Ambargo altında kalkınma(2)
Ambargo altında kalkınma(2)
Ambargoyu konuşmaya devam edeceğiz. Dün giriş yazımda 1970-1974 dönemini ele alacağımı belirttim. Daha sonra 1980'li yıllara kadar uzanan hamleleri özetleyeceğim. Çünkü Kıbrıs Türk Halkı, her zaman "Rum ambargosu" altında yaşadı.Her zaman Kilisenin Rumlara koyduğu kurallar egemen olduğundan Türke uzanacak eli nerede ise kestiler. Ne ürettikse almadılar, kullanmadılar, yemediler, içmediler, giymediler. Siz Kıbrıs'ın zencileri, onlarsa birinci sınıf yurttaşlardı.İngiliz sömürge döneminde de bu hep böyle oldu.Kıbrıs Cumhuriyeti, bir Türk-Rum ortaklığı olduğu hâlde bu tutumları asla değişmedi. Kilise fon kurdu;Türkün ucuza mal ettiğinin farkını Rum üreticiye verdi ve Türkten alımı önledi.Türkün taşınmazını yok pahasına almak için olmadık yolu denedi.Rum ve Ermeni tefecilerle oyun çekti...Ta ki Türk Kooperatifçiliği imdada yetişip 1960'dan başlayarak hamle yapana kadar...
1963'de "Akridas Plânı" gereği başlatılan Rum saldırıları, Türk Halkını, iki kilometre karelik toprak parçalarına kilitleyince, bu ayrımcılık ve etnik temizlik daha kolay uygulandı. "Ambargo", sadece Türk Halkının kalkınmasına, kendi kendine yaşamasına çekilen bir set değildi; ambargo sokakları, caddeleri, dağı,taşı silâhla işgâl eden çeteciler, Polisler ve sonuçta bunların asker kılığına sokulmuş Rum ve Yunanlıların,Kıbrıs Türküne biçtiği idam fermanı idi.
Kıbrıs Rumu,Yuınanlı ile kolkola girerek "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni", bir Rum Cumhuriyetine çevirirken, Türk Halkı da "1963'den başlayarak" Rum ve Yunanlılar tarafaından uygulamaya konan "Etnik temizliğe" karşın yeni yaşam biçimi saptamış ve uygulamıştır. Temeli TMT olan bu yapı, "Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi" ile doldurulmuş ve süren mücadele içinde "Kıbrıs Türk Yönetimine" dönüşüm olmuştur. 15 Temmuz 1974 Yunan darbesi ve "Enosis" ilânına kadar ortaya konan tavır buydu.
Kardeş Bosna'da, bizim gibi kurtuluş savaşı veren halkın Önderi Aliya İzzet Begoviç, Sırp kıyımına karşı halkına şunu öğütlemişti: "Benim halkım normal hayatına devam ederek mukavemetini sürdürecektir.Okullar sürecek,herkes dini görevini yerine getirecek,kamu görevlisi ve halk olağan yaşamdaki gibi giyinip,tertemiz pak olarak önce kendisi ile barışık olacaktır. Kadınlarımız, aileye,etrafına huzur verecek şekilde bakımlı olacaklardır. Biz onların mukavemetini, birbirimizle daha fazla dayanışarak kıracağız..."
21 Aralık 1963'den sonra Kıbrıs Türk Halkı, bunu, Bosna Önderi Aliya İzzet Begoviç'ten çok önce uyguladı ve başardı. Rum barikatlarını delip geçti. Üretim yaparak halkının ihtiyacını karşıladı.O ölüm kalım savaşında bile gerek özel kesim ve gerekse Kooperatif kesimi, mücadeleye hız katarak, fabrikalar inşa etti. İthalat engellendi; yeni yol buldu.Ama ambargoya teslim olmadı.
Kooperatifçilik alanında hamle yapıldı.Kent ve köylerde "Kooperatif Levazım Şûbeleri" oluşturuldu.Un, her türlü gıda ve kullanım maddesi ile üretim için gereken sün'i gübre,tarımsal ilâç,halkın emrine verildi.Bu sıkıntılı döneme rağmen tarımsal araç ve gereçlerin acenteliği alınarak ithalat yapıldı. Özel Traktör markası pazarlandı. Bölgelere un takviyesi yapıldı.Yokluk günleri için Kooperatiflerde un,şeker,yağ depo edildi.Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası "Kooperatif Şirketlerinin bankacılığını" yaptı. Türk Sigortacılığını Kıbrıs'a soktu.
Yan kuruluşlar hayata geçirildi. Süt Fabrikası çağdaş yapıya kavuştu.Önce pastörize daha sonra uzun ömürlü süt üretimine geçildi. Kapı kapı dolaşılarak eve ve işyerlerine teslim yapıldı. Okullarda öğrencilere bedava süt içirildi. Üreticiye hızmet etmek üzere Binboğa Yem Fabrikasını inşa ettik . İki Kooperatif kuruluşunu birleştirerek yılda 300 bin çift ayakkabı üretecek fabrika inşa ettik. Her türlü engele ve tehlikeye karşın Leymosun ve Baf bölgesi harup ve badem üreticisine hızmet vermek üzere "Harup Fabrikası" inşa edildi. Halen Rumun işgâlindedir.
Üretici Kooperatif Bakanlığını yanında hissedince,o kaynaklardan yararlanarak üretti ve kent ve köylerde halkın gıda ihtiyacını karşılayacak üretim yaptı. Kooperatifin ithâl ettiği et ve süt danalarını kredili olarak alarak hayvancılığı ileri taşıdı. Koyunda dev boyutta artış sağladı.
1982 yılında 6 yıllık aradan sonra yeniden Kooperatif Bakanlığı görevini yüklendim ve önce gemilerle, Rumun engeli ile karşılaşınca, dev kargo uçakları ile Arap ülkelerine koyun ve keçi ihraç ettik. Üretici tarihinin en yüksek gelirini elde etti.
Üzüm üreticisi sıkıntıya düşmedi. Koopoeratif olarak binlerce ton "Sultani üzümü" uçaklarla İsveç ve İngiltere'ye ihraç ettik. Hatta kuzeyin iklimi erken olgunlaşma sağladığından Güneydeki Rum üreticisinden önce Avrupa pazarına girebildik. Fazla ürünü Kıbrıs Türk çarşısında değelendirdik.
Fabrikalar yapılırken Rumun ambargosu vardı. İhracat yaparken de ambargo vardı.İç pazara ürün verirken de ambargo vardı.Her Rum barikatında Türkün malı yerlere boşaltılır ve yeniden kamyona yükleme istenirdi? Niçin? Ezilmesi ve kulanılamaz hale sokulması için...Buna "Gâvur eziyeti" diyordu Kıbrıs Türkü. Barış Gücü de orada koyun gibi seyrederdi benim halkıma yapılan eziyeti...
BM,AB,İngiltere,ABD ve gerisi bizi dışlamayı, ambargo altında tutmayı ve Rum ve Yunanlının koşullarını kabul etmemizi istediğine göre, tepkimiz buna uygun olmalıdır. "Ambargoyu kaldıracaklar" diye koşul koymak ve sonra bu koşulu unutmak ve unutturmak kazandırmaz kaybettirir. Bana göre ambargo olsa da üretmek, pazarlamak,mücadele etmek ve ayakta kalmak mümkündür. Çünkü bu Rum ve Yunanlının dış dünya destekli ambargosunun kaldırılacağı yok...BM bile bunu yok sayarak kimilerinin hayallerine su döktü. Yani koskoaca BM Örgütü ve AB örgütü, Kıbrıs Türk Halkını "El Kaideden " de beter görmektedir...Onlara göre makbûl olanlar, aramızdan seçtikleri ve sırtını sıvazladıkları, Ruma alkış tutan ve onlara tavla teslim olanlardır.
Ambargoya karşı Kıbrıs Türkünün gösterdiği mukavemeti ve sağladığı başarıyı anlatmayı sürdüreceğim.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.