Yine ambargo üstüne

Yayın Tarihi: 23/12/08 00:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Yine ambargo üstüne

Görüşmeler sürerken, Kıbrıs Türk Halkının hâlâ daha ambargo altında tutulmakta olduğu ve bu sayede sonuca gitmek isteminin varlığı, beni ürkütmektedir. İngiliz Elçisinin Ankara'da ambargolar için sorulan soruya karşılık, "Ambargonun çözümü anlaşmadan geçer" deyişi, Kıbrıs Türkünü harekete geçirmelidir. Çünkü bunun anlamı basittir: "Beynimize doğrultulan tabanca tehdidi altında bir anlaşmaya zorlanmayız"... Hele Türkiye'nin değil ama İngiltere'nin görüşmelere olumlu katkı koyduğunu söyleyerek avantaj elde edilmeye çalışlıması gülünçtür. İnsanlık dılşı ambargoları destekleyen Garantör İngiltere, niçin ve neyin Garantörü olduğunu unutup, Kıbrıs Türkünün haklarının üzerine basıldığını görmezden gelerek mi sonuca ulaşacaktır?

Beş günlük yazı dizisinde ambargo altında teslim olmadığımızı, aksine halkımıza bunu yansıtmamaya çaba harcadığımızı ve kalkınmaya katkı koyduğumuzu, Rum-Yunanlı ve onlarla birlikte boğazımızı sıkanlara gereken yanıtı vererek tam 45 yıl ayakta kalma başarısı gösterdiğimizin öyküsünü anlattım.

Şimdi de içinde bulunudğumnuz durumla ilgili olarak "Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV)" tarafından yapılan değerlendirmeyi aktarmak istiyorum. TESEV,ambargo konusundaki raporunu, "Kıbrıs'ta izolasyonun yasal temeli yoktur" başlığı altında yayınladı.Bunun bilinmesi gerek:

"Uluslararası hukuk temeliyle devletlerin tanınması, gerek siyasi gerekse hukuksal terimlerle uluslararası izolasyondan ayrı tutulmaktadır. İzolasyon, bir varlığın davranışını değiştirmesi amacıyla alınan önlemlerdir".

Rapora göre, "KKTC"nin BM Güvenlik Konseyinin 541 sayılı kararı temelinde tanınmaması, Kıbrıslı Türklerin "izole edilmesi" anlamına gelmiyor. Güvenlik Konseyinin bildirilerinde Kıbrıslı Türklerle ticareti sonlandırmaya ilişkin açıklama yapılmadığı sürece, kimsenin işgal bölgesinin "izolasyonunun" uluslararası hukuk tarafından benimsenmiş olduğunu iddia edemeyeceği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak raporda, Kıbrıslı Türkleri izole etmenin hukuksal temelinin olmadığı belirtilmektedir.

Raporda tarihsel bir analiz var. 1963'te başlayan birinci dönemde, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun uluslararası bir kimliği yoktu, sadece Rum tarafınca yapılmaktaydı. İkinci dönem, 1974'te işgalle başladı.

Kıbrıslı Türklere karşı ambargo uygulamaya başlayan Yunanistan dışında, uluslararası camianın Kıbrıslı Türklere karşı yaptırımlar uygulamayı istemediği vurgulanmaktadır.

Üçüncü dönem, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 1994'te aldığı kararla başlıyor. Bu kararla, Kıbrıslı Türkler ile Yunanistan arasındaki ticaret yasaklandı ve böylece işgal bölgelerine karşı resmi olarak uluslararası bir ambargo oluşturuldu. AB'nin üye devletleri ise, raporda da belirtildiği üzere, başka bir politika benimsemedikleri için bunu kabul ettiler.

TESEV, 2004'ten sonraki gelişmelerin, şimdi, AB'nin üye ülkelerinin izolasyonu bilfiil değiştirmekte istekli olduğunu ortaya çıkardığını vurgulamaktadır.

TESEV'e göre, Kıbrıslı Türklerin Avrupa vatandaşı oldukları bilindiğine göre, Avrupa kurumlarında temsiliyet hakları vardır. AB'nin 10. Protokolünü ihlâl etmeden temsiliyet formüllerinin bulunmasının gerekli olduğu belirtilmektedir.

Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosunda ve Avrupa Konseyinde gözlemci olmalarının önerildiği raporda, hava yolları uçuşları konusuna ilişkin, Güvenlik Konseyinin bildirilerini tehlikeye atmadan Tayvan rejiminin aynısının uygulanabileceği vurgulanıyor. Raporda ayrıca, uluslararası camianın, uluslararası hukuku ihlâl etmeden doğrudan ticarete yönelik adımlar atabileceği de belirtiliyor.

ORAMS davası bir yandan,ambargoların sürdürülmesi ve AB şantajı öte yandan sürdürülürken Rumla hâlâ masada kalmak ve ödün üstüne ödün vermek hatadır.Hristofyas'ın açıkladıkları ise, başta Sayın Talat olmak üzere bugün iktidarda olanların orada, bir saniye bile durmamalarını gerektirecek içerik taşımaktadır.Olay sadece "Annan Plânını" benimseme veya benimsememe değildir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.