Kanser Hastalarına Yardım Derneği: Meme kanserine karşı en güçlü silah erken teşhistir
Kanser Hastalarına Yardım Derneği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekerek, çok erken tespit edilen vakalarda tedavi başarı oranının yüzde 95’lere ulaştığını belirtti. Dernek, düzenli tarama, riskleri azaltmaya yönelik önlemler ve sağlık politikalarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
Kanser Hastalarına Yardım Derneği (KHYD) meme kanserine karşı en güçlü silahın erken teşhis olduğunu, erken tespit edilen vakalarda tedavi başarı oranının yüzde 95’lere çıktığını vurguladı.
Meme kanserinin önlenebilir bir kanser türü haline geldiğini kaydeden Dernek, düzenli taramanın ve hastalık riskini azaltmaya yönelik önlemlerin önemine işaret etti.
Kanser Hastalarına Yardım Derneği, 1-31 Ekim “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında KKTC'de kanser vaka sayısının neden çok fazla olduğunun sorgulanması gerektiğinin de altı çizildi.
KHYD Çağlayan Bölgesi'ndeki ofisinde yer alan basın toplantısında, KHYD Başkanı Ayşe Kanlıada, KHYD Genel Sekreteri Cemaliye Karadayı Numan ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi İlkiz Akrep konuştu.
AYŞE KANLIADA: EN GÜÇLÜ SİLAH ERKEN TEŞHİSTİR, YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIR VE HAYAT KURTARIR
KHYD Başkanı Ayşe Kanlıada konuşmasında, tüm dünyada ve Kıbrıs’ta ay boyunca düzenlenecek etkinliklerle farkındalığın artırılmasının amaçlandığını belirterek, “Meme kanserine karşı en güçlü silah erken teşhistir, yaşam kalitesini artırır ve hayat kurtarır” dedi.
Kanlıada, meme kanserinin dünyada en çok görülen kanser türü olduğunu söyleyerek, uzmanların meme kanserini hücrelerin ve DNA’nın bozulması, çoğalması şeklinde tanımladıklarını hatırlattı.
Bu kapsamda, 40 yaşın üzerindeki kadınların senede bir kez mamografi çektirmesi gerektiğini vurgulayan Kanlıada, 40 yaşın altındakilerin ise mamografi yerine yine senede bir kez meme ultrason taraması ya da cerrahi kontrole başvurmaları çağrısında bulundu.
Kanlıada, ailede, genetiğinde meme kanseri olanların doktorlar tarafından yönlendirildiklerini belirterek, “Yeter ki duyarlı olalım, kendimizi sevelim, kendimizi önemseyelim.” şeklinde konuştu.
Lefkoşa, Gazimağusa ve Güzelyurt Hastaneleri’nde mamografi cihazı bulunduğunu ve buralarda tarama yapılabileceğini söyleyen Kanlıada, herkesin bu merkezlere kolaylıkla ulaşabileceklerini kaydetti.
Ayşe Kanlıada, ülkede kanser vaka sayısının neden çok fazla olduğunun sorgulanması gerektiğini de aktararak, “hastalığı ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek için gösterdiğimiz çabanın ne kadarını, hastalığın ortaya çıkma riskini azaltmak için gösteriyoruz” sorusunu sordu.
"ÖNLEME, ERKEN TANI VE ETKİN TEDAVİ"
Mücadelenin üç temel bacağı olduğunu işaret eden Kanlıada, bunların hastalığı önleme, erken tanı ve etkin tedavi olarak sıralanabileceğinin altını çizdi.
Kanlıada, tüm otoritelerin, sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetim, kurum ve kuruluşların hep birlikte bir çatı altında kendine düşen görevi yapması gerektiğini aktararak, “Çünkü insanımız bunu hak ediyor” dedi.
Çevrenin insan sağlığına etkisinin büyük olduğunu belirten Kanlıada, “Soluduğumuz oksijenin temizliği çok önemli. Ama çöp alanlarında çıkan yangınlar ve bu zararlı gazları istemesek de solumamız… Herkesin bildiği ve hep gündemde olan enerji santralleri, onların da alternatif enerjilere dönüşmesi gerekiyor. Gıdaya ve suya geldiğimiz zaman orada da Tarım Bakanlığı’nın denetlemeleri, kontrol mekanizmaları önemli, devletin ciddi şekilde kontrolü ele alması ve denetleme yapması gerekiyor.” diye konuştu. Kanlıada, Tarım Bakanlığı ile Eğitim Bakanlığı’na da bu yönde gençlere eğitim verme çağrısında bulundu.
Kanlıada, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Eşi Nilden Bektaş Erhürman’ın himayelerinde kanser araştırmayla ilgili çalışmalar yapan, birçok kurum, kuruluş, birlik ve örgütün paydaşlarından oluşan bir grupları olduğunu da söyledi.
"MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR BİR KANSER TÜRÜ HALİNE GELDİ"
Erken tanının önemine dikkat çeken Kanlıada, çok erken tespit edilen vakalarda tedavi başarı oranlarının yüzde 95’lere çıktığını dolayısıyla meme kanserinin önlenebilir bir kanser türü haline geldiğini kaydetti. Kanlıada, "erken tanı yapabiliyoruz" diyebilmek için nüfusun yüzde 65-70 oranında taranmış olması gerektiğini de belirtti.
Kanlıada, bu noktada gezici hastaneler gerektiğini de söyleyerek, Sağlık Bakanlığı’nın 12 Ağustos'ta gezici hastane konusunda ihaleye çıktığını ve erken zamanda bu çalışmanın sonuçlanmasını beklediklerini dile getirdi.
Son bacakta etkin tedavinin yer aldığını aktaran Kanlıada, “Her ne kadar hasta olmayalım, riskleri önleyelim desek de elbette riskler tümden ortadan kalkmıyor. Bu yaşadığımız dünyada maalesef kanserle birlikte yaşamayı öğreneceğiz.” dedi.
Kanser sürecinin nasıl daha rahat ve sağlıklı şekilde atlatılabileceğine odaklanılması gerektiğini kaydeden Kanlıada, tanı alan bir kişinin doktora, hastaneye, ilaca zamanında ve sorunsuz olarak ulaşabilmesi, tedavisini kesintisiz olarak alabilmesinin önemine dikkat çekti. Kanlıada, hasta psikolojisinin çok önemli olduğunu da vurguladı.
Kanlıada, devlet yetkililerinden sağlık politikalarının güçlendirilmesi, çevresel kirlilik, tütün ürünleri ve kimyasal ürünlerin ciddi şekilde denetlenmesi, sağlıklı yaşam şartlarının oluşturulması, erken tanının tüm kadınlar için ulaşılabilir olması ve okullarda çocuklara bu konuda eğitim verilmesini talep etti.
Eğitim, farkındalık ve bilgilendirme çalışmalarının yalnızca ekim ayına sıkıştırılmamasını da isteyen Kanlıada, bu çalışmaların yıl boyunca sürekli olarak ve toplumun tüm kesimlerine ulaşabilecek şekilde yapılmasını istedi.
CEMALİYE KARADAYI NUMAN
KHYD Genel Sekreteri Cemaliye Karadayı Numan da "Meme Kanseri Farkındalık Ayı”nın önemini işaret ederek, “Pembe yalnızca bir renktir, önemli olan farkındalık yaratarak, erken tanı ile hayat kurtarmaktır” dedi.
İLKİZ AKREP
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi İlkiz Akrep ise insan psikolojisinin önemini vurgulayarak, “Kendimizi sevelim, kendimizi koruyalım, kendimize değer verelim.” dedi.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.