Böyle gelmiş, ‘gitsin’ diyenler!..
Yıllar öncesinin “Kolej” mezunları….
İngilizce’yi “ana dili” gibi konuşuyor neredeyse…
İnsan kıskanıyor!..
* * *
Yıllar yıllar öncesinin ortaokul mezunları…
Bırakınız İngilizce’yi…
Rumca’yı da konuşuyor su dere…
Çatlıyor insan, şaşırıyor!..
* * *
Oysa şimdi…
Geçtik Koleji!..
Üniversitelerde “İngilizce dilinde” tüm eğitimini görenler...
İngilizce’yi “çat pat”la çözüyorlar!..
Üstelik bir de, “Türkçe” yazarken zorlanıyorlar cümle kurmakta, “Ne yapalım biz İngilizce okuduk” diye!..
* * *
Bu ‘vahim’ tablo karşında Eğitim Bakanlığı sıvamış kolları!..
“Avrupa Ortak Dil Hedefleri”ni koymuşlar önlerine, “dört beceri”ye göre ilkokullardan başlayarak İngilizce eğitimini yeniden programlamışlar.
İngiliz elçiliğinin de desteği ile uzmanlar gelmiş, yurt dışından, bilim insanları…
Ve toplantılar, sunumlar, kitaplar derken, dört yıllık bir emek sonucu, yeni bir “model” çıkmış ortaya!..
* * *
Tam da “böyle gitmez” denecek ve yeni “model” girecek hayata…
Ama iyi, ama kötü, en azından “razı” değiller şimdiki duruma!..
İşte bu noktada, “sendika yönetimi” çıktı ortaya!..
Eylem kararı aldı!..
Sebep: “Yeni çalışmayı bilimsel bulmamış arkadaşlar!..”
Öneri: “Yok tabii”..
Sonuç: “Böyle gelmiş böyle gitsin işte…”
* * *
İngilizcesini bilmiyorum!..
Ayrıca tam tercümesi de yok galiba!..
Ne mi diyorum?
İnnallahımmessabirin!..
/ / /
Tavşankulakları da yetmedi!
Çocuk Bayramı’nı kutlamaya hazırlandığımız nisan ayının son haftasında barikatlar açılmıştı!..
Uzun kuyruklar oluşmuştu, Ledra Palace yolunda!..
Limasol’dan bir aile dostumuzun yakın arkadaşı, Çatalköy’deki evini görmeye gelmişti..
40 yaşlarında, bir bayan, Kıbrıslı Rum!..
Nasıl da beklemiştik, kuyruk bitsin, işlemlerini yapsın ve geçsin kuzeye!..
Almış, götürmüştük Çatalköy’deki evine, ağlamıştı.
* * *
Şimdi!..
‘Göçmenlik’ sonrasında…
Limasol’da kendisine verilen arsada...
Üç katlı yeni yuvasında yaşıyor…
Geçenlerde dedi ki:
- Artık umudum kalmadı!.. Kuzeydeki mallarımızı satmak istiyorum. Ne zaman gitsem, yeni bir inşaat görüyorum. Ve hesabını bulamıyorum artık, kim almış, kime satmış, yeni satın alan ne yapmış… Bu arsalar benim de, ne satandan haberim var, ne alandan, ne durmaksızın üzerine yapılan inşaatlardan!.. Artık bitti bu iş!..
* * *
Her geldiğinde kuzeydeki köyüne, “tavşankulağı” söker evinin avlusundan, Limasol’daki evinin bahçesine götürür, ekerdi!..
Tavşankulakları da yetmedi ‘umutlarını’ canlı tutmaya!..
Çünkü böyle giderse “taksim”in yani “bölünme”nin, eli kulağında!..
PANO
- Avrupa Birliği 3 milyon EURO veriyormuş, Kıbrıs’ın kuzeyindeki “trafik sorunu”nu çözelim diye!.. Bizde bu “araba” merakı olduğu sürece ve “toplu ulaşımı” da toprağa verdiğimize göre, alt alta üst üste öyle zor ki!..
- Bir mahkumun yüzünü jiletledi!.. Sonra ötekini tornavida ile 10 yerinden şişledi!.. Ve adam ‘cezaevi’nde mahkum!.. Üstelik de cinayetten yatıyor içeride!.. Peki nasıl bu kadar kolay bulabiliyor, tornavidayı, jileti de? Biz yine “mesai” saatlerini tartışalım!.. 24-72-48 miydi son? Neydi sahi?
- Demokrat Parti “çağrı” bekliyor, “Geliniz, Anayasa değişikliği konusunu ve erken seçim ile referandumu yeniden görüşelim” diye!.. Bu çağrıyı “Cumhurbaşkanı Talat” yapsın istiyorlar aslında: “Ne istifası, oturun, görüşün, Meclis’e dönün!..” Sizce Talat böyle bir çağrı yapar mı? Yapmaz!.. Ve bu gidişle ‘ara seçim’ falan da olmaz….
- Neden “borcu” olanların elektriği kesilmiyor gerçekten!.. Borcunu düzenli olarak ödeyen kişilere, kurumlara “saygısızlık” değil mi bu? Bence “elektrik kesme” işlemine medyayla birlikte gidilsin!.. Kim engelliyormuş görelim!..