EĞİTİM
okuma süresi: 5 dak.

Moleküler biyolojideki gelişmelerin tıp dünyasına etkileri, GAÜ çevrim içi yayınında masaya yatırıldı

Moleküler biyolojideki gelişmelerin tıp dünyasına etkileri, GAÜ çevrim içi yayınında masaya yatırıldı

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Tıp Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi iş birliğinde, ‘’Moleküler Biyolojideki Gelişmelerin Tıp Dünyasına Etkileri’ ’konusunda panel düzenlendi.

Yayın Tarihi: 31/03/21 15:05
okuma süresi: 5 dak.
Moleküler biyolojideki gelişmelerin tıp dünyasına etkileri, GAÜ çevrim içi yayınında masaya yatırıldı
A- A A+

GAÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazmi Özer moderatörlüğünde gerçekleşen Panele, konuk olarak GAÜ Tıp Fakültesinden, Prof. Dr. Serpil ÜNYAYAR, Prof. Dr. Hasan ACAR, KKTC Cumhurbaşkanlığı Sağlık Özel Danışmanı Prof. Dr. Nedime SERAKİNCİ, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Gürsel ve National Institute of Standarts and Tecnology (NIST) ABD Akademisyeni Prof. Dr. Miral DİZDAROĞLU katılım gösterdi.

Prof.Dr. Serpil Ünyayar, “Moleküler Biyoloji Nedir? Tıp Dünyasında Kullanılan Moleküler Biyolojik Ürünler Nelerdir?” konu başlığında gerçekleştirdiği konuşmasında, “Biyolojik bilgiler DNA olarak bildiğimiz moleküller içerisinde şifrelenmiştir. DNA genlerin yapısı ikili sarmal dediğimiz zincir şeklinde düzenlenmiştir. Her yapı taşı nükleotid dediğimiz bazlardan oluşur. DNA molekülüyle tıpkı alfabedeki harfler gibi kalıtsal bilgiler taşınır. Moleküler biyolojinin temel materyali DNA ve RNA’dır. Bu bazların doğru dizinlemesiyle ve hücreler içerisinde doğru ifade edilmesiyle metabolizma için ihtiyaç duyulan proteinler üretilir. Moleküler biyolojinin doğru bir şekilde materyal olarak kullandığı DNA ve RNA üzerindeki önemli çalışmalar bugün gerek tarımda gerekse klinik araştırmalarda ve hastalıkların tedavisinde önemli gelişmelere yol açmıştır’ ’dedi.

Prof. Dr. Hasan Acar “Moleküler Biyolojideki Gelişmelerin Kanser Hastalarının Tanı, Tedavi ve Takibine Etkisi” konu başlığında ki konuşmasında, kanser hastalıklarında Bio belirteçlerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Acar; “Dünya moleküler tıbba gidiyor. Çok değil 15 ya da 20 yıl sonra dünyadaki birçok hastalığın takibi sadece moleküler düzeyde yapılacak. Şuanda yaptığımız ameliyatların birçoğu tarihe karışacak. Çünkü moleküler  tıp demek, başta kanser olmak üzere hastalıkların tedavisi, hastaların takibi demek. Kanser hastalarının moleküler şifrelerini çözdüğünüzde elinizde sihirli bir anahtar oluyor.” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sağlık Özel Danışmanı Prof. Dr. Nedime SERAKİNCİ, “Prostat Kanserinin Erken Tanısında İdrardaki Biyo Belirteçlerin Belirlenmesi”  başlığındaki konuşmasında, “Aslında kanser hepimizin bildiği bir şey ve kontrolsüz büyüyen hücreler şeklinde tanımlanır.  Ama moleküler biyoloji olarak baktığımızda 30-40 yıla dayanan genetik bir hastalık olduğunu anlayabiliyoruz. Daha sonra hastalığı genetik, genetik olmayan ve karmaşık hastalık olarak üçe ayırır ve birden fazla sebebin yanında çevrenin de büyük etkisi olduğunu gözlemledik. Kanseri ilaç takibiyle kontrol edilebilir seviyeye getirip, olumsuz sonuçlarını minimuma indirecek bir seviyeye çekmek gerekir. Bunu başarabilmenin tek ve en önemli yolu yeni teknolojiler aracılığıyla erken tanıdır” dedi.

“Pandemi Döneminde İmmunoprotektif Stratejiler” ve Pandemi döneminde gelişen hızlı aşı süreciyle ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. İhsan Gürsel,  “Bulaşıcı hastalıklara yönelik aşılar genelde ortalama 10-12 yılda geliştirilir. Ancak pandemi nedeniyle 2 milyona aşkın can kaybı yaşandığı için bu süreç olabildiğince hızlandı. Aşı faz çalışmalarının aşamalarından bahseden Gürsel, “Koronaya karşı virüs benzeri bir parçacık oluşturmak istendi.  Daha, her şeyi ile virüse birebir benzer fakat, enfeksiyon bulaştırma öğesi eksik RNA’sı yok. Daha sonra bu hücreleri saflaştırıp konsantre ettik, hayvanlarda etkinlik derecesini gösterdik ve en sonra klinik faz çalışması aşamasına geçildi.” dedi.

Panele ABD’den katılan, National Institute of Standarts and Tecnology (NIST) Akademisyeni Prof. Dr. Miral DİZDAROĞLU ise “Kanser Terapisinde DNA Onarımına Dayalı İlaç Geliştirme” konulu sunumunda,  DNA ve DNA hasarından söz ederek, “DNA hasarı genomun stabilitesini bozması sebebiyle, kanserin başlıca sebeplerinden biri sayılıyor. Kanser tedavisinde kullanılan birçok metodun hemen hemen hepsi, DNA hasarı yapmakta. Buradaki temel amaç kanser hücresini DNA hasarıyla öldürmek ve hastayı kurtarmak. Tabi ki ameliyat yoluyla timörün uzaklaştırılmasının yanı sıra birde iyonlaştırıcı ışınlarla, radyoterapiyle, kemoterapiyle şeklinde tedavi sağlanabilir.” dedi.

Panelin tamamını buradan izleyebilirsiniz.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.