kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
18 Mayıs 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Hristofyas bahane arıyor
 
Temas grubu Lokmacıdaydı
 
Endişelerini belki giderdim
 
6 öğretim üyesi işten durduruldu
 
CTP faşizm yapıyor
 
Ufuk Taneri dönemi başladı
 
Oyunlara dikkat!.....
 
Kısıtlamalar devam ediyor
 
Atatürke saygı yürüyüşü yapacaklar
 
Müzakere sürecinde zorluklar olacak
 


Hristofyas’a Göre (2)
Rauf R. DENKTAŞ
Sayın Talat Sözünüzü Tutunuz
Prof.Dr.Ata ATUN
Yaz diyeti
Mete TÜMERKAN
Başlarını vura vura inatla yola devam edenler...
Hasan HASTÜRER
F-16’ların çağrıştırdığı...
İsmet KOTAK

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mayıs 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaşanan olayların içine gömülüp kalır, değerleri hep güncel verilere göre ölçmeye kalkar ve yaşanan tarihi göz önünde tutmazsak kaybederiz. Kıbrıs görüşmeleri kapalı kapılar ardında sürdürülürken, sızdırdığımız bilgiler bizi hayrete düşürse de günün sonunda bileğimizin bükülemeyeceğini biliyoruz. Çünkü Mehmetcik ve Mücahit, dimdik ayaktadır ve de kimseye ihtiyacı yoktur.Türk Ordusu tüm heybeti ile buradadır ve burada kalacaktır. Çünkü “Kıbrıs Türkiye açısından en stratejik bölgede, yakınlıkta ve buram buram Türk kokan bir adadır. Masaya konan Rum koşulları bana bu yazıyı yazdırttı.

Kıbrıs gelişmeleri, dün gece Türkiye’nin Güneydoğusundan  gelen bir haberle birlikte okununca,  bana tarih sayfalarını yeniden karıştırarak, o günün koşullarını, o günün dünyasını ve  iki büklüm, muhtaç,hareket yeteneği olmayan Osmanlı Ordusunu anımsattı. Haber çok netti: F-16’lar 100 kilometre içe sarkarak Kuzey Irak’taki hedeflerini yerle bir etti.Türk Ordusu, karada,havada ve denizde, istediği anda operasyon yapacak; özel kuvvetlerle istediğince küçülecek ya da ordu olarak heybetle istediği yere yürüyecek yetenektedir.
     &&&
Ama Temmuz 1914’de öyle miydi? Sayın Turgut Özakman’ın “DİRİLİŞ” kitabından alıntılarla tarihte gezinti yapalım.Tarihi bilmeden,alınan dersleri öğrenmeden bugün yargıya varamayız. İşte zamanın Sadrazam’ı Sait Halim Paşa’nın değerlendirmesi:

“Önce İtalyanlara,sonra da Balkanlılara yenildik.İki koca Ordumuz dört küçük Balkan devletinin  askerlerinin önünde dağıldı.Bozguna uğradı.Düne kadar bir ilimiz olan bu devletcikler,kısa bir süre içinde bizi yenecek kadar ilerleyip gelişmişlerdi. Bizse uyumuş daha da gerilemişiz. Bize “Hasta adam” diyorlar.  Bizi bu hale düşürenlere lânet olsun! Tek bir müttefikimiz bile yok...”

Selanik tek kurşun atılmadan Yunanlılara, Kırklareli Bulgarlara teslim edildi. Rumeli ve Ege adaları bütünüyle elden çıktı...500 yılda kazanılan topraklar, birkaç hafta içinde yitirilip gitmişti. Orduların birçok topu, cephanesi, yiyeceği, atı, arabası bu küçük devletlerin eline geçti.Birçok esir verildi. Bulgar Ordusu, Çatalca’ya kadar geldi. Bir  zamanlar, Osmanlı Başkenti olan Edirne Bulgarların eline düştü.

Kanunî  Sultan Süleyman’ın o büyük, o görkemli, o güçlü, o yenilmez İmparatorluğu, gerileye gerileye, küçüle küçüle, sonunda bu yoksul, güçsüz , acıklı duruma düşmüştü...Ordu çağdışıydı.Yeni savaş usûllerini bilen Komutan yok gibiydi. Ordu bütün değildi. Halk gibi paramparça idi. Disiplin zayıf, asker şevksiz, silâhlar eskiydi. Donanma Haliç’te, Ordu kışlada çürütülmüştü...Sanayisiz, yolsuz, yoksul, sağlıksız, eğitimsiz, geri, ilkel bir tarım ülkesi, bir yarı sömürgeeydi.Yeraltı servetleri, yerüstü imkânları, bütün ekonomik kurumlar yabancıların elindeydi...

Istanbul ölü evi gibiydi. Büyük Devletler Edirne’nin Bulgarlarda kalması görüşündeydiler. Görevde, Sadrazam, Kıbrıslı İngilizci Kâmil Paşa ve onun çare üretmekten aciz Hükümeti vardı.

Ve İttihatcılar Sadrazamlığı bastı; İngiliz muhibbi Kâmil Paşa devrildi ve Mahmut Şevket Paşa Sadrazam oldu...Batılılar, ” Salibin olan toprak, hilâle geri verilmez” ilkesi gereği(Şimdi Kıbrıs’ta da durum budur),  Edirne’nin Bulgarlarda kalmasına karar vermişlerdi.  Bu müthiş bir Milliyetci akımın patlamasına neden oldu...

Balkan devletleri birbirinin boğazına sarılınca, bir hamle ile Edirne geri alındı ve Milli bilinç ayağa kaldırıldı.Levantenlerin, büyük devletlerin milli duygudan yoksun Osmanlı aydınlarının, Arapçı, Ümmetci takımının bedeli ağır olmuştu..Bu silkiniş heyecan yarattı. Elde olanın korunması gerektiğini gösterdi. Ama...İşte orada bir ders daha vardır:

“Denizde,donanma dengesini korumak gerekiyordu. İngiltere’ye 7 milyon liraya iki savaş gemisi sipariş verildi. Halktan “Donanma Cemiyetine” yardım toplandı. Halk heyecanla katkı koyuyordu.Sultan Osman ve Reşadiye adı verilen savaş gemileri, Osmanlı donanmasına güç katacaktı. Halk elindekini  verdi. Saçlarını berberlere satan kadınlar, bu davaya katkı koydular.Tıpkı günümüzde yaşadığımız “Kıbrıs Harekâtında“ olduğu gibi...O gözyaşartıcı katkıları unutmadık...

Balkan Devletleri toprak paylaşımında anlaşamayınca, Osmanlı Ordusu ilerledi ve Edirne’yi geri aldı. Bu, ülkede büyük bir heyecan yarattı...Ancak bunun devamını aktarmak isterim. Çünkü Birinci Dünya Savaşına bulaştık ve iki Alman savaş gemisi Boğazları geçerek, Sivastopolu toplarla dövdü. İşte o anda  İngiltere,  “Sultan Osman ve Reşadiye” savaş gemilerine para ödendiği hâlde el koydu...İngilizci “Hürriyet ve İtilâf Partisi” mensupları bu tutum karşısında güç kaybettiklerinden büyük üzüntü duydular... Öte tarafta da Almancılar vardı...”

İşte o günlerden bugünlere geldik. Kıbrıs Harekâtı için tam 11 yıl beklendi. Zamanın Cumhurbaşkanı ve Başbakan görevlerinde bulunan Süleyman Demirel bana, “Adaya atlayacak paraşütümüz; adaya çıkacak çıkarma gemimiz yoktu” demişti. 1964’de büyük asker ve büyük devlet adamı,rahmetli İnönü, birkaç destroyer ve yolcu gemileri ile yola çıkma kararı vermiş karşısında Amerikan  Altıncı Filosunu bulmuştu.  Ve de gizli bir el tarafından, İnönü Hükümeti Mecliste  devrilmişti...Türk Ulusu ders almıştı.Tam 11 yıl hazırlık yapıldı.Türk savaş ve çıkarma gemileri Türk tersanelerinde üretildi; uçaklar sağlandı, komandolar ve paraşütcüler yetiştirildi...

20 Temmuz 1974 sabahı ise Kıbrıs sahillerinde heybetli Türk donanması, göklerde Türk Kartalları, denizde Barbarosların torunları, Günyeli ovalarında Türk Komando ve paraşütcüleri vardı ...

Tarihimiz okunmaya değer;orada dersler vardır.  Bu yazıyı Kıbrıs’ta, içte ve dışta teslimiyetci politikalardan  medet umanlara hitap ediyorum. Teslimiyetci ve ödüncü politikanızı ne kadar gizleseniz de, gerçek gün ışığına çarpacak ve geri tepecektir. Çünkü karşınızda hasta adam Osmanlı, kılıcı kırık ordu yoktur...

Kıbrıs, Anavatan Türkiye için startejik  vazgeçilmezlik arzetmektedir...”MİLLİ VAROLUŞ”  için omuz omuza olma zamanıdır. Tarih bunu söylemektedir...Artık Türk donanması Haliç’te ömür dolduran hurda yığını değildir. Kimse yanılmasın...

   144 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Mayıs 2008, Cumartesi   İki halkı da ateşe atmayalım
  16 Mayıs 2008, Cuma   Hedef 19 Mayıs, gerisi bahane!
  15 Mayıs 2008, Perşembe   Kestirme yol: Geçitkale ihalesinin iptalidir
  14 Mayıs 2008, Çarşamba   “Talat jest yapmalı...”
  12 Mayıs 2008, Pazartesi   Çözüm olmaması için neden yokmuş!
  11 Mayıs 2008, Pazar   Sayın Başbakan,Sayın Bakan;Geçitkale’yi “Sivil Havacılık” işletmelidir
  10 Mayıs 2008, Cumartesi   PAZARLIK: ‘Milli Konsey\\\\\\\' bildirisi
  10 Mayıs 2008, Cumartesi   Biz BM’den arabulucu mu talep ettik?
  08 Mayıs 2008, Perşembe   Basın-yayın özgürlüğünü konuşalım
  07 Mayıs 2008, Çarşamba   Diriliş için savaşıyorlar; ya biz?


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.