Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 17 Nisan 2018, Salı

Eğilimlerin dili ile gelip geçiyor olan gelecek

Paylaş  
30
2
29

Gelecekle ilgili eğilimler üzerine yorumların giriş cümlesi ayni.

Ağız birliği etmişçesine ya hakikatler ile ilgili bilgilendirme yapıyorlar ya da bizi bir şeylere inandırmaya ve yönlendirmeye çalışıyorlar.

Söylenen üç aşağı beş yukarı şu:

Dünya her alanda krizlerle dolu uzun sürecek bir dönemin içinden geçiyor.

Bunların birçoğu artık sınır tanımayan krizler.

Ekonomik krizler artık bir ülkeyle sınırlı kalmıyor, hemen etkisini tüm dünyada hissettiriyor.

Çevresel krizler de öyle.

Sosyal içerikli duruş ve protestolar, diğer ülkelerdeki benzeri hareketleri tetikliyor ya da ilham veriyor.

Göçler artarak sürüyor. Bundan dolayı ırkçılık ve mezhep çatışmaları da artış gösterme eğiliminde.

Tüm bu söylenenlere tereddütlü yaklaşmamın sebebi de bu sınır tanımayan problemleri çözmek için ülkelerin kendi egemenliklerinden ödün vermek zorunda kalacaklarının ima ediliyor olması.

Genel resmi ortaya koyduktan sonra, konu başlıklarına göre bölgesel ya da dünya ölçeğinde ülkeler üstü konfedere kurumlar çözüm olarak adres gösteriliyor. Bu kurumların yaptığı çalışmalar da ileriye yönelik işbirliği modeli olarak bir yerde pazarlanıyor.

Diğer enteresan öngörü de yerel yönetimlerin merkezi yönetimlere göre güçlenecek olması.  Şimdiden yerel yönetimlerle ortak işbirlikleri ve projelere gidilmesinin doğru bir strateji olacağı söyleniyor. İş planlarınıza bunlarla ilgili projeleri entegre edin deniliyor.

Yerel yönetimlerin özerkliklerinin artacağı, buna göre pozisyon alınması gerekliliğinin altı çiziliyor.

Geleceği belirleyecek eğilimler neler?

Nüfus yapısı değişiyor.

1950’de 2 milyar olan nüfus.

Bugün 6 Milyar.

2050 yılında 9,5 Milyar olacak.

Amerika’nın nüfus artış hızı düşse de artmaya devam edecek.

Afrika 2050 yılına kadar bugünkü nüfusunu ikiye katlayıp bir Amerika kadar artırmış olacak.

Afrika’nın tüketim için büyük bir Pazar potansiyeli var.

Buradan yansıyacak olan iç savaş, askeri müdahale gibi haberleri bu eğilim ve potansiyel ışığında değerlendirmek lazım.

Asya’nın nüfusu da artmaya devam edecek.

2050 yılında, Asya için öngörülen artış ise bugünkü iki Avrupa kadar nüfusunun artması.

Asya, Afrika’ya göre tüketime halihazırda daha yatkın bir Pazar.

Bundan dolayı ABD önceliğimiz Asya Pasifiktir diye ortaya koydu.

Hesap ortada.

Avrupa bu görüntü içinde 2050’de nüfusu bugüne göre 10% küçülecek ve daha da yaşlanan bir nüfusa sahip olacak. Pek iç açıcı bir görünüm vermiyor.

Dünyadaki öngörülen bu nüfus artışı ile 10 Milyon kişinin üzerinde nüfus barındıran sayısız dev kentler oluşacak.

Şu anda dünya nüfusunun 50% şehirlerde yaşarken 2050 yılında bu 70%’e çıkacak. Bundan dolayı siyaset şehirlerde örgütlenen halk ayaklanmalarına müsait kırılgan bir hale gelecek.

Batı ekonomilerini ve büyük şirketleri bekleyen zorluklar ne?

Kar azalıyor. Kar artışı olanların da kar marjları düşüyor.

Küresel rekabet artıyor.

Arz çok, talep az ve seçenek bol.

Bunun karşısında altı çizilerek söylenen küçük girişimcilerin büyümenin gerçek anahtarı olacakları.

Bu zorluklarla mücadeleye nereden başlanmalı?

Yeni tüketici profilini çok iyi anlamak lazım.

Geçmişteki tutucu, sadık ve az bilgili tüketici artık yok.

Bilgi çağından dolayı zeka IQ düzeyinde 20% artış var olduğu söyleniyor.

Seçeneklerin bol olmasını isteyen, birçok konuda bilgi sahibi olan ve daha fazla bilgi almak isteyen,  güvenmeyen, sorgulayan bir tüketici kitlesi var.

Gıda güvenliğine ve obeziteye önem veren bir tüketici kitlesi bu.

Diyetine ve egzersiz yapmaya önem veren.

Sağlıklı yaşamaya çok daha fazla kafa yoran.

Sağlıklı ve çevre ile uyumlu evlerde oturmaya, ofislerde çalışmaya çok daha fazla önem verecek bir tüketici kitlesi.

Artan nüfus ve temiz enerjiye olan hassasiyet de enerji problemini uzun bir süre gündemde tutacak.

Enerji kaynakları gelişiyor ve değişiyor.

Rüzgar ve güneş enerjisi daha da ön plana çıkacak.

Enerji ile ilgili tabular yıkılacak. Örneğin elektrikli otomobil hayatımızın önemli bir parçası olacak diye de ekleniyor.

Teknolojideki gelişim tüketici davranışlarını nasıl etkiliyor?

8 Milyar cep telefonu ve 3 milyar internet abonesi var.

Bireyler artan bir şekilde kendi çevresinin lideri oluyor.

Verilen istatistikler çok etkileyici.

Tüketicilerin %10’nu, %90 ‘ı yönlendiriyor.

%90 arkadaş tavsiyesi ile alışveriş yapıyor.

%70 televizyon ve radyo reklamlarından kaçıyor.

Tüketiciler memnuniyetsizliklerini derhal paylaşıyor.

Ama her 100 memnuniyetsiz müşteriden 4’ü şikâyetlerini firmaya bildiriyor.

Büyük risk. Şirket gıyabında yargılanıyor ve karar veriliyor. Şirketin haberi yok.

Yenidünya düzenin temel yapı taşları ve kuralları neler?

Her şeyi görüntüleme olanağı.

Cep telefonu ile konuşma.

Konuşmadığında da Facebook, twitter ve daha nice sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla ‘’beğenilenlerin’’ kamuoyu oluşmasında artan etkisi.

Olduğundan daha da büyük olan internet ve Google gibi arama motorlarının kullanımı.

Her şey çok hızlı yayılıyor.

Şirketleri ne yapmaya zorluyor?

Ezber bozup yeni pazarlama stratejileri yapmaya mecbur kılıyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, artık iş planlarının olmazsa olmazı.

Halkla ilişkiler. Eksiden reaktifti şimdi proaktif.

Kurumsal itibar yönetimi.

En değerli sermaye, itibar.

İtibar yoksa güven de yok

Başarılı şirket olmanın gerekleri nelerdir?

Dinle.

Sohbet et.

Özen göster.

Ürün ve verilen hizmetler ile tecrübeleri içeren öyküler anlat.

Deneyimler sun.

Tüm bunları yalnızca müşterine değil, çalışanlarına, tedarikçine içinde bulunduğun senin ürünlerini hizmetlerini alan ya da almayan topluma bir bütün olarak sun.

***

Bu yenidünyada birey ve toplum olarak yerimizi almaya hazır mıyız?

Yoksa Kıbrıs sorununun çözümünden sonra mı bu işlere kafa yoracağız?

Doğu Akdeniz de her sabah kalkıp bu konular bize çok lüks deme rahatlığının keyfini sürüyoruz.

Bu da bizim gelip geçiyor olan gelecekle ilgili tercihimiz.

‘’Olduğu kadar olmadığı kader’’ hayat felsefesine kendimizi çok daha yakın hissediyoruz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Eylül 2018, Pazartesi    Ayıp olan hangisi?
13 Eylül 2018, Perşembe    Çocukluğumdan arda kalanlarla İsmet Kotak
9 Eylül 2018, Pazar    "Vahşi atların’" talimi ekip işidir
3 Eylül 2018, Pazartesi    Siyasette boşluk nereye kadar sürer?
15 Ağustos 2018, Çarşamba    ‘’Geri besleme’’ hakkı
12 Ağustos 2018, Pazar    (Kumsal) Meriç Sokağı çocukları  
30 Temmuz 2018, Pazartesi    ‘’Zurna’’da olur
2 Temmuz 2018, Pazartesi    Kaçacağımız yerin hayalive pazarlığı
24 Haziran 2018, Pazar    Bahse girecekseniz
21 Haziran 2018, Perşembe    İnce’ye zaman yetecek mi?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Ayıp olan hangisi?
Cenk UZUNOĞLU | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Liderlerin söylemleri sonucu seçim döneminde yaratılan değişim rüzgârı ile sorunların çözümüne yönelik oluşan pozitif algının aslında boş bir umut olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Sorumluluk elbette halktan değişim ...
Çocukluğumdan arda kalanlarla İsmet Kotak
Cenk UZUNOĞLU | 13 Eylül 2018, Perşembe
Çocukluğumdan arda kalanlarla İsmet Kotak
Siyasi tarihimiz içerisinde hem siyasetçi hem de gazeteci olarak İsmet Kotak gelecek nesillere de rol modeli olacak kalitede bir kişilikti.
Dün gazetede oğlu Tonguç’un anma ...
"Vahşi atların’" talimi ekip işidir
Cenk UZUNOĞLU | 9 Eylül 2018, Pazar
Siyasetin sorunlara çözüm üretememe sebebini tanınmamış bir ülke olmanın getirdiği sonuç olarak değil, toplumsal bir hal alan yönetim zafiyetinde aramak lazım.
‘’Yönetim’’ kelimesi içinde birçok alt kategoriyi barınd...