Babacan anlaşmanın içeriği ile ilgili değil mi?
Babacan anlaşmanın içeriği ile ilgili değil mi?
KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat,hâlâ "Annan Plânını" sayıklarken, Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan, TRT'de öteki konuların yanında Kıbrıs görüşmelerine ve Türk politikasına açıklık getirdi. Biz de Türkiye tarihinin en sessiz Dışişleri Bakanının izlemekte olduğu Kıbrıs politikası hakkında detaylı bilgi edindik. Söylenenler beni tatmin etti ama olası bir anlaşmanın içeriği konusunda söylenenler içime kurt düşürdü. Konu Kıbrıs mı, AB mi noktasında düğümlendi ama nasıl olursa olsun bir anlaşma uğruna bu yolun sonuna ulaşılabileceği de beni rahatsız etti.
Bazan Televizyon ekranında seyahata çıkarken isabetli nokta atışları olur. Bu da bunlardan biri oldu.Gecenin geç saatinde oturup Türkiye'nin en sessiz Dışişleri Bakanı olarak ünlenen Babacan'ı izledim. İktidara uygun düşen basın mensupları ile karşılaşmakta idi. Tek fazla değerli diplomat emekli Büyükelçi Özden Sanberk idi. Diğerlerinin teslimiyeti savunduklarına karşı Sanberk, o Elçilik günlerinin bilgi ve deneyimi ile sorularını sordu.
Babacan,Türkiye ile ilgili dışpoltika özetini sunarken söz Kıbrıs'a geldi. Nedeni bilinmez zamanında Cumhurbaşkanı Denktaş'a karşı da en acımasız saldırıları yapan gazeteci-yazar Cengiz Çandar, kendine göre, bu kez de Babacan'a Kıbrıs ödünü üstünden AB başarısı sunuyordu. Ne var ki Babacan bunu alıp kabul etmedi; izlediği politikada ısrarcı olduğunu vurguladı.Önce sizi bilgilendirmek için notlarımda var olan ve haber niteliği olanları buraya özetle aktarayım.
Ekranda ele alınan konular içinde en çarpıcı olanı kuşkusuz Kıbrıs ve AB karşılaştırması idi. AB yetkililerinin ısrarla işgâlci "Güney Kıbrıs Rum Yönetimine "ödün verilmesini, limanların açılmasını istemeleri karşısında, "Bizi bu noktaya itmeyiniz; ya AB, ya Kbrıs demeye getirirseniz "Biz Kıbrıs'tan vazgeçeyeceğimizi" ortaya koyarız. Bizi bu ikilem karşısında bırakmayınız" dediğini özetledi.
AB'nin,24 Nisan Annan Plânının referanduma sunulmasından iki gün sonra çıkan sonuç üzerine, KKTC'nin üzerindeki izolâsyonların kaldırılması gerektiği kararı aldığını ve bunu tüm üye ülkelere bildirdiğini ancak bugüne kadar bu konuda hiçbir şey yapılmadığı hâlde AB yetkililerinin dönüp o kararı hatırlamadıklarını işaret etti. Dolayısıyla AB'nin Kıbrıs'ta verdiği sözleri yerine getirmediğini ifade eden Babacan, "2004 yılında AB Konseyi Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonları kaldırma sözü verdi ancak maalesef bu söz yerine getirilmedi. Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonlar sürüyor" dedi.
Kıbrıs'ta sürdürülen müzakereleri destekledikleri ve müzakerelerin belli bir takvime bağlanması gerektiğini belirten Babacan, ''Ankara'da AB büyükelçileri ile son bulaşmamda bunu açık bir şekilde dile getirdim. Müzakereler için belli bir takvim ve hakemlik müessesi olmalı. Sonuçta tarafların anlaşamayacağı konular mutlaka olacak. Üzerinde uzlaşılamayan konular eskiden olduğu gibi BM tarafından doldurulmalı'' dedi.
Kıbrıs'ta Türkiye'nin ve Türk tarafının çözüm isteyen taraf olduğunu ifade eden Ali Babacan, ''Türkiye'de hükümet ve Cumhurbaşkanı ve Talat çözüm istediğini 2004 yılında gösterdiler. Bu insanlar şu anda görevlerinin başındalar. Rum tarafında ise yeni bir yönetim var. Çözüm isteyip istemediklerini bilmiyoruz. Ancak çözüm istediklerini kanıtlaması gereken onlar, Türkiye ve Türk tarafı değil" açıklamasında bulundu.
Müzakerelerin 2009 yılı sonuna kadar sürdürülüp Türkiye'yi AB ile ilişkiler alanında Kıbrıs'ta tavize kimsenin zorlamayı beklememesi gerektiğine dikkati çeken Babacan, ''Türkiye olarak biz çözüm istiyoruz. Bunu ispatladık, AB'ye de söyledik, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonlar kaldırılsın bizde Rumlara limanları açarız dedik. Bizlerden Kıbrıs'ta tek taraflı tavizi hiç kimse beklemesin.Boşuna beklerler'' görüşünü ortaya koydu.
Kıbrıs bölümünü geniş olarak aktardım.Sonuçta yaşadığımız coğrafya söz konusu. Ancak Babacan,Türkiye açısından önemli noktalara da değindi.Bunlar da bizi yakından ilgilendirmektedir.
1.Türkiye AB ile uyumun gereklerini kendi çıkarı açısından da gerekli bulduğundan "ulusal Program" yaparak uygulamaya koydu.Çünkü AB müzakerelerin hangi tarihte sonuçlanacağını belirtmedi. Üyelik tarihi de belli olmayınca, ortada kaçırılan bir zaman ve takvim olamayacağını vurguladı.
2.Kıbrıs'ın engel olmadığının altını çizdi.
3. Babacan, Türkiye'nin aynı zamanda bir Kafkas, Balkan, Akdeniz, Karadeniz ülkesi ve Ortadoğu'yla tarihi ve kültürel ilişkilerinin iç içe geçtiği bir ülke olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.Türkiye'nin AB konusunda attığı somut adımların, çok daha geniş bir coğrafyada farklı bir ülke olarak algılanmasına neden olduğunu söyledi.Hatta Haiti'de bile Türk Polis Gücünün bulunduğunu bu girişimlere örnek verdi.
Anladığımız kadarıyla Türkiye, hem AB görüşmelerini sürdürecek,çıkarlarını koruyacak, AB üyeliği nedeniyle ödün vermeyecek ve de dünyanın saygın devletlerinden biri olarak dünya sorunları ile yakından ilgilenip o ülkelerle ilişki kuracaktır.Avrupa coğrafyasına kapanıp kalmayacaktır.
KKTC olarak bizi ilgilendiren en önemli nokta Sayın Babacan'ın "Görüşmeler sonucunda ortaya çıkacak anlaşmanın içeriği üzerinde açıklama yapmamış olmasıdır. Hatta yapılan görüşmelerde tıkanma olursa boşlukların BM yetkililerince doldurulacağını söylemiş olması işin tehlikeli yanını oluşturmaktadır. Kıbrıs Türk Halkı bunu Annan Plânında yaşamış ve kaybetmiştir.Şimdi yeniden BM'nin hakemliğini kabul etmesi hatadır.Ne acı ki bunu Talat söyledi inanmadık, şimdi Babacan yetkili Bakan olarak söylüyor.Hele anlaşma içeriği konusundaki tutum bizi sarsacak niteliktedir.İleride bunun üzerinde daha geniş olarak duracağım.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.