Dokuz cephede müzakere tehlikelidir

Yayın Tarihi: 31/10/08 00:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Türkiye ile KKTC'nin müzakere ekibi arasında uyumsuzluk mu vardır? Buna evet dememek için uzun zamandır konuya değinmiyordum. Hatta Televizyonda söyleşi önerilerini de bir bahane bulup geri çeviriyordum.Son hafta bunu aşıp konuyu ele aldım. Çünkü Rum basınındaki herhangi bir provokasyondan kaynaklanmıyordu olay.

Bildiğinizi söylemek haber olmaz. Ancak bu konu atlanacak,daha fazla ertelenecek bir konu değildir.Konu "Garanti antlaşması". Yani Rum-Yunan cephesinin ağız birliği yaparak yeni bir antlaşmada dışta bırakmak istediği; bizim de vazgeçilmez olduğunu söylediğiniz bir konu.Tepeden tırnağa bu adadaki varlığımızla ilgili.1960 Kıbrıs Antlaşmalarının tek olumlu yanı. Çünkü o antlaşma olmamış olsaydı bugün bu adada Türk kalmaz ve ada Yunanistan'a ilhak edilmiş olurdu.

Atina'da yapılan toplantıda öncelikler saptanmış ve Hristofyas'ın kulağı çekilmişti. "Anavatanlar karışmasın" derken O "Türkiye karışmasın" demek istediğini, Yunanistan'a rahatlıkla anlatmıştı."Yoldaşsınız ama ele alınacak konuların bir de sırası vardır" dedi Atina.

Sonuçta KKTC Cumhurbaşkanı Talat'a, oturduğu koltuğu bile inkâr eden ilkeleri kabul ettirdiler. O da "Egemenliğimizi" altın tepsi içinde kendilerine ikram etti.Bunu savunmak da Özdil Nami'ye kaldı.

Rum-Yunan cephesinden ikinci ve üçüncü adım geldi."Garanti antlaşmasına gerek yoktur-Türk askeri adadan çıkıp gitmelidir"dendi ve ünlü Lissaridis formülü Talat ve ekibinin önüne kondu. "Asker gider,işgâl ve sorun biter"...Girit gibi. Sorun Rum-Yunan plânı gereği enosis değil,Türk askerinin adada bulunuşudur". Şimdi tüm cephelerde bu konuşulmkatadır.

İngiltere iki adım attı. Honey,İngiliz Üsleri gündeme gelir gibi olunca "Garanti antlaşmasına gerek olmadığını" ileri sürdü. İngiliz Yüksek Komiseri de Türk askerini hedef aldı. Çünkü AB askeri garantisinin altı boştu.Orada Türkiye yoktu.İtiraz haklı bulunabilirdi. Oysa "NATO garantisi" daha olumlu algılanabilir bir öneri olarak görüldü. Çünkü orada güçlü Türk askeri vardır. NATO gücü, yani Girit'teki "Avrupa Gücü"...Sonuçta karar Ankara'da değil NATO merkezinde alınacaktır.Tıpkı Girit'te olduğu gibi...Yunanlı buna razıdır.

İşte bu gel-gitlere tanık olurken CTP ve Talat cephesinden hayret uyandıran bir açıklama yapıldı. Onlara göre "Garanti antlaşması masadadır ve pekala ele alınabilir." Talat konuşmadı, konuşturdu.CTP her zaman bunu taktik olarak yapar.

Bu ne zaman söylendi? Türk Dışişleri Bakanı "Garantiler o masada ele alınamaz" dediğinin ertesinde...Yani Ankara ile Lefkoşa bu konuda karşı karşıya kaldı. Çünkü Ankara Garanti Antlaşmasının aynen devamını "Kıbrıslılık" ya da "Yoldaşlık" gündeminin konusu olarak görmüyor. İngiliz Üslerine dokanılmıyorsa,antlaşmanın öteki tarafındaki Garantilere de dokanılmayacaktır.

Oysa Lefkoşa konuyu ele alabileceğini adeta Dışişleri Bakanına yanıt olarak ortaya koydu. Yani Ankara-Lefkoşa arasında anlaşma olmadığı açığa çıktı.
&&&
Türkiye Cumhuriyeti'nin KKTC Büyükelçisi Sayın Kurttekin aynı günleri takiben, "Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sürdürüleceği yeni bir ortalıktan" söz etti.

Cumhuriyet Bayramında konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Talat ise her satırında Türkiye'ye övgü yazılan bir konuşma yaptı. Herkes de hayret etti. Acaba bu Garantiler konusunda işlenen hatanın özrü müydü? Yoksa Hristofyas'la Kıbrıslılık antlaşmasının bizim bilmediğimiz ve Ankara'nın bildiği başka yanları mı vardır?

Son olarak Cumhurbaşkanının müzakerecisi Özdil Nami'yi dinledik. Gerçekten üzülmediğimi söyleyemem. Bu konuya yeniden döneceğim ama Kıbrıs Türkiye için ve de Kıbrıs Türkü için Özdil Nami'nin yağtığı değerlendirme içinden taşmaktadır. Kıbrıs davamız onun gördüğü kadar basitlik içinde değildir.Onca Şehit bu kadar zayıf bir savunma ile toprağın bin kat altına itilemez...


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.