Askerlik nedeniyle!..
Önce ‘kafamda’ yazdım köşemi, sonra bilgisayarın başına oturdum!..
* * *
Türkiye’nin iki “milli” sporcusu, Yunanistan’da şimdi!..
Niçin biliyor musunuz?
“Askerlikten yırtsın” diye...
Bakınız hem ‘milli’ sporcu bunlar, hem de ‘Yunanistan’ı tercih etmişler, ‘kaçış’ için!..
Biri Tümer Metin, diğeri İbrahim Kutluay!..
Hem de kendi yeteneklerinin çok altında takımlara gitmişler!..
Üç ay sonra “bedelli” hakkı kazanacaklar böylece...
Yok eleştirdiğimden değil!..
Sadece bir gerçeği, bir kez daha koymak için gözünüzün önüne!..
***
İnternette, en popüler paylaşım sitelerinden birinde grup kurmuş, Kıbrıslı Türkler:
“Askerlik Problemi Yüzünden Kıbrıs’a Gidemeyenler”
Birkaç günde 185 üyesi oldu grubun!..
Çok yakında bini bulurlar...
Tek istedikleri, yılda on- onbeş gün en azından yurtlarına gelebilmek, sevdikleri ve aileleri ile bir arada olabilmek...
Sadece bu!..
Hayatlarını denizin ötesinde kurmuşlar zaten...
Binlerce insan var, böyle...
Biz, ne yapıyoruz peki?
Ellisinde dahi askere alıyoruz insanları...
“Yeter artık, tatillerimizi doğduğumuz topraklarda geçirmek istiyoruz” diyorlar...
Ve bana akıl soruyorlar: “Ne yapalım?”
- “Larnaka’ya gidiniz, orada eylem yapınız” diyorum...
Ne diyebilirim ki!..
***
Ya ailelerin yaşadığı dram!..
Onların ne suçu var...
Kendi yakın çevremden biliyorum!..
İnsanlar, bir araya gelip “Çocuğum cenazemize bile gelemeyecek” diye gözyaşı döküyorlar, her gün ölüyorlar adeta...
***
En can sıkıcı olan, bu işin de ‘siyaset’ malzemesi yapılması...
Serdar Denktaş, internetteki gruba mesaj gönderiyor:
... “Bu konuda benim hazırladığım ve hükümetin yıkılması ile birlikte Bakanlar Kurulu’ndan geçiremediğim bir yasa tasarısı halen Başbakanlık’ta duruyor....Yasanın esası hangi sebeple olursa olsun kaçak durumuna düşen kişilere bedelli hakkı sağlamak ile ilgiliydi.. Bu tasarının şimdiki hükümet tarafından ele alınması için baskı yapılması olayı hızlandırır”
***
Önce ‘kafamda’ yazdım köşemi, sonra bilgisayarın başına oturdum!..
Sonra, ajanstan gelen haberle, yüzümdeki gerginlik, gülümsemeye bıraktı yerini...
..........
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın açıklaması geldi. Yeni bir yasa tasarısı:
“Yurt dışında yaşayanlar kesin dönüş yapıncaya kadar askerliği erteleme hakkına sahip olacaklar...”
İşte bu!..
Aklın da mantığın da vicdanın da yolu bu!..
* * *
Umarım, çok kısa sürede ‘parçalanmış aileler’in derdine merhem sürülür...
Uzun bir süredir sivil otorite ile askeri makamların üzerinde çalıştığı bu tasarı, bir an önce yasallaşır...
* * *
“Yeni bir tasarı var” diye müjdeyi vermek için aradığım, mesaj yazdığım çok insan, haberi almıştı, bizden önce...
Yurt dışında yaşayan ve YeniDÜZEN Online’dan haberi okuyanlar da vardı...
Ve ‘ağlayanlar’ vardı...
Onca yılın birikmiş hasretiyle...
/ / /
Sürat kameraları
`Yollardaki kamera sistemleri soygun düzenidir” ve “trafik kazalarının önlenmesine bir faydası yoktur” diyecek kadar, “eleştirelim de ne olursa olsun, karşı çıkalım da adet yerini bulsun” diye kendilerinden geçenlere sormak istiyorum!..
- 1- Sürat kameralarının olduğu bölgelerde kaç ölümlü trafik kazası yaşandı? Ya da hiç oldu mu?
- 2- Sürat kameralarının olduğu caddelerde, “normal süratte” gidip de “soyulan” var mı?
- 3- “Aşırı sürat” yapan sürücülerin “kamera” ile belirlenerek “cezalandırılmasına” karşı mı çıkıyorlar?
- 4- Niye ‘her meseleye maydanoz’ oluyorlar, arada bir kendi işlerine de bakmıyorlar!..
/ / /
PANO
- İskele’den bir hayvancı aradı:
“Tek gelir kaynağım hayvancılık ve iki çocuk okutuyorum. Maliye’ye borcunu ödemeyen üreticiye, kredi faizlerini iki hatta üç kat artırdılar. Böylesi kurak bir dönemde bu yapılan fazlası ile vicdansızca değil mi?”
- Raşit Pertev de uzun süre UBP’nin denediği modeli tekrarlıyor: Her hafta uzun uzun basın toplantısı!.. Bir kamera, bir ajans muhabiri, her hafta bir torba laf!.. Ne kolay siyaset ha!..
- Haldun Oktay gönderdi, “Tüm zamanların en iyi sözü” diye!..
<<..Derdini karınla paylaş... Sonra... Hem derdinle hem karınla uğraş....>>
[feministlerden özür diliyorum ama mesaj benim değil]
- Mağusa’dan sonra Girne de çok daha büyük bir hastaneyi hak ediyor artık!