Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Rauf R. DENKTAŞ | 14 Nisan 2011, Perşembe

Nereye doğru (2)

Paylaş  
33
94
40

Komunist Akel Partisinin Avrupa Parlamentosundaki Milletvekili Kiryakos Triyantafilidis Parlamentonun Strazburdaki Genel Kurul toplantısında, AP Başkanı Jerzy Buzak’tan “çok geçmeden, uygun bir şekilde harekete geçmeleri için, Kıbrıslı Türklerin Kolonizasyona karşı protesto seslerini Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonuna taşınmasını” istemiş.

Haber 6 Nisan tarihli basından. Triantafillidis “Kıbrıs Türk politikacı İzzet İzcan, Brüksel’deki (Akel’in) etkinlikte yaptığı konuşmasında “Ankara’nın uluslararası hukuku ihlal ederek Türkiye’den getirdiği nüfusla demografik yapıyı değiştirdiğini söylemişti” diyerek Avrupa parlamentosu bu ihlali kabul edecek mi, etmeyecek mi?” sorusunu sordu.

Rum Basını Triantefillidis’i kutlamakta, İzzet İzcan’ı alkışlamaktadır. Kuşkusuz, İzzet İzcan ve takımı çoğunlukta olsaydı, şimdiye Kıbrıs çoktan Girit olurdu ve “mesele” bu şekilde halledildikten sonra, İzcan ve takımı, Girit’te sonuna kadar “barış” diye direnen Türkler gibi canlarını zor kurtarırlardı.

Rum liderliği, Yunanistan’la birlikte ve İngiltere’nin desteği ile “Kıbrıs” olarak AB’ye üye olmuştur. Kıbrıs Türkleri’nin güvenliği ile ilgili 1960 antlaşmalarının en hayati kısmı böylelikle delinmiştir.

Bu  sözde üyelik Rum-Yunan ikilisi tarafından “Enosis tahakkuk etmiştir” diye değerlendirmiştir.

Şimdi bizden bu ahlaksızlığa boyun eğmemizi bekliyorlar. Yani, “Rum-Yunan Koloni idaresi tahakkuk etmiştir kabullenin” demeğe getiriyorlar.

Sendika ağalarından bu yüzsüzlüğe karşı tıs yok. Onlar, grev tertipleyip, Türkiye aleyhine siyasi miting düzenlemekle meşguller.

Sendikalarının tümünü bile temsil etmeyen bu beyler, Kıbrıs Türkünün temsilcisi gibi davranarak Brüksel’de, Akel’in Kıbrıs’ın tümünü temsilen hazırladığı Türkiye aleyhtarı etkinliklere katılıyorlar ve Kıbrıs’ı Yunanistan’ın AB üyesi  olarak şemsiyesi altına alma kavgasında Rum’dan Yunanistan’dan yana uğraş içinde olabiliyorlar.

Bunun adına da barış için mücadele diyorlar.

Bizi bu gidişattan kurtaracak olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Rum istemiyor; Yunan istemiyor; bu beyler de istemiyor.

Bizi mutlak yok edilmekten kurtarmış olan Anavatan’ın Kıbrıs üzerindeki haklarını Rum-Yunan istemiyor; bu beyler de istemiyor; Garanti Anlaşmasını Rum-Yunan ret ediyor, bu beyler de Strasburg’da “önemli değildir; olmasa da olur” mesajını, yüzleri kızarmadan, vijdanları sızlamadan veriyorlar.

Açıkça, evlatlarımızın eğitimi ile ilgili bu beyler, sendika agası olunca, bütün halk adına Rum yanlısı siyaset yapma hakkını elde ettikleri varsayımı ile hareket edebiliyorlar.

Bu ülke bu kadar başsız mıdır?

Aklımız başımıza Enosis ilan edildiğinde mi gelecek?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
0
24 Nisan 2011, Pazar
Ali         - Mağusa
E sevgili Yurtsever Hristofyas Enosis'ten ve savaş tan bahseder sen neden daha ???

15 Nisan 2011, Cuma
erkan         - bursa
Aynı yazının devamı bugün geldi..Bende dün bu konuda yaptığım yorumu aynı konudan kopmamak için bugün tekrar yazıyorum:
Sayın Denktaş'ın geçmiş yazılarını okudum .Ve ona yorum yazan arkadaşları da okudum.Ya ben başka dünyada yaşayıp olaylara öyle bakıyorum. Yada sizler kör olmuşsunuz aziz dostlar.
Bir yerde yanlışlık olduğu kesin.Ama nerde?Türkiye’ye tuu kaka deyip, rumlarla aynı devlet içinde rahatça,eşitçe ve huzurlu şekilde yaşayacağını sayan arkadaşlara sesleniyorum.
Rumlarla kin, öfke, kavga ve kan birikintisinin üzerine yığılacak olan barış duvarı, hangi dostluğu, hangi ortaklığı, hangi kardeşliği ve hangi kardeşçe yaşama ilişkisini getirecek Kıbrıs’a...
Barış adına hep “karşılıklı güven” diyorsunuz...
Yarım yüzyılın yukarıda sıraladığım tüm bu yaşanmışlıklarını hadi bir an için unutalım!Barış adına, o kutsal ideal uğruna unutalım... İnsanlık adına unutalım...
Peki ya, hala günümüzde olan, eli haçlı papazların ve güneydeki siyasi liderlerin kasaba kasaba, köy köy dolaşıp “Girne’yi ele geçirene kadar mücadelemiz sürecek... Beşparmak Dağları’nda Yunan Bayrağı ergeç dalgalanacak” sözlerini duymazlıktan ve görmezlikten gelebilir miyiz?Kıbrıs rumundur çığlıklarını duymazdan gelebilirmiyiz? Gelemeyiz...
Gelemediğimiz için de; “Hangi barış?” diye kendi adımıza değilse bile çocuklarımız ve gelecek kuşaklar için, bunu hep, ama hep bu adanın yeniden kan gölüne dönmemesi adına sormalıyız...
İşte o zaman, Kıbrıs’ta “Barış, anlaşma ve çözüm” adına varılabilecek tek noktanın “egemen iki ayrı devlet” olduğunu göreceksiniz...Zorlayın hafızalarınızı!...Hatırlayın 1950’leri, 1958 ve 1959’ları..Bilemediniz 1963-1974 Yıllarını anımsayınız...
Küçücük bir adada Türkleri 11 yıl denize bile girmekten mahrum eden çağdışı zihniyetin “Helenizm” adına yaptıklarını anımsayın... Hiç bilemediniz çocuklarımıza, şimdiki genç kuşaklara uygulanan çağdışı ambargolarla neyi murat ettiklerini birazcık düşünerek kavrayın!...
Bu ambargolar, adada Türk’e yaşam hakkı tanımama eğilimleri “Barış” adına mı?Yoksa; Kıbrıs’ı Yunan adası yapma Megalo İdeası adına mı?
Yapmayın beyler.Türkiye karştlarına,rum beslemelerinin oyununa gelmeyin.Türkiye ile beraberlik Kıbrıs Tükünün zararı değil,çıkarıdır…

14 Nisan 2011, Perşembe
Mehmet         - Aga
yurtsever,sen onu nicin burda soruyorsun?Hani sen cok akilli birisiydin?herkese cevaplar yetistirirdin?bu soruyu Rum kardeslerine sormalisin.

14 Nisan 2011, Perşembe
Faik M. Basaran         - Amsterdam - Iskele

Devletimizi cokertmek isteyenlerin yuruttugu yogun psikolojik harb onlari her gecen gun hedeflediklerine daha fazla yaklastiriyor.

Bizi ve ulkemizi yonetmek icin secilenler ise bu vahim gelismeye karsi tamamen duyarsiz. Yurutulegelen psikolojik harbe karsi tedbir alma yerine hala kendilerini ve yakin cevrelerini tatmin etmekle, kokusmus siyasi dalaverelerle ve koltuk kavgalariyla mesguller.

Basvurduklari cirkinlikler de devletimizi cokertmek isteyenlere cok kolay ve etkileyici propaganda malzemesi olmakta...

Hedefte olanin "bozuk duzen degil" de, "devletimiz" oldugunu goremeyenlerimizin cogalmakta olusu, yamaci propagandistlerin basarisindan cok, iktidardakilerin cirkin yonetim anlayisina duyulan ofke ve tiksintinin had safhaya tirmanmasindandir.

Bu vahim gelismeyi durdurmak icin bizim, yamacilara koz birakmayacak, karsilarina psikolojik bir savunma duvari orebilecek kadar zeki, bilgili ve yetenekli; simdiki cirkinliklere basvurmayacak kadar durust ve adil yoneticilere; bu yoneticileri ve aralarindan cikaracaklari tertemiz bir lideri benimsetecek kadar akil adamlara ihtiyacimiz vardir.

Akil adamlar sadece kahirla oturup kalmamali, bilgi ve tecrubelerini bunu organize icin seferber etmelidirler.

14 Nisan 2011, Perşembe
Yurtsever         - Lefkoşa
Bu çağda hala daha Enosisten bahsetmek nasıl bir ruh halidir?

YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Mayıs 2011, Çarşamba    Yolun neresindeyiz?
24 Mayıs 2011, Salı    Seyirci kalınamaz
23 Mayıs 2011, Pazartesi    Dıştan bakınca
21 Mayıs 2011, Cumartesi    Tuzak
20 Mayıs 2011, Cuma    AB Başkanlığı
18 Mayıs 2011, Çarşamba    Yanlıştan dönmedikçe (2)
17 Mayıs 2011, Salı    Yanlıştan dönmedikçe (1)
16 Mayıs 2011, Pazartesi    Kıbrıs'ın dostları
11 Mayıs 2011, Çarşamba    Değişmeyen taktik
10 Mayıs 2011, Salı    Rum'dan Rum'a

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Yolun neresindeyiz?
Rauf R. DENKTAŞ | 25 Mayıs 2011, Çarşamba
TC Dışişleri Bakanlığı, AB’nin 3 Aralık 2002 tarihli sonuç bildirgesine atıfta bulunarak, Ankara’daki AB Büyükelçiliklerine “aşağıdaki hususları” duyurur:
Kıbrıs Rum Yönetiminin AB’ne ta...
Seyirci kalınamaz
Rauf R. DENKTAŞ | 24 Mayıs 2011, Salı
Rum tarafında yaşayan yüzlerce Kıbrıslı Türk, kime ve neye kandıkları belli değil, Rumların seçimlerinde Rum partilerinin listelerine oy verdi.
Yaptıkları işin 1960’da  Türklere verilmiş olan “iki eş...
Dıştan bakınca
Rauf R. DENKTAŞ | 23 Mayıs 2011, Pazartesi
Max Gevers’in “Uzlaşma Denizin Altında Yatmaktadır” adını verdiği makalesi 1 Mayıs’ta yayınlandı.
Özetlersek Yazara göre Türkiye’nin AB üyesi olma ümidi sıfırlandığına göre Kıbrıs mesele...