Gerçeğimiz!
Kıbrıs’ın güneyinde, Trodos’ta bir gece geçirdikten sonra, kaldığım oteli yazmama kızmıştı kimileri!..
“Niye Kıbrıs’ın güneyindeki bir tesisi ‘reklam’ ediyorum” diye...
Daha önce de “Larnaka”dan yaptığım bir uçuştan “güzellikle” söz etmem, fazlaca tepki toplamıştı, yine, yoğunlukla “yönetim” takımından...
Öyle ya “düşman”ı önermeyecek, övmeyecek, beğenmeyeceksin...
İlla ki karşında “şeytan” olduğunu görecek, böylece “melekleşecek”sin!..
Ama “içimizdeki binbir şeytanlığı” da düzeltmeyeceksin...
***
Tanınmış bir turizm acentesi sorumlusu ile konuşuyorum, önceki akşam...
Klasik “işler nasıl gidiyor” sorusunu yöneltiyorum.
Yanıt, klasik değil: “Bizim işler iyi...”
Genelde “öldük, bittik, battık” olması şart ya!..
İngiltere pazarıyla çalışıyor, turizmci dostumuz!..
“Nasıl” diyorum, “Bir sorun olmuyor mu hava taşımacılığında, uçaklarda yer buluyor musun?”
- “Bir sorunum yok” diyor, “Ben, Larnaka ile çalışıyorum...”
- “Zor olmuyor mu?”
- “Zor ama planlı, programlı... Şimdiden 2009’un anlaşmalarını imzaladım. Oysa bizim hava yollarına önümüzdeki Haziran ayını sor, sana fiyat ya da tarife veremezler”...
***
İşte gerçek budur!..
Tüm bu sorunları çözmesi gerekenler, önce “çözüm üretmesi” gerekiyor, “kızmak” yerine!..
***
Trodos’ta bir “turizm ilanı” dikkatimi çekmişti.
Kıbrıslı Rum turizm acentesinin, yurt dışına yönelik bir broşürü, afişiydi aslında...
Kocaman bir ‘Girne Limanı’ fotoğrafı!..
Onun altında Baf, Limasol!..
“Geliniz” diyordu, “Hem Girne’yi, hem Baf’ı ve Limasol’u geziniz!.. Kıbrıs’ın tümünü yaşayınız...”
Düşünsenize...
Kıbrıslı Rum turizmciler, “Girne”nin reklamını yapıyorlar, pazarlıyor, turist çekmek için kendilerine!..
Kuzeyde “Geliniz, Kıbrıs’ın tümünü gezdirelim” diyerek, “Limasol”u ya da “Larnaka”yı işin içerisine koyup “pazarlama” yapsa bir turizmcimiz, hemen işin içerisine “siyaset” katılacak mutlaka!
- “Vay sen kim oluyorsun da Larnaka reklamı yapıyorsun” denecek...
***
Ama işin bir boyutu daha var ki, bu, hem Kıbrıs Rum yönetiminin ayıbıdır, hem de
uluslararası camianın, Birleşmiş Milletler’in...
Ve hakkını verelim, Kıbrıslı Türk yönetim anlayışının da “alın akı”dır...
Kıbrıslı Rum turizmciler, “otobüslere” doldurarak turistini, kuzeye geçirebiliyor.
Bu nedenle de zaten “Geliniz hem Girne’yi görünüz, hem Limasol’u” diyorlar...
Çünkü Kıbrıslı Türk makamlar, ‘çağdaş’ bir bakışla, ‘Buyurunuz, geliniz” diyorlar.
Ama... Kıbrıslı Türk acenteler bunu yapamıyor. Çünkü otobüslerimizin güneye geçişine izin verilmiyor...
Birleşmiş Milletler buna nasıl sessiz kalıyor?
Artık bir “Avrupa” toprağı olan adada, Avrupa Birliği buna nasıl seyirci kalıyor?
Şaşıyoruz, kızıyoruz tabii...
Bu bir “insanlık ayıbı” değil mi?
***
Kıbrıs’ı kurtaracak olan “kağıt” üzerindeki bir anlaşmadan çok önce, “zihniyetlerde” sağlanacak “barış” ve “hoşgörü”dür!..
Yoksa..
Kağıt üzerinde “anlaşma” olur sadece “barış” olmaz...
Böylesi bir anlaşma da, eğer karşılıklı “tahammül” ve “dayanışma” yoksa, kolay kolay yaşamaz....