Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 27 Ocak 2018, Cumartesi

Birilerinin kendine gelmesinin zamanı geçiyor…

Paylaş  
26
84
23

Ünlü Lübnanlı yazar Amin Malouf, iç savaştan beri Fransa’da yaşıyor. Kendisi Lübnan’lı bir Arap’tır ama Fransız edebiyatının yazarıdır. Çünkü, Fransızca yazıyor… Arap olmasına Arap’tır adı bile Arapça’dır ve fakat, Müslüman değil, Katolik’tir! Bir kitabında anlatıyor ki dedelerinden biri Osmanlı zamanında, devletin en önde gelen görevlerinden birini yapmaktaymış! Baba tarafından ninelerinden biri de Türk! U lâ havle? Daha durun…

“Ben” diyor, “Arap olmakla, Kuzey Afrika’dan İran’a kadar insanlarla ortak bir kimliği temsil ediyorum. Katolik olmakla, Lübnan’dan Arjantin’e kadar kimliğimi paylaştığım büyük bir dünya var… Fransızca yazmakla, Yeni Kaledonya’dan Tahiti’ye, oradan Fransa’ya, Fransa’dan Marun Dağı’na kadar ortak hissiyatlarım var. Arap kökenim, ana dilimde Tanrı’ya yakaran Kur’anı Kerim dolayısıyla, Türkiye’den Tacikistan’a, Hindistan’dan Moskova’nın yanıbaşındaki Kazan’a, Kırım’dan Sincan’a, İstanbul’dan Cibutyi’ye, Nijer’e, Kamerun’a  kadar, kimlik paylaşımlarımın sebebidir. Türk ninem, Moğolistan’dan Türkiye’ye kadar bana ortak bir kimlik paydası sağlıyor!

Bana soruyorlar: ‘ Arap mısın? Fransız mı?’… ‘ Ne biriyim tek başına, ne öteki! İkisi de değilim… İkisiyim de… Ve dahası bu yukarıda saydıklarımın, hepsiyim!’ deyince, kulağıma eğilip soruyorlar: ‘Kendini ne hissediyorsun?’ Cevabım gene aynıdır: ‘Hepsi’!”

Malouf, pek beğendiğim Kimlik tanımlamasında, insanların kimliğini oluşturan ögelerin, son derecede “Bireysel” olduğunu anlatır. Daha doğuştan cinsiyetinizden başlayarak, büyüdüğünüz aile, akrabalıklarınız, mahalleniz, köyünüz, kasabanız, şehriniz, etnik aidiyetleriniz, sınıfınız, içine doğduğunuz kültür, edindiğiniz zihniyetiniz, okuduğunuz okullar, tuttuğunuz takım, takip ettiğiniz yayınlar, sevdiğiniz kız ya da oğlan, içinde yaşadığınız kültürler toplamı, ulusal tercihiniz, vatandaşlığınız, siyasi tercihleriniz vb. daha yığınla öge kişisel kimlik duvarınızın tuğlalarıdırlar. 

Bu bireysel kimlik ögelerinden en çok ortak olanlar, toplumsal kimliği oluşturur! Bu bakımdan ve belki de onun bakımından, kimlik, ortak hafızadır… Biraz da ortak tarihle ilintilidir. Ve insanlar, ortak toplumsal kimliklerini oluşturan ögelerden en çok saldırılanına, en fazla sarılırlar! Kendilerini onunla tanımlamaya başlarlar… 

Bu bir bilimsel veridir…

Onun için “Hepimiz de Kıbrıslıyız” diyen Anastasiadis’e, “Bir dakika, ben Kıbrıslıyım ama Türk’üm de” diyoruz… Çünkü son yüz elli yılda yaşananlar dolayısıyla, kimliğimizin o ögesine göz diktiğinin farkındayız! Ama aynı biçimde “Hepimiz de Türk’üz” diyene de “Bir dakika, ben Türküm ama Kıbrıslıyım da” demekteyiz! Neden biliyor musunuz? Çünkü o son yüz elli yılı ben yaşadım ama o yaşamadı! Ortak hafızamız yok! Olsa, meclisin damına çıkmaya ar ederdi… O meclisin orada nasıl toplandığını, bilmiyor… Bir damla teri yok o faslın içinde… Geldi, orada öyle buldu… Kıbrıs’ı unutursam, kromozomumdan, memos’umdan silersem, on dört yaşımda niçin silaha sarıldığımı da unutur, ben; ben olmaktan çıkarım!

Bilmiyor…

Ama öte yandan, kültürel kimliğimi, etnik hafızamı, dilimi, ta Con Rifat ve arkadaşlarından gelen kimlik kavgamı yani hafızamı da “Delete” edersem, o on dördünde Lefke’nin Birgi Tepesi’nde, İrya Dağı’nda silah kuşanan Nazım’a da ihanet ederim…

Bunu da bilelim… Papaza kızıp yağlı yemenin alemi yok… Ancak…

Ya birinin, ya ötekinin farkında olmayan iki topluluğun, sekterce bir provakasyonla giriştiği ip çekişmesi, nereye varıyor?

Sosyal medyaya bakın, “Kıbrıslı Türk milliyetçiliği” uzun zamandır zaten solun konusu dışındadır (onlar başka dalgalarda kürek çekmeye girişti, bir gün bunu da yazarım) son günlerde, öteden beri Türk milliyetçisi olan kesimler de Kıbrıslılık bahsine sahip çıkmaya başladılar…

“Ben şu kadar yıl Türklüğüm için savaştım! Ben olmasaydım, sen buraya turist olarak bile gelemezdin! Senden Türklük öğrenecek halim yok!” söyleminin derininde ne yatıyor sanıyorsunuz?

Ne demiştik? İnsanlar, kimliklerini oluşturan ögelerden hangisi en çok saldırı altındaysa, ona sarılırlar!

Zaten kendisi yanlış olan Türkiye devlet paradigmasını, gelip burada zorla ikame etmeye çalışarak, bu sonucu alan muhteremlere, duyururum. Kaşı da yapamadınız, gözü de çıkarıyorsunuz…

Bölücülük ede ede, milleti böldünüz sonunda… Çok geç olmadan toparlanın bari… Halâ ümidim var…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
34
 
1
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
3 Şubat 2018, Cumartesi
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Beratlı sanırım sorum yanlış algılandı zira sorum şahsınızla ilgili değildir. Ne haddime! Saygılar...

28 Ocak 2018, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Beratlı yine güzel örneklerle güzel bir yazı. Teşekkürler. Tam da kullanmış olduğum rumuzu ifade ettiniz! "Gıbrız Türkü" yazılışı ile kuzeye, "Şeherin Kuzeyi" ifadesi de kendimce güneye bir göndermedir/duruştur. Son günlerde yaşananlar hiç bir şekilde anlayışla karşılanabilecek şeyler değildir. Her ne isterse olsun vurmak kırmak dökmek dama çıkmak toplumu kutuplara ayırma noktasında kabul edilecek şeyler olmadığına inanırım. Diğer taraftan yıllardır terörden dolayı canı yanan Anadolu insanının ve sınırında neredeyse dünyanın en trend terör örgütlerinin at koşturduğu Türkiye Cumhuriyetinin hassasiyetlerini bu sıkıntılı dönemde hiçe sayarak yapılan yayın ve paylaşımlar ne kadar doğru acaba? Bu gerginliklerin zamanlamasını çok manidar buluyorum. İngilizlerin meşhur replikleridir "What a coincidence!" deyip manalı bakar ve alaycı bir tebessüm gösterirler. Güya çok şaşırmışlar rolünde. O kadar millet dururken İngilizden örnek göstermek de nereden aklıma geldi bilmem! Her neyse bu tatsız olayları yaratan niyetler bu seferki maçın daha başında bir sıfır öne geçtiler. Acaba halkımızın gözünde meclis kurumumuzun meşruiyeti ile ilgili görüşlerinizi de paylaşabilir misiniz? Zira bu konuda çok iyi şeyler gözlemlenemiyor diye düşünüyorum! Sağlıklı ve huzurlu günlere...

27 Ocak 2018, Cumartesi
Yakup         - İskele
'Meclisin damina cikmaktan ar ederdi' dediniz ama 2000 yılında Meclisi basanlarin 'ar'in dan bahsetmediniz. Begeni ile takip ettiğim bir yazarsiniz ama aynı ön yargıyı siz de yapıyorsunuz. Meclisin damina çıkanları geçmişi bilmemekle itham edip bir nevi disliyorsunuz....

YAZARIN SON 10 YAZISI
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Şehr-i Sitanbul
3 Ağustos 2018, Cuma    Gene garanti meselesi…
28 Temmuz 2018, Cumartesi    Atını seven kovboy...
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Bütün Kabahat Türkiye'de...
21 Temmuz 2018, Cumartesi    Bu da 20 Temmuz yazısı…
17 Temmuz 2018, Salı    15 Temmuz münasebetiyle…
1 Temmuz 2018, Pazar    Yalanlar zinciri…
30 Haziran 2018, Cumartesi    Siyaset ve yalan
23 Haziran 2018, Cumartesi    Komayın da biz modern olduk gitti…
10 Haziran 2018, Pazar    Sazan gibi...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Şehr-i Sitanbul
Doç. Dr. N. BERATLI | 13 Ağustos 2018, Pazartesi
Geçtiğimiz hafta birkaç günü, gençliğimin şehri İstanbul’da geçirdim.
Kırk yıl ara ile, İstanbul… Gene büyük, gene metropol, gene şehirlerin şahı idi…
Gene Nedim’i haklı çıkardı:
“O şehri Stanbul ki bi mislü bahadı...
Gene garanti meselesi…
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Ağustos 2018, Cuma
Garantiler meselesi ilk defa 1958 sonunda NATO zirvesinde Zorlu ve Averoff tarafından görüşülmüş, 1959 Ocak sonunda Zürih'te Türkiye ve Yunanistan tarafından kararlaştırılmış ve 2 hafta sonra 18 Şubat'ta Londra'da İng...
Atını seven kovboy...
Doç. Dr. N. BERATLI | 28 Temmuz 2018, Cumartesi
Bugün trafiğe taktım, ortalama insanımızı rahatsız edecem! İşim ne?
Sabah,  Atatürk Öğretmen Akademisi’nden, Çangar’a doğru orta şeritte gidiyorum. Çünkü çemberden sola dönmeyecem, doğru gidecem. Soldan b...