"Annan plânı" günlerine hazırlanınız
"Annan plânı" günlerine hazırlanınız
"Annan Plânının referanduma" sunulduğu günlere geri geliyoruz. 2008 yılında ileri-geri sözler söylendi, anlaşma arefesinde olunduğu sanıldığı anda anlaşmaya uzak olunduğu açıklandı. KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, asla verilemeyecek ödünleri verdi; tam Hristofyas gol attı ve de memnun, diyeceğimiz anda, Atina ve Lefkoşa'dan yaylım ateşine tutulduk: "Garanti antlaşmalarına gerek yoktur; Türk askeri çıkıp gitsin" diyordu Bakoyanni-Karamanlis ve Hristofyas.
Bunu konfederasyon-federasyon tartışmaıs izledi. Ve de KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat bir büyük ödün daha vererek Hristofyas ve tayfasını "federasyona olan aşkını" inandırmak istediğini açıkladı. Talat "Ayrılma hakkının yasaklanmasını" önerdiğini övünerek açıkladı. Yani Türk Halkının asla vazgeçilmez haklarından birini daha Hristofyas'ın ayaklarına sererek rahatladığını ve de bununla, ne kadar "Birleşik Kıbrıs" aşığı olduğunu kanıtlamak istediğini vurguladı...
Ciddi bir çalışma ile Talat-Hristofyas arasında ortaya çıkan anlaşma ve anlaşmazlıkları ve yedek torbaya atılanları topladım. Ortaya çıkan tablo Rumun Annan Plânında yapmak istediği değişikliklerin %90'ını kapsamaktadır.Yani peşinen verdik-alamadık. Rumun eli sıkı. Ödünleri alt alta koyunca, Anayasa değişiklikleri,Yasama,Yürütme ve Yargı organları konusunda gelinen noktalar aydınlanmaktadır. Buna Rumların istedikleri yeni ödünleri de eklediğinizde tablo "Rum çoğunluğunun yönetimindeki Türk azınlığın budanmış haklarını" gösterir. Bu, CTP ve AKEL'in ortak yönetimleri uğruna Kıbrıs Türk Halkına atılan kazık demektir. Amaç buysa anlaşmaya ulaşmak üzeredirler denebilir. Ancak tek eksik, halkın onayıdır.Onlar da bunun farkında... İşte tam bu sırada varıldığı söylenecek anlaşma taslağının referanduma sunulması gerekmektedir. Referandumda olumlu sonuç almak için dış desteğe gereksinimleri vardır.Tıpkı Annan Plânında Karen Fogg'un davrandığı gibi...
11 Şubat 2001'de Karen Fogg şunları söylemişti: "Sürekli olarak Kıbrıs'ı tartıştığım Liberal gazeteci arkadaşlarımdan gördüğüm kadarıyla, bundan sonra izlenecek yolu onlara göstermemiz gerek. Sorun bunu Türkiye'deki elit zümrenin gündemine nasıl getireceğimiz konusudur. Kıbrıs Türklerinin sesini duyurmaya çalışmak çok daha önemlidir ve Kıbrıs Türkleri geleceğini Türkiye'den ayrı olarak belirlemelidir. Bu konudaki önemli unsur işin mali boyudur.Türk-Yunan Formu bu konuda gerekeni sağlayacaktır..."
İş referanduma kalırsa harekete geçecek olan dış güçler eski günleri, aratmayacaklardır.
Seçimi öne almak çok isabetli olur. CTP töhmet altında kalmaz. Cumhurbaşkanlığı da aynı tarihte yenilenmezse ve de CTP sınavdan başarıyla çıkamazsa, iktidar başkasının Cumhurbaşkanlığı CTP'nin olacaktır. Altı kaval üstü şişhane...
Elbette CTP seçimi kaybederse Cumhurbaşkanlığının da yenilenmesi hızla gündeme gelip oturacak,o güne kadar da Kıbrıs konusu karşı tarafla ele alınamayacaktır.Kıbrıs Türk Halkı artık huzur ve güven istemektedir.Yarının ne olacağından emin olmakta kararlıdır. KKTC'ye ve milli davaya inanan Partiler güçbirliği yaparak Kıbrıs'ın kaybedilmesini önleyebilirler.Seçim kararı bu olanağı yarattı.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.