Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 4 Ağustos 2019, Pazar

Düşük faiz 1

Paylaş  
34
54
35

Memleketteki banka faiz oranları, düşürülüyor… Doğru karar… Yıllardır bunu söyler, iddia ederiz ama bizi kimse dinlemez tabii… Şimdi Recep Tayyip Erdoğan söyledi diye buna da karşı çıkanlar vardır ve olacaktır. Sırf o dedi diye… Onun için eski yazılarımdan bazı alıntılar yapacağım.

9 Haziran 2012’de, bu sütunda demişim ki:   “KKTC Merkez Bankası’nın son raporuna göre, elimizdeki mevduat miktarı, 8.274.4 TL… Elimizdeki Likit yani, elinizi cebinize soktuğunuzda çıkan nakit para miktarı ne kadar? Bunun, %24’ü! Yani, 1985.85 TL… Özetle bankacılık sistemimiz “Sekiz bin Liram var”, demektedir ama aslında elinde 2 bin Lira bile yok!

Bunu fark edince, ne olduğunu anlamak için kaynak aramaya başladım. Sonunda, Prof. B. Gültekin Çetiner’in, internetteki bir makalesine rastladım. Hoca, Türkiye’de de mevcut para 53 milyar TL iken, bankalar sistemindeki mevduat toplamının 606 milyar TL olduğunu ifade edip, aslında piyasada dönen nakit yani gerçek paranın, var olduğu ileri sürülenin %10’u olduğunu iddia ediyor! Ya geriye kalan %90? Ben Hocanın yalancısıyım! Aşağıdaki satırlar, ona ait:

“ … Geriye kalan çoğunluk durumundaki %90’lık para bankalar tarafından havadan “yaratılıyor”.  Peki, bu %90 para nasıl var ediliyor ve açıklanacağı üzere yok ediliyor? Bu mekanizmanın adına kısmi rezerv (fractional reserve) sistemi deniyor. Diyelim ki bir bankanın elinde 1,000 Lira var. Mevcut sınırlamalara göre banka %10’unu tutarak geri kalan %90’ı kredi olarak veriyor. Böylece aşağıda açıklanacağı şekilde olmayan 9,000 Lirayı insanlara kredi olarak veriyor ve bundan rant elde ediyor. Tabi Merkez Bankasında olduğu gibi para borç olarak üretilirken faizi hiçbir şekilde üretilmemektedir... Bu havadan para “yaratma” işlemi sistemin doğal sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Şöyle: Bankanın elinde 1,000 Lirası olduğuna göre 100 Lirayı tutup bankaya gelen birisine %90’ını yani 900 Lirasını kredi olarak verir. Krediyi alan kişi parasını yine bankada tuttuğundan getirip sistem içerisinde ya aynı bankaya ya da başkasına yatırır. Gelen 900 Liranın 90 Lirası banka tarafından tutulup 810 TL tekrar borç olarak verilir. Bu kez 810 Lirayı getirip bankaya yatırırlar. Banka 81 TL tutup 729 TL borç verir. Bu süreç içerisinde banka kendi parası olan 1,000 TL haricinde 9,000 TL’yi havadan “yaratmış” olur! (1000+900+810+729+656+590+531+ 478+…..=10,000).  ... Pek çok kişi, bankalar ellerindeki parayı kredi olarak veriyor zannederek yanılmaktadırlar. Bankalar olmayan parayı (eldekinin 9 katı) var eder ve üzerinden rant elde ederek borçlular geri ödeme yaptığında otomatik olarak yok ederler. Arada hiç üretilmeyen faiz ise kişilerin servetlerinden bankaya aktarılır… Peki, sistemin en zayıf noktası nedir? Mudiler aynı zamanda bankaya gelip paralarını çekmek isterse sistem çöker. Zira sadece %10 paranın fiziksel olarak karşılığı vardır...”

Ulan bu nasıl iş? Deyip de karıştırınca, ortaya çıkmış ki sistem bu! Onu da 2.07.2012 günü gene bu sütunda şöyle anlatmışım:

2.Dünya Savaşı öncesinde, banknot para, altını temsil ederdi. Yani paranın karşılığı, maldı… Kaldı ki banknot ilk defa devletler tarafından değil, bankalar tarafından basılmıştır. Bu konuya da ayrıca gireceğim, çünkü aslında halâ bankalar tarafından basılıyor.  Anlamı: “Bu kâğıdı bankamıza getirene, şu kadar altın ödemeyi, taahhüt ediyoruz” demekti. Para’nın Krezus’tan beri süren macerasının tarihine kıyasla banknot, çok yenidir; 18.yy’da ortaya çıkmıştır.

2. Dünya Savaşı’nda ABD hariç, bütün dünya yakılıp yıkıldığı için, kimsenin elinde, ihtiyacını karşılayacak altın kalmadı. ABD ortaya çıktı ve dedi ki: “Siz altın peşinde koşmayın. Bende yeterinden fazla var. Gelin, uluslar arası para birimini, altından Dolar’a çevirelim. Ben, bana Dolar getirene, Dolar karşılığı altın verebilecek güce sahibim. Bunu taahhüt ediyorum!”

Öneri, kabul edildi! Sistem mantıklı görünüyordu ama değildi! Çünkü ABD Merkez Bankası, istediği kadar Dolar basma yetkisini elinde bulundurduğu gibi bütün dünyada dış ticaretin kendi parası ile yapılıyor olmasından, çok büyük kazançlar elde edebiliyordu.  Bir Kanadalı başbakan,” Bir ülke kendi parası üzerindeki kontrolü kaybederse, artık o ülkede kanunları kimin yaptığı önemli değildir” der.

1971 yılına gelindiğinde, ABD’nin elinde, bütün dünyada dolaşımda bulunan, yâni kendi bastığı Dolar miktarını karşılayacak altın, artık yoktu! Siz karşılıksız çek keserseniz, hapis yatarsınız değil mi? ABD Merkez Bankası’nı kim hapsedecek? Zamanın ABD Başkanı Nixon, “altın penceresi”ni kapattı ve dün anlattığım, “borca bağlı, faize dayalı” yeni bir sistem, yürürlüğe girdi. “Liberal dünya”nın, 1971’de kendi altın darlığına veya çok artan dış borçlarına veya parasının değerinin altın karşısında düşmesine karşı bulduğu önlem, bu oldu… Faizle borç vereceksin, o para da sistem içinde kaldığından, kâğıt üzerinde mevduat katlanacak… Borç geri ödendiğinde, sen onu silersin ama faizden aldığın sende kalır… Sonra gene borç verirsin, gene mevduat artmış görünür kâğıt üzerinde… Gene faizi alırsın… Böyle döner… Böylece, mevduatın artmış görünür ama gerçekte elindeki nakit, nerdeyse “var” dediğini, %10’una düşer… Böylece tarihi boyunca, altını temsil eden para; artık, borcu temsil eder oldu… Kimin en çok alacağı varsa, en zengin o! Çünkü en çok faizi o toplayacak! Piyasadaki nakit de ha bire bankaların elinde toplanıp, devamlı azalacak… Sonra olanın 10 misli kredi verilecek ve tekerlek böylece dönmeye devam edecek… Bu, 1971’de ABD bankacılığının Liberal Dünya’ya bir armağanıdır. Uzak Doğu ekonomilerini batırdı… Kendinde de ikide birde kriz yaratıyor… Çünkü, sürekli piyasada azalan nakit, ödeme darlığına düşünce, banka batacak! Tekerlek dönmeyecek…

Biz bu sistemi, bankacılığın amentüsü sanmaya devam ediyoruz… 2002’de neden battığımızı bile sorgulamadan…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
4 Ağustos 2019, Pazar
        -

YAZARIN SON 10 YAZISI
15 Ağustos 2019, Perşembe    Meğer neler da olmuş?
9 Ağustos 2019, Cuma    Düşük faiz 6
8 Ağustos 2019, Perşembe    Bu hesap ödenmez...
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Düşük faiz 4 
6 Ağustos 2019, Salı    Düşük faiz 3
5 Ağustos 2019, Pazartesi    Düşük faiz 2
27 Temmuz 2019, Cumartesi    Mağusa sadece bir Orta Çağ kalesi midir?
13 Temmuz 2019, Cumartesi    Sizi gidi limbikler
9 Temmuz 2019, Salı    Zamanın gündemi
3 Temmuz 2019, Çarşamba    Gerçeğe düşman ikiz kardeşler

banner
banner
banner
banner
banner

Meğer neler da olmuş?
Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Ağustos 2019, Perşembe
Bilindiği gibi Kıbrıslı Türkler’in tarihi ile ilgili üç ciltlik bir çalışmam var! İlk cildi 4. Baskısını yaptı ama toplam beş bin adet okunmuş! Geçen gün internette rastladığım bir değerlendirmeye göre, Bir kitabın be...
Düşük faiz 6
Doç. Dr. N. BERATLI | 9 Ağustos 2019, Cuma
Bu şimdi size anlattıklarımızı, zamanın cumhurbaşkanına da anlattık. Dinledi dinledi, açtı zamanın Maliye Bakanı’na telefonu. O da kendine cevap verdi: “ Sistem budur efendim… Bütün dünyada böyle!”
Değil bütün dünyad...
Bu hesap ödenmez...
Doç. Dr. N. BERATLI | 8 Ağustos 2019, Perşembe
28 Haziran 2012 günü de bu köşeden “haykırmışız” ki:
Merkez Bankası, yılda 4 defa, yani her üç ayda bir, rapor yayınlayarak, ülkenin finans ve ekonomik durumunu rakamlarla açıklar! Aslında bu, hükümetin de meclis kar...