Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 26 Eylül 2014, Cuma

"Kurucu kaos" neyi koruyor ve neyi kuruyor!

Paylaş  
68
111
66

Yeni Ortodoğunun oluşum süreci, kaos hareketleriyle sürerken, bölgenin, yeniden dizayınına yönelik, politik ve askeri stratejiler üretiliyor. Küresel güçlerin, uluslararası saldırılarını, NATO’nun organizasyonları belirliyor. ABD’nin, “Batı Bloğunun” ve bölgedeki ayaklarının “IŞİD” e karşı olduğu iddiasıyla yapılması düşünülenler ve yapılan “hava harekatı”, bölgenin küresel sermayenin kontrolü altına alınmasının, önemli bir adımıdır...

“KURUCU KAOS”, IŞİD VE ROJAVA

ABD ve “Batı Bloğu” ‘nun yeni Ortadoğudaki ilişki ve dengelerde, daha etkili olmayı istemelerine rağmen ,süreç, direniş ve bölge gerçeği buna imkan vermedi. Böylece ,Rusya ve İran’ın ,bölgedeki etki gücünü de, bu sistemin içine katmak zorunda kalmışlardır. Bir “Kaos Hareketi” olan IŞİD’in bölgedeki sosyal ve kültürel yapıdan da beslendiğini unutmamak gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında, Rusya ve özellikle İran’ın önemi oldukça artıyor. Emparyalist güçler, IŞİD oluşumunu, kendilerinin oluşturmaya çalıştıkları, yeni sömürü ağının bir “Kurucu Kaos” hareketi olarak, devreye girmesini sağlamışlardır. Bunun üzerinden,ulus devletler ve ‘’devletsiz’’ güçler arasındaki dengelerin, yeniden ve yeniden oluşmasını gündeme getirmişlerdir... Bir bakıma, IŞİD, kapitalizmin gerçek ve vahşi yüzü olarak da karşımıza çıkmaktadır. Halkları baskı ve tehdit altında tutmanın bir aracı olarak da kullanılmaktadır...

ABD ve “Batı Bloğu” , yeni Ortadoğunun gelişim sürecinin ilk başlarında benimsediği “Sunni Eksen” ve “Ilımlı İslam” söylem ve modelini, süreç içerisinde revize etti. Bununla birlikte, “Şii Hilal”anlayışını da, ciddi şekilde denkleme katmadan, yeni sömürge ağlarını “sağlıklı” bir şekilde oluşturamayacaklarını, sürecin dayatmasıyla anladılar...

Burada, IŞİD’in kendi özgün amaçları yanında, IŞİD’e biçilen rolü iyi okumak gerekir. Bu rol, İran’ı dengelemek ve Ortadoğuda hem Arap diktatörlerine, hem de emperyalist yeni ortadoğu projelerine karşı bir alternatif olarak yeşeren “Rojava Olayını” boğmak ve yayılmasını önlemektir... Ancak denklem o kadar çok boyutlu ki, kontrol edilemiyor. Masa başındaki hesaplar tutmuyor...

Bu son gelişmelerle, IŞİD, dönemsel rolünü, büyük oranda tamamlamış olacaktır. Bölgede, ABD ve “Batı Bloğu” olmaksızın “İstikrarın” sağlanamayacağı, bölge haklarına dayatılan kaos ile kabul ettirilmeye, ayrıca askeri müdahalelerin de meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir süreç yaşatılıyor. Emperyalizmin bölgedeki işbirlikçi ayakları dışında, hemen hemen her kesimin nefret ve tepkisini alan, ABD ve “Batı Bloğu”, yaşatılan bu kaos ve vahşet karşısında, neredeyse davul zurna eşliğinde “IŞİD tehdidine” karşı, “kurtarıcı” görünümünde daha kapsamlı askeri yöntemlerle geri dönüyor. Bölgedeki varlığının, doku uyuşmazlığını gidermeye çalışıyor... Dikkat edilirse, IŞİD,hep ABD’nin gerçek düşmanlarını, yeni Ortadoğu ‘nun karşısındaki güçleri meşgul ediyor...

Bölgede İran’ı dengeleme; Suriye yönetiminin düşürülmesi için müdahale kapısının hep açık tutulması, bölgede kısmen en istikrarlı yer olan “Rojava” nın da yok edilemese bile, saldırılarla, istikrarsızlaştırılmaya ve insansızlaştırılmaya çalışılması görevi, IŞİD’e verilmiştir. Bu kaos ve istikrarsızlaştırma ve göçlerle insazsızlaştırma harekatının sonunda, Kürt bölgelerinin tercih edilen lideri olarak, “Barzani Yönetimi”ni güçlendirmeye çalışıyorlar. Kürtleri, Rojava’nın verdiği demokrasi mücadelesi ve mesajıyla değil, din ve liberal anlayış üzerinden sisteme entegre etmeye uğraşıyorlar. Bu açıdan, Rojava’nın politik statüsüne de korkunç bir saldırı yapılmaktadır...

TÜRKİYE VE ‘’ TAMPON BÖLGE’’

IŞID’ in, Rojava’nın üç kantonundan biri olan, Kobaniye saldırmasıyla birlikte, “Kürt Bölgelerinin” yeni Ortadoğu için önemi, bir kez daha vurgulanmış oldu. Türkiye’nin Ortadoğu politikası esasen “Kürt sorunu” odaklıdır. Türkiye bu handikabından dolayı , Ortadoğu politikasında, çıkmazdan çıkmaza sürüklenmektedir. Bölgede gelişen süreçle, Kürt bölgelerinin önemi ve dinamik gücü artmış, adeta merkeze oturmuştur. Gerek enerji kaynaklarının yerleri ve yol haritaları açısından; gerekse IŞİD’e karşı gerçek anlamda mücadele edecek “devletsiz” güç olmalarından dolayı, ABD bir şekliyle Kürtleri denklemin önemli bir yerinde görmek istemektedir.

IŞİD’in Musul’a girişi, Şengal olayı, ayrıca “Bölgesel Kürt Yönetiminin” bu süreçteki yeri ve olaylara yaklaşımıyla, “IŞİD olayının” arka planındakilerle uyum içinde olduğu anaşılıyordu. Gelişen süreçteki, Rojava ve Şengal direnişleri, ayrıca İran-Rusya faktörü, ‘’Barzani yönetimi’’ ni zor durumda ve ölümcül bir ikilemde bırakmıştır. Bu ikilem içerisinde, Rojava’ya karşı, Türkiyeyle birlikte kazdığı hendeklerden atlayarak Kürtlerin “Ortak Savunma Gücü” içerisinde “yer aldı”... Dün, IŞİD’in oluşmasının ve gelişmesinin arka planındakiler, onun katliamlarına seyirci kalanlar; Bugün IŞİD’i askeri olarak tasviye etmeye çalışıyorlarsa, esasen bölgedeki siyasal sistemin yeniden düzenlenmesini amaçlıyorlar demektir...

Süreç iyi okunduğunda, Türk diplomatların rehin alınması, Suriyedeki IŞİD’in kamplarının bombalanmasından iki gün önce serbest bırakılmaları ve aynı dönemde IŞİD’in Kobani kantonuna, Irak’taki ve Suriyede’ki güçlerini birleştirerek saldırması, birbiriyle ilintili ve organize gelişmelere benziyor.. Gelişen bu süreçle ve saldırılarla, Kobani direnişinin kırılacağı, ve yaratılan ve abartılan göç dalgası ile Türkiye’nin, Suriye’de Rojava’ya karşı “tampon bölge projesi” hayalinin gerçek olma şansı da, Türkiye adına artmıştır. Böylece, Türkiye, Rojava’nın “Demokratik Özerk Yönetim” projesine darbe vuracak. ABD’nin isteğini geri çevirmemiş ve bu bölgede IŞİD’in askeri ilerleyişini durdurmuş gibi görünecek, “Tampon Bölge” ile hendeğe ve duvara gerek kalmadan, Suriye ve Türkiyedeki Kürtlerin “bağını” kopartmaya çalışacak. “Tampon Bölge” Suriye’ye ve Rojavaya askeri bir müdahalenin diğer adı olduğu için, Suriye yönetiminin devrilmesi sürecine de önemli bir katkı koymuş olacak. Görünen o ki, Türkiye’nin “Müdahale koalisyonu”ndaki yer alış hayali bu şekildedir...

Bu hayali, tersden düşünürsek, eğer “IŞİD” gördüğü her türlü desteğe rağmen, Kürtlere karşı giriştiği saldırılardan başarısızlıkla çıkar ve “Rojava Direnişi” başarılı olur ve Rojava düşmezse, ki süreç ve tarih, Rojavanın düşmeyeceğini işaret eder. İşte o zaman, Türkiye girdiği Ortadoğu açmazında, ‘’değerli’’ yalnızlığıyla başbaşa kalır... Ve bugüne kadar, Türkiyede başlatmadığı “çözüm sürecini” başlatmak zorunda kalır... Sonuçta, ‘’kurucu kaos’’ yeni ortadoğuyu koruyarak kurmaya çalışıyor...

Ortadoğu denkleminin “gönüllü sabiti” olan ve öyle kalmak için de çırpınan , Kıbrıslı Rumlar ve özellikle Kıbrıslı Türkler, Ortadoğuya gözümüzü kapattık... Bizi kimse uyandırmasın... Ortadoğu halklarını bombalayan savaş uçaklarını ‘’Barış Güvercini’’ olarak görmeyee devam edelim...


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Temmuz 2017, Perşembe    Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Katar krizi, Trump ve İran"
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Arab diktatörlüklerine giden yol"
3 Kasım 2016, Perşembe    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine (2)"
31 Ekim 2016, Pazartesi    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine"(1)
6 Ekim 2016, Perşembe    "Fırat kalkanı ve Kıbrıs'ta çözüm"
30 Mayıs 2016, Pazartesi    "Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"
14 Ocak 2016, Perşembe    "Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"
14 Aralık 2015, Pazartesi    "Kıbrıs'a su boru hattı, Türkiye'nin nefes borusudur"
7 Aralık 2015, Pazartesi    "Bölgede Rusya ile İran artık daha rahat"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...