Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 3 Eylül 2018, Pazartesi

Toprağa sevgiyle akıtılan alın terinin önemi ve ulusal dava!

Paylaş  
6
5
6

Yeşilırmak köyüne çok sık giderim...

Babamın köyüdür Yeşilırmak...

Her fırsatı değerlendirir; yaz veya kış demem, gider mutlaka Doğan’ın Dillirga’da, deniz kenarında otururum...

Deniz pırıl pırıl ve esinti resmen ruhsal tedavi!

 

-*-*-

 

Toprak çok önemli...

O toprak, atalarımın, akrabalarımındır...

Ekilebilir arazisi sanırım bin dönüm bile değildir Yeşilırmak’ın...

Ama her karışı toprağı değerlendirilir...

Çok bakımlıdır...

Çilek, üzüm, kolokas ve akla gelen her türlü meyve sebze yetiştirilir...

Şimdilerde sevgili Salahi Atalar yeniden muz ekmeye başladı...

Ağaçların yemyeşil görüntüsü muhteşem; meyve henüz olgunlaşmadı ama piyasa eminim “yerli muz”a bayılacak...

Özlemiştik...

Ve yerli muz özlemimizi, Euro’nun TL karşısındaki yükselişi bizi yuro yuro davul edinceye kadar güneyde gideriyorduk...

Şimdi yeniden bizim de “yerli muz”umuz olacak...

 

-*-*-

 

Dün sabahın çok erken saatlerinde Kormacit’e gittim...

Tek başıma...

İkinci İnce Av başladı...

Fassa vuracağız hesabıyla, saati çok saçmaladık, iki saat arabada uyudum sayılır...

Tam 06.00’da uyandım, baktım cav cuv millet atmaya başladı!

Kormacit ile Akdeniz köyü arasındaki ormanlık arazide ciddi fassa buldu avcılar diye düşünüyorum...

Ben mi?

“Yapraksayiga havaga!”

Boş!

Aslında boş sayılmam...

Çok güzel bir harnup dalı buldum, bıçakla oturup temizledim, nefis bir yürüyüş değneği oldu...

Bayılırım doğadan topladığım dallardan, yürüyüş değneği veya sopa hazırlamaya...

 

-*-*-

 

Yeşilırmak’tan Kormacit’e geçtik; ne alaka?

Geleceğim...

Bu soruyu sorduğunuzdan eminim...

Kormacit, Maronit kardeşlerimizin en önemli köyü...

Osmanlılar geldi... Sene 1571...

70’e yakın Maronit köyü vardı Ada’da...

Osmanlılar gitti... Sene 1878...

Sadece 4 Maronit köyü kaldı...

Osmanlılar derken, sakın “aşağıladığım” yargısına kapılmasın kimse ama 1974’te Osmanlıların torunları bir daha geldi...

Her iki gelişe itirazım yok...

Ancak ikinci gelişle birlikte Maronit köyleri dörtten yarıma düştü...

Neyse ki kapılar açıldıktan sonra yani 2003’lerden bu yana; 1974’te güneye kaçan Marontiler, çocukları ve torunları, yeniden Kormacit’e, yani o yarım hatta bir urup kalan köylerine geri dönmeye başladı... Kesin dönüş olmasa bile, evlerini tamir ettiler...

Kormacit bir canlandı, bir canlandı ki; şu anda o köye hastayım... Karpaşa da kımıldadı ama yeterli değil... Bu arada sahi, ne oldu Maronitlerin öteki iki köylerine dönüşleri?

 

-*-*-

 

Neyse, bu meseleye başka yazıda geçeriz...

Kormacit’te evler pırıl pırıl...

Yahu bir ev bu kadar mı temiz, bu kadar mı güzel boyanmış, bu kadar mı bahçesi düzenli olur?

Öperim o elleri...

Peki neden Kormacit çok bakımlı ama bizim “ganimet” köyler salya sabun?

 

-*-*-

 

İşte Yeşilırmak!!!

O da çok bakımlı ve her karışı ekiliyor, değerlendiriliyor!

 

-*-*-

 

Efendim; “ganimet kültürü”...

Kuzey Kıbrıs’ta toprağın neredeyse yüzde 90’ı “bizim” değildir...

Ganimettir...

Eğretidir...

Yasadışıdır...

Çözüm şarttır...

Beytambal galsındır!

Bilmem anlatabildim mi?

 

-*-*-

 

Çözüm olmadığı sürece; üzerinde yaşadığımız toprakların Kormacit ve Yeşilırmak gibi “bizim olan” veya üzerinde yaşayanlara ait olanları dışındakiler, bakımsızdır, çöplerle doludur, yıkık döküktür...

 

-*-*-

 

Kıbrıslı Rumlar da üzerinde yaşadıkları topraklara, haliyle “Kıbrıs’a”, tıpkı Yeşilırmaklılar ve Maronitler gibi; “çocuklarıymışçasına” özen ve sevgi gösterir...

 

-*-*-

 

Her zaman verdiğim bir örnek var; Trodos Dağları’ndaki köyler muhteşemdir... Ama özellikle de Agros...

Bin kadar nüfusun yaşadığı Agros, bin 100 metre yükseklikte bir yamaç üzerindedir...

Süper temiz, bakımlı bir köy... Turist kaynıyor... Nefis bir suyu var ve o su şişelenip satılıyor...

Pırıl pırıl.

Gül ekiyorlar, gülden her şeyi üretiyorlar...

Kıç içi kadar toprak, bakımlı, ekili ve sulanıyor...

 

-*-*-

 

İnsanlar toprağa, sevgiyle alın terini akıttı mı, her ürün daha kalitelidir...

Yeşilırmak’ı anlatışım bundandır.

Kormacit’i örnek verişim de bundandır.

O köyde yaşayanlar, kendi topraklarına sahip çıkıyorlar...

Yolunuz düşerse, EOKA’cılığıyla da ünlüAgros’a mutlaka gidin...

Kıbrıslı Türkler veya Kıbrıs’ta yaşayan Türkler olarak, o dilinizden düşürmediğiniz ulusal davanızı neden ve nasıl kaybettiğinizin fotoğrafını göreceksiniz!

Mesele toprağa sahip çıkma meselesidir.

Çıkmadık!

Davayı orada da, çıkanlara karşı kaybettik!

Bu yüzdendir, tüm Dünya’da, “Kıbrıslı” dendi mi, Rumlar akla geliyor...

Ada’nın sahibi onlarmış gibi kabul ediliyor...

E siz sahip çıktınız da birileri kabul etmedi mi?

Sahip çıkın, görün bakın o zaman nasıl kabul görürsünüz!

Ama sömürmeye kalkarsanız, sözde stratejik veya jeopolitik çıkarlarınız için kullanmaya kalkarsanız, gülünç duruma da düşersiniz...

                                                                   

Güvenlik ve garanti meselesi,  asker – silah değildir, eğitimdir!

 

Sayın Mustafa Akıncı...

Ekselansları, KKTC Cumhurbaşkanı...

Günaydın efendim...

Sayın cumhurbaşkanı, neymiş?

Bir turist kardeşim, Girne’de, Kordonboyu’ndaki çocuk parkında uyuyormuş!

Turist!

Mart 2018’de en son Ada’ya giriş yapan bir turist!

Turistik mekan, çocuk parkı!

Tam bir insanlık dramı aslında!

Neyse!

Küfür etmiş birisine!

O birisi de 184 promil alkollü haldeyken, turist kardeşimin uyuduğu çocuk parkına gelmiş; sabahın 04.00’ı... Elinde ekmek bıçağı! İki kez sokuvermiş; kaçmış, 45 dakika sonra da yakalanmış ve mahkemeye çıkarılmış!

Hani New York’a gidiyordunuz ya!

Güvenlik ve garantiler, ellerinizde öper efendim...

Çizmeler boyalı mıydı?

Hem olayı aktarayım, hem de belki alırsınız veya alma yetkiniz vardır diyerekten, tek tek basaraktan, güvenlikten, garantiden, çözümsüzlükten...

Derken!

Selamlar saygılar efendim...

Çekmiş bıçağı, iki kez sokmuş!

Uyurken!

Yani demek istiyorum ki; insanların can güvenliğinin, Kıbrıs sorununun çözümü ya da çözümsüzlüğü ile alakası ve ilgisi yoktur...

Bilmem anlatabildim mi?

Katil katildir!

Katilin milleti olmaz ki!

Polisiye tedbirler en iyi şekilde alınır; memlekete kimse turist diye girip de siddin sene parkta uyumaz; falan ve de filan yani...

Kimse ne sizi kandırsın; ne de siz bizi kandırın Ekselansları Sayın Cumhurbaşkanı!

Güvenlik ve garanti; “eğitimdir”...

“Silah ya da asker değildir” diye düşünüyorum ve Amerika seyahatinizle bağlantılı olarak, “in advance”, iyi yolculuklar diliyorum...

                                                                       

Devlet var mı yok mu?

 

Gönyeli – Güzelyurt yolu durdu.

Ara emrine takıldı...

Alt – üst geçit meselesinden bahsediyorum.

Belediye Başkanı Ahmet Benli’nin iyi niyetinden zerre şüphem yok...

Başkan Benli’nin Gönyeli Belediye Bulvarı’yla ilgili projesinde de iyi niyetinden hiç şüphe etmiyorum. Orada da şanssızlık peşini hiç bırakmadı...

Ama ara emri alıp da Gönyeli – Güzelyurt yolu üzerindeki alt – üst geçit projesini durduranların da haksız olduklarına inanmıyorum...

Peki burada mesele nedir?

Sadece burada değil, Lefke – Güzelyurt yolunun bitirilememesinde; Lefkoşa Çevre Yolu’nun çökmesinde; hatta sanırım şu anda Girne – Lefkoşa yolunun “çalışılmıyor” olmasında en büyük eksiklik nedir biliyor musunuz?

“Devlet”tir!

Ortada “devlet” olmayınca böyle oluyor!

Sevgili Savaş Boransel, yine Finlandiya’ya tatile gitti ve döndü...

Geçen gün yolları konuşuyorduk; “... Gardaş, Finlandiya’da bir yol inşaatı başladıysa, bitirilir” dedi...

Savaş’a sordum, “peki neden Finlandiya’da bitiriliyor da bizde bitirilmiyor?”...

Yanıtladı: “Orada devlet var gardaş!”...

“Pseftogratos” diyorum, canınız sıkılıyor!
E ne deyim?

Ne deyim?

Siz söyleyin; “Yaşasın KKTC mi?”...

E yok da!

                                                                      

Lali Esposito

Arjantinli 26 yaşındaki model, aktris ve şarkıcı Lali Esposito... Kendi ülkesinde, geçtiğimiz gün, başrolünü oynadığı "Acusada" (Zanlı) filminin tanıtımıyla ilgili bir etkinlikte görüntülendi... Çok güzel bir kadın...

                  

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
5
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
4 Eylül 2018, Salı
Ahmet Bakarak         - Gazafana
Gardaş, yoldaş
Sende ganımet malında öttürdün diye bakmadın gaynattın malına.
Mal kendinde degilse öyle olur.
Çok çok çıkarcı olur.
Sen ne zaman evcil oldun?
Haberimiz yok.
Olumlu dünya, gezde husol.

YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Eylül 2018, Salı    Barış Burcu ve hizaya gelmek!
24 Eylül 2018, Pazartesi    Özel yaşama girmemek esas olmalıdır
23 Eylül 2018, Pazar    Eyvallah- İnşallah!
22 Eylül 2018, Cumartesi    Gelecek endişem korkunçtur!
21 Eylül 2018, Cuma    Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
20 Eylül 2018, Perşembe    Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
19 Eylül 2018, Çarşamba    Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Barış Burcu ve hizaya gelmek!
Serhat İNCİRLİ | 25 Eylül 2018, Salı
Barış Burcu ve hizaya gelmek!
Barış Burcu ne yapmış, ne yapmış?
Yüksek Lisans yapmış!
Evet...
Bitirdiği veya bitireceği günlerde, henüz devlet çalışanı olmadığı zamanlarda sabah programıma konuk da olmuştu...
-*-...
Özel yaşama girmemek esas olmalıdır
Serhat İNCİRLİ | 24 Eylül 2018, Pazartesi
Bir gazetemiz geçtiğimiz günlerde UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün boşandığı eşinin bazı iddialarını manşetinden yayınladı...
Elbette kimseye “doğrudur yaptığınız” veya “yanlıştır yaptığınız” demek “haddime” değ...
Eyvallah- İnşallah!
Serhat İNCİRLİ | 23 Eylül 2018, Pazar
Türkiye’nin çıkarları mı yoksa Kıbrıs Türk toplumunun çıkarları mı?
“Ayrımız gayrımız olamaz!” mı diyorsunuz?
Mutlaka böyle düşünenler vardır ama “ayrımız ve de gayrımız net bir şekilde ortadadır” diyenler de!
 
-...