Ambargo altında kalkınma(3)
Ambargo altında kalkınma(3)
21 Aralık 1963'de adayı Yunanistan'a bağlamak için "Akridas Plânı" (Bak Kleridis'in ANILARIM kitabı Sayfa 207) gereğince silâhlı darbe yapan Rum ve Yunanlı,daha sonra bunu kendi önderliğinde Hristiyan dünyasının egemen olduğu her plâtformda, Kıbrıs Türküne ambargo uygulama kararı aldırttı. Bunu bugün de "silâh" olarak kabul ettiği için sürdürmektedir.Bir farkla,Rum Lideriğine Hristofyas geldikten sonra bu "İnkâr politikasına" dönüştürüldü.
CTP ve KKTC Cumhurbaşkanı M. A. Talat ise, iktidara gelirken "İzolâsyonların kaldırılacağı ve Dünya ile bütünleşileceği" sloganı ile geldi ama daha sonra AKEL'le işbirliği ağır basmış olmalı ki "İzolâsyonların kaldırılması" kararını masaya getirmedi; görüşmelere de bunu sağlamadan başladı ve sürdürmektedir. Dünya ile bütünleşme ise nerede ise unutuldu. Çünkü "Yoldaş Hristofyas" karada-denizde ve şimdi havada yeni ambargolar icat etmektedir. CTP,başarısızlığın faturasını "Geçmiş iktifdarlara "çıkararak halkın önünde aklanmaya çaba harcamaktadır.
Üç günden beri "Rum-Yunan ambargosunun, geriye kalan ülke ve örgütlere yayıldığını" işaret ederek, Kıbrıs Türkünün o ateş çemberine rağmen yine de başarıyla geçtiğini uygulamalardan örnekler vererek kanıtlamaya çaba harcadım. Bugün dünden de öte ambargo uygulanmaktadır. Bir farkla; KKTC'de iktidar olanlar bundan rahatsızlık duymamaktadırlar. Rum ve Yunalının isteklerini kabul etmek için bahaneler yaratmakta,halktan gizli olarak Rumun koyduğu kuralları kabulde mahzur görmemektedir. Bu KKTC yasalarını ve limanlarını atlayarak, ticaretin Rum limanlarına kaydırılmasından, sporda Rumun örgütlerine teslime kadar uzanmaktadır. İktidarda olanlar, direnme, başka yollar arama ve bulma ; ambargoyu delme gibi bir niyet göstermemektedirler.
&&&
"1963-1974 yılları arasında Rumun iç ve dış ambargolaırna karşı direndik.15 Temmuz 1974'de Rum-Yunan Enosis darbesi üzerine, Anavatan ın emrinde Mehmetcik ve Mücahit sayesinde,kendi topraklarımıza ve sınırlarımıza kavuştuk. Anavatan Türkiye üzerinden karada-denizde ve havada ambargoları deldik. Rumun oyununu bozduk. Rum ve Yunanlı, başta Avrupa ülkeleri ve BM olmak üzere bu kez yeni yollarla, yeni yaptırımlar getirdi. Dünya'ya "Türkiye 1974'de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin topraklarını işgâl etti; ambargo uygulayınız" dedi. Oysa adada artık "Kıbrıs Cumhuriyeti" yoktu. Bunun yerine "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti ve elbette Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" vardı. Rum ve Yunanlı yeni silâh icat etti. Onlara göre işgâl biterse Kıbrıs sorunu da sonlanırdı. Bunu Uluslarası Örgütlere ve tüm devletlere kabul ettirip,ambargolara şekil değiştirdiler. BM ve AB gibi örgütlerde Türkiye'nin çıkarlarını zedelemeye başladılar.Hatta BM Genel Kurulunda "Kuzeyde de egemenlik hakları olduğunu" karara bağlayınca, KKTC ilânı ile karşılaşmalarına rağmen ambargolara yeni yön ve şekil verdiler.İşte şimdiki durum budur.
CTP ve AKEL "Birleşik Kıbrıs" yaratmak uğruna ambargoları gündeme taşımadan,Kıbrıs Türk Halkını eğitimden, ticarete; ihracattan ithalâta ve hatta kültür ve spora kadar "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ni" kabullenmeye itmektedirler.
Oysa 1974 sonrasında Rum ve Yunanlının kuşatması Kıbrıs Türkü tarafından maharetle bertaraf edilmişti.Bunun öyküsü mücadele tarihimizin alkışlanacak parçasıdır. Önce ambargolara rağmen ayakta kalmak,tırnaklarımızı toprağa geçirmek iddiasında idik; Ruma rağmen başarı, refahın artmasını, gelirin ciddi şekilde yayılmasıunı getirdi.
Yarın Rum ve Yunan Sekreterleri sayesinde gözüne sürme çekildiği için BM Genel Sekreteri Ban ki Moon'un göremediği, Rum ve Yunanlının insafsız "Ambargosunu" atlatmak için Türk özel sektörün yaptıklarını anlatacağım.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.