yayın Tarihi: 11/09/26 13:57
okuma süresi: 6 dak.
Erkut Özgöray: Batı Nil virüsünün yayılmasını önlemek için “sinekleri baskılamak” gerekiyor
Erge TEKSAMANCI

Veteriner Hekimler Sendikası Başkanı Veteriner Hekim Erkut Derviş Özgöray, Kıbrıs Postası TV’de Ulaş Barış’ın hazırlayıp sunduğu “Gündem” programına konuk oldu.

Veteriner Hekim Erkut Derviş Özgöray, programda Batı Nil virüsünün yayılımı, hastalığın bulaşma yolları ve virüsle mücadele yöntemleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Güney Kıbrıs’ta 10’un üzerinde, Kuzey Kıbrıs’ta ise 4 kişide tespit edilen virüsün özellikle sivrisinekler aracılığıyla yayıldığını belirten Özgöray, KKTC’de ilk resmi vakanın 2016 yılında görüldüğünü söyledi. Hastaların büyük bölümünün virüsü belirtisiz atlattığını, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde riskin arttığını ifade eden Özgöray, virüsün yayılmasının önlenmesi için “sinekleri baskılamak” gerektiğini vurguladı. Mücadelenin havaya ilaç sıkmaktan çok sivrisineklerin ürediği durağan sularda ve larva döneminde yürütülmesi gerektiğini belirten Özgöray, evlerde su birikintilerinin ortadan kaldırılması ve su depolarının kapaklarının kontrol edilmesi çağrısında bulundu.

"VİRÜS İLK OLARAK 1937 YILINDA KEŞFEDİLDİ"

Güney Kıbrıs'ta 10'un üstünde ve Kuzey Kıbrıs'ta 4 kişide tespit edilen Batı Nil virüsü hakkında bilgiler veren Özgöray, virüsün ilk olarak 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil bölgesinde keşfedildiğini ve adını da buradan aldığını ifade etti.

Özgöray, virüsün 2000'li yıllardan itibaren ise tüm Akdeniz ülkelerini tehdit eden bir hale geldiğini ifade etti.

"KKTC'DE İLK RESMİ VAKAS 2016 YILINDA TESPİT EDİLDİ"

KKTC'de ilk resmi vakanın 2016 yılında tespit edildiğini kaydeden Özgöray, "Tabi ki muhtemelen 2000'li yılların başlarında vaka vardır fakat tespiti yoktu" dedi.

Özgöray, virüsün önce kuşlardan sineklere, sineklerden ise insanlara geçtiğini anlatarak, virüsün insanlara sinekler üzerinden yayıldığını belirtti. Virüsün normal şartlarda sadece sinekler ve kuşlar arasında döngüsel olarak taşındığını da vurgulayan Özgöray, insanların ve atların ise "kazayla" bu virüsü kapan 2 tür olduklarını kaydetti. Özgöray, bu nedenle insanların ve atların "son konakçı" olarak kabul edildiğini belirtti.

"KKTC'DE BU HASTALIĞI YAYAN 'KAHVERENGİ' SİNEKLER"

Kıbrıs'ta ise bu hastalığı yayan sineklerin Uganda'nın Batı Nil bölgesinden gelmediğini ifade eden Özgöray, "culex" sınıfının tüm alt türlerinin bu hastalığı yayabileceğini aktardı. Kuzey Kıbrıs'ta ise bu hastalığı yayanların "kahverengi" sivrisinekler olduğunu belirtti. Özgöray, hastalığın bu sivrisineklerin tükürük bezlerinde geçirdiği değişimlerin ardından insanlara bulaşabilir hale geldiğini ifade etti.

Batı Nil virüsünün kuşlarda da ölüme neden olabileceğini aktaran Özgöray, kuşlarda ani ölümlerin görülmesinin de virüsün bölgeye geldiğinin ilk belirtisi olarak değerlendirilebildiğini belirtti.

"ÖLÜM ORANI YÜZDE BİR"

Özgöray, Ulaş Barış'ın Türkiye'de 2010-2024 yılları arasında görülen vakaların yüzde 5.7'sinin ölümle sonuçlandığını hatırlatarak bu ölüm oranını sorması üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Hastaların yüzde 80'inde virüsün "asemptomatik" yani belirtisiz atlatıldığına dikkat çeken Özgöray, yüzde 16'da ise grip benzeri semptomlar görüldüğünü aktardı. Baş ağrısı, burun akıntısı ve ateş gibi semptomlara dikkat çeken Özgöray, yüzde 3 oranında ise nörolojik-sinirsel bulguların da görüldüğünü aktardı.

Özgöray öte yandan hastalığın ölüm oranının yüzde 1 olarak bilindiğini ancak ölüm oranının yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha yüksek olduğunu belirtti.

Virüsün Kuzey Kıbrıs'ta geçmişte 2 veya 3 ölüme neden olduğunu hatırladığını belirten Özgöray, bir ölümün ise eşinin akrabalarında gerçekleştiğini kaydetti.

"VİRÜSÜN YAYILMASINI ÖNLEMEK İÇİN 'SİNEKLERİ BASKILAMAK' GEREKİYOR"

Virüsün yüzde 80 oranında ülkeler arasında taşınımının göçmen kuşlarla gerçekleştiği yönünde Yunanistan'da bilimsel araştırmalar olduğunu aktaran Özgöray, bu nedenle hastalığın yeni ülkelere yayılmasının engellenebilir olmadığına dikkat çekti. Özgöray, virüsün yayılmasını önlemek için "sinekleri baskılamak" gerektiğini kaydetti.

Belediyelerin ilaçlama araçlarının sokaklarda görülmemesi üzerinde "mücadele edilmiyor" şeklinde bir algı oluşmasının doğru olmadığını da belirten Özgöray, mücadelenin durağan sularda gerçekleşmesi gerektiğini açıkladı.

Özgöray, sineklere henüz lavra formundayken müdahale edilebileceğini belirterek "Sineği uçurttuğunuz zaman sivrisinekle mücadele çok çok zordur" dedi.

Havaya sıkılan ilacın sivrisineği bulma ihtimalinin düşük olduğunu kaydeden Özgöray, larvaların ilaçlanmasında ise sivrisineklerde ölüm oranının yüzde 99 ile yüzde 100 arasında gerçekleştiğini aktardı.

“EVLERDEKİ DURAĞAN SU KAYNAKLARININ TÜMÜ KURUTULABİLİR”

Evlerdeki durağan su kaynaklarının tümünün kurutulabileceğinden de bahseden Özgöray, kovaların içerisinde su bırakılmamasının bunun örneklerinden olduğunu ifade etti.

Özgöray, su depolarının kapağının kırık olması halinde sivrisineklerin buralardan girerek içeriye yumurtasını bırakabileceği uyarısında da bulundu.

"Culex" sineklerin depo, süs havuzu, kullanılmayan yüzme havuzu gibi büyük su birikintilerini sevdiğini kaydeden Özgöray, buralarda sineklerin binlerce, on binlerce üreyebildiklerinin altını çizdi.

Barajlarda ve göllerde bulunan balıklar nedeniyle buralarda sivrisinek bakımından sorun çıkmadığını ifade eden Özgöray, yine de balıkların erişemeyeceği yerler nedeniyle kontrolün gerekli olduğunu kaydetti.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.