EĞİTİM
okuma süresi: 21 dak.

Prof. Dr. Hasan Amca: “Yüksek öğretim kurumları yüz yüze eğitim için net mesaj vermeli”

Prof. Dr. Hasan Amca: “Yüksek öğretim kurumları yüz yüze eğitim için net mesaj vermeli”

Prof. Dr. Hasan Amca, yüksek öğretim kurumlarının, 2021-2022 eğitim öğretim yılında yüz yüze eğitim için mevcut ve aday öğrencilere net mesaj vermesi gerektiğini vurguladı.

Yayın Tarihi: 12/04/21 08:30
okuma süresi: 21 dak.
Prof. Dr. Hasan Amca: “Yüksek öğretim kurumları yüz yüze eğitim için net mesaj vermeli”
A- A A+

Prof. Dr. Hasan Amca öğrencilerin, akademisyenlerin ve yükseköğretim kurumu yöneticilerinin büyük bir çoğunluğunun artık kampüslere geri dönmeye ve mümkün olan her şekilde yüz yüze eğitime başlamaya istekli olduğunu ifade ederek, “Çevrimiçi eğitim almak isteyen öğrencilerin yüzdesi Nisan ayında %31'den Ekim 2020'de %43'e yükseldi. Mart 2021’de ise bu rakam %19’a geriledi. Yurtdışında okuyan öğrencilerin çoğu, makul bir süre içinde yüz yüze eğitime geçecekleri umuduyla çevrimiçi eğitime başlamak istiyor” dedi.

Prof. Dr. Hasan Amca açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kabul edilebilir geçiş sürecinin ise üç ila altı ay arası olabileceğini belirtiyorlar. Bu araştırmada, yüz yüze eğitime geçiş ve bu geçişin ekonomik etkisi, yükseköğretim açısından aşılanma ile ilgili gelişmeler, Dijital Sağlık Pasosu ve seyahat yasağının kaldırılması, mevcut en son veriler ışığında araştırılmıştır.

AŞI SAVAŞINA RAĞMEN ULUSLARARASI YÜKSEKÖĞRENİMDE İYİLEŞME DÖNEMİ

Sanayileşmiş ülkeler, prestij açısından güvenilir bir aşı geliştirmek ve kullanmak ve aynı zamanda klinik araştırma yetkinliklerini artırmak için yarışıyorlar. Bununla birlikte, bir aşamada, en hızlı korumayı elde etme potansiyeline sahip mevcut en güvenilir aşılardan birini kullanmak üzere teslim olacaklardır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da referans verilen yedi aşı markası (Pfizer / BioNTech, Moderna, Oxford-AstraZeneca, Gamaleya (Sputnik V), Sinovac, Novavax ve Janssen), COVID-19’la mücadelede öne çıkmaktadır. (https://extranet.who.int/pqweb/sites/default/files/documents/Status_COVID_VAX_20Jan2021_v2.pdf).

Nisan 2021'in ilk haftası İngiltere’de, AstraZeneca ve Pfizer-BioNTech'ten sonra ABD ürünü Moderna aşısının da kullanımına onay verilmesi bu durumu yansıtan en iyi örnektir. (https://www.gov.uk/government/publications/uk-covid-19-vaccines-delivery-plan/uk-covid-19-vaccines-delivery-plan). Birleşik Krallık hükümetlerinin girişimi, kısa bir süre içinde AB ülkelerini ve ABD hükümetini benzer adımlar atmaya teşvik etti. Rekabet halindeki ülkelerin birçoğu, prestijden vazgeçip, yüksek öğretim, üretim, turizm ve diğer hizmet sektörlerinde rekabet güçlerini geliştirerek sosyal ve ekonomik iyileşmeye odaklanmışlardır.

McKinsey & Company, tarafından yapılan son araştırmaya göre, Amerikalıların %60-70 bağışıklık düzeyinin yakalanıp sosyal ve ekonomik iyileşme ancak 2021'in ikinci yarısında başlıyor. (https://www.mckinsey.com/industries/healthcare-systems-and-services/our-insights/when-will-the-COVID-19-pandemic-end). Oxfam tarafından yapılan bir araştırma da, dünya nüfusunun yalnızca %13'ünü içeren küçük bir grup zengin ülkenin gelecekteki COVID-19 aşısının %50’den fazlasını satın aldığını ortaya koydu. Bu nedenle, dünya nüfusunun %61'ini oluşturan ülkelerin 2021'de aşıya erişimi maalesef olmayacak. Bu nedenle, COVID-19 ile mücadelede inanılmaz tıbbi gelişmelere rağmen, fakir ülkelerdeki aşı kıtlığı ve tedavide yetersizlik nedeniyle de 2020-2021'i uluslararası yüksek öğretim kurumları için zor bir akademik yıl beklemektedir. Öte yandan, IPOS tarafından yapılan bir araştırma, küresel aşılama sürecindeki beklenmedik yavaşlamanın normalleşme yolunda hükümetler için büyük bir zorluk yaratabileceğini ortaya koymuştur (https://www.ipsos.com/en/global-attitudes-COVID-19-vaccine-october-2020). Hükümetler de hala aşılamanın faydalarının hem bireyler hem de toplumlar için risklerinin çok üzerinde olduğuna halklarını ikna etmeye çalışıyorlar. Özellikle de seyahat etmesi gerekenler listenin başında yer alıyor. Hedef ülkelerin aşılara erişimi, test ve karantina iyileştirmeleri ve uluslararası öğrenciler için aşılar, küresel seyahatin önündeki engelleri hafifletecek ve uluslararası eğitim sektörünü biraz rahatlatacaktır. Bu da uluslararası öğrencilerin eğitim ve yaşam koşullarına güven duydukları ve maliyetini karşılayabildikleri ülkelerdeki yüksek öğrenim kurumlarına yönlenmelerini sağlayacaktır.

Yüz yüze eğitimin çevrimiçi eğitime kıyasla maliyet etkinliği konusundaki tartışmalar da titizlikle tartışılıyor ve zaten çok karmaşık olan uluslararası yüksek öğretim labirentini daha da karmaşık bir hale getiriyor (https://monitor.icef.com/2021/01/survey-measures-expectations-for-higher-education-delivery-in-2025/). QS tarafından daha önceki bir ankette belirtildiği gibi, COVID-19'un neden olduğu finansal istikrarsızlıktan dolayı uluslararası öğrenciler, 2021'de daha düşük maliyetli veya eve daha yakın yerlere doğru yönleneceklerdir (https://www.qs.com/how-is-COVID-19-shaping-the-higher-education-sector). Başlangıçta planlanan hedef ülkeler ve kurumlardan bu tutum ve sapma değişikliği, yakın zamanda yapılan bir QS anketinde de yansıtılmaktadır (https://info.qs.com/rs/335-VIN-535/images/Higher_Education_in_2020_-_How_COVID-19_Shaped_this_Year.pdf). Yaşanan tüm zorluklara rağmen, öğrencilerin yurtdışında yükseköğrenim görerek gelecekteki kariyer fırsatlarını artırma eğilimleri, 2021-2022 akademik yılında uluslararası eğitimciler için beklentileri umut verici kılıyor (https://monitor.icef.com/2021/01/international-survey-of-education-agents-reveals-optimism-for-2021/).

IDP Connect tarafından yapılan anket, öğrencilerin eğitimlerini ertelemek yerine, karantinaya alınmaya hazır olduklarını ortaya koymaktadır (Haziran 2020'de %77 iken Ekim 2020'de %92). Nitekim bu şartlar altında, örneğin, mezuniyet projeleri ve tasarım stüdyosu çalışmaları gibi uygulamalı dersleri olan öğrenciler, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Kuzey Kıbrıs'a geri dönmeye davet edilmişlerdir. Ancak, Kuzey Kıbrıs'taki 17 üniversitede öğrenim gören yaklaşık 17.000 son sınıf öğrencisi arasından beklentilerin ve anket sonuçlarının aksine, sadece 3000 civarında öğrenci geri dönmüştür. Bu sonuca rağmen, öğrencilerin yüksek öğrenim kurumlarıyla bağlarının güçlenmesi, kaliteli eğitim alınması ve dolayısıyla kariyer potansiyellerinin artırılması için kampüslerin açılması, yerel halkın önemli bir kısmının aşılanması koşuluyla, hala çok mantıklıdır. Bununla birlikte, dünya çapında beklenenden çok daha yavaş ilerleyen aşılanma programının aşı savaşları tarafından daha da engelleneceğine dair büyük korku (https://euvsdisinfo.eu/the-battle-for-shoulders-which-vaccine-should-be-injected/), normalleşme süresini daha da geciktirebilir. Batıda doğu ve doğuda da batı yapımı aşıların güvenilirliğinin ve etkililiğinin sorgulanması, komplo anlatılarıyla daha da güçlendi ve öğrencilerin ve ebeveynlerin zihnleri daha da bulanıklaştı.

SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN DİJİTAL SAĞLIK PASAPORTU

Uluslararası yüksek öğretim sektörünün önündeki en büyük engel seyahat yasağıdır. Bu nedenle sağlık ve teknoloji şirketleri, kapasitelerinin önemli bir oranını seyahat yasağının kaldırılmasına yardımcı olacak çözümler geliştirmeye odaklıyor. Bu amaçla geliştirilen en iyi çözümlerden birisi de yolcuların COVID-19 virüsü taşımadığını doğrulamak için kullanılacak olan Diji0tal Sağlık Pasaportudur. Dijital Sağlık Pasaportu, COVID-19 aşısını veya doğrulanmış bir dijital platformda depolanan test sonuçlarını, insanların onaylanmış ülkelere seyahat etmelerini sağlamak ve karantina gibi ekonomik olarak maliyetli süreçlere olan ihtiyacı ortadan kaldırmak için kullanacaktır. Karantina ihtiyacının ortadan kaldırılması, öğrencilerin 2021-2022 öğretim yılında kampüste yüz yüze eğitime başlayabilmelerini daha da olası kılacaktır. Örneğin, IBM “Digital Health Pass” (https://www.ibm.com/products/digital-health-pass), kuruluşlara insanların, okul, stadyum işyeri, eğlence veya seyahat alanlarına sorunsuz alınabilmeleri için tasarlanmıştır. Ekim 2020'de “United Airlines” ile yapılan başarılı denemenin ardından, dört büyük havayolu daha Aralık 2020'de uluslararası seyahatler için CommonPass (https://commonpass.org) adında bir Dijital Sağlık Kartını, yolcuların COVID-19 durumlarını elektronik olarak belgelemelerine ve uçağa binerken veya bir sınırı geçerken kullılmasına  başlanmıştır. Bu uygulamalara benzer, geleneksel bir güvenli seyahat yöntemi de sarıhumma ve sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar için, uçağa binerken veya gümrükten geçerken aşı kartlarının kullanımıdır ki birçok Afrika ve Asya ülkesine seyahat ederken aşı kartı zorunluluğu bulunmaktadır. Seyahat yasağını mümkün olan en kısa sürede kaldırmaya yönelik ekonomik baskı altında birçok ülke, özellikle de uluslararası öğrenci kabul eden ülkeler, seyahat sırasında yolcuların virüsten arınmış olduklarını kanıtlamak için çeşitli yöntemler geliştirmektedirler. Ancak, tüm bu çabalar aşı savaşları nedeniyle hala ciddi bir risk altındadır. Çünkü, ortada bu kadar büyük bir pasta (aşıdan elde edilecek gelir) varken, ülkeler bazı aşıları onaylıyor ve destekliyorlar, diğerlerini reddediyorlar. Örneğin, yurtdışında öğrenim gören Çinli yükseköğrenim öğrencileri Sinovac aşısı yapındı diye AB, Avustralya, Kanada, İngiltere ve ABD’ye seyahat etmeleri oldukça zorlaşacaktır. Soru şu ki, üç milyon civarında Çinli öğrencinin sırf Sinovac aşısı yapındılar diye bu ülkelere seyahat etmeleri engellenebilecek mi?

YÜZ YÜZE EĞİTİM İÇİN KAMPÜSLERE DÖNÜŞ

İngiltere, Temmuz 2020'de seyahat koridoru adını verdiği ülkelerden gelen yolculara sınırlarını açacağını duyurmuştu. Özellikle de uluslararası öğrencilerin artık karantinaya alınmayacağı açıkça belirtildi. Kısa bir süre sonra Almanya, Fransa ve İtalya gibi diğer AB ülkeleri de İngiltere'yi takip ettiler ve benzer girişimler başlattılar. Amaç, öğrencileri üniversite kampüslerinde fiziksel olarak bulunmaya teşvik etmekti. Bu arada, ABD üniversiteleri buna benzer kolektif bir hareket geliştiremediler. Bu dönemde çok sayıda öğrenciye virüs bulaşmış ve bu öğrenciler ve aileleri kampüslerin açılması politikasında birçok ciddi sorun yaşamışlardı. Bu arada 14 gün odalarına kapatılan öğrenciler de ciddi ruh sağlığı sorunları yaşamışlardı. ABD ve İngiltere'nin yüz yüze eğitim için üniversiteleri açışıyla, COVID-19'dan ölüm oranları da artmıştı. Daha sonra virüsün Noel ve yılbaşı dönemlerinde daha da yayıldığı gözlemlenmişti, ABD ve İngiltere'de yükselen enfeksiyon oranları nedeniyle uluslararası öğrencilerden ve ebeveynlerinden sağlık ve güvenlikle ilgili endişeler de artmıştı. Üniversitelerin yüz yüze eğitime açılmasıyla birlikte 2020 Eylül ayının son haftasından itibaren İngilterede COVID-19 vakalarında korkutan artış www.worldometer.info’dan alınan aşağıdaki tabloda da görülebilir.

ABD’de de kampüslerin açılmasının ardından Ekim 2020'nin ikinci yarısında İngiltere'deki gibi COVID-19 vakalarının sayısında benzer bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, eğitime başlama ile COVID-19 vakalarının artışı arasındaki ilişki hiçbir zaman bilimsel verilerle teyit edilmemiştir. Bu arada İngiltere hükümeti kampüsleri kapama yerine, koruyucu tedbirleri artırmış, COVID-19 vakalarını azaltmak için çok etkili bir yöntem olan "balon" konseptini ve NHS COVID-19 App uygulamasını başlatmıştı. Yurtlarda her katta en fazla 6 kişi, sınıflarda her grupta en fazla 6 kişi olmak üzere 6 kişiyle sınırlı gurup (balon) konseptini uygulamaya koymuştu. Restoranların ve benzeri yerlerin girişinde NHS COVID-19 uygulaması ile QR kodunu taramadan kişiler içeri alınmıyordu. Teorik dersler çevrimiçi olarak yürütülürken, stüdyo ve laboratuvar dersleri uygun ortamlarda yüz yüze yürütülmekteydi. Öğrencilerin merak ve endişelerini gidermek için sürekli e-posta göndererek, her öğrencinin her mesajına anında yanıt verercek bir sistem kurulmuştu. Üst sınıf öğrenciler, yeni kayıt yapan öğrencilere, yurtlar, kurs ortamları, alışveriş gibi konularda rehberlik etmek için mentor olarak istihdam edilmişlerdi. Noel tatilinin ardından kademeli bir “kampüse dönüş” programı uygulanacaktı. Örneğin, British Connections'ın (www.britishconnections.com) 3 Aralık 2020 tarihli son makalesine göre, Birleşik Krallık'ta 4-18 Ocak tarihleri ​​arasında tıp öğrencileri kampüse dönecekler, diğer tüm öğrenciler, 25 Ocak'tan 7 Şubat'a kadar iki haftalık bir süre içinde kademeli olarak kampüslerine döneceklerdi.

IDP Connect “International Student Crossroads III” tarafından 19 Kasım 2020’de yayınlanan araştırma, öğrencilerin Pandemi sırasında üniversiteleri açık kalan ülkelere yönelik giderek daha olumlu algıya sahip oldukları ortaya çıktı. Pek çok öğrencinin, yüz yüze eğitim hedeflerine ulaşmak için hedef ülkelerini değiştirmeye istekli oldukları da ortaya çıktı. IDP araştırmacısı Elle Butler, yaptığı analiz, öğrencilerin sonunda yüz yüze eğitime geçecekleri umuduyla online eğitime başlamaya giderek daha istekli olduklarını göstermekteydi. Salgın sırasında kampüslerini açık tutan ABD ve İngiltere gibi ülkelere yönelik de çok olumlu izlenime sahiptiler. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi sınırlarını uluslararası öğrencilere kapayan ülkeler, eğitim ve değerlendirme kalitesinin zayıflaması nedeniyle uluslararası öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştı. Özellikle, parlak öğrenciler, sınavlarda hile yapmanın ve usulsüzce profesyonel destek almanın normalleştiği bilgisiyle, online eğitim ve sınav sistemine karşı ciddi bir tepki ortaya koymaktadır. Bu durum yükseköğretim üzerinde de kalıcı bir hasar yapmaktadır. Uzaktan eğitim ve sınav sisteminin mevcut yapısının, iyi öğrencileri zayıflardan ayırabilme yeteneğinin olmayışı tepkileri daha da artırmaktaydı.

QS (Mart 2021) araştırması, mevcut yüksek öğretim öğrencilerinin %58'inin yüz yüze öğretimi tercih ettiğini, katılımcıların %60'ının çevrimiçi (online) öğretimi çok etkili bulmasına rağmen, yanıt verenlerin yalnızca %19'unun çevrimiçi öğretimi tercih ettiğini göstermektedir. Öğrencilerin sadece %26'sı kendilerine teklif edilirse aşı olmak istemediklerini belirtmiştir. Ankete katılanların %50'si, üniversitelerinin bulunduğu ülkeye seyahat etmeden önce aşı yaptırmaları gerektiğini düşünürken, %23'ü aşılanmamaları gerektiğini düşünüyorlar. Katılımcıların %68'i eğitimlerini ertelemek yerine hedef ülkede karantinaya alınmayı kabul ediyor. Karantina için ise hoteller yerine yurt binalarını tercih ediyorlar.

KAMPÜSTE YÜZ YÜZE EĞİTİM VE EKONOMİK ETKİLERİ

Pandeminin tetiklediği en dramatik değişikliklerden birisi de uluslararası öğrenci kayıtlarındaki telafisi mümkün olmayan düşüş ve üniversiteye kabul süreçlerinin yeniden şekillendirilmesidir. Şubat 2020'de Forbes tarafından yapılan bir araştırma, bu düşüşün nedenlerini üç başlıkta toplamıştır. (https://www.forbes.com/sites/avivalegatt/2020/02/24/3-impacts-of-coronavirus-on-college-admissions):

  1. Çin gibi başlıca uluslararası öğrenci gönderen ülkelerde TOEFL, IELTS, SAT, ACT, GRE ve GMAT dahil olmak üzere ana giriş sınavlarının 2020 Şubat ve Mart dönemlerinin iptali.
  2. Beijing Overseas Study Service Association (BOSSA) tarafından Şubat 2020'de yapılan araştırmaya göre, 2018-2019 akademik yılında ABD'deki uluslararası öğrencilerin üçte birine ulaşan Çin'li öğrenci kaydı, 2020'de %36 düşmüştür. Bunun nedeni, Çinli öğrencilerin COVID-19 salgını nedeniyle yurtdışında eğitim planlarını değiştirmeleridir (https://www.bossa-cossa.org). Ayrıca, 2021 için Çin makamlarının yurtdışında eğitim programlarını iptal edişi ve ABD'de okuyan bazı öğrencilerin ABD’ye geri dönememeleridir.
  3. Kurumsal ve bireysel servette azalma: Kolej Stres Testine göre, üniversiteler dört faktörde kendi kendini sınava tabi tutmaktadır; 1) yeni öğrenci kaydı, 2) mevcut öğrencileri tutma, 3) devlet ödenekleri gibi dış fonlara erişim ve 4) öğrenci başına alınan net gelir. Yeni öğrenci bulma ve var olan öğrencileri tutma, öğrenci hareketliliğinin azalmasından olumsuz yönde etkilenecektir. Dış finansmana erişim ise yakında gerçekleşeceğinden korkulan ekonomik durgunluktan olumsuz etkilenecektir.

COVID-19 bu faktörleri, özellikle öğrenci alan ülkelerde olumsuz bir şekilde etkilediğinden, öğrencilerin ve kurumların, yüz yüze eğitim başta olmak kaydıyla, tüm olası senaryolara hazırlanmaları kritik öneme sahiptir.

Akreditasyon ve derecelendirme organları ile ilgili olarak, mevcut yapısı ve uygulamalarıyla çevrimiçi eğitim, temel eğitim gereksinimlerini karşılayamaz ve bu nedenle eğitim, ölçme ve değerlendirmenin kalitesini düşürebilir. Çevrimiçi eğitim ve değerlendirme, genel olarak sınavlarda hile yapmayı normalleştirdiğinden, mevcut ölçme ve değerlendirme yöntemleri eğitim kalitesi üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Örneğin, üniversite sıralama sistemleri; araştırma, gelir, itibar ve verimlilik, uluslararası görünüm, endüstri gelirleri olarak üniversitelerin performansını değerlendirmektedirler (www.timeshighereducation.com, www.qs.com). Online eğitimde, araştırma olanakları, uluslararası çeşitlilik ve endüstri etkileşimi algılanamaz ve dolayısıyla öğrenciler tarafından algılanamaz. Bu nedenle, üniversiteleri çevrimiçi eğitim etkinliğine dayalı olarak karşılaştırmak ne kolay ne de adil olacaktır.

Yüksek öğretim sisteminin başarısı, her yıl çok sayıda öğrencinin bir servet getirdiği ABD ve İngiltere gibi bazı ülkeler için büyük bir anlam ifade etmektedir. ABD'de 1,1 Milyon uluslararası öğrenci 44,7 Milyar dolar gelir ve yılda 460.000 kişiye iş yaratıyor (https://www.reuters.com/article/us-usa-immigration-students-economy-expl-idUSKBN2492VS). İngiltere'de 550.000 uluslararası öğrenciler yılda 1,4 Milyar GBP gelir ve 35.000 kişiye iş yaratıyor (https://www.gov.uk/guidance). Kanada 642.000 uluslararası öğrenciden 22 Milyar dolar ve 170.000 kişiye iş kazandırıyor (https://www.international.gc.ca/education/strategy-2019-2024-strategie.aspx?lang=eng) ve Avustralya'nın uluslararası öğrencilerden geliri 9 Milyar dolar (www.vu.edu.au).

YÜZ YÜZEYE DÖNÜŞ YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARININ GELECEĞİNİ GÜVENCEYE ALABİLİR

COVID-19 salgınından sonra üniversiteler toparlanmak için bayağı zorlanacaklar ve kampüslerini en erken zamanda açıp öğrencilerini geri getirebilenlerin iyileşme şansı daha yüksek olacak. Bazıları için iyileşme hayatta kalmak anlamına gelirken, bazıları başarılı acil durum planları ve iyileşme programlarını ne kadar hızlı yaptıklarına bağlı olarak pandemiden fayda sağlayacak ve aşılama, Dijital Sağlık Geçişi uygulamaları, eğitimi normalleştirmek ve kampüslerini öğrencilere açan kurumlar öğrencilerin güvenini yeniden kazanacaklardır. IDP Connect CEO'su Simon Emmett'in mesajında ​​açıkladığı gibi, üniversitelerin öğrencilerine ve akademisyenlerine net bir şekilde "Kampüslerimiz açık, sizleri bekliyoruz" mesajı vermeleri çok önemlidir. “Kampüslerimiz kapalıdır” mesajını veren üniversitelerin gerçek bir risk altında olacağı aşikardır. 2020-2021 akademik yılı yükseköğretim açısından kaybolan bir yıldır. Bu nedenle, 2021-2022 öğretim yılında tüm sektörler yüz yüze eğitim için birlikte hareket ederek, öğrencilerine kampüslere dönmeleri için net bir mesaj vermek için ulusal bir kampanya yapılmalıdır. Çok geç olmadan.”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör